<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Haber Ajansı | Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com</link>
    <description>Eskişehir Haber Ajansı (EHA) Eskişehir gündemi: belediye, ulaşım, asayiş, eğitim, ekonomi ve etkinlik en güncel Eskişehir haberleri bu sayfada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/rss/rota-gezi-rehberi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>EHA - Copyright © 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 12:45:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/rss/rota-gezi-rehberi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Pessinus Antik Kenti: Kybele’nin Kutsal Şehri ve Roma’ya Uzanan Tarihsel Yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/pessinus-antik-kenti-kybelenin-kutsal-sehri-ve-romaya-uzanan-tarihsel-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/pessinus-antik-kenti-kybelenin-kutsal-sehri-ve-romaya-uzanan-tarihsel-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antik dönemde Roma İmparatorluğu’nun kaderini değiştiren ve yüzyıllar boyunca anadolunun önemli inanç merkezlerinden biri olan Pessinus antik kenti, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir mirasın izlerini taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu'nun uçsuz bucaksız bozkır manzarasında Pessinus antik kentinin bulunduğu Ballıhisar köyüne yolculuk ediyoruz. Sivrihisar'ın hemen yanı başında bulunan köy, ufuklara uzanan araziler, seyrek ağaçlar ve zar zor seçilen dağ sıraları ile nefes kesici bir manzara oluşturuyor. Çevrede neredeyse modern dünyaya ait hiçbir şeyin olmayışı, binlerce yıl öncesinde nelerin görüldüğünü ve hissedildiğini anlamayı kolaylaştırıyor. Yağmur taşıyan siyah bulutlar ve gri bir gökyüzünün arasında, güneş huzmelerinin yeryüzüne yansıması adeta ilahi bir tablo gibi. Tüm bunları düşünürken araç ufak bir tümsekten geçerek bizi gerçekliğin kollarına bırakıyor. Bu an, bu coğrafyada binlerce yıl önce yaşanan bir olayı aklıma getiriyor. Yeryüzünün bu büyüleyici boşluğunda gökyüzünden süzülerek tam da bu bölgeye düşen bir taş, binlerce yıl boyunca unutulmayacak bir efsaneyi de beraberinde getirmişti. Tanrıça Kybele'nin kutsal taşı, binlerce yıl önce gökyüzünden görkemli bir şekilde düşmüş ve Frig uygarlığının benimkinden çok daha yoğun hisler yaşamasına neden olmuştu.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.1.2" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-112.png" width="3840" /></p>

<h2>Pessinus Antik Kenti Nerede?</h2>

<p>Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Ballıhisar Mahallesi sınırlarının içinde yer alan <strong>Pessinus Antik Kenti</strong>, Frigya bölgesinin en önemli dini merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kent, Frigya Vadisi kültür havzası içinde konumlanıyor ve tarihsel olarak Anadolu'nun iç kesimlerindeki inanç sistemlerinin şekillendiği başlıca merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor. Öyle ki birazdan da değinceğim üzere kent, yalnızca frigler döneminde değil, tarihin ileri dönemlerinde de görkemli roma imparatorluğunun kaderini etkileyen ve şekillendiren bir geçmişi barındırıyor. Eskişehir'e 100, Sivrihisar'a 13 kilometre uzaklıkta bulunan antik kent, ne yazık ki günümüzde yeterli ilgiyi görmüyor. Antik kaynaklarda adı geçen Pessinus, özellikle Ana Tanrıça Kybele kültünün merkezi olmasıyla öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.6.1" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-161.png" width="3840" /></p>

<h2>Frigya Dönemi ve Kybele Kültü</h2>

<p>Pessinus'un kuruluşu Frigler dönemine, M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzanıyor. Tarihsel anlatılar ve inanışlara göre gökyüzünden düşen bir taşın bulunduğu bölgede kurulan antik kent, taşın tanrıça Kybele'ye atfedilmesiyle birlikte her geçen gün daha da önem kazanıyordu. O dönemde bir gece gökyüzünü hiddetle yaran gök cismi muhtemelen yalnızca bir meteoroit olsa da, dönemin insanları için bu görkemli olay ve tanrıların gökyüzü ile olan bağlantıları bu durumu kutsal bir anlatı ve yaşanmışlık haline getirdi. Bu olayı takiben kent, Frigya Krallığı döneminde dini bir merkez olarak yapılandırıldı. Burada tapınılan Ana Tanrıça Kybele, bereketi ve doğayı temsil eden en güçlü figürlerden biri olarak kabul ediliyordu.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.5.1" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-151.png" width="3840" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antik yazarlardan <strong>Strabon</strong>, Pessinus'tan söz ederken kentin kutsal bir alan olduğunu ve burada rahipler tarafından yönetilen bir dini sistem bulunduğunu aktarır. Kentteki dini yapılaşmanın, siyasi organizasyonla da bağlantılı olduğu düşünülür. Nitekim kentin gelecekteki rolü de düşünüldüğünde, Pessinus'un tarihte din ve siyasetin eşit önem taşıdığı bir antik kent olduğu söylenebilir. Coğrafyanın en önemli tanrısal figürlerinden biri olan Kybele de elbette ki bunda büyük bir rol oynar. Kybele, tarih boyunca pek çok farklı isimde farklı uygarlıklar tarafından ana tanrıça kültü altında birleştirici ve yönlendirici olmuştur. Ana tanrıça arketipinin güçlü bir temsilcisi olan Kybele;</p>

<ul>
 <li>Mezopotamya'da Kubaba</li>
 <li>Yunan Mitolojisinde Rhea</li>
 <li>Roma'da Ops ve Magna Mater</li>
</ul>

<p>gibi pek çok farklı isimle insan inancını şekillendirmiştir. Uygarlıklar ve isimlerde Kybele farklı anlatılarla öne çıksa da, tüm figürler ortak bir anlatıdan ve figürden beslenir. Bu da Kybele kültünün oluşumuna ve tarihsel süreçte gelişimine zemin hazırlar.</p>

<h2>Roma'ya Taşınan Kutsal Taş</h2>

<p>Pessinus'un tarihindeki en kritik olaylardan biri, M.Ö. 204 yılında yaşandı. Roma, Kartaca ile yürüttüğü II. Pön Savaşı sırasında zor bir süreçten geçerken, Sibylla kehanetlerine dayanarak Anadolu'daki Kybele kültünü Roma'ya taşıma kararı aldı. Bu kararın zemininde gökyüzünden yağan taşlar, kan yağmurlarının yağdığı söylentileri ve hayvanların garip huzursuzlukları gibi prodigium olarak adlandırılan garip olaylar yatıyordu. Bu olaylar, dönemin din temsilcileri için bir uyarıydı. Bu nedenle farklı ayinlerle birlikte yabancı bir tanrıçanın Roma'ya getirilmesi, onu kurtarabilirdi.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.3.1" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-131.png" width="3840" /></p>

<p>Bu kapsamda Pessinus'ta kutsal kabul edilen siyah meteorik taş, Roma'ya götürüldü ve burada Magna Mater kültü adıyla yeniden yapılandırıldı. Bu gelişme, Pessinus'un yalnızca yerel değil uluslararası ölçekte dini bir merkez olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Roma kaynaklarında anlatılan bu olay, Anadolu-Roma ilişkilerinin erken dönem kültürel etkileşimine dair önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. İlginç olan nokta ise, taşın ve Kybele kültünün Roma'ya taşınmasının ardından henüz bir cumhuriyet olan Roma'nın güç kazanması, düşmanlarını mağlup etmesi ve görkemini geri kazanması. Bu durum, Roma'nın o dönemdeki "Magna Mater" kültünün önemini de artırmıştı.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.2.1" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-121.png" width="3840" /></p>

<p>Roma hâkimiyetiyle birlikte kentte anıtsal yapılaşma hız kazandı. Yapılan arkeolojik kazılarda tiyatro, sütunlu cadde, tapınak kalıntıları ve kamusal yapılar ortaya çıkarıldı. Kent planlamasında Roma şehircilik anlayışının izleri günümüzde dahi görülebiliyor. Özellikle sütunlu cadde ve tiyatro kalıntıları, M.S. 1. ve 2. yüzyıllarda Pessinus'un ekonomik ve sosyal açıdan gelişmiş bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin stratejik konumu, Roma döneminde bölgesel bir ticaret noktası haline geldiğini ve dini turizmin ekonomik yapıya katkı sunduğu izlenimini veriyor.</p>

<h2>Pessinus'ta İlk Arkeolojik Kazılar Ne Zaman Yapıldı?</h2>

<p>Kaynaklarda Antik Pessinus'un kalıntılarını ilk kez tespit eden kişinin Fransız mimar ve arkeolog Charles Texier olduğu belirtiliyor. 1834 yılında bölgeyi ziyaret eden ve ardında eskiz çalışmaları bırakan Texier, antik kentin geleceği için ilk adımları atıyor. Zeus sunağını keşfetmesi ve Almanya'daki Pergamon müzesine taşımasıyla ünlenen Alman arkeolog ve mühendis Karl Humann ise 1882'de Pessinus'taki antik yapıların eskizini çizmiştir.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.1.2" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-112.png" width="3840" /></p>

<p>Modern ve kapsamlı kazılar ise 1967 yılında <a href="https://www.archaeology.ugent.be/pessinous/" rel="nofollow">Belçika Gent Üniversitesi öncülüğünde başlatıldı</a>. Bu kazılar, 20. yüzyıl boyunca aralıklarla devam etti. Yapılan çalışmalar sonucunda Roma dönemine ait mimari kalıntılar, heykel parçaları, seramik buluntular ve yazıtlar gün yüzüne çıkarıldı. Kazı verileri, Pessinus'un yalnızca dini değil aynı zamanda idari ve ticari bir merkez olduğu görüşünü de kanıtlar nitelikteydi. Kazılarda çıkarılan eserler arasında günlük yaşama dair objelerin yanı sıra sikke ve benzeri ticari ve döneme ışık tutan eserler de bulunuyordu. Bu eserler, günümüzde alanda bulunan açık hava müzesinde, <a href="https://eskisehir.ktb.gov.tr/TR-339121/muzeler-ve-oren-yerleri.html" rel="nofollow">ETİ Arkeoloji Müzesi'nde</a> ve Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. 2009-2013 yılları arasında <a href="https://www.turkishmuseums.com/museum/detail/2045-eskisehir-pessinus-archaeological-site/2045/4" rel="nofollow">Avustralya Melbourne Üniversitesi tarafından yürütülen kazılar</a>, bölgenin uzunca bir süre bilinen son çalışmalarını kapsadı.</p>

<p><img alt="Pessinus Antik Kenti 1" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/pessinus-antik-kenti-1.webp" width="1200" /></p>

<p>Yıllarca süren aranın ardından kentte 2024 yılında tekrar başlatılan kazılar da ETİ Arkeoloji Müzesi başkanlığında sürdürülüyor. Doç. Dr. Adem Yurtsever'in bilimsel danışmanlığını yaptığı kazıda pek çok farklı üniversiteden araştırmacılar da ekipte yer alıyor. Ancak ne yazık ki gezimiz sırasında, alanda büyük çaplı bir çalışma görmekte zorlandım. Tapınağın hemen yanıbaşındaki birkaç metrekarelik küçük bir kazı bölgesinin dışında çalışmaya dair bir ize rastlamadım. Ancak umuyorum ki, ilerleyen günlerde Pessinus, gereken finansmanı ve ilgiyi görerek görkemli günlerinin yansımasını öne çıkarır.</p>

<h2>Unutulmaya Yüz Tutmuş Bir Kentin Kaderi</h2>

<p>Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlaşmasıyla birlikte Kybele kültü önemini yitirdi. Pessinus, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmesine rağmen zamanla önemini kaybederek küçüldü ve Orta Çağ'da büyük ölçüde terk edildi. Roma İmparatorluğu'nun bölünmesi, akınlar ve coğrafyadaki savaşlar, pek çok antik yerleşim yeri gibi Pessinus'un kaderini de etkiledi. Bugün Ballıhisar yerleşimi, antik kentin üzerine ve çevresine kurulmuş durumda. Antik kentin büyük bir bölümü, halen yerleşimin bulunduğu köy sınırları içinde bulunuyor. Bu durum, kazı çalışmalarını zorlaştırdığı gibi antik eserlerin korunmasını ve kayıt altına alınmasını da güç bir duruma getiriyor. Eskişehir Haber Ajansı olarak bölgeye yaptığımız gezi ve incelemede de görüldüğü üzere antik kentin parçaları, yerel halk tarafından farklı amaçlarla kullanılıyor. Pessinus Antik Kenti, sahip olduğu tarihsel derinliğe rağmen Eskişehir turizm rotalarında yeterince öne çıkarılmıyor. Frigya Vadisi güzergâhında yer almasına rağmen tanıtım eksikliği dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Still 2026 03 25 170915 1.2.1" class="detail-photo img-fluid" height="2160" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/still-2026-03-25-170915-121.png" width="3840" /></p>

<ul>
 <li>Alanın yönlendirme tabelalarının artırılması</li>
 <li>Açık hava müzeciliği konseptinin geliştirilmesi</li>
 <li>Dijital tanıtım ve belgesel projelerinin desteklenmesi</li>
 <li>Yerel yönetimler ve bakanlıklar tarafından alanın öne çıkarılması</li>
</ul>

<p>gibi maddeler, kültür turizmi açısından değerlendirildiğinde Pessinus'un, Eskişehir'in tarihi kimliğini güçlendirebilecek önemli bir unsur olabileceğini gösteriyor. Hali hazırda Sivrihisar gibi Eskişehir'in önemli ve turistik açıdan değerli bir ilçesinde bulunması, antik kentin geleceği açısından iyimser ve verimli fikirler ortaya koyuyor. Frigya'dan Roma'ya, pagan inanç sistemlerinden Bizans dönemine uzanan çok katmanlı geçmişiyle Pessinus Antik Kenti, Anadolu tarihinin kritik kavşak noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kybele kültünün merkezi olması ve kutsal taşın Roma'ya taşınması gibi olaylar, kenti yalnızca yerel bir arkeolojik alan olmaktan çıkarıp, tarihinin önemli merkezlerinden biri haline getiriyor. Bugün ise Pessinus, hem arkeolojik koruma hem de kültürel tanıtım açısından yeniden keşfedilmeyi bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Hüseyin Tuday</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/pessinus-antik-kenti-kybelenin-kutsal-sehri-ve-romaya-uzanan-tarihsel-yolculugu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/antik-kent-haberleri.jpeg" type="image/jpeg" length="59547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5 Bin Yıllık Yerleşim Bulundu: 3 Alan Koruma Altına Alındı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/5-bin-yillik-yerlesim-kesfedildi-bu-3-alana-artik-kimse-dokunamayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/5-bin-yillik-yerlesim-kesfedildi-bu-3-alana-artik-kimse-dokunamayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, İnönü ilçesi Tutluca Mahallesi'nde tespit edilen üç arkeolojik alanı sit statüsüne aldı. Kazıklı Tepeüstü Yerleşim ve Nekropolü, Ilıcaksu Yerleşimi ve Karatavuk Mevkii Arkeolojik Alanı olarak adlandırılan alanlar 3. derece arkeolojik sit ilan edildi. Geç Kalkolitik Dönem ve Erken Tunç Çağı'na ait olan alanlar ilgili yeni bilgiler belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Eskişehir İnönü'de Hangi Arkeolojik Alanlar Sit Statüsüne Alındı?</strong></h2>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, İnönü ilçesi Tutluca Mahallesi sınırları içinde tespit edilen üç arkeolojik alanı koruma altına aldı. Karar, 19 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Tescil edilen alanlar, Kazıklı Tepeüstü Yerleşim ve Nekropolü, Ilıcaksu Yerleşimi ve Karatavuk Mevkii Arkeolojik Alanı olarak isimlendirildi. Üç alan da 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildi. Karar metninde, sit alanı içerisinde kurul izni olmadan herhangi bir müdahalede bulunulamayacağı açıklandı.</p>

<p><img alt="Dutluca Mahallesi Eskisehir (1)" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/dutluca-mahallesi-eskisehir-1.webp" width="800" /></p>

<p>Tutluca Mahallesi, Eskişehir'in İnönü ilçesi sınırları içerisinde bulunuyor. Mahallenin konumu, Porsuk Çayı'nın oluşturduğu Orta Porsuk Havzası içinde kalıyor. Ilıcaksu Arkeolojik Yerleşimi, bu akarsu sisteminin teraslarında tespit edildi.</p>

<h2><strong>Tescil Edilen Üç Arkeolojik Alan</strong></h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th scope="col">Alan</th>
   <th scope="col">Statü</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Kazıklı Tepeüstü Yerleşim ve Nekropolü</td>
   <td>3. Derece Arkeolojik Sit</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Ilıcaksu Yerleşimi</td>
   <td>3. Derece Arkeolojik Sit</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Karatavuk Mevkii Arkeolojik Alanı</td>
   <td>3. Derece Arkeolojik Sit</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Yerleşimler Hangi Döneme Ait?</strong></h2>

<p>Yüzey araştırmaları sonucunda elde edilen verilere göre alanların tarihlemesi, Tunç Çağı öncesi dönem olarak adlandırılan Geç Kalkolitik Dönem ve devamındaki Erken Tunç Çağı'na işaret etti. Arkeolojik literatürde Geç Kalkolitik Dönem, MÖ 3500 ile MÖ 3000 yılları arasını kapsayan zaman dilimini ifade ediyor.</p>

<p>Ilıcaksu, Kazıklı Tepeüstü ve Karatavuk Mevkii alanlarındaki kültür katmanları bu yıllar arasına tarihleniyor. Yüzey araştırmalarında toprak yüzeyinde bulunan seramik (çanak çömlek) parçaları, taş aletler (litik buluntular) ve yapılara ait mimari kalıntı izleri kayıt altına alındı. Kazıklı Tepeüstü alanında tespiti yapılan nekropol, kelime anlamı olarak ölü gömme alanını ifade ediyor. Nekropol alanının varlığı, yerleşimi kullanan topluluğun ölü gömme pratiklerine dair izler bıraktığını gösterdi.</p>

<p>Alanın çevresinde, havza sınırları içinde konumlanan ve Erken Tunç Çağı özellikleri gösteren Demircihöyük ve Küllüoba yerleşimleri yer alıyor. Söz konusu yerleşimler, Orta Porsuk Havzası'nda daha önce tescil edilmiş ve uzun yıllardır araştırma yapılan kazı alanları arasında bulunuyor.</p>

<h2><strong>Orta Porsuk Havzası Yüzey Araştırması Projesi Nasıl Yürütüldü?</strong></h2>

<p>Tutluca Mahallesi'nde tespit edilen alanlar, Orta Porsuk Havzası Tunç Çağları ve Öncesi Dönem Arkeolojik Yüzey Araştırması adıyla yürütülen çalışmalar sonucunda belirlendi. Proje, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen ulusal statüdeki bir bilimsel araştırma olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Projenin yürütme aşamaları yıllara göre farklı proje numaraları ile takip edildi. 2024 yılındaki çalışmalar YA012605(2024) proje numarası ile yürütülürken, 2025 yılındaki çalışmalar YA012605(2025) numarası ile gerçekleştirildi. Her iki araştırma dönemi de tamamlandı.</p>

<p>Projede araştırmacı kadrosunda Dr. Özlem Çakar Kılıç yer aldı. Dr. Özlem Çakar Kılıç, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümü bünyesinde görev yapıyor. Akademisyenin uzmanlık alanları arasında Coğrafi Bilgi Sistemleri, Etnoloji, Kırsal Sosyoloji, Arkeoloji, Erken Tunç Çağ Arkeolojisi, Peyzaj Arkeolojisi ve Yerleşim Arkeolojisi disiplinleri bulunuyor.</p>

<h2><strong>3. Derece Arkeolojik Sit Statüsü Ne Anlama Geliyor?</strong></h2>

<p>Kültür varlıklarının korunması süreci, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri doğrultusunda yürütülüyor. Kanun, alanları içerdikleri özelliklere göre derecelere ayırıyor. 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanları, bilimsel kazı çalışmaları dışında hiçbir yapılaşma faaliyetine izin verilmeyen alanları kapsıyor. 3. derece arkeolojik sit alanları ise koruma kullanma kararları doğrultusunda geçiş dönemi yapılaşma koşullarının kurullar tarafından belirlendiği alanlar olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Tutluca Mahallesi'ndeki üç alanın 3. derece sit statüsüne alınması, tarımsal faaliyetlerin belirli kurallar çerçevesinde sürdürülmesine olanak tanıyacak. 3. derece arkeolojik sit alanlarında yüzey tarımı yapılabilirken, derin sürüm işlemleri veya müdahaleler yasaklanıyor.</p>

<p>Açıklanan kararda, sit alanlarına ilişkin hazırlanacak Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları'nın kurula iletilmesini de içeriyor. Bu çerçevede alanlarda yapılacak çalışmalar için önceden Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan izin alınması zorunlu hale geldi.</p>

<h2><strong>Tescil Süreci Hangi Aşamalardan Geçti?</strong></h2>

<p>Tutluca Mahallesi'ndeki alanların tescil işlemi belirli yasal süreçlerin ardından tamamlandı. 2025 yılı içerisinde YA012605(2025) numaralı proje kapsamında alanlar tespit edildi. Kurul Müdürlüğü uzmanları 28.01.2026 tarihinde alanda yerinde inceleme yaptı.</p>

<p>2863 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereği, tescil işlemi öncesinde idari kurumların görüşleri ve çakışan hukuki durumlar incelendi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 04.02.2026 tarihinde, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 03.03.2026 tarihinde alanla ilgili görüş bildirdi. 12.03.2026 tarihinde 4113163 sayılı dosya inceleme raporu hazırlandı.</p>

<p>Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 25.03.2026 tarihinde toplanarak 14866 sayılı tescil kararını imzaladı. Kararın kuruldaki imza tarihinden Resmi Gazete'deki yayım tarihine kadar 25 günlük idari süre geçti. Karar, 19 Nisan 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yasal yürürlüğe girdi.</p>

<h2><strong>Eskişehir'de Başka Hangi Önemli Arkeolojik Alanlar Bulunuyor?</strong></h2>

<p>Eskişehir il sınırları, Orta Porsuk Havzası'nın ve çevre bölgelerin tarih öncesi ile tarihi dönem yerleşimlerini barındırıyor. İl genelinde tescilli alanlar arasında merkez Tepebaşı ilçesindeki Şarhöyük ve Sivrihisar ilçesindeki Pessinus gibi tarihi yerler öne çıkıyor.</p>

<p>İnönü ilçesinin komşusu olan Han ilçesinde yer alan Han Yeraltı Şehri ve Nekropolleri alanı, 1. ve 3. derece arkeolojik sit olarak tescilli bulunuyor. Bu alana ilişkin son düzenleme 25.12.2025 tarihinde yapıldı; sit sınırları yeniden düzenlendi ve 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı revize edildi.</p>

<p>Orta Porsuk Havzası, Demircihöyük ve Küllüoba gibi daha önce tescil edilmiş diğer Erken Tunç Çağı alanlarını da bünyesinde barındırıyor. Tutluca Mahallesi'ndeki yeni tescil edilen alanlar, havzanın tarih öncesi yerleşim haritasına yeni veriler eklemiş oldu.</p>

<h2><strong>Tunç Çağı Öncesi Yerleşimlerinin Anadolu Arkeolojisinde Önemi</strong></h2>

<p>Anadolu arkeolojisinde Tunç Çağı öncesi dönem, Geç Kalkolitik Dönem terminolojisi ile adlandırılıyor. Bu evre, literatürde yaklaşık olarak MÖ 3500 ile MÖ 3000 yılları arasındaki zaman dilimini kapsıyor. Geç Kalkolitik Dönem'i takip eden süreç ise Erken Tunç Çağı olarak isimlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir'de yer alan Demircihöyük ve Küllüoba yerleşimleri, Orta Porsuk Havzası'nda tespit edilen Erken Tunç Çağı dönemine ait kazı alanları arasında yer alıyor. Porsuk Havzası, coğrafi konumu itibarıyla İç Anadolu ile Batı Anadolu coğrafyaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Tutluca Mahallesi'nde tescil edilen Kazıklı Tepeüstü, Ilıcaksu ve Karatavuk alanlarındaki çanak çömlek kırıkları ve mimari izler, bölgeler arasındaki Tunç Çağı yerleşim dağılımlarına ait coğrafi veri tabanını oluşturuyor. MÖ 3500 ile 3000 yılları arasındaki dönemin özellikleri, havzadaki yerleşimlerin birbiriyle olan mesafeleri ve konumlandıkları su kenarı üzerinden analiz ediliyor.</p>

<h2><strong>Ilıcaksu Adının Kaynağı Ne?</strong></h2>

<p>İnönü'de kayıt altına alınan yerleşim alanlarından birinin adı olan Ilıcaksu, jeolojik bir özelliğe işaret ediyor. Ilıcak kelimesi, jeotermal su kaynakları ve ısınmış yeraltı suları için kullanılıyor. Porsuk Çayı havzası üzerindeki yeraltı su hareketleri, yerleşimin konum tercihinde belirleyici olan jeolojik faktörler arasında yer aldı.</p>

<p>Tarih öncesi dönemde topluluklar, su kaynaklarının yakınında yerleşim kurma eğilimi göstermişti. Jeotermal su kaynaklarına yakın bir konumda bulunan Ilıcaksu Yerleşimi'nin adlandırılmasında, bölgedeki bu özelliğin etkili olduğu değerlendiriliyor. Alan, Geç Kalkolitik Dönem topluluklarının su kenarına yerleşme tercihinin somut bir örneğini oluşturdu.</p>

<p>Tescil sürecinin ardından Eskişehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun, alanlara ilişkin Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları'nı hazırlaması bekleniyor. Bu belge, sit alanlarında izin verilen ve verilmeyen faaliyetleri ayrıntılı olarak düzenleyecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/5-bin-yillik-yerlesim-kesfedildi-bu-3-alana-artik-kimse-dokunamayacak</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/dutluca-koyu-eskisehir-koruma-karari.jpeg" type="image/jpeg" length="47936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Geçiyor! Sadece Eskişehir'de Üretiliyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/evliya-celebi-seyahatnamesinde-geciyor-sadece-eskisehirde-uretiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/evliya-celebi-seyahatnamesinde-geciyor-sadece-eskisehirde-uretiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine özgü höşmerim tatlısı, 2020 yılında TÜRKPATENT tarafından mahreç işareti ile tescillenen Sivrihisar höşmerimi, inek sütü kremasıyla yapılan özgün üretim tekniğiyle diğer bölgesel höşmerimlerden ayrılıyor. Ancak 2025 yılında yapılan araştırma, tatlının gastronomi öğrencileri arasında en az bilinen ürünlerden biri olduğunu ortaya koydu. Peki Sivrihisar höşmerimi nedir, nasıl yapılır, diğer höşmerimlerden farkı ne?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Sivrihisar Höşmerim Tatlısı Nedir?</h2>

<p>Sivrihisar höşmerimi, Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine özgü geleneksel bir süt tatlısıdır. İnek sütü kreması, un ve süt kullanılarak hazırlanan tatlı, tahta kaşıkla sürekli karıştırılarak kavrulur ve mutlaka sıcak servis edilir. Tatlının en belirgin özelliği, karamelize kahverengi rengi ve fındıksı aromasıdır.</p>

<p><i><u><a href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/rota-gezi-rehberi">Eskişehir'in tarihi ve bilinmesi gerekenler...</a></u></i></p>

<p>Sivrihisar Belediyesi'nin 12 Kasım 2019 tarihli başvurusu üzerine TÜRKPATENT tarafından incelenen ürün, 28 Eylül 2020'de 547 tescil numarasıyla mahreç işareti aldı.</p>

<p>Sivrihisar mutfak kültüründe höşmerim yalnızca bir tatlı değil, bayram sabahlarında aile büyüğünün evinde ikram edilen geleneksel bir ritüel niteliği taşıyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu gelenek, tatlıya sembolik bir birleştirici anlam da yüklüyor.</p>

<p><img alt="Sivrihisar Hosmerim" class="detail-photo img-fluid" height="386" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/sivrihisar-hosmerim.jpg" width="686" /></p>

<h2>Sivrihisar Höşmerimi Nasıl Yapılır?</h2>

<p>Sivrihisar höşmeriminin yapımı basit görünse de ustalık gerektiren aşamalardan oluşuyor. Dört kişilik standart reçete 300 gram tam yağlı inek sütü kreması, 3 su bardağı un ve bir tutam tuz içeriyor.</p>

<p>Yapım sürecinde önce krema tencerede eritiliyor, ardından un eklenerek kokusu çıkana kadar kavrulıyor. Bu aşamada gıda kimyasında Maillard reaksiyonu olarak bilinen süreç devreye giriyor. İndirgen şekerler ile amino asitlerin ısı altında tepkimeye girmesiyle ürün, karakteristik kahverengi rengini ve karamelize aromasını kazanıyor.</p>

<p>Kavrulmuş una azar azar süt eklenerek muhallebi kıvamına getirilmesi, üretimin en kritik noktası. Son aşamada eklenen tuz, tatlı algısını dengeliyor ve aromayı ön plana çıkarıyor. Tescil şartnamelerinde özellikle vurgulanan nokta, kremanın mutlaka inek sütünden elde edilmesi zorunluluğu. İnek sütü kremasının daha yüksek pH değeri ve düşük katı madde oranı, tatlıya hafif ve pürüzsüz bir lezzet profili kazandırıyor.</p>

<h2>Sivrihisar Höşmerimi Sıcak Servis Edilir</h2>

<p>Sivrihisar höşmeriminin en ayırt edici kuralı, taze ve sıcak olarak servis edilmesi zorunluluğu. Tatlı yemeğin hemen ardından ocakta kavrularak doğrudan tabaklara alınıyor. Bekletilmesi veya soğutulması durumunda inek sütü kremasının donması ve unun elastikiyetini kaybetmesiyle doku bozuluyor.</p>

<p><img alt="Sivrihisar Hösmerim Tatlısı-1" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/sivrihisar-hosmerim-tatlisi-1.webp" width="800" /></p>

<p>Geleneksel sunumda sıcak tatlının üzerine Sivrihisar yöresinde yetiştirilen üzümlerden elde edilen pekmez dökülüyor. Bunun yanı sıra şerbetli, şerbetsiz ve süt reçelli olmak üzere üç farklı sunum varyasyonu da bulunuyor.</p>

<h2>Türkiye'deki Diğer Höşmerimlerden Farkı Ne?</h2>

<p>Höşmerim, Türkiye'nin birçok bölgesinde farklı reçete ve tekniklerle üretilen yaygın bir tatlı. Ancak her bölgenin höşmerimi kendine özgü hammadde ve üretim yöntemiyle diğerlerinden ayrılıyor.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th scope="col">Bölge</th>
   <th scope="col">Ana Hammadde</th>
   <th scope="col">Servis Sıcaklığı</th>
   <th scope="col">Tescil Yılı</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>Sivrihisar</td>
   <td>İnek sütü kreması, un</td>
   <td>Daima sıcak</td>
   <td>2020</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Balıkesir</td>
   <td>Koyun peyniri, irmik</td>
   <td>Soğuk veya ılık</td>
   <td>Tescilli</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Konya</td>
   <td>Kaymak, un, su</td>
   <td>Sıcak</td>
   <td>2022</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kırşehir</td>
   <td>Un, süt, yumurta, tereyağı</td>
   <td>Oda sıcaklığı</td>
   <td>2017</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Balıkesir höşmerimi, soğuk veya ılık tüketilebildiği için endüstriyel üretim ve paketlemeye en uygun varyasyon olarak ulusal çapta market raflarına girmiş durumda. Konya höşmerimi ise Selçuklu saray mutfağından günümüze ulaşan bir miras olarak biliniyor ve hamurunda süt yerine su kullanılmasıyla ayrışıyor. Kırşehir höşmerimi ise reçetesine yumurta giren tek varyasyon olarak dikkat çekiyor ve geleneksel olarak lohusa annelere ikram ediliyor.</p>

<p>Sivrihisar höşmerimini bu ekosistem içinde benzersiz kılan üç temel unsur bulunuyor: inek sütü kreması kullanımı, sıcak servis zorunluluğu ve üzüm pekmezli geleneksel sunum.</p>

<h2>Höşmerim Kelimesi Nereden Geliyor?</h2>

<p>Höşmerim kelimesinin kökeni konusunda iki farklı görüş bulunuyor. Akademik literatürde genel kabul gören açıklamaya göre kelime, Farsça kökenli olup "hoş" ve "maram" sözcüklerinin birleşiminden türemiş.</p>

<p>Anadolu'da ise çok daha dramatik bir hikaye anlatılıyor. Özellikle Balıkesir yöresiyle özdeşleşen rivayete göre askerden dönen kocasına evdeki son malzemelerle aceleyle tatlı hazırlayan kadın, tabağı sunarken "Hoş mu erim?" diye sormuş. Bu sorunun zaman içinde dilden dile dolaşarak höşmerim kelimesine dönüştüğü anlatılıyor.</p>

<h2>400 Yıllık Tarihi Var</h2>

<p>Tarihsel belgelerde ise 17. yüzyıl gezgini Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde höşmerim tatlısına rastlanıyor. Evliya Çelebi, tatlının Balıkesir bölgesine yerleşen Yörük topluluklarında görüldüğünü aktarmış. Sivrihisar varyasyonu da bölgedeki Türkmen yerleşimlerinin mutfak mirasının yerel tarım ürünleriyle zamanla entegre olmuş versiyonu olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sivrihisar Höşmerimi Hakkında Araştırma</h2>

<p>2025 yılında Journal of Recreation and Tourism Research dergisinde yayımlanan hakemli bir araştırma, Sivrihisar höşmerimi açısından çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Üç farklı üniversitenin gastronomi programı öğrencileri üzerinde yapılan çalışmada, Sivrihisar höşmerimi en az duyulan tatlılar sıralamasında yer aldı.</p>

<p>Araştırmacılar, sonucun tatlının yerel düzeyde sınırlı kaldığının açık bir kanıtı olduğunu belirtti. Aynı araştırmada Gaziantep baklavası gibi Güneydoğu Anadolu tatlılarının tanınırlık düzeyi çok yüksek çıktı.</p>

<p>Araştırmanın sonucu yalnızca kültürel bir bilgi eksikliği değil, doğrudan ekonomik bir kayıp anlamına geliyor.</p>

<p>Bugün tatlıyı bilmeyen bir gastronomi öğrencisi, yarın çalışacağı restoranın menüsüne bu ürünü eklemeyecek. Araştırmada çözüm olarak üniversitelerde yerel gastronomiye özel sempozyumlar düzenlenmesi ve medya tanıtımlarının akademik müfredatla desteklenmesi önerildi.</p>

<p>Sivrihisar höşmeriminin tescilli bir ürün olması, Eskişehir ve Sivrihisar ekonomisinde zincirleme bir etki yaratabilir. Üretim standardizasyonu gereği inek sütü kremasının yerel hayvan üreticilerinden tedarik edilmesi, küçük ölçekli hayvancılık tesisleri için istikrarlı bir pazar oluşturuyor. Sunumda kullanılan Sivrihisar üzüm pekmezi ise ilçedeki bağcılığın devamlılığına katkı sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/evliya-celebi-seyahatnamesinde-geciyor-sadece-eskisehirde-uretiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/hosmerim-tatlisi.jpeg" type="image/jpeg" length="87867"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'den 122 Km Uzakta 40 Metrelik Gizli Şelale: Adı Bir Efsaneden Geliyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirden-122-km-uzakta-40-metrelik-gizli-selale-adi-bir-efsaneden-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirden-122-km-uzakta-40-metrelik-gizli-selale-adi-bir-efsaneden-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Gürleyik Köyü'nde yer alan Gürleyik Şelalesi, 40 metre yükseklikten iki kademe halinde dökülen sularıyla İç Anadolu'nun en etkileyici doğa harikalarından olma özelliğini taşıyor. Eskişehir'e 122 kilometre uzaklıkta bulunan şelale, 2014 yılından bu yana 1. Derece Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir denildiğinde akla ilk olarak Odunpazarı evleri, Porsuk Çayı ve üniversiteler gelse de, Eskişehir'in kuzeyindeki Mihalıççık ilçesi bambaşka bir dünya sunuyor. Gürleyik Köyü'nde saklanan ve adını çevresinde yarattığı güçlü su sesinden alan Gürleyik Şelalesi, bozulmamış doğası, ve yüzyıllık köy hikayesiyle keşfedilmeyi bekleyen ender yerlerden biri konumunda. Peki bu saklı cennetin özellikleri neler, nasıl gidilir ve nelere dikkat etmek gerekiyor?</p>

<h2>Gürleyik Şelalesi Nerede?</h2>

<p>Gürleyik Şelalesi, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Gürleyik Köyü'nde bulunuyır. Eskişehir merkezine 122, Mihalıççık ilçe merkezine ise 27 kilometre uzaklıktaki şelale, köy yerleşim merkezinden yalnızca 300 metrelik kısa bir yürüyüşle ulaşılabilecek mesafede bulunuyor.</p>

<p><img alt="Gurleyik Selalesi Nerede 2026" class="detail-photo img-fluid" height="677" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/gurleyik-selalesi-nerede-2026.webp" width="1000" /></p>

<p>Kaynağını bölgenin en önemli su damarlarından biri olan Gürleyik Çayı'ndan alan şelale, yaklaşık 40 metre yükseklikten ve iki ayrı kademe üzerinden dökülen sularıyla dikkat çekici bir jeomorfolojik yapı sergiliyor. Suyun iki kademeli düşüşü, yalnızca görsel bir şölen sunmakla kalmıyor;aynı zamanda suyun faydasını artırarak çevresindeki gür ormanlık alanın ve zengin bitki örtüsünün beslenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Özellikle sonbahar aylarında çevredeki yaprakların renk değişimiyle birlikte şelale, fotoğrafçılar için adeta bir açık hava stüdyosuna dönüşüyor.</p>

<h2>Gürleyik Şelalesi'ne Eskişehir'den Nasıl Gidilir?</h2>

<p>Eskişehir merkezinden Gürleyik Şelalesi'ne toplu taşıma ile ulaşım mümkün ama zor. Doğrudan şelaleye tek araçla ulaşım imkanı bulunmuyor. Ziyaretçilerin öncelikle S14, S57 veya S6 numaralı otobüs hatlarını ya da 1 ve 12 numaralı tramvay hatlarını kullanarak Ali Rıza Efendi-1 veya Ali Rıza Efendi-6 duraklarına ulaşması gerekiyor.</p>

<p><img alt="Gürleyik Şelalesi" class="detail-photo img-fluid" height="740" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/gurleyik-selalesi.webp" width="1110" /></p>

<p>Aktarma noktalarından Mihalıççık ilçe merkezine ulaşıldıktan sonra, yolculuğun son aşaması minibüslerle tamamlanıyor. Minibüsler ziyaretçileri doğrudan Gürleyik Köyü'ne bırakıyor ve köy merkezinden şelaleye 300 metrelik kısa bir doğa yürüyüşüyle ulaşılıyor</p>

<h2>Ankara'dan Gürleyik Şelalesi'ne Hangi Güzergah Kullanılıyor?</h2>

<p>Özel araçla ulaşımda en çok tercih edilen güzergah Ankara-Beypazarı-Nallıhan hattı olarak öne çıkıyor. Bu rotayı kullanan sürücüler, Nallıhan Kuş Cenneti'ni geçtikten sonra güneye, Yunus Emre Türbesi yol ayrımına dönüyor. Kavşaktan sonra yaklaşık 30 kilometrelik kırsal bir karayolu yolculuğuyla Gürleyik Köyü'ne ve şelaleye ulaşılıyor.</p>

<p>Nallıhan Kuş Cenneti ve Yunus Emre Türbesi gibi önemli kültürel ve ekolojik durak noktalarını bünyesinde barındırması, özellikle hafta sonu kaçamağı planlayan aileler için rotayı cazip kılıyor. Eskişehir çıkışlı ziyaretçiler ise Mihalıççık üzerinden doğrudan kırsal karayoluyla şelaleye erişebiliyor.</p>

<p><img alt="Gürleyik Şelalesi 2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/gurleyik-selalesi-2.webp" width="1200" /></p>

<h2>Gürleyik Şelalesi 1. Derece Sit Alanı</h2>

<p>Gürleyik Şelalesi ve çevresi, 12 Mart 2014 tarihinde Eskişehir Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 76 sayılı kararıyla 1. Derece Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillendi. Bu statü, bölgede her türlü yapılaşmanın, hafriyatın ve fiziki müdahalenin kesin olarak yasaklandığı anlamına geliyor.</p>

<h2>Şelale Çevresinde Hangi Faaliyetler Yasak?</h2>

<p>Koruma statüsüyle birlikte Kültür Varlıkları Koruma Müdürlüğü, şelale çevresinde katı rekreasyonel kısıtlamalar getirdi. Geçmiş yıllarda serbestçe kullanılabilen piknik ve kamp alanları, çevresel tahribat riskinin artması üzerine kapatıldı. Gürleyik Çayı yatağında ve şelale çevresinde mangal yakmak, semaver kullanmak ve klasik anlamda piknik yapmak tamamen yasaklandı.</p>

<p><img alt="Eskisehir Gürleyik Selalesi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehir-gurleyik-selalesi.webp" width="1280" /></p>

<p>Geceleme faaliyetlerinin ekosistem üzerindeki baskısını engellemek amacıyla kamp çadırı kurmak da yasak kapsamına alındı. Daha da dikkat çekici olan kısıtlama ise çay yatağında tersine yürüyüş yani su içi kanyon yürüyüşü yapılmasına getirilen yasak. Bu kısıtlama, su ekosistemine doğrudan fiziksel zarar verilmesini, sucul canlıların üreme alanlarının tahrip edilmesini ve erozyonu önlemeyi amaçlıyor. Günümüzde alanda yalnızca yüzme, doğa yürüyüşü, fotoğrafçılık ve serinleme gibi düşük ekolojik ayak izine sahip aktivitelere izin veriliyor.</p>

<h2>Yaz Döneminde Ormana Giriş Yasağı Uygulanıyor Mu?</h2>

<p>Ekolojik sit alanı statüsünün ötesinde, Gürleyik Şelalesi çevresindeki ormanlık alanlar yaz döneminde ek güvenlik tedbirlerine tabi tutuluyor. Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü ve Valilik koordinasyonuyla yayımlanan kararnamelere göre, 1 Temmuz – 15 Eylül tarihleri arasında mesire alanlarında her akşam saat 20:00'dan ertesi sabah 09:00'a kadar mangal, semaver ve her türlü ateş yakmak kesin olarak yasaklanıyor.</p>

<p>Daha sıkı bir tedbir olarak aynı tarihler arasında, işi ve ikameti gereği bölgeye girip çıkmak zorunda olan yerel halk ve yetkililer dışında, orman alanlarının tamamına 24 saat boyunca giriş çıkış yasaklanıyor. Bu uygulama 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 76. maddesi çerçevesinde yürürlüğe konuluyor. Yasağa uymayanlar hakkında Orman Kanunu, Çevre Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu kapsamında farklı düzeylerde yaptırımlar uygulanıyor.</p>

<h2>Gürleyik Köyü'nün Tarihi</h2>

<p>Gürleyik Köyü'nün kökenleri, yazılı arşivlerden çok nesilden nesile aktarılan folklorik anlatılara dayanıyor. Mihalıççıklılar Derneği kaynaklarına göre köyün eski adı "Karageyikli" olup bu isim, bölgesel hafızada derin izler bırakan bir efsaneye dayanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anlatıya göre köyde yaşayan Tekkeşin Ali adlı bir karakter, tarlada çalışırken sabanına bir öküzün yanına bir geyik koşturmuş. Köye dışarıdan gelen misafirler bu sıra dışı manzarayı gördüğünde geyik ürkerek sabandan kurtulmuş ve dağa kaçmış. Sırrının açığa çıkmasına öfkelenen Tekkeşin Ali, efsaneye göre misafirlere beddua etmiş ve mezarlarının hâlâ köyün dağa bakan üst kısmında bulunduğu rivayet ediliyor. Dağa dönen ve bir daha görünmeyen bu geyiğin renginin siyah olmasından dolayı köy uzun süre Karageyikli ismiyle anılmış. Bu mitos, yerel halkın doğa-insan-yaban hayatı ilişkisindeki inanç sistemini ve kapalı köy toplumlarının dışarıdan gelenlere yönelik savunma reflekslerini yansıtan değerli bir sözlü tarih kaydı niteliği taşıyor.</p>

<h2>Gürleyik Şelalesi'ni Ziyaret Ederken Dikkat</h2>

<p>Gürleyik Şelalesi'ni ziyaret etmeyi planlayan doğa severler için bilinmesi gereken temel kurallar bulunuyor. Alan ücretsiz ve ailelere uygun bir tabiat alanı olarak hizmet veriyor ancak altyapı yalnızca halka açık tuvalet gibi temel hijyen olanaklarıyla sınırlı tutulmuş durumda. Ticari yapılaşmaya izin verilmediğinden bölgede market, restoran veya kafe bulunmuyor. Bu nedenle ziyaretçilerin yiyecek ve içeceklerini yanlarında getirmesi ancak atıklarını mutlaka geri götürmesi gerekiyor.</p>

<p>Mangal, semaver, piknik ve kamp kesinlikle yasak olduğundan bu ekipmanların bölgeye taşınmaması büyük önem taşıyor. Çay yatağında su içi yürüyüş yapmak da yasak kapsamında bulunuyor. Yaz aylarında 1 Temmuz 15 Eylül arasında ormana giriş kısıtlamaları uygulandığından, bu dönemde ziyaret planlayanların Eskişehir Valiliği'nin güncel duyurularını takip etmesi hayati önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirden-122-km-uzakta-40-metrelik-gizli-selale-adi-bir-efsaneden-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/gurleyik-selalesi-yasam.jpeg" type="image/jpeg" length="77515"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin En İddialı Simidinin Sırrı: 4 Gizli Kuralı Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-en-iddiali-simidinin-sirri-4-gizli-kurali-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-en-iddiali-simidinin-sirri-4-gizli-kurali-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da yapılanı bile taklit sayıyorlar. Eskişehir simidini kendi ligine taşıyan sır, 50 yıllık ustaların sessizce uyguladığı dört kuralda gizli. Kalabak suyu, incir pekmezi, kaynayan kazanda haşlama ve meşe odunu ateşi. Üstelik bu dört kural artık sadece damakta değil, 1058 numaralı tescil belgesinde de yazılı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin simit haritasında öyle bir durak var ki, kokusu bile diğerlerinden farklı. Eskişehir simidi, kaynayan kazanda incir pekmezli suda haşlanmasından meşe odunu ateşinde pişirilmesine kadar her aşamasıyla kendi ligini oluşturuyor. Üstelik bu fark artık sadece damakta değil, resmi belgede de kayıtlı. 4 Nisan 2022'de alınan "Mahreç İşareti" tesciliyle Eskişehir simidi, ancak Eskişehir sınırları içinde üretildiğinde bu adı taşıyabiliyor.</p>

<p>Peki bu simidi Ankara'dakinden, İstanbul'dakinden ve hatta İzmir gevreğinden ayıran nedir?</p>

<p>Cevap, kırk yılı aşkın süredir hamur yoğuran ustaların ve şehrin kendine özgü hammaddelerinin buluştuğu dört kritik detayda gizli.</p>

<h3>1. Tescilli Lezzet: 1058 Numaralı Belge</h3>

<p>Eskişehir Ticaret Odası'nın 2019 yılında başlattığı başvuru süreci, incelemenin ardından 2022 Nisan ayında sonuçlandı. Türk Patent ve Marka Kurumu, Eskişehir simidine 1058 tescil numarası ile Mahreç İşareti verdi. Bu hukuki statü, simidin tüm üretim aşamalarının Eskişehir sınırları içinde gerçekleşmesini zorunlu kılıyor.</p>

<p><img alt="Türk Patent Belgesi" class="detail-photo img-fluid" height="509" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/turk-patent-belgesi.jpg" width="800" /></p>

<p>Onaylanan şartname, unun tipinden pekmezli suyun sıcaklığına kadar her detayı standart altına alıyor. Yani 4 yıldan beri "Eskişehir simidi" adını taşımak isteyen bir ürünün incir pekmezi kullanması, kaynayan pekmezli suda haşlanması, geleneksel taş fırında meşe odunu ateşinde pişirilmesi ve özgün burgu formunu taşıması şart.</p>

<h3>2. Kalabak Suyu: Hamura Kimlik Veren Kaynak</h3>

<p>Eskişehir simidinin hiçbir şehirde birebir taklit edilememesinin ilk nedeni suyun kendisi. Eskişehir'in içme suyu olan Kalabak, yüksek rakımlı kaynaklardan süzülerek gelen yumuşak içimli ve dengeli mineral profiline sahip bir su. Hamur yoğurma aşamasında kullanılan suyun sertliği, mayalanma hızını ve glüten yapısını doğrudan belirliyor.</p>

<p>Usta fırıncıların dilinde dolaşan "simit pişkin ama yumuşak olacak" ilkesinin arkasında Kalabak Su yatıyor. Farklı bir şehirde aynı unla, aynı pekmezle, aynı susamla çalışsanız bile Kalabak suyunun mineral dengesini yakalamak neredeyse imkansız.</p>

<p><img alt="eskisehir-kalabak-su-kac-puan-aldi--78678" class="detail-photo img-fluid" height="373" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2023/07/eskisehir-kalabak-su-kac-puan-aldi-78678.jpg" width="700" /></p>

<h3>3. İncir Pekmezi</h3>

<p>Diğer şehir simitlerinin büyük çoğunluğunda üzüm pekmezi tercih edilirken, Eskişehir simidinin vazgeçilmezi incir pekmezidir. Fark sadece damakta değil, kimyada da ortaya çıkıyor. İncir pekmezinin şekeri, 260-270 derecedeki taş fırında bir karamelizasyon sağlıyor.</p>

<p>Üretim sürecinde yaklaşık 30 litre suyla karıştırılan 1,8 litre incir pekmezi, çelik kazanlarda 80-100 dereceye kadar ısıtılıyor. Burgu şekli verilmiş hamurlar bu kaynayan karışıma atıldığında sadece 20-30 saniye içinde yüzeye çıkıyor. İşte simidin dışını cam gibi çıtır, içini pamuk gibi yumuşak yapan teknik devrim tam da burada gerçekleşiyor.</p>

<h3>4. Meşe Odunu ve 260 Derecelik Fırın</h3>

<p>Haşlanan simitler sıcak tezgâhta susamla kaplandıktan sonra sıra en kritik aşamaya geliyor: meşe odununda pişirme. İğne yapraklı ağaçlara kıyasla çok daha yüksek kalori veren meşe, simide hem yoğun ısı hem de o unutulmaz isli aromayı katıyor. Fırın 260-270 dereceye ulaştığında simitler içeri sürülüyor ve 10-15 dakika boyunca pişiyor. Yedinci veya sekizinci dakikada ustalar simitlerin yerini değiştirerek her tarafın eşit kızarmasını sağlıyor.</p>

<p><img alt="Eskisehir Simidi" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehir-simidi.webp" width="1200" /></p>

<p>Bu aşama tamamen el emeği ve gözlemle yürüyor. Makineli sistemlerde yakalanamayan asıl fark da burada ortaya çıkıyor.</p>

<h2>6. Eskişehir simidinin Diğer Şehirlerle Karşılaştırılması</h2>

<p>Türkiye'nin en bilinen 4 simidini yan yana koyduğunuzda Eskişehir simidinin farkı ortaya çıkıyor:</p>

<p><strong>Eskişehir:</strong> Kaynar incir pekmezli suda haşlama, çok yoğun susam (12-15 gram), meşe odunu taş fırın, kalın burgu, parlak kehribar rengi.</p>

<p><strong>Ankara:</strong> Ilık üzüm pekmezi uygulaması, orta susam yoğunluğu, ince ve sert burgu, koyu kahverengi dış kabuk.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İstanbul:</strong> Soğuk pekmezleme veya şekerli uygulama, genellikle doğalgaz veya elektrik fırın, düz halka ya da hafif burgu, altın sarısı renk.</p>

<p><strong>İzmir:</strong> Nohut mayası, kaynar pekmezli suda haşlama ama bükülmemiş düz halka formu, açık kahverengi görünüm.</p>

<p>Teknik olarak Eskişehir simidine en yakın duran İzmir gevreği bile nohut mayası ve form farkıyla tamamen başka bir lezzet sunuyor.</p>

<p>Eskişehir simidi, Kalabak suyunun yumuşaklığı, incir pekmezinin tadı, meşe odununun ısısı ve en az yarım asırlık usta eli birleşince ortaya çıkan bir gastronomi denklemi. Coğrafi işaret tescili bu denklemin bozulmasının önüne geçiyor ama asıl koruyucu çırağına bilgisini aktaran ustalar. Eskişehir'e gelen bir ziyaretçinin sabah saat 06.00'da fırın kapısından içeri girip o kehribar rengi simitleri tezgâhta gördüğünde yaşadığı küçük mucize, aslında Anadolu'nun yüzlerce yıllık hamur geleneğinin bir özeti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-en-iddiali-simidinin-sirri-4-gizli-kurali-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehir-simidi.webp" type="image/jpeg" length="58403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de 113 Yıllık Planlı Köy: Antik Yunan Mimarisiyle Kuruldu]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-113-yillik-planli-koy-antik-yunan-mimarisiyle-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-113-yillik-planli-koy-antik-yunan-mimarisiyle-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Çifteler ilçesine bağlı Abbashalimpaşa köyü, 113 yıl önce cetvelle çizilmiş gibi planlanan ızgara düzeniyle Türkiye'nin en dikkat çekici köylerinden biri olmayı sürdürüyor. Mısır Hidiv ailesinden Abbas Halim Paşa'nın 1914 yılında "Mandıra" isminden bugünkü adına kavuşan köy, Bulgaristan muhacirlerine hane başına 120 dekar tarla ve 700 metrekarelik arsa dağıtılarak kurulmuştu. Merkezinde camisi, birbirine dik kesişen sokakları ve çıkmaz sokak bulunmayan köyün nüfusu azalıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'in Çifteler ilçesinin kuzeybatısında yer alan Abbashalimpaşa köyü, sıradan bir Anadolu köyü değil. Sokakları birbirine dik açılarla kesişen, hiçbir evin diğerinin önünü kapatmadığı, merkezinde camisi yükselen köy, Osmanlı'nın son döneminde başlayıp erken Cumhuriyet yıllarında tamamlanan özel bir projesi olarak tarihe geçti. Bugün Eskişehir şehir merkezine yalnızca bir saatlik mesafede konumlanan köy, hem akademik çevrelerin hem de kültürel miras araştırmacılarının ilgi odağı olmaya devam ediyor.</p>

<h2>Abbashalimpaşa Köyü Nerede ve Nasıl Kuruldu?</h2>

<p>Eskişehir, Çifteler ilçesi sınırları içinde yer alan Abbashalimpaşa köyü, Porsuk havzasının güneyindeki verimli tarım bölgesinde yer alıyor. Köyün kuruluş hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarına, tam olarak 30 Aralık 1914 tarihine uzanıyor. O güne kadar "Mandıra" adıyla bilinen küçük yerleşimin ismi, dönemin önemli devlet ve kültür adamlarından Abbas Halim Paşa'nın adına çevrildi ve köy yeniden planlanarak açıldı.</p>

<p>Köy, Balkan Savaşları sonrasında Anadolu'ya göç etmek zorunda kalan Bulgaristan Türklerine yurt olarak tasarlandı. Her haneye 120 dekarlık tarım arazisi ve yaklaşık 700 metrekarelik ev arsası tahsis edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Abbas Halim Paşa Kimdir ve Köyle Bağlantısı Nedir?</h2>

<p>Köye ismini veren Abbas Halim Paşa, Mısır Hidiv hanedanına mensup bir prens ve Osmanlı siyasetinde önemli roller üstlenmiş bir devlet adamıydı. Sadrazam Sait Halim Paşa'nın kardeşi olan Abbas Halim, dönemin Nafıa Nazırlığı (Bayındırlık Bakanlığı) görevini de yürüttü. Demiryolu projeleri, bayındırlık çalışmaları ve muhacir iskânı konularında attığı adımlarla tanınan Paşa, aynı zamanda İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un yakın dostu olarak edebiyat tarihinde de özel bir yer ediniyor.</p>

<p>Abbas Halim Paşa, Çifteler bölgesindeki bu yerleşim girişimini kişisel olarak destekledi ve köyün kurulmasına maddi katkı sağladı. Onun vizyonu sayesinde köy, dönemin kırsal alan standartlarının çok ötesinde, modern şehircilik ilkelerine uygun şekilde planlandı.</p>

<h2>Izgara Plan ve Hippodamos Geleneği</h2>

<p>Abbashalimpaşa köyünün en belirgin özelliği, sokaklarının adeta bir cetvelle çizilmiş gibi birbirine dik kesişmesi. Antik Yunan mimarı Hippodamos'un MÖ 5. yüzyılda geliştirdiği ve tarih boyunca birçok planlı şehirde uygulanan ortogonal ızgara düzeni, burada kırsal bir yerleşime uyarlanmış durumda. Dönemin pek çok Anadolu köyünde görülen organik, rastgele büyüyen sokak dokusunun aksine, Abbashalimpaşa'da her parsel, her yol ve her yapı hiyerarşik bir düzen içinde konumlandırılmış.</p>

<p>Köy dokusunun başlıca özellikleri şu şekilde öne çıkıyor. Birbirine dik kesişen geniş sokaklar, çıkmaz sokağın bulunmaması, her evin aynı büyüklükte arsaya (700 m²) sahip olması ve köyün tam merkezinde odak noktası işlevi gören caminin yer alması. Bu planlama anlayışı, sadece estetik değil aynı zamanda sosyal eşitlik ve ortak kullanım mantığını da yansıtıyor. Hiçbir ailenin diğerinden daha ayrıcalıklı bir konumda bulunmaması, köyün kuruluş felsefesinin temelini oluşturdu.</p>

<h2>Bulgaristan Muhacirleri Bu Köye Nasıl Yerleşti?</h2>

<p>20. yüzyılın başlarında Balkanlar'da yaşanan savaşlar ve göç dalgaları, Anadolu'ya yoğun bir muhacir akınını beraberinde getirdi. Balkan Savaşları'nın ardından Bulgaristan'dan göç eden Türk aileleri, Osmanlı devletinin planlı iskân uygulamaları çerçevesinde çeşitli bölgelere yerleştirildi. Abbashalimpaşa köyü de bu iskân politikasının simge projelerinden biri olarak hayata geçirildi.</p>

<p>Muhacir ailelerine sadece toprak verilmedi, aynı zamanda tarımsal üretim için gerekli altyapı, tohum, hayvan ve temel ev eşyaları da devlet desteğiyle sağlandı. Hane başına düşen 120 dekar tarım arazisi, ailelerin kendi kendine yeten bir yaşam kurmalarına olanak tanıdı. Böylece köy, kısa sürede üretken bir tarım topluluğuna dönüştü.</p>

<h2>Köyün Merkezindeki Cami Mimarisi Neden Önemli?</h2>

<p>Abbashalimpaşa köyünün tam ortasında yer alan cami, sadece dini bir mekan değil aynı zamanda köyün sembolik kalbi konumunda. Kuruluş planında bilinçli olarak merkeze yerleştirilen yapı, tüm sokakların görsel ve sosyal odak noktasını oluşturuyor.</p>

<p>Caminin mimarisi, dönemin yerel yapı teknikleriyle günümüz müdahalelerinin bir arada görülebildiği ilginç bir melezleşme sergiliyor. Moloz taş duvarlar, ahşap hatıl sistemi ve yerel malzemelerle inşa edilen özgün yapı, zamanla PVC kapılar, modern pencere doğramaları ve çağdaş dokunuşlarla bütünleşti. Bu durum, kırsal mimari mirasın korunması tartışmalarında sıkça gündeme gelen "uyarlanabilir koruma" kavramının canlı bir örneği olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Bardakçı ve Çiftlik Yaması Höyükleri Hangi Tarihi İzleri Taşıyor?</h2>

<p>Abbashalimpaşa'nın tarihi, 1914'teki kuruluşundan çok daha eskiye, Geç Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanıyor. Köyün yakın çevresindeki Bardakçı Höyüğü ve Çiftlik Yaması Höyüğü, bölgenin binlerce yıllık yerleşim geçmişine ışık tutan arkeolojik alanlar olarak biliniyor.</p>

<p>Bu höyüklerde yapılan incelemelerde, antik dönemlere ait yerleşim izleri, seramik parçaları ve en çarpıcı buluntu olarak yedi adet tarihi pres taşı tespit edildi. Zeytinyağı, üzüm ya da tahıl işleme amacıyla kullanıldığı düşünülen bu pres taşları, bölgenin Geç Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir tarımsal üretim merkezi olduğuna işaret ediyor. Höyükler, bugün resmi olarak tescilli arkeolojik alanlar arasında yer alıyor ve koruma altında bulunuyor.</p>

<h2>Günümüzde Abbashalimpaşa Köyünde Kaç Kişi Yaşıyor?</h2>

<p>Bir zamanlar dolup taşan Abbashalimpaşa köyü, günümüzde ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Kuruluş yıllarındaki yüzlerce haneli yoğun nüfusuna karşın, bugün köyde düzenli olarak ikamet eden hane sayısı 50-55 civarına düşmüş durumda.</p>

<p>Köyde öne çıkan en belirgin yaşam biçimi ise "ikili ikamet" modeli. Köylülerin büyük bölümü, kış aylarını Eskişehir şehir merkezindeki evlerinde geçirirken, ilkbahar ve yaz aylarında tarım faaliyetleri nedeniyle köye dönüyor.</p>

<h2>Abbashalimpaşa Köyünde Hangi Ürünler Yetişiyor?</h2>

<p>Köyün ismi her ne kadar "Mandıra" kökeninden gelse ve kuruluş döneminde hayvancılık ön planda olmuş olsa da, günümüzde Abbashalimpaşa ekonomisi büyük oranda tarıma dayanıyor. Çifteler ovasının verimli toprakları, köyde çeşitli ürünlerin yetiştirilmesine imkan sağlıyor.</p>

<p>Köyde yetiştirilen başlıca tarım ürünleri arasında buğday, arpa, şeker pancarı, mısır ve kabak çekirdeği bulunuyor. Özellikle şeker pancarı üretimi, Eskişehir'in şeker fabrikalarıyla olan güçlü bağlantısı nedeniyle köylüler için önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. Kabak çekirdeği ise hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara yönelik üretilen ticari bir ürün olarak köyün tarım portföyünde öne çıkıyor.</p>

<h2>Köyün Yöresel Lezzetleri Nelerdir?</h2>

<p>Abbashalimpaşa köyü, Bulgaristan göçmeni kökeni ve Orta Anadolu mutfak kültürünün buluştuğu zengin bir gastronomi mirasına sahip. Yöresel sofralarda en sık karşılaşılan lezzetler arasında Kaçamak, Çökel ve Tas Kebabı öne çıkıyor.</p>

<p>Kaçamak, mısır unu ile hazırlanan ve üzerine tereyağı ile peynir eklenerek servis edilen geleneksel bir yemek olarak köyün ve Çifteler bölgesinin simgelerinden biri sayılıyor. Çökel, süt ürünlerinden elde edilen yöresel bir peynir çeşidi olarak biliniyor. Tas Kebabı ise uzun pişirmeli, et ve sebzeli bir yemek olarak muhacir mutfağının izlerini taşıyor. Bu lezzetler, köylülerin kültürel kimliğini günümüze taşıyan önemli unsurlar olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyor.</p>

<h2>Eskişehir'den Abbashalimpaşa Köyüne Nasıl Gidilir?</h2>

<p>Eskişehir şehir merkezinden Abbashalimpaşa köyüne ulaşım, hem özel araçla hem de toplu taşıma seçenekleriyle oldukça kolay. Şehirden Çifteler istikametine uzanan karayolu bağlantısı, köye yaklaşık bir saatlik bir mesafede erişim imkanı sunuyor.</p>

<p>Toplu taşıma kullanmak isteyenler için çeşitli otobüs hatları mevcut.</p>

<p>Özellikle 114 numaralı hat, Çifteler ve çevre köylerine düzenli sefer düzenliyor. Bunun yanı sıra S29, S51, S63, K51 ve S9 numaralı hatlar da bölgeye ulaşım sağlayan alternatifler arasında yer alıyor.</p>

<h2>Abbashalimpaşa Kırsal Miras Olarak Neden Önemli?</h2>

<p>Abbashalimpaşa köyü, Türkiye'nin kırsal planlama tarihinde özel bir yere sahip. Ortogonal ızgara planıyla inşa edilen nadir köy örneklerinden biri olması, bu yerleşimi hem mimarlık tarihi hem de sosyoloji araştırmaları için değerli bir yer haline getiriyor.</p>

<p>Köyün korunması ve tanıtılması, Eskişehir'in kültürel miras envanterine önemli bir katkı sağlayabilir. Hem Bardakçı ve Çiftlik Yaması höyüklerindeki arkeolojik değerler hem de 111 yıllık planlı yerleşim dokusu, köyün turizm potansiyelini de güçlendiren unsurlar arasında bulunuyor. Yerel yönetimler ve akademisyenler, köyün özgün yapısının gelecek kuşaklara aktarılması için daha kapsamlı koruma ve dokümantasyon çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p>

<p>Eskişehir Çifteler'in Abbashalimpaşa köyü, sıradan bir kırsal yerleşim değil. Bulgaristan'dan göç eden ailelere yurt olmak üzere tasarlanan köy, bugün hala birbirine dik kesişen sokakları, merkezdeki camisi, çıkmaz sokaksız dokusu ve geniş tarım arazileriyle kuruluş felsefesini koruyor. Demografik daralmaya ve modern yaşamın getirdiği değişimlere rağmen, köy kendine özgü kimliğini ve kültürel mirasını sürdürmeye devam ediyor. Eskişehir'in çevresindeki bu benzersiz yerleşim, gelecek yıllarda daha fazla akademik araştırma, koruma projesi ve kültürel turizm girişimiyle hak ettiği değere kavuşabilecek nadir köşelerden biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-113-yillik-planli-koy-antik-yunan-mimarisiyle-kuruldu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/abbashalimpasa-koyu-tarihi.jpeg" type="image/jpeg" length="44216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'e Gidenler Bir Daha Dönmek İstiyor: İşte En Sevilen 9 Adres]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehire-gidenler-bir-daha-donmek-istiyor-iste-en-sevilen-9-adres</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehire-gidenler-bir-daha-donmek-istiyor-iste-en-sevilen-9-adres" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa'nın en güvenli şehirleri arasında gösterilen, her köşe başında bir heykelle karşılaştığınız ve tramvayın ağaçlıklı caddelerin arasından süzüldüğü bir şehir. Eskişehir'e "Türkiye'nin Avrupa'sı" denmesinin bir sebebi var ve onu anlamak için bir kez gitmek yetiyor. Gondol turu, yapay plaj, masal şatosu, balmumu müzesi, çiğ börek ve met helvası hepsi aynı şehirde. İşte Eskişehir'i Eskişehir yapan 9 adres.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>1. PORSUK ÇAYI: ŞEHRİN KALP ATIŞI</h3>

<p>Eskişehir deyince akla ilk gelen yer Porsuk Çayı. Şehrin tam ortasından geçen çayın iki yakası kafeleri, yürüyüş yolları ve köprüleriyle canlı bir yaşam alanı. Burada mutlaka yapmanız gereken şey gondol veya bot turuna binmek — Venedik havası yaşamak için İtalya'ya gitmenize gerek yok. Çay boyunca yürürken çevredeki çarşıyı keşfetmek de günün keyifli bir parçası.</p>

<p>[related-posts id="55179" color="bg-success"][/related-posts]</p>

<p><img alt="Eskisehir Porsuk Cayi Tekne-2" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2025/03/eskisehir-porsuk-cayi-tekne-2.jpg" width="1200" /></p>

<h3>2. ODUNPAZARI EVLERİ</h3>

<p>Arnavut kaldırımlı dar sokaklar, restore edilmiş rengarenk ahşap evler ve butik dükkanlar. Odunpazarı, Eskişehir'in tarihi dokusunun canlı tutulduğu en özel bölge. Fotoğraf çekmeden buradan ayrılmak mümkün değil. Bölgede butik oteller de var — gece kalıp sabah kahvaltısını bu sokaklarda yapmak ayrı bir deneyim.</p>

<p><img alt="Eskişehir Odunpazarı Ilçe" class="detail-photo img-fluid" height="494" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/01/eskisehir-odunpazari-ilce.webp" width="866" /></p>

<h3>3. OMM: MODERN SANAT MÜZESİ</h3>

<p>Odunpazarı'nın tam kalbinde duran Odunpazarı Modern Müze (OMM), mimarisiyle bile tek başına ziyaret sebebi. Japon mimar Kengo Kuma'nın tasarladığı bina, geleneksel Eskişehir evlerinden esinlenen ahşap cephesiyle dünyada ses getirdi. İçerideki çağdaş sanat koleksiyonu şehrin kültürel vizyonunu gözler önüne seriyor.</p>

<p><img alt="Omm Eskisehir" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/omm-eskisehir.webp" width="1280" /></p>

<h3>4. BALMUMU HEYKELLER MÜZESİ</h3>

<p>Çocuklar için büyülü, yetişkinler için eğlenceli. Odunpazarı bölgesindeki Balmumu Heykeller Müzesi, yerli ve yabancı birçok ünlü ismin gerçekçi heykellerini sergiliyor.</p>

<p><img alt="Yılmaz Büyükerşen Balmumu" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/02/yilmaz-buyukersen-balmumu.jpg" width="1200" /></p>

<h3>5. SAZOVA PARKI</h3>

<p>Eğer çocuklarla geliyorsanız veya içinizdeki çocuğu serbest bırakmak istiyorsanız Sazova Parkı tam size göre. Devasa Masal Şatosu, korsan gemisi, akvaryum ve hayvanat bahçesi aynı park içinde. Alan o kadar büyük ki içinde gezi treni bile var. Hem çocuklar hem yetişkinler saatlerce vakit geçirebilir. Eskişehir'in en çok ziyaret edilen noktalarından biri.</p>

<p><img alt="Eskişehir Sazova" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/01/eskisehir-sazova.webp" width="1280" /></p>

<h3>6. KENTPARK VE YAPAY PLAJ</h3>

<p>Eskişehir'de deniz yok ama yapay plaj var. Kentpark içindeki geniş havuz alanı yazın bir sahil kasabasına dönüşüyor. Yürüyüş yolları, oturma alanları ve yeşil çevresiyle Kentpark sadece yaz değil dört mevsim güzel. Ama asıl eğlence sıcak yaz günlerinde yapay plajda.</p>

<p><img alt="Eskişehir Tramvayları" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/01/eskisehir-tramvaylari.webp" width="1280" /></p>

<h3>7. DOKTORLAR CADDESİ: ESKİŞEHİR'İN İSTİKLALİ</h3>

<p>Üzerinden tramvayın geçtiği ağaçlıklı bu cadde, İstanbul'un İstiklal Caddesi'ne benzetiliyor. Dükkânlar, kafeler ve sokak müzisyenleriyle gündüz de gece de canlı. Eskişehir'in sosyal hayatının nabzı burada atıyor. Bir çay veya kahve eşliğinde tramvayı izlemek bile başlı başına bir aktivite.</p>

<h3>8. HALLER GENÇLİK MERKEZİ</h3>

<p>Eski bir sebze-meyve halinin restore edilmesiyle doğan bu mekan, şehrin en popüler buluşma noktalarından biri haline geldi. İçindeki kafeler, hediyelik eşya dükkanları ve sergi alanlarıyla hem gençlerin hem turistlerin uğrak yeri. Endüstriyel mimarisi fotoğraf çekmek için harika bir fon oluşturuyor.</p>

<h3>9. KARAKEDİ BOZACISI: 1925'TEN BU YANA</h3>

<p>1925'ten beri hizmet veren Karakedi Bozacısı, Eskişehir'in en köklü lezzet duraklarından biri. Boza kültürünün hâlâ yaşatıldığı bu mekan tek başına bir ziyaret sebebi. Özellikle sonbahar ve kış aylarında bir bardak boza içmek şehrin ruhunu hissetmenin en güzel yolu.</p>

<h2>ESKISEHIR'DE NE YENİR? 5 LEZZET</h2>

<p>Eskişehir'e gelip bunları yemeden dönmeyin:</p>

<p><strong>Çiğ Börek</strong> — Şehrin tartışmasız bir numarası. İnce hamurun içinde kıyma, soğan ve baharatla hazırlanan çiğ börek burada bir kültür. Yereller en iyi çiğ böreği nerede yiyeceğinizi söylemekten mutluluk duyar.</p>

<p><strong>Met Helvası</strong> — Odunpazarı'nın geleneksel tatlısı. Dışarıda kolay kolay bulamayacağınız bu helva Eskişehir'e özgü bir lezzet. Helvacılardan taze taze almak en iyisi.</p>

<p><strong>Balaban Köfte</strong> — Ekmek arası köftenin Eskişehir yorumu. Doyurucu, lezzetli ve uygun fiyatlı.</p>

<p><strong>Nuga Helva</strong> — Met helvasının yanında gölgede kalan ama tadına bakanların hayran kaldığı bir tatlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Boza</strong> — Karakedi Bozacısı'nda veya şehrin diğer noktalarında içilebilecek geleneksel Osmanlı içeceği.</p>

<h3>ESKİŞEHİR'İ FARKLI KILAN DETAYLAR</h3>

<p>Eskişehir'i sadece mekanlar değil, küçük detaylar da özel kılıyor. Yaya geçitlerinde arabalar gerçekten duruyor. Türkiye'de bu deneyimi çok az şehirde yaşarsınız. Her köşe başında bir heykel veya sanat eseriyle karşılaşıyorsunuz. Şehir planlaması o kadar düzenli ki kaybolmanız neredeyse imkansız. Ve en önemlisi: Eskişehir'e bir gün ayırmak yetmiyor. Gezmek için süre en az 2-3 gün.</p>

<p>Eskişehir, Türkiye'nin en çok sevdiği şehirlerden biri. Gondoldan yapay plaja, çiğ börekten balmumu müzesine kadar her yaş grubuna ve her ilgiye hitap eden bir şehir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehire-gidenler-bir-daha-donmek-istiyor-iste-en-sevilen-9-adres</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehir-gezilecek-yerler-pors.jpg" type="image/jpeg" length="72376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'in Gizli Cennetini Çoğu Kişi Bilmiyor: Eski Santral Kamp Cennetine Dönüştü]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-gizli-cennetini-cogu-kisi-bilmiyor-eski-santral-kamp-cennetine-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-gizli-cennetini-cogu-kisi-bilmiyor-eski-santral-kamp-cennetine-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde 1950'lerde bölgeye elektrik veren bir santral binası vardı. Bugün o bina ve çevresi bambaşka bir hayat yaşıyor 15 bungalov ev, karavan parkı, çadır alanı ve restoranıyla dört mevsim açık bir doğa tesisine dönüşmüş durumda. Frig Vadisi'nin tam göbeğinde konumlanan Santral Park, hafta sonu kaçamağından uzun tatil planına kadar her şeye cevap veriyor ve henüz çoğu kişinin radarına girmedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>BİR SANTRALDEN KAMP CENNETİNE: DÖNÜŞÜM HİKAYESİ</h2>

<p>Santral Park'ın bulunduğu alan, 1950'li yıllarda Seyitgazi'ye elektrik sağlayan küçük bir enerji santraliydi. Yıllar içinde işlevini yitiren yapı, 2010-2011 döneminde sosyal tesise çevrildi ancak uzun süre sadece yaz aylarında hizmet verebildi.</p>

<p>[related-posts id="54698" color="bg-danger"][/related-posts]</p>

<p><img alt="Kamp" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/kamp.webp" width="1000" /></p>

<p>Asıl dönüşüm 2022'de geldi. Tesisin belediye bünyesine alınmasıyla birlikte kapsamlı bir yenileme yapıldı ve Santral Park dört mevsim aktif bir yaşam alanına dönüştürüldü. Endüstriyel geçmişin izlerini taşıyan yapının doğayla buluşması, tesise kendine özgü bir karakter kazandırdı.</p>

<p>Santral Park birden fazla konaklama tipini bir arada sunuyor. Tesiste 15 adet bungalov ev bulunuyor. Doğanın içinde ama konfordan ödün vermeden kalmak isteyenler için ideal. Karavanıyla gelen ziyaretçiler için düzenlenmiş karavan kamp alanı var. Çadır kampı tercih edenler için de ayrılmış bir alan mevcut. Restoran ve mutfak hizmetleri de tesiste sunuluyor, yani yanınızda yemek taşımanıza gerek yok.</p>

<p><img alt="Eskisehir Santral Park" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehir-santral-park.webp" width="1080" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahar aylarında tamamlanması planlanan havuz tadilatıyla birlikte tesis yaz sezonuna daha geniş bir imkanla girecek.</p>

<h2>FRİG VADİSİ'NE GİRİŞ KAPISI</h2>

<p>Santral Park'ı sadece bir konaklama noktası olarak düşünmek eksik kalır. Tesisin asıl gücü konumunda gizli: Yazılıkaya hattına yakın mesafede, Frig Vadisi'nin keşfi için mükemmel bir merkez üs görevi görüyor.</p>

<p>Büyükşehir Belediyesi'nin destekleriyle yenilenen yol altyapısı sayesinde bölgeye ulaşım artık çok daha kolay. Eskişehir merkezinden gelen ziyaretçilerin yanı sıra Afyon yönüne geçiş yapanlar için de stratejik bir mola ve konaklama noktası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda ziyaretçi sayısındaki artış, tesisi bölgenin en dikkat çeken turizm noktalarından biri haline getiriyor.</p>

<p><img alt="Kamp Eskisehir Rota" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/kamp-eskisehir-rota.webp" width="1000" /></p>

<h3>KİMLER İÇİN UYGUN?</h3>

<p>Doğa yürüyüşü sevenler Frig Vadisi rotalarını keşfetmek için burayı üs olarak kullanabilir. Hafta sonu kaçamağı arayanlar şehrin gürültüsünden 1-2 saatlik mesafede doğanın içinde konaklayabilir. Karavan kültürüne ilgi duyanlar altyapılı bir kamp alanı bulabilir. Tarihe meraklı olanlar Seyitgazi'nin Frig dönemi kalıntılarını yakından görebilir. Aileler çocuklarla doğa deneyimi yaşayabilir.</p>

<p>Santral Park, ziyaretçilere farklı konaklama seçenekleri sunuyor:<br />
•⁠ ⁠15 adet bungalov ev<br />
•⁠ ⁠Karavan kamp alanı<br />
•⁠ ⁠Çadır kamp alanı<br />
•⁠ ⁠Restoran ve mutfak hizmetleri</p>

<p>Günübirlik ziyaretten haftalık konaklamaya kadar farklı planlara uyum sağlayan esnek yapısı, Santral Park'ın en güçlü yanlarından biri.</p>

<p>Eskişehir denince akla genellikle Odunpazarı ve Porsuk Çayı geliyor. Ama şehrin asıl keşfedilmemiş hazinesi güney tarafında, Frig Vadisi'nin içinde gizli. Santral Park, elektrik üreten bir geçmişten doğa deneyimi sunan bir geleceğe uzanan dönüşümüyle hem hikayesi hem konumuyla dikkat çekiyor. Baharın tam ortasında hafta sonu planı yapanlar için radarına alınması gereken bir adres.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Emre Kaymal</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ROTA, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-gizli-cennetini-cogu-kisi-bilmiyor-eski-santral-kamp-cennetine-donustu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/eskisehirin-gizli-cenneti.jpg" type="image/jpeg" length="71545"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
