<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Haber Ajansı: Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com</link>
    <description>Eskişehir Haber Ajansı (EHA) Eskişehir haberleri: Eskişehir belediyeleri, ulaşım, asayiş, eğitim, ekonomi ve etkinlik en güncel Eskişehir son dakika haberleri bu sayfada</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/rss/yasa" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Eskişehir Haber Ajansı. İçerikten yazarları sorumludur. Haber, yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 07:19:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/rss/yasa"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Nesil Tatillerin Vazgeçilmez Rotası Olmaya Aday: Frigya'nın Kalbi]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yeni-nesil-tatillerin-vazgecilmez-rotasi-olmaya-aday-frigyanin-kalbi-eskisehir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/yeni-nesil-tatillerin-vazgecilmez-rotasi-olmaya-aday-frigyanin-kalbi-eskisehir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üç bin yıllık Frig Vadisi, tatil dönemlerinin değişmeyen duraklarından biri haline geldi. Vadi Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir sınırlarına yayılıyor. Ancak 506 kilometrelik Frig Yolu'nun en uzun bölümü Eskişehir'de kalıyor ve üç kol yine burada birleşiyor. Ayrıntıları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Klasik otel tatilinden sıkılanların ve kültür turizmi planı yapanların rotasında son yıllarda yeni bir isim öne çıkıyor. Frig Vadisi yaz tatilleri, bayramlar ve uzun hafta sonlarında ziyaretçi yoğunluğu yaşayan bölgeler arasına girdi.</strong></p>

<p><img alt="Frig" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/frig.jpg" width="1024" /></p>

<h2>FRİG VADİSİ NEREDE?</h2>

<p>Vadi tek bir şehre sığmıyor. Afyonkarahisar, Kütahya ve Eskişehir sınırlarına yayılan geniş bir alanı kapsıyor.</p>

<p><img alt="Eskişehir Frig" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/eskisehir-frig.png" width="1000" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık üç bin yıllık geçmişe sahip bölge, Frig, Roma ve Bizans dönemlerinden izler taşıyor. Kaya yerleşimleri, oyma mekanlar ve peri bacaları en çok ilgi gören yapılar arasında.</p>

<h2>ESKİŞEHİR'İN PAYI NE KADAR?</h2>

<p>Rakamlara bakınca tablo netleşiyor. Frig Yolu adı verilen yürüyüş rotası toplam 506 kilometre uzunluğunda ve ülkenin en uzun üçüncü parkuru sayılıyor.</p>

<p>Söz konusu mesafenin 219 kilometresi Eskişehir sınırlarında kalıyor. Kütahya bölümü 147, Afyonkarahisar bölümü ise 140 kilometre.</p>

<p>Yani rotanın yüzde 43'ü Eskişehir'de. Üç şehir arasındaki en büyük pay, açık farkla şehre ait.</p>

<h2>ÜÇ YOL NEREDE BİRLEŞİYOR?</h2>

<p>Rotanın kurgusu da Eskişehir'i merkeze koyuyor. Yürüyüş yolu üç ayrı noktadan başlıyor.</p>

<p>Kollardan biri Ankara'daki Gordion'dan, biri Afyonkarahisar'ın Seydiler bölgesinden, diğeri ise Kütahya'daki Yenice Çiftliği'nden yola çıkıyor.</p>

<p>Üç kol Yazılıkaya'da buluşuyor. Midas Anıtı'nın da bulunduğu söz konusu nokta, Eskişehir'in Han ilçesinde yer alıyor.</p>

<p>Rotanın tamamı 67 ayrı yürüyüş parkuruna bölünmüş durumda. İşaretleme kırmızı ve beyaz renklerle yapılıyor.</p>

<h2>MİDAS ANITI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>

<p>Yazılıkaya, Frig kaya cephelerinin en gösterişli örneği kabul ediliyor. Anıtın milattan önce 8. yüzyıla tarihlendiği belirtiliyor.</p>

<p>Yapının tanrıça Kybele adına, inanç amacıyla yaptırıldığı aktarılıyor. Çevresindeki diğer kalıntılar şöyle:</p>

<ul>
 <li>Akpara Kale</li>
 <li>Kocabaş Kale</li>
 <li>Gökgöz Kale</li>
 <li>Pişmiş Kale</li>
</ul>

<h2>SEYİTGAZİ TARAFINDA NE VAR?</h2>

<p>Vadinin Eskişehir bölümü Han ilçesiyle sınırlı değil. Seyitgazi'ye bağlı Kümbet köyü çevresinde de önemli kalıntılar bulunuyor.</p>

<p>Aslanlı Mabet olarak anılan yapı buradaki en bilinen eserlerden. Aynı çevredeki diğer duraklar ise şöyle:</p>

<ul>
 <li>Ballık Kale</li>
 <li>Kümbet Asar Kale</li>
 <li>Yapıldak Asar Kaya</li>
</ul>

<h2>NASIL GİDİLİYOR?</h2>

<p>Yazılıkaya, Eskişehir merkezine yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Özel araçla yolculuk bir ile bir buçuk saat arasında sürüyor.</p>

<p>Bölgede toplu taşıma seçeneği sınırlı. Vadiyi gezmek isteyenlere özel araçla ya da tur organizasyonlarıyla gitmeleri öneriliyor.</p>

<p>Yaz aylarında sabahın erken saatleri, hem sıcaktan hem kalabalıktan kaçınmak açısından daha uygun görünüyor.</p>

<h2>GİDECEKLER NE HAZIRLAMALI?</h2>

<p>Vadi gezisi büyük ölçüde açık alanda ve yürüyerek yapılıyor. Rahat ayakkabı, şapka ve yeterli su temel ihtiyaç olarak sıralanıyor.</p>

<p>Kaya yapılarının çevresindeki patikalar yer yer engebeli. Çocuklu ailelerin kısa parkurları tercih etmesi öneriliyor.</p>

<p>Bölgede yiyecek içecek noktaları seyrek olduğundan yanına atıştırmalık almak da işe yarıyor.</p>

<h2>ESKİŞEHİR TURİZMİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</h2>

<p>Eskişehir'in turizm potansiyeli uzun süredir merkezdeki duraklar üzerinden yürüyor. Odunpazarı, müzeler ve Porsuk kıyısı ilk akla gelen adresler arasında.</p>

<p>Frigya rotası ise şehir turizmine kırsal ve tarihi bir kol ekliyor. Han ile Seyitgazi gibi ilçelerin ziyaretçiyle buluşması, hareketin merkez dışına yayılması anlamına geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yeni-nesil-tatillerin-vazgecilmez-rotasi-olmaya-aday-frigyanin-kalbi-eskisehir</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2023/07/frig-yolu-bu-panelde-konusulacak-1.jpg" type="image/jpeg" length="79138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehrin Gürültüsünden Uzakta Saklı Bir Cennet: Görenler Gözlerine İnanamıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/sehrin-gurultusunden-uzakta-sakli-bir-cennet-gorenler-gozlerine-inanamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/sehrin-gurultusunden-uzakta-sakli-bir-cennet-gorenler-gozlerine-inanamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in en büyük sulak alanı, Sivrihisar'ın güneyindeki bozkırda bulunuyor. Balıkdamı, resmi kayıtlara göre 286 kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Alan 1980'den bu yana dört ayrı koruma statüsü aldı ve 2019'da ulusal öneme haiz sulak alan ilan edildi. Kuraklık ve tarımsal sulama ise su seviyesini düşürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir denince akla gelen doğa rotalarının çoğu şehir merkezine yakın duruyor. Oysa şehrin en zengin ekosistemi, Sivrihisar'ın güneyindeki bozkırın ortasında yer alıyor. Balıkdamı, Sakarya Nehrinin taşkınlarıyla oluşan bir sulak alan olarak varlığını sürdürüyor.</strong></p>

<p><img alt="1776686975318" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/1776686975318.jpeg" width="1279" /></p>

<h2>BALIKDAMI NEREDE?</h2>

<p>Alan, Sivrihisar ilçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta, güney yönünde bulunuyor. Rakım 800 metre düzeyinde seyrediyor. Yüz ölçümü yaklaşık 30.000 dönüm olarak veriliyor. Söz konusu büyüklük 3.000 hektara, yani yaklaşık 30 kilometrekarelik bir alana karşılık geliyor. Kabaca 4.200 futbol sahası büyüklüğünde bir sulak alandan söz ediliyor.</p>

<p>Bölgeyi besleyen kaynak Sakarya Nehri. Nehrin taşkın yaptığı dönemlerde ortaya çıkan su birikintileri, çevredeki bozkırda başka hiçbir yerde bulunmayan bir yaşam alanı oluşturuyor.</p>

<h2>KAÇ KUŞ TÜRÜ BARINIYOR?</h2>

<p>Tür sayısı kaynağa göre değişiyor. İki farklı kayıt şöyle:</p>

<ul>
 <li>Resmi sulak alan kaydında geçen sayı: 286 tür</li>
 <li>Akademik sayım çalışmasında tespit edilen: 210 tür, 18 takım ve 47 familya</li>
</ul>

<p>Aradaki fark, sayımların ayrı yıllarda ve ayrı yöntemlerle yapılmasından kaynaklanıyor. Her iki rakam da alanın Eskişehir'deki en zengin kuş popülasyonuna sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Akademik çalışmadaki takım dağılımı şöyle:</p>

<ul>
 <li>Ötücü kuşlar: 96 tür</li>
 <li>Yağmurcunlar: 31 tür</li>
 <li>Yırtıcılar: 27 tür</li>
 <li>Leyleksiler: 13 tür</li>
 <li>Kazsılar: 10 tür</li>
</ul>

<p>Sıralanan beş takım 177 türü kapsıyor, kalan 33 tür ise diğer gruplara dağılıyor. Yalnızca ötücü kuşların payı yüzde 45,7 düzeyinde bulunuyor.</p>

<p><img alt="430631,Dsc8513Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/430631dsc8513jpg.png" width="1000" /></p>

<h2>NESLİ TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRLER VAR MI?</h2>

<p>Uluslararası Doğa Koruma Birliğinin kırmızı listesine göre alanda risk taşıyan türler bulunuyor. Sınıflandırma şöyle:</p>

<ul>
 <li>Nesli tehlikede olan: 1 tür</li>
 <li>Hassas durumda olan: 2 tür</li>
 <li>Tehdide yakın olan: 7 tür</li>
</ul>

<p>Toplamda 10 tür risk kategorilerinde yer alıyor. Söz konusu sayı, tespit edilen 210 türün yaklaşık yüzde 4,8'ine denk geliyor.</p>

<h2>KORUMA STATÜSÜ NASIL DEĞİŞTİ?</h2>

<p>Balıkdamı, kırk yılı aşan bir süreçte kademeli olarak koruma altına alındı. Kronoloji şöyle:</p>

<ul>
 <li>1980: İkinci derece doğal sit alanı</li>
 <li>1994: Yaban Hayatı Koruma Sahası</li>
 <li>2005: Yaban Hayatı Geliştirme Sahası</li>
 <li>5 Şubat 2019: Ulusal öneme haiz sulak alan</li>
</ul>

<p>Alan, sulak alanların korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmenin ulusal önem ölçütlerini de karşılıyor.</p>

<h2>YABAN HAYATI GELİŞTİRME SAHASI NE DEMEK?</h2>

<p>Statülerin karşılığı sıkça karıştırılıyor. Yaban hayatı geliştirme sahası, av ve yaban hayvanlarının yaşama ortamlarının korunması, geliştirilmesi ve üretimlerinin sağlanması amacıyla ayrılan alanları ifade ediyor. Söz konusu sahalarda avlanma yasak, faaliyetler ise izne bağlı yürütülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ulusal öneme haiz sulak alan tanımı ise ekolojik değeri ülke ölçeğinde kabul edilen alanları kapsıyor ve koruma planlaması bakımından ayrı bir çerçeve sunuyor.</p>

<p><img alt="Images (6)" class="detail-photo img-fluid" height="365" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/images-6.jpeg" width="547" /></p>

<h2>HANGİ KUŞLAR GÖRÜLEBİLİR?</h2>

<p>Alanda flamingo, pelikan ve balıkçıl gibi türler gözlemlenebiliyor. Doğaseverlerin kullanımına açık bir gözlem kulesi de bulunuyor. Kuş yoğunluğu göç dönemlerinde artıyor, dolayısıyla ilkbahar ve sonbahar ayları gözlem açısından öne çıkıyor.</p>

<p>Gözlem yapacakların dürbün, güneşten korunma ekipmanı ve su götürmesi öneriliyor. Alanın bozkır ortasında bulunması nedeniyle gölge ve altyapı imkanları sınırlı kalıyor.</p>

<h2>ALANI NE TEHDİT EDİYOR?</h2>

<p>Sulak alanın geleceği su miktarına bağlı bulunuyor. Doğa koruma kuruluşlarının aktardığı başlıca risk unsurları şöyle:</p>

<ul>
 <li>Kuraklık</li>
 <li>Denetimsiz yürütülen tarımsal sulama</li>
 <li>Nehrin su seviyesindeki süreklilik kazanan düşüş</li>
 <li>Bölge için gündemde olan sulama projeleri</li>
</ul>

<p>Söz konusu kuruluşlara göre gündemdeki proje, alanın batı bölümünün kurutulup tarıma açılmasını ve doğu bölümünün 500 hektar civarında bir göle dönüştürülmesini öngörüyor. Aktarılan değerlendirmeler ilgili kuruluşlara ait bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/sehrin-gurultusunden-uzakta-sakli-bir-cennet-gorenler-gozlerine-inanamiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/430632dsc8517jpg.png" type="image/jpeg" length="93436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1600 Yıllık El Emeği: Altın Tellerle Örülen Asırlık Miras]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/1600-yillik-el-emegi-altin-tellerle-orulen-asirlik-miras</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/1600-yillik-el-emegi-altin-tellerle-orulen-asirlik-miras" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Frigler dönemine kadar uzanan ve savaş meydanlarındaki çelik zırhlardan doğan "cebe" sanatı, günümüzde incecik altın tellerle kadınların kollarını süsleyen eşsiz takılara dönüşmüş durumda. Yaklaşık 1600 yıllık bu köklü miras, İç Anadolu'nun tarihi dokusunda, usta ellerin sabrıyla ilmek ilmek işlenerek yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baba mesleği olan kuyumculuğu çeyrek asırdır sürdüren Hüseyin Altay, hayatını bu asırlık geleneği yaşatmaya adamış isimlerden biri. Çocuk yaşta adım attığı atölyede zamanla "Sivrihisar cebesi" olarak bilinen bu özel örgü sanatında ustalaşan Altay, geçmişi geleceğe altın tellerle bağlıyor.</p>

<p><img alt="A W767854 02" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/a-w767854-02.jpg" width="800" /></p>

<h2><strong>Savaş Zırhından Gelin Sandıklarına</strong></h2>

<p>Sivrihisar cebesinin köklerinin çok eskilere dayandığını belirten usta isim, bu eşsiz takının hikayesini şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p>"Bu örgünün geçmişi Friglere kadar uzanıyor. Büyüklerimizin sandıklarından çıkan asırlık örneklere şahit oluyoruz. Özünde Trabzon hasırına benzeyen bu teknik, aslında eski çağlarda askerlerin koruma amaçlı kullandığı zırh örgüsü. Zaman içinde bir zarafet sembolüne ve takıya dönüşmüş. Biz de bu eşsiz kültürel mirası ayakta tutmak için çabalıyoruz."</p>

<h2><strong>Bir İlmeğin Ardındaki 4 Günlük Sabır</strong></h2>

<p>Tamamen kas gücü, sabır ve el emeğine dayanan bu süreç oldukça meşakkatli. Altın külçesi önce yüksek ısıda eritilerek incecik bir tel haline getiriliyor. Ardından örme, yıkama, tarama, kilit montajı, cila ve yaldız gibi ince işçilik gerektiren pek çok aşamadan geçiyor. Hüseyin Usta'nın ellerinde şekillenen tek bir cebenin tamamlanması ise yaklaşık 3-4 gün sürüyor.</p>

<h2><strong>Fiyatı 1 Milyon Lirayı Aşıyor</strong></h2>

<p>Bölgede evlenen kadınlar için geleneksel bir zorunluluk ve prestij sembolü haline gelen cebe, 22 ayar altından üretiliyor. Altının gramajına ve el işçiliğinin detaylarına göre şekillenen fiyatlar ise adeta dudak uçuklatıyor. Usta ellerden çıkan standart bir cebenin ortalama fiyatı <strong>600 bin ile 1 milyon lira</strong> arasında değişirken, elmas gibi değerli taşlarla süslenmiş özel tasarım modellerin fiyatı <strong>1 milyon 700 bin liraya</strong> kadar çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Yapay Zekâ Bu Ruhun Yerini Tutamaz"</strong></h2>

<p>Gelişen teknolojinin ve son dönemde her sektörü etkileyen yapay zekânın, geleneksel el sanatları üzerindeki etkisine değinen Hüseyin Altay, bu konuda oldukça net:</p>

<ul>
 <li>
 <p>"Bizim işimiz tamamen el emeği, göz nuru ve ruh katmakla ilgili.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bu meslek sabır ve ustalık istiyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Biz yeni nesillere bu işin inceliklerini öğrettiğimiz ve sevdirdiğimiz sürece, hiçbir yapay zekâ ya da makine bu emeğin, bu hissiyatın yerini tutamaz."</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/1600-yillik-el-emegi-altin-tellerle-orulen-asirlik-miras</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/a-w767854-04.jpg" type="image/jpeg" length="95661"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'nin Suç Oranı En Yüksek Şehirleri Belli Oldu: İşte İlk 5'e Giren İller]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-suc-orani-en-yuksek-sehirleri-belli-oldu-iste-ilk-5e-giren-iller</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-suc-orani-en-yuksek-sehirleri-belli-oldu-iste-ilk-5e-giren-iller" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ve Türkiye'nin suç haritasını güncelleyen son güvenlik ve emniyet verileri, kamuoyundaki yerleşik algıları tamamen altüst etti. Sosyal medya efsaneleri ve popüler kültürün yarattığı "en tehlikeli şehirler" imajı, resmi rakamların açıklanmasıyla birlikte yerini çarpıcı bir gerçekliğe bıraktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır internet ortamında dolaşan gayriresmi anketlerde, dizi filmlerde ve sosyal medya platformlarında Adana, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi iller sıklıkla suçla özdeşleştirilerek ön plana çıkarılıyordu. Ancak TÜİK'in yüz bin kişiye düşen suç oranlarını dikkate alarak hazırladığı bilimsel veriler, bu şehir efsanelerini tamamen çürüttü. Belirtilen bu iller nüfusa oranla suç haritasında üst sıralarda yer almazken, listenin zirvesini beklenmedik kentler paylaştı.</p>

<h3>Zirve Aydında</h3>

<p>Ocak ayında yapılan çalışmada olduğu gibi Ağustos ayında da birinciliği kimseye bırakmayan <strong>Aydın</strong>, nüfusa oranla en fazla suç işlenen il olarak listenin ilk sırasında yer aldı. Doğası, tarihi ve sakin Ege kenti imajıyla bilinen Aydın'ın bu konumu, raporun en büyük sürprizi olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aydın'ı, yine Ege Bölgesi'nin önemli merkezlerinden olan komşusu <strong>Denizli</strong> takip etti. Listenin üçüncü sırasında ise İç Anadolu Bölgesi'nden <strong>Çorum</strong> yer alarak dikkatleri üzerine çekti. Türkiye'nin dünyaya açılan en büyük turizm kapısı olan <strong>Antalya</strong> dördüncü sırada, Ege'nin metropolü <strong>İzmir</strong> ise beşinci sırada kendine yer buldu.</p>

<p><strong>TÜİK Verilerine Göre Nüfusa Oranla Suç Oranı En Yüksek İlk 5 İl:</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Sıra</strong></td>
   <td><strong>İl Adı</strong></td>
   <td><strong>Coğrafi Bölge</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>1</strong></td>
   <td><strong>Aydın</strong></td>
   <td>Ege Bölgesi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>2</strong></td>
   <td><strong>Denizli</strong></td>
   <td>Ege Bölgesi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>3</strong></td>
   <td><strong>Çorum</strong></td>
   <td>İç Anadolu Bölgesi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>4</strong></td>
   <td><strong>Antalya</strong></td>
   <td>Akdeniz Bölgesi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>5</strong></td>
   <td><strong>İzmir</strong></td>
   <td>Ege Bölgesi</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3>Mülki İdare Amirlerinden "Saha Gerçeklerine Odaklanın" Çağrısı</h3>

<p>Ortaya çıkan bu çarpıcı tablonun ardından, mülki idare amirleri ve güvenlik bürokrasisi vatandaşlara ve kamuoyuna önemli uyarılarda bulundu. Sosyal medyada yaratılan algı operasyonlarının ve asılsız internet anketlerinin şehirlerin imajına haksız yere zarar verdiğine dikkat çeken yetkililer, şehirlerin güvenlik durumunun kulaktan dolma bilgilerle veya önyargılarla değil; resmi istatistikler, kolluk kuvvetlerinin verileri ve saha gözlemleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyenin-suc-orani-en-yuksek-sehirleri-belli-oldu-iste-ilk-5e-giren-iller</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/tehlikeli-mahalle.webp" type="image/jpeg" length="48057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Değişikliği Sağlığı Da Tehdit Ediyor: Yeni Riskler Oluşuyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/iklim-degisikligi-sagligi-da-tehdit-ediyor-yeni-riskler-olusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/iklim-degisikligi-sagligi-da-tehdit-ediyor-yeni-riskler-olusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim değişikliği yalnızca sıcaklıkların yükselmesine ve doğal yaşamın değişmesine yol açmıyor. Aşırı sıcaklar, hava kirliliği, polen sezonlarının uzaması, vektör kaynaklı hastalıkların yayılım alanlarının değişmesi ve ruh sağlığı üzerindeki etkiler, iklim krizinin insan sağlığı açısından oluşturduğu riskleri artırıyor. Uzman kuruluşlar, bu etkilerin önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale gelebileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği yalnızca sıcaklıkların yükselmesine ve doğal yaşamın değişmesine yol açmıyor. Aşırı sıcaklar, hava kirliliği, polen sezonlarının uzaması, vektör kaynaklı hastalıkların yayılım alanlarının değişmesi ve ruh sağlığı üzerindeki etkiler, iklim krizinin insan sağlığı açısından oluşturduğu riskleri artırıyor. Uzman kuruluşlar, bu etkilerin önümüzdeki yıllarda daha belirgin hale gelebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>İklim değişikliği, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, hava kirliliği, kuraklık ve değişen yağış düzenleri üzerinden insan sağlığını doğrudan ve dolaylı olarak etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), iklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıklardan beslenmeye, hava kalitesinden ruh sağlığına kadar çok sayıda sağlık riskini artırdığını belirtiyor.</p>

<p>İklim koşullarındaki değişimle birlikte bazı sağlık sorunlarının görülme sıklığı ve yayılım alanları da değişebiliyor. Aşırı sıcakların daha sık ve uzun süreli yaşanması ise özellikle yaşlılar, çocuklar, açık havada çalışanlar ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından daha yüksek risk oluşturuyor.</p>

<p></p>

<h2>İklim krizinin ruh sağlığına etkisi</h2>

<p>İklim değişikliğinin etkileri yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı kalmıyor. Çevresel bozulma, doğal alanların kaybı ve geleceğe ilişkin belirsizlik, bazı kişilerde kaygı ve psikolojik sıkıntılara neden olabiliyor.</p>

<p>Çevresel yıkım ve gezegenin geleceğine ilişkin sürekli kaygı “eko-anksiyete” olarak tanımlanırken, kişinin kendisini ait hissettiği çevrenin değişmesi veya yok olmasıyla bağlantılı derin kayıp ve sıkıntı hissi “solastaji” olarak ifade ediliyor. DSÖ, iklim değişikliğinin ruh sağlığı ve psikolojik iyilik hali üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>Aşırı sıcaklar ve böbrek sağlığı</h2>

<p>Uzayan sıcak hava dalgaları, insan vücudunun ısı dengesini korumasını zorlaştırıyor. Özellikle açık havada çalışan kişilerde yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmak ve yeterli sıvı alınmaması, sıcak stresi ve böbrekler üzerinde ek yük oluşturabiliyor.</p>

<p>DSÖ, aşırı sıcakların kalp ve böbrekler üzerindeki yükü artırabildiğini ve akut böbrek hasarı riskini yükseltebildiğini belirtiyor. Sıcaklığın yanı sıra nem, rüzgar ve kişinin maruz kalma süresi de sağlık riskinin oluşmasında etkili oluyor.</p>

<p></p>

<h2>Sivrisinek ve kenelerin taşıdığı hastalıklar yayılabiliyor</h2>

<p>Sıcaklık ve yağış düzenlerindeki değişimler, sivrisinek ve kene gibi hastalık taşıyan canlıların yaşam alanlarını ve aktif oldukları dönemleri değiştirebiliyor.</p>

<p>DSÖ verilerine göre iklim değişikliği, bazı vektörlerin enlem ve yükselti bakımından yayılım alanlarının genişlemesine ve aktif oldukları dönemlerin uzamasına katkı sağlıyor. Dang humması, Zika, Batı Nil virüsü ve Lyme hastalığı gibi vektör kaynaklı hastalıkların görülme riski de bu değişimlerden etkilenebiliyor.</p>

<p></p>

<h2>Polen sezonu uzuyor, alerji riski artıyor</h2>

<p>İklim değişikliği ve hava kirliliği, polen kaynaklı sağlık sorunlarını da etkiliyor. Artan sıcaklıklar ve atmosferdeki karbondioksit seviyeleri, bazı bölgelerde polen sezonlarının daha erken başlamasına, daha uzun sürmesine ve polen üretiminin artmasına neden olabiliyor.</p>

<p>DSÖ’nün 2025 tarihli değerlendirmesinde, iklim değişikliği ile hava kirliliğinin polen ve diğer havadaki biyolojik parçacıkların sağlık üzerindeki etkilerini artırabildiği belirtiliyor. Bu durum özellikle alerjik reaksiyonlar ve astım gibi solunum yolu sorunları açısından önem taşıyor.</p>

<p></p>

<h2>Orman yangınları ve ince partikül tehlikesi</h2>

<p>İklim değişikliğiyle bağlantılı aşırı sıcak ve kuraklık koşulları, orman yangınlarının sağlık üzerindeki etkilerini de artırabiliyor. Yangın sırasında ortaya çıkan ince partikül maddeler, özellikle PM2.5, solunum yoluyla vücuda alınabiliyor.</p>

<p>Bu partiküllere maruz kalmak solunum ve kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Yangın dumanının yalnızca yangının meydana geldiği bölgeyi değil, rüzgarın taşıdığı daha uzak alanları da etkileyebilmesi, hava kalitesi açısından geniş bir risk oluşturuyor.</p>

<p></p>

<h2>Gıda güvenliği ve besin değerlerindeki değişim</h2>

<p>İklim değişikliği tarımsal üretimi de etkilerken, bunun insan sağlığı üzerinde beslenme yoluyla sonuçları bulunuyor. Yükselen karbondioksit seviyeleri ve değişen iklim koşulları, bazı temel tarım ürünlerinin besin değerlerinde değişikliklere yol açabiliyor.</p>

<p>DSÖ Avrupa Bölgesi, iklim değişikliğinin ürün verimliliğini etkileyebileceğini ve artan atmosferik karbondioksitin bazı ürünlerin besin kalitesini düşürebileceğini belirtiyor. Bu durum özellikle gıda güvenliği ve beslenme açısından yeni riskler oluşturabiliyor.</p>

<p></p>

<h2> Vücudun serinleme sınırı</h2>

<p>Aşırı sıcakların insan sağlığı açısından oluşturduğu risk, yalnızca hava sıcaklığıyla ölçülmüyor. Nem oranının yükselmesi, terin buharlaşmasını zorlaştırarak vücudun kendisini soğutma kapasitesini azaltıyor.“Islak hazne sıcaklığı” olarak ifade edilen ölçüm, sıcaklık ile nemin birlikte oluşturduğu ısı stresini değerlendirmede kullanılıyor. 35 derece ıslak hazne sıcaklığı, uzun süreli maruziyet açısından insan vücudunun ısı kaybı kapasitesinin ciddi biçimde zorlandığı teorik bir eşik olarak kabul ediliyor; ancak gerçek risk koşullara, maruziyet süresine ve kişinin özelliklerine göre değişiyor. Aşırı sıcak ve yüksek nem, sıcak çarpması başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p></p>

<h2>Alg patlamaları ve toksin riski</h2>

<p>Suların ısınması ve çevresel koşulların değişmesi, bazı bölgelerde zararlı alglerin çoğalmasını kolaylaştırabiliyor. Bu organizmaların ürettiği bazı toksinler su kaynaklarını ve su ürünlerini etkileyebiliyor.</p>

<p>DSÖ, iklim değişikliğiyle birlikte yükselen su sıcaklıklarının zararlı algler, patojenler ve bakterilerin yayılımı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum hem su güvenliği hem de insan sağlığı açısından takip edilmesi gereken çevresel riskler arasında yer alıyor.</p>

<p></p>

<h2>İklim krizi sağlık sistemlerini de zorluyor</h2>

<p>İklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkileri tek tek hastalıklarla sınırlı kalmıyor. Aşırı sıcaklar, yangınlar, seller, kuraklık, bulaşıcı hastalıklar ve gıda güvenliği sorunları aynı zamanda sağlık sistemlerinin üzerindeki yükü artırabiliyor.</p>

<p>DSÖ, iklim değişikliğini insan sağlığı açısından temel bir tehdit olarak değerlendirirken, sıcak hava dalgaları, yangınlar, bulaşıcı hastalıklar, beslenme sorunları ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/iklim-degisikligi-sagligi-da-tehdit-ediyor-yeni-riskler-olusuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/08/fb9f3473-5e6f-4799-b115-93ee6beb39e6.jpeg" type="image/jpeg" length="99449"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kısa Süre Sonra Başlıyor: Türklerin Akın Akın Gittiği Ülke Vize İsteyecek]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/kisa-sure-sonra-basliyor-turklerin-akin-akin-gittigi-ulke-vize-isteyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/kisa-sure-sonra-basliyor-turklerin-akin-akin-gittigi-ulke-vize-isteyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadağ, Türk vatandaşları için vize uygulamasına geçiyor. Ülkenin Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu beş ülkenin vatandaşlarından 1 Kasım'dan itibaren vize isteneceğini duyurdu. Mevcut uygulama ekim ayının sonuna kadar geçerliliğini koruyacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Balkanlarda tatil planı yapanları ilgilendiren bir değişiklik gündeme geldi. Karadağ Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği ile sürdürülen katılım müzakereleri çerçevesinde vize rejimini güncelleyeceğini açıkladı. Yeni uygulama Türk vatandaşlarını da kapsıyor.</strong></p>

<h2>HANGİ ÜLKELER KAPSAMDA?</h2>

<p>Duyuruya göre değişiklik beş ülkeyi ilgilendiriyor. Vize zorunluluğu getirilen ülkeler şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Türkiye</li>
 <li>Çin</li>
 <li>Rusya</li>
 <li>Suudi Arabistan</li>
 <li>Belarus</li>
</ul>

<h2>UYGULAMA NE ZAMAN BAŞLIYOR?</h2>

<p>Takvim de netleşmiş durumda. Hükümetin yayımladığı yönetmelik, geçiş tarihini şu şekilde belirledi:</p>

<ul>
 <li>31 Ekim'e kadar yürürlükteki uygulama geçerli</li>
 <li>1 Kasım itibarıyla girişlerde vize şartı</li>
</ul>

<p>Yani ekim ayının son gününe dek seyahat edenler, mevcut usulden yararlanmayı sürdürecek.</p>

<h2>KARARIN GEREKÇESİ NE?</h2>

<p>Yönetim, adımın nedenini üyelik süreciyle açıkladı. Ülke, vize rejimindeki güncellemenin Birlikle sürdürülen müzakereler kapsamında atıldığını duyurdu. Öne çıkan başlıklar şöyle:</p>

<ul>
 <li>Karadağ, 2028 yılında Birliğin 28. üyesi olmayı hedefliyor</li>
 <li>Ulusal vize rejiminin Birliğin ortak rejimiyle örtüşmesi, katılım sürecinin son ölçütlerinden biri sayılıyor</li>
</ul>

<h2>DAHA ÖNCE NE OLMUŞTU?</h2>

<p>Muafiyet geçmişte de kesintiye uğradı. Sürecin kilometre taşları şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>25 Ekim 2025: Podgoritsa'da bir Karadağ vatandaşının bıçaklanmasının ardından muafiyet askıya alındı</li>
 <li>23 Aralık 2025: Askıya alma kaldırıldı, vizesiz kalış hakkı 90 günden 30 güne çekildi</li>
</ul>

<p>Yetkililer o dönemde düzenlemenin amacını şöyle tanımlamıştı:</p>

<blockquote>
<p>yasa dışı göçü önlemek ve Avrupa Birliği'nin vize politikasıyla uyum sağlamak</p>
</blockquote>

<p>Aynı açıklamada, güvenlik risklerinin yeniden belirmesi hâlinde vize şartının tekrar devreye alınabileceği de dile getirilmişti.</p>

<h2>KAÇ TÜRK VATANDAŞI GİDİYOR?</h2>

<p>Adriyatik kıyısındaki ülke, vize istememesi sayesinde Türkiye'den gelen tatilcilerin tercih listesinde üst sıralardaydı. Paylaşılan rakamlar şöyle:</p>

<ul>
 <li>Yılda yaklaşık 320 bin Türkiye vatandaşı ülkeye gidiyor</li>
 <li>Geçici ya da kalıcı oturum izni bulunan yabancı sayısı yaklaşık 100 bin</li>
 <li>Söz konusu grubun 13 bini Türk vatandaşlarından oluşuyor</li>
</ul>

<p>Oturum verilerini 2025 yılı sonunda paylaşan isim, Karadağ İçişleri Bakanı Danilo Saranovic olmuştu. Yetkililere göre ülkede şirket kuran ya da çalışmak amacıyla yerleşen Türkiye vatandaşlarının sayısı son yıllarda yükselişte.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/kisa-sure-sonra-basliyor-turklerin-akin-akin-gittigi-ulke-vize-isteyecek</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/vize.jpg" type="image/jpeg" length="69670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[50 Bin Antika Tek Noktada Toplandı: 35 Yıllık Hikayesi Var]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/50-bin-antika-tek-noktada-toplandi-35-yillik-hikayesi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/50-bin-antika-tek-noktada-toplandi-35-yillik-hikayesi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de bir kafe, sıra dışı dekorasyonuyla girenleri şaşırtıyor. 29 yaşındaki Adem Peksoy'un binlerce antikayla süslediği mekanda, 1930'lu yıllardan bu yana biriken 50 binden fazla ürün sergileniyor. Kimi ziyaretçi burayı müze, kimi ikinci el eşya dükkanı sanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de kapısından girenleri zamanda yolculuğa çıkaran bir mekan var. Adem Peksoy'un binlerce antikayla donattığı kafe, alışılmışın dışındaki dekorasyonuyla dikkat çekiyor. Duvarları, rafları ve vitrinleri onlarca yıllık eşyalarla dolu mekan, kimi ziyaretçi tarafından müze sanılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A W753980 02" class="detail-photo img-fluid" height="610" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/a-w753980-02.jpg" width="1093" /></p>

<h2>HİKAYE KAYSERİ'DE BAŞLADI</h2>

<p>Mekanın öyküsü Eskişehir'den önce Kayseri'de başlıyor. Peksoy'un ustası olarak gördüğü Atilla Yıldız, uzun yıllardır yurdun dört bir yanından antika eşya topluyor ve bunları çay evlerinde sergiliyor. Küçük yaşlarda Yıldız ile tanışan Peksoy, hobi olarak başlayan bu uğraşı zamanla bir kafe konseptine dönüştürdü. Bugün 29 yaşında olan Peksoy, kısa süre önce Eskişehir'de açtığı mekanla aynı geleneği sürdürüyor.</p>

<p><img alt="A W753980 05" class="detail-photo img-fluid" height="3000" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/a-w753980-05.jpg" width="4000" /></p>

<h2>"BUNLARI PARAYLA SATMIYORUZ"</h2>

<p>Peksoy, koleksiyonda yer alan ürünlerin ortak özelliğinin yaşanmışlık olduğunu söylüyor. Mekandaki eşyaları şöyle anlatıyor:</p>

<p>Buradaki hiçbir üründe imitasyon yok. Koleksiyon değerinde antikalar, retro, vintage ve çeşitli tarzlarda eşyalarımız bulunuyor. Bunları parayla satmıyoruz, hatıra olarak alıyoruz. Elimizdeki toplam ürün sayısı 50 bin aşkın.</p>

<p>Koleksiyonun kapsamı da geniş. Peksoy'un aktardığına göre mekanda yer alan ürünlerden bazıları şöyle:</p>

<ul>
 <li>1930'lu yıllara ait fotoğraflar ve hüviyet cüzdanı</li>
 <li>Hırka ve eski pijama takımları</li>
 <li>Kap kacak ve kanaviçe işlemeler</li>
 <li>Teyp ve radyo gibi elektronik eşyalar</li>
 <li>Vitrinde sergilenen 1880 yapımı piyano</li>
</ul>

<h2>"35 SENELİK BİR BİRİKİM"</h2>

<p>Peksoy için eşyaların maddi değerinden çok taşıdığı anı önemli. Koleksiyonun nasıl oluştuğunu şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p>Ürünlerin bizim için yaşanmışlığı önemli. Yan komşumuzun ölen annesinin bir hırkası, vefat eden dedesinin evindeki ayna... Toplam 35 senelik bir birikmişlik var. Benden önceki ustamın biriktirdiği işi ben şu an devam ettiriyorum. Hobi olarak başladı, iş olarak devam ediyor.</p>

<h2>40 YIL ÖNCESİNİN EŞYALARI</h2>

<p>Ustasının da kendisi gibi geçmişe ait eşyaları biriktirdiğini belirten Peksoy, ilginç bir döngüye dikkat çekiyor:</p>

<p>Ustam 1980'li, kendinden 40 sene önceki eşyaları biriktiriyor. Şimdi ben de kendimden 40 sene önceki eşyaları biriktiriyorum. Böyle muazzam bir döngüye ulaştık ama ürünleri koyacak yerimiz olmuyor.</p>

<h2>"MÜZE Mİ BURASI?"</h2>

<p>Mekanın görüntüsü, ziyaretçilerde çeşitli izlenimler bırakıyor. Peksoy, karşılaştığı sorulardan örnekler veriyor:</p>

<p>İlk geldiklerinde 'Müze mi burası?' diyorlar ya da, 'Abi kuruyemiş alacaktık, argan yağı var mı?', 'Abi, benim ütünün ayağı kırıldı da ütünün ayağını verebilir misiniz?', 'Abi, benim radyonun kondansatörü çalışmıyor, sizde var mı?' diyorlar. Bizi bir yedek parçacı, bizi bir ikinci elci olarak görüyorlar. Halbuki burası bir kafe, restoran.</p>

<p>Peksoy, ilk mekanı da benzer bir amaçla açtıklarını dile getiriyor:</p>

<p>Biz ilk açtığımızda çay evi olarak, sadece eşyaları sergilemek amaçlı açtıydık. Küçük bir yerimiz olsun, insanlara çay verelim, bu eski eşyalarımızı da sergileyelim istedik.</p>

<h2>"NE OLUR EŞYALARA DOKUNMAYIN"</h2>

<p>Antikaların üzerindeki mizahi uyarı yazıları da mekanın dikkat çeken ayrıntılarından. Peksoy, uyarıların nedenini şöyle açıklıyor:</p>

<p>Ürünler çok çabuk deforme oluyor. Bir de alttan gelen nesil hiçbir bağlılık duymadan, eşyalara zarar verecek şekilde dokunduğu için bazı uyarılar yazdık. Vitrinin içinde 1880'in piyanosu var, adam ona böyle çat çat çat basıyor. O yüzden, 'Ne olur eşyalara dokunmayın' yazıyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/50-bin-antika-tek-noktada-toplandi-35-yillik-hikayesi-var</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/35-yillik-hikaye.jpg" type="image/jpeg" length="28205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Her Markette Satılan Ünlü Peynir Markası Toplatılıyor: Bakanlık Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-her-markette-satilan-unlu-peynir-markasi-toplatiliyor-bakanlik-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-her-markette-satilan-unlu-peynir-markasi-toplatiliyor-bakanlik-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, Tahsildaroğlu markalı bir beyaz peynir ürünü için toplatma kararı verildiğini açıkladı. Alo 174 Gıda Hattı'na yapılan bir ihbarın ardından yürütülen denetimde, ürünün mikrobiyolojik kriterlere uygun olmadığı belirlendi. Basına yansıyan bilgilere göre peynirde listeria bakterisi tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir dahil Türkiye'nin her ilinde satılan bir peynirle ilgili gıda güvenliği sorunu gündeme geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı, Tahsildaroğlu markalı bir beyaz peynir ürününde uygunsuzluk saptandığını ve söz konusu partinin toplatıldığını duyurdu. Karar, belirli bir parti numarasına ait ürünü kapsıyor.</strong></p>

<p><img alt="Images (3)-2" class="detail-photo img-fluid" height="473" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/images-3-2.jpeg" width="422" /></p>

<h2>SÜREÇ NASIL BAŞLADI?</h2>

<p>Olay, bir tüketicinin başvurusuyla ortaya çıktı. Bakanlığa göre süreç, 16 Haziran 2026 akşamı, saat 21.15'te Alo 174 Gıda Hattı'na gelen ihbarla başladı. Basına yansıyan bilgilere göre, kanser tedavisi gören bir vatandaş marketten aldığı peyniri yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvurdu. Başvurunun ardından 17 Haziran'da söz konusu satış noktasında resmi denetim gerçekleştirildi ve üründen numune alınarak laboratuvara gönderildi.</p>

<h2>LABORATUVAR UYGUNSUZLUK BULDU</h2>

<p>Yapılan analizler, üründe sorun bulunduğunu ortaya koydu. Bakanlık, Tahsildaroğlu markalı 290625 parti numaralı "Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir" ürününün Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne uygun olmadığını bildirdi. Yapılan incelemede peynirde listeria bakterisi tespit edildiği belirtilirken, Bakanlık resmi açıklamasında uygunsuzluğun hangi mikroorganizmadan kaynaklandığına dair ayrıntı vermedi.</p>

<h2>SADECE 290625 PARTİSİ TOPLATILDI</h2>

<p>Toplatma kararının kapsamı da önem taşıyor. İşleme ilişkin olarak üretici firmaya idari para cezası kesildi. Bakanlık, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>Üretici işletmeye idari para cezası uygulanmış, 290625 parti numaralı ürünler imha edilmek üzere piyasadan toplatılmıştır.</p>
</blockquote>

<p>Buna göre toplatma, markanın tüm ürünlerini değil, yalnızca 290625 parti numaralı peyniri kapsıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>DENETİM SIKLIĞI ARTIRILDI</h2>

<p>Bakanlık, üretici işletmeye yönelik kontrolleri de sıklaştırdığını duyurdu. Açıklamada şu bilgilere yer verildi:</p>

<blockquote>
<p>Ayrıca ilgili işletmenin denetim sıklığı artırılarak, üretmiş olduğu benzer ürünlerden numuneler alınmış olup, numunelerin analiz süreci devam etmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda gerekli yasal işlemler tesis edilecektir.</p>
</blockquote>

<p>Bakanlık, tüketici sağlığının korunması amacıyla denetimlerin süreceğini de vurguladı.</p>

<h2>LİSTERİA NEDİR, KİMLER RİSK ALTINDA?</h2>

<p>Listeria, farklı gıda gruplarında rastlanabilen bir bakteri. İyi pişmemiş etlerde, çiğ sebze ve meyvelerde, donmuş ürünlerde ve pastörize olmayan süt mamullerinde ortaya çıkabiliyor. Sağlıklı yetişkinlerde çoğunlukla hafif düzeyde bulantı ya da gribal belirtilerle seyretse de hamileler, bebekler, yaşlılar, kronik rahatsızlığı olanlar ve bağışıklığı zayıf kişiler için ciddi tehlike oluşturabiliyor. Uzmanlar, yüksek ateş, titreme, baş ağrısı, ishal, bulantı, kas ağrıları ile denge ve bilinç sorunları görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna gidilmesini öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-her-markette-satilan-unlu-peynir-markasi-toplatiliyor-bakanlik-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/04/peynir-2.webp" type="image/jpeg" length="83011"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcağında 300 Derece Fırın Karşısında: Günde 12 Saat Mesai Yapıyorlar]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yaz-sicaginda-300-derece-firin-karsisinda-gunde-12-saat-mesai-yapiyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/yaz-sicaginda-300-derece-firin-karsisinda-gunde-12-saat-mesai-yapiyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivrihisar'da 36 yılını kebap tezgahına veren 48 yaşındaki Bahattin Bayık, 300 dereceye ulaşan fırının önünde her gün 10-12 saat mesai yapıyor. Aslen Konyalı olan usta, yaz sıcağına ve zorlu koşullara yılların alışkanlığıyla göğüs geriyor. Bayık, müşterilerin bugün etten ve gramajdan çok iyi anladığını, kaliteyle ticari işi kolayca ayırt ettiğini söylüyor. Sivrihisar'ın lezzet hikayesini haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde yaz sıcağı, fırın başında çalışanların temposunu daha da zorlaştırıyor. Uzun yıllardır kebapçılık yapan Bahattin Bayık, 300 dereceyi bulan fırının karşısında günün büyük bölümünü geçiriyor.</strong></p>

<h2>36 YILDIR AYNI TUTKUYLA TEZGAH BAŞINDA</h2>

<p>48 yaşındaki Bahattin Bayık, aslen Konyalı. Uzun yıllar önce Sivrihisar'a yerleşen ve burada esnaflığa başlayan usta, kebapçılıkta 36 yılı geride bıraktı. Yaz aylarının kavurucu sıcağına karşın mesleğini severek yaptığını söyleyen Bayık, her sezon kendini bu yoğun döneme göre hazırladıklarını anlatıyor.</p>

<h2>"GÜNDE 10-12 SAAT 300 DERECE FIRIN KARŞISINDAYIZ"</h2>

<p>Fırının başında geçen uzun saatleri anlatan Bayık, işin acemiler için ne kadar zorlu olduğuna da değindi. Usta, çalışma koşullarını şöyle özetledi:</p>

<p>1990'dan beri Sivrihisar bölgesindeyim. 2005 yılında da burada esnaflık hayatına başladık. Toplamda 36 yıllık mesleğim. Kendimizi zaten her yıl bu yoğun yaz sezonuna göre ayarlıyoruz. Evet, fırın önü çok sıcak oluyor ama alıştık artık yani, mesleğimiz bu olduğu için pek sıkıntı olmuyor. Fırınımızın sıcaklığı 300 derece civarında ve ortalama 10-12 saat arası bu sıcağın karşısında kalıyoruz. Yeni başlayan bir adam için gerçekten çok zor bir süreç ama yıllar geçtikçe artık bu durum normalleşiyor.</p>

<h2>MUTFAKTA 12 KİŞİLİK EKİP</h2>

<p>Bayık, işletmede kendisiyle birlikte emek veren kalabalık bir ekip bulunduğunu da aktardı:</p>

<p>Şu anda mutfağımızda çalışan, bizimle birlikte bu emeği veren 12 kişilik bir mutfak elemanı kadromuz var</p>

<p>Ustanın anlatımına göre yoğun sezonda söz konusu ekip, fırın başındaki tempoyu birlikte karşılıyor. Sıcak ortamda saatlerce süren mesai, ekip çalışmasını da zorunlu kılıyor.</p>

<h2>"İNSANLAR ARTIK ETTEN ANLIYOR"</h2>

<p>Bayık, yılların deneyimiyle tüketici alışkanlıklarının değiştiğini de gözlemliyor. Müşterilerin kalite konusunda artık çok daha bilinçli olduğunu belirten usta, esnaflıkta dürüstlüğün önemine dikkat çekti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanlar artık ne yediğini çok iyi biliyor. Bundan 15-20 sene önce olsaydı tamam, tabiri caizse önüne ne versen yer misali bir durum vardı ama şu anda öyle değil. İnsanlar etten anlıyor, yapılan işten anlıyor. Malzemenin düzgün, kaliteli bir malzemeden mi yapıldığını yoksa sadece ticari amaçlı mı üretildiğini insanlar artık çok rahat anlıyor ve bunu ayırt ediyor. Mesela 120 gramdan da bir porsiyon kebap saplanılır, 200 gramdan da saplanılır. Yani sen dışarıdan baktığında 'bir porsiyon' diyorsun ama bunun gramajı nedir. Vatandaş artık bunu sorguluyor ve hakkını arıyor</p>

<h2>PORSİYON GRAMAJI NEDEN ÖNEMLİ?</h2>

<p>Ustanın sözünü ettiği gramaj farkı, tüketiciyi doğrudan ilgilendiren bir konu. Aynı "bir porsiyon" adıyla sunulan kebapların et miktarı işletmeden işletmeye değişebiliyor. 120 gram ile 200 gram arasındaki fark, hem fiyat hem de doyuruculuk açısından öne çıkıyor. Bilinçli tüketici, porsiyonun gramajını ve etin kalitesini sorgulayarak hakkını arayabiliyor.</p>

<h2>KONYA MUTFAĞININ FIRIN GELENEĞİ</h2>

<p>Bayık'ın memleketi Konya, fırında uzun süre pişen kebaplarıyla tanınıyor. Konya mutfağının coğrafi işaretli lezzeti fırın kebabı, kuzu ve koyun etinin yalnızca tuzla, meşe odunu ateşinde saatlerce pişirilmesiyle yapılıyor. Geleneksel yöntemde etler ot tuğlasından örülmüş kara fırında, su eklenmeden kendi yağında pişiyor.</p>

<h2>NASREDDİN HOCA'NIN İLÇESİ SİVRİHİSAR</h2>

<p>Bayık'ın onlarca yıldır tezgah açtığı Sivrihisar, Eskişehir'in en büyük ilçesi olmasının yanında köklü bir tarihe sahip. Frig, Roma, Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan ilçe, adeta açık hava müzesini andırıyor. Türk halk mizahının usta ismi Nasreddin Hoca, 1208 yılında Sivrihisar'ın Hortu köyünde doğdu. İlçedeki 1274 yapımı Ulu Cami ise 67 ahşap sütunuyla Türkiye'nin en büyük ahşap direkli camisi olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yaz-sicaginda-300-derece-firin-karsisinda-gunde-12-saat-mesai-yapiyorlar</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/yaz-sicaginda-300-derece-firinda-mesai-yapiyorlar.jpg" type="image/jpeg" length="33638"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YKS Tercihleri İçin YÖK Başkanından Öneri: Bu Bölümlere Dikkat]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yks-tercihleri-icin-yok-baskanindan-oneri-bu-bolumlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/yks-tercihleri-icin-yok-baskanindan-oneri-bu-bolumlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından yükseköğretimde tercih dönemi başlıyor. YÖK Başkanı Erol Özvar, adaylara yaptığı çağrıda tercihlerde ilgi alanı, yetenek ve hedeflerin yanı sıra yapay zeka ile dijital teknolojilere yönelik yeni programların değerlendirilmesini önerdi. Özvar, geleceğin mesleklerine dönük lisans ve ön lisans programlarına dikkat çekti. Peki adaylar tercihte nelere bakmalı, geleceğin meslekleri ne anlama geliyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üniversite adaylarını yakından ilgilendiren tercih süreci başlıyor. 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, adaylara yönelik bir paylaşım yaptı. Özvar, tercih aşamasında dikkat edilmesi gereken noktalara ve geleceğin mesleklerine değindi.</strong></p>

<h2>SONUÇLAR AÇIKLANDI, SIRA TERCİHTE</h2>

<p>Özvar, adayların sınav sonuçlarına ÖSYM'nin internet adresi üzerinden ulaşabileceğini hatırlattı. Sonuçların açıklanmasıyla birlikte adaylar, yükseköğretim programlarını tercih etme aşamasına geçti. YÖK Başkanı, sürecin adaylar ve aileleri için hayırlı olmasını diledi.</p>

<h2>ÖZVAR'DAN ADAYLARA TAVSİYE</h2>

<p>YÖK Başkanı, tercihlerde kişisel ilgi ve hedeflerin yanında yeni açılan programların da göz önünde bulundurulmasını önerdi. Özvar, adaylara seslendiği paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tercihlerinizi yaparken ilgi alanlarınızı, yeteneklerinizi ve hedeflerinizi dikkate almanızı, bilhassa yapay zeka, dijital teknolojiler ve geleceğin mesleklerine yönelik yeni lisans ve ön lisans programlarımızı dikkatle değerlendirmenizi tavsiye ediyorum.</p>

<p>Özvar, YÖK ve üniversitelerin adayları karşılamaya hazır olduğunu belirterek tüm adaylara başarı diledi.</p>

<h2>"GELECEĞİN MESLEKLERİ" NEYE İŞARET EDİYOR?</h2>

<p>Özvar'ın çağrısında öne çıkan başlık, yapay zeka ve dijital teknolojiler oldu. Söz konusu alanlar, son yıllarda hem dünyada hem Türkiye'de yükseköğretimin en hızlı büyüyen dalları arasında gösteriliyor. Üniversitelerde yapay zeka mühendisliği, veri bilimi ve dijital dönüşümle ilişkili yeni bölümlerin sayısı artıyor.</p>

<p>Bu programların ortak yönü, teknolojiyle şekillenen iş dünyasına yönelik nitelikli insan gücü yetiştirmeyi hedeflemesi. Adaylara yapılan öneri de, tercihlerde bu değişen istihdam eğilimlerinin dikkate alınması yönünde.</p>

<h2>TERCİHTE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</h2>

<p>YÖK Başkanının mesajı, tercih sürecinde dengeyi vurguluyor. Adaylara önerilen yaklaşımın öne çıkan başlıkları şöyle:</p>

<p>Kişisel ilgi alanlarını göz önünde bulundurmak</p>

<p>Yetenekleri ve güçlü olunan alanları değerlendirmek</p>

<p>Uzun vadeli hedefleri dikkate almak</p>

<p>Yapay zeka ve dijital teknolojiye yönelik yeni programları incelemek</p>

<p>Bu başlıkların bir arada değerlendirilmesi, adayların hem ilgilerine uygun hem de gelecekteki iş imkanları güçlü bölümlere yönelmesini kolaylaştırıyor.</p>

<h2>ESKİŞEHİR'İN ÜNİVERSİTELERİ DE TERCİH LİSTESİNDE</h2>

<p>Tercih süreci, Eskişehir'deki adayları ve şehrin köklü üniversitelerini de ilgilendiriyor. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi, her yıl çok sayıda adayın tercih listesinde yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/yks-tercihleri-icin-yok-baskanindan-oneri-bu-bolumlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/06/universite.webp" type="image/jpeg" length="72978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Ücretsiz Kamp Yapılacak 11 Adres: En Yakını 20 Kilometre Uzaklıkta]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-ucretsiz-kamp-yapilacak-11-adres-en-yakini-20-kilometre-uzaklikta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-ucretsiz-kamp-yapilacak-11-adres-en-yakini-20-kilometre-uzaklikta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konaklama fiyatlarının yükseldiği yaz sezonunda çadırını kapan doğaya yöneliyor. Eskişehir, orman içi mesire alanlarından baraj göllerine ve şelale çevrelerine uzanan, ücret ödemeden çadır kurulabilen çok sayıda doğal alan barındırıyor. Şehir merkezine 20 kilometreye kadar yaklaşan seçenekler, günübirlik kaçamaklar için de uygun. Çadır kurulabilecek alanlar, ulaşım bilgileri ve kampa çıkmadan önce bilinmesi gerekenler haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir'in Mihalıççık, Çifteler, Seyitgazi, Sarıcakaya ve Odunpazarı ilçelerindeki doğal alanlar, ücret ödemeden çadır kurmak isteyen kampçıları ağırlıyor. Çatacık Ormanları, Sakaryabaşı, Gökçekaya Baraj Gölü ve Kalabak çevresi öne çıkan rotalar arasında bulunuyor. Orman alanlarında ateş yakmanın yasak olduğu yaz döneminde hazırlıklı olmak önem taşıyor.</strong></p>

<p><img alt="Kamp Harita Infografik" class="detail-photo img-fluid" height="561" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/kamp-harita-infografik.png" width="800" /></p>

<p>Yaz tatilini ekonomik geçirmek isteyenlerin gözü bu sezon da kamp alanlarında. Otel ve pansiyon fiyatlarının aile bütçesini zorladığı dönemde, çadır ve uyku tulumuyla yapılan doğa kampları düşük maliyetli bir alternatif sunuyor. Eskişehir, denize kıyısı olmasa da ormanları, baraj gölleri, şelaleleri ve yaylalarıyla çadır kampı için zengin bir coğrafya barındırıyor. Şehir merkezine 20 ile 120 kilometre arasında değişen uzaklıklardaki doğal alanların önemli bölümünde konaklama için herhangi bir ücret ödenmiyor. Buna karşılık çoğu noktada tesis bulunmadığından su, aydınlatma ve yiyecek gibi temel ihtiyaçların önceden planlanması gerekiyor. Kamp kültürü, salgın döneminde kazandığı ivmeyi koruyor. Doğayla iç içe ve düşük bütçeli tatil arayışı, çadır ve karavan ekipmanlarına yönelik ilgiyi son yıllarda belirgin biçimde artırmış durumda. Eskişehir'in avantajı, seçeneklerin önemli bölümünün hafta sonu için bile ulaşılabilir uzaklıkta olması.</p>

<h2>ÇADIRINIZI NEREYE KURABİLİRSİNİZ?</h2>

<p>Yerel kaynaklardan derlenen bilgilere göre Eskişehir'de ücretsiz çadır kampına uygun başlıca doğal alanlar şöyle sıralanıyor:</p>

<p><strong>Çatacık Ormanları - Mihalıççık</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Şehir merkezine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta, il sınırlarındaki en yoğun orman dokusunun içinde</p>
 </li>
 <li>
 <p>Orman içi mesire alanında ücretsiz çadır kampı yapılabiliyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ulaşım yalnızca özel araçla sağlanıyor, tesis imkânı sınırlı</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sakarya</strong><strong>başı - Çifteler</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Sakarya Nehrini besleyen kaynak sularının çıktığı noktada, merkeze yaklaşık 65 kilometre uzaklıkta</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çevrede ücretsiz çadır kurulabilen doğal alanlarla işletmelere ait ücretli bölümler bir arada bulunuyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Berrak ve soğuk suyuyla sıcak günlerde serinlemek isteyenlerin uğrağı</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Gökçekaya Baraj Gölü - Mihalıççık</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Sakarya Nehri üzerindeki baraj gölü, merkeze yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta</p>
 </li>
 <li>
 <p>Göl kıyısında çadır kampı ve doğa yürüyüşü yapılabiliyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ulaşım özel araçla sağlanıyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Gürleyik Şelalesi - Mihalıççık</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 120 kilometre uzaklıkta, şelale ve dere çevresinde serin bir vadi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaz sıcağından kaçmak isteyen kampçıların tercihi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yol koşulları nedeniyle özel araç gerekiyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Sündiken Dağları</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta, Gökçekaya çevresindeki dağlık kuşakta</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yüksek rakımlı orman alanları çadır kampına uygun düzlükler barındırıyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Geceleri yaz aylarında bile serin geçiyor, kalın uyku tulumu öneriliyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Kalabak ve Beşikderesi Şelalesi - Odunpazarı</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta, suyuyla ünlü Kalabak çevresinde</p>
 </li>
 <li>
 <p>Orman içi mesire alanına toplu taşımayla da ulaşılabiliyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şelale çevresi günübirlik piknik ve çadır kampı için kullanılıyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Laçin - Sarıcakaya</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta, yöre halkının mesire alanı olarak kullandığı bir bölge</p>
 </li>
 <li>
 <p>İlçe minibüsleriyle ulaşım mümkün</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile kampları için sakin bir seçenek</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Büyükyayla Göleti - Seyitgazi</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta, sessiz bir gölet çevresi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kalabalıktan uzaklaşmak isteyenlere hitap ediyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tesis bulunmuyor, tüm ihtiyaçlar için hazırlıklı gitmek gerekiyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Bozdağ ve Tandır Köyü çevresi - Tepebaşı</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze 20 ile 30 kilometre arasındaki uzaklığıyla şehre en yakın seçenek</p>
 </li>
 <li>
 <p>Minibüsle ulaşılabilen köy çevresi yeşil dokusuyla biliniyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Günübirlik kamp ve hafta sonu kaçamakları için elverişli</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Yazılıkaya Köyü - Han</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 75 kilometre uzaklıkta, Frig Vadisi'nin kalbindeki köyde</p>
 </li>
 <li>
 <p>Antik kaya anıtlarının çevresinde tarihle iç içe bir kamp deneyimi sunuyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Han minibüsleriyle ya da özel araçla ulaşılabiliyor</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Avlakkaya - Mihalgazi yolu</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkeze yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta, kaya tırmanışçılarının da uğrak noktası</p>
 </li>
 <li>
 <p>Araç belirli bir noktaya kadar gidiyor, kamp alanına kısa bir yürüyüşle ulaşılıyor</p>
 </li>
 <li>
 <p>Minibüs seferleriyle de erişim mümkün</p>
 </li>
</ul>

<h2>HANGİ ALAN KİME UYGUN?</h2>

<p>Toplu taşımayla gitmek isteyenler için Kalabak, Laçin, Yazılıkaya ve Tandır çevresi öne çıkıyor. Aracıyla uzaklaşmak ve kalabalıktan tamamen kopmak isteyenler Çatacık, Gürleyik ve Büyükyayla rotalarını değerlendirebiliyor. Su kenarı arayanlar için Sakaryabaşı ile Gökçekaya, serin bir yayla gecesi isteyenler için Sündiken kuşağı uygun düşüyor. Tabiat parkı statüsündeki alanlarda giriş ücreti uygulanabildiğinden, listede ağırlık ücretsiz kullanılabilen orman içi ve kırsal alanlara verildi.</p>

<h2>KAMPA ÇIKMADAN ÖNCE NELERE DİKKAT ETMELİ?</h2>

<p>Sayılan alanların büyük bölümünde işletme bulunmadığından içme suyu, el feneri, powerbank, ilk yardım çantası ve yeterli gıdayı yanınızda taşımanız gerekiyor. Karasal iklim nedeniyle gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı yaz aylarında bile belirgin olduğundan mevsime uygun uyku tulumu ve rüzgara dayanıklı çadır öneriliyor. Cep telefonu çekim gücünün zayıfladığı vadi içlerinde konum bilgisini yakınlarınızla önceden paylaşmanız güvenliğinizi artırıyor. Çöplerinizi geri getirecek poşetleri de ekipman listesine eklemeniz, alanların doğal yapısının korunmasına katkı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ORMANDA ATEŞ YAKMAK YASAK</h2>

<p>Yaz dönemi aynı zamanda orman yangını riskinin en yüksek olduğu aylara denk geliyor. Orman alanlarında ve mesire yerlerinin belirlenmiş ocaklar dışındaki bölümlerinde ateş yakmak yasak. Yangın riskinin arttığı dönemlerde bazı ormanlık bölgelere giriş de geçici olarak kısıtlanabiliyor. Kamp planı yapmadan önce güncel yasak ve uyarıları <a href="https://www.ogm.gov.tr/" rel="nofollow">Orman Genel Müdürlüğünün resmi sitesi</a> üzerinden kontrol edebilir, olası bir dumanı ya da yangını 112 üzerinden ihbar edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirde-ucretsiz-kamp-yapilacak-11-adres-en-yakini-20-kilometre-uzaklikta</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/kamp-eskisehir.jpg" type="image/jpeg" length="99513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'in Ünlü Lezzeti Çi Börek: Tadının Sırrı Tek Bir Detayda Saklı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-unlu-lezzeti-ci-borek-tadinin-sirri-tek-bir-detayda-sakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-unlu-lezzeti-ci-borek-tadinin-sirri-tek-bir-detayda-sakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırım Tatarlarının Anadolu'ya taşıdığı çi börek, Eskişehir'in gastronomi kültürüyle özdeşleşen lezzetlerin başında geliyor. Çarşıdaki Papağan Çiğbörek, 1975'e uzanan geçmişiyle geleneği ikinci kuşağa aktarıyor. İşletmeyi bugün Elif İbek, Esra İbek ve anneleri Emine İbek yürütüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'e ilk kez gelen bir ziyaretçinin tabağında büyük ihtimalle çi börek bulunuyor. Kırım Hanlığı'ndan Anadolu'ya uzanan mutfak geleneğinin bir parçası olan hamur işi, şehrin gastronomi kültürünün simgeleri arasında sayılıyor. Şehir çarşısındaki Papağan Çiğbörek de elli yılı geçen geçmişiyle söz konusu geleneğin sürdürüldüğü adreslerden biri olarak biliniyor.</p>

<p><img alt="Çibörek" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/ciborek.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırım Tatarlarının nesiller boyunca koruduğu formülle hazırlanan çi börek, işletmede ikinci kuşak tarafından geleceğe taşınıyor. İkinci kuşaktan Elif ve Esra İbek kardeşler, anneleri Emine İbek'le birlikte hamuru tamamen elde açarak üretimi sürdürüyor.</p>

<h2>KURUYEMİŞLE BAŞLAYAN AİLE HİKAYESİ</h2>

<p>İşletmenin geçmişi elli yılı aşıyor. İkinci kuşak işletmeci Elif İbek, başlangıcı şöyle anlatıyor:</p>

<blockquote>
<p>Papağan Çiğbörek'in kuruluş hikâyesi 1975 yılında rahmetli babam Mustafa İbek'in kuruyemiş işiyle başlamasıyla ortaya çıkıyor. Daha sonra 1984 yılında çi börek sektörüne geçiyorlar. Babamı 2000 yılında kaybediyoruz. Ardından annem Emine İbek, daha sonra da kız kardeşim Esra İbek ve ben işletmeyi devralıyoruz.</p>
</blockquote>

<blockquote>
<p>Papağan ismini rahmetli dedem koyuyor. Uzun ömürlü bir kuş olduğu için işletmemizin de uzun ömürlü olmasını istiyor. Bizim için çok kıymetli bir isim.</p>
</blockquote>

<h2>"ÇİĞ BÖREK Mİ, Çİ BÖREK Mİ?" TARTIŞMASI</h2>

<p>Yıllardır süren adlandırma tartışmasına İbek, sözcüğün Kırım Tatar kökenine dikkat çekerek yanıt veriyor:</p>

<blockquote>
<p>Aslında doğrusu şır börek. Şır börek, 'güzel börek' anlamına geliyor. Zamanla çi börek olarak kullanılmaya başlanıyor. Geçen yıla kadar Türk Dil Kurumunda 'çiğ börek' şeklinde yer alıyor. Ancak yapılan düzenlemeyle artık yalnızca 'çi börek' olarak geçiyor. Bizim marka patentimiz ise 1984 yılında 'çiğ börek' şeklinde alındığı için kullanımımız bu şekilde devam ediyor.</p>
</blockquote>

<p>Tescil kayıtlarında ise her iki yazım bir arada bulunuyor. Ürün, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun coğrafi işaret sicilinde "Eskişehir Çiğböreği (Çibörek)" adıyla yer alıyor. Kaydın ayrıntıları şöyle:</p>

<ul>
 <li>Tür: Mahreç işareti</li>
 <li>Başvuru tarihi: 19 Nisan 2010</li>
 <li>Tescil tarihi: 26 Kasım 2012</li>
 <li>Tescil numarası: 163</li>
</ul>

<h2>LEZZETİN SIRRI SORPADA SAKLI</h2>

<p>Bir çi böreği diğerinden ayıran unsur, hamurun içinde kalan et suyu olarak gösteriliyor. Yüksek ısıdaki yağda hızla pişen hamur, etin suyu ile aromasını dışarı kaçırmadan içeride tutuyor. Kırım Tatarlarının "sorpa" adını verdiği bu su, böreğin karakterini belirleyen temel öge sayılıyor. Hamurun açılmasından iç harcın hazırlanmasına kadar her aşamanın özenle yürütüldüğü belirtiliyor.</p>

<h2>45 YILDIR AYNI KASAPLA ÇALIŞIYORLAR</h2>

<p>Sektörde endüstriyel üretim yaygınlaşırken işletmede geleneksel yöntemler korunuyor. Hamurları ustalar teker teker açıyor. İbek, üretim yaklaşımlarını şöyle özetliyor:</p>

<blockquote>
<p>İşimizi özveriyle yapıyor, müşterilerimize güler yüzle hizmet veriyoruz. Üretimde kaliteyi aynı şekilde devam ettirebilmek için 45 yıldır aynı kasapla çalışıyoruz. Dana kıyması kullanıyoruz ve özel çekim yaptırıyoruz. Yağ kalitesi bizim için çok önemli olduğu için yıllardır aynı markayı tercih ediyoruz.</p>
</blockquote>

<h2>KIRIM'DAN ESKİŞEHİR'E UZANAN GÖÇ YOLU</h2>

<p>Çi böreğin arkasında yüz elli yılı aşan bir göç tarihi bulunuyor. Kırım Tatarları, 1853-1856 Kırım Savaşı ve ardından 93 Harbi sonrasında Anadolu'ya dalgalar halinde geliyor. 1860 yılında kurulan Aksaklı, şehirdeki ilk Kırım Tatar köyü olarak kayıtlara geçiyor. Köy, Kırım'ın Akmescit ve Sak yöresinden gelen 72 hane ile 302 kişinin, bugün Seyitgazi sınırlarında kalan Üçkuyu çevresine yerleştirilmesiyle kuruluyor.</p>

<p>Araştırmacılar Peter Alford Andrews ile Rüdiger Benninghaus'un çalışmasına göre Eskişehir, yaklaşık 36 köyle Türkiye'deki Kırım Tatar yerleşimlerinin en yoğun olduğu yer konumunda. Şehir merkezinde Mamure, Hacı Seyit, Hoşnudiye, Işıklar ve Şarhöyük gibi mahalleler de göçle şekillenen alanlar arasında gösteriliyor.</p>

<h2>HAFTA SONLARI ZİYARETÇİ YOĞUNLUĞU VAR</h2>

<p>Şehre gelen ziyaretçilerin ilgisi özellikle hafta sonları artıyor. İbek, tabloyu şu sözlerle aktarıyor:</p>

<blockquote>
<p>Şehrimize özellikle hafta sonları çok fazla turist geliyor. Eskişehir'in en ünlü lezzetlerinden biri çi börek olduğu için insanlar bizi merak ediyor ve bu tadı deneyimlemek istiyor.</p>
</blockquote>

<p>İbek, şehre ilk kez gelenlere çi böreği Kırım Tatarlarına ait bir hamur işi olarak tanıttığını belirtiyor. İşletmeci, Eskişehir'de Kırım Tatar topluluğunun kalabalık olmasının lezzeti zamanla şehirle bütünleştirdiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-unlu-lezzeti-ci-borek-tadinin-sirri-tek-bir-detayda-sakli</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/ci-borek-1.jpg" type="image/jpeg" length="24229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'den Her Yıl 30 Bin Ziyaretçi Alıyor: Vize Şartları Değişti]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyeden-her-yil-30-bin-ziyaretci-aliyor-vize-sartlari-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyeden-her-yil-30-bin-ziyaretci-aliyor-vize-sartlari-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kore, uzaktan çalışan yabancılara yasal ikamet hakkı veren Workation (F-1-D) vizesini kalıcı statüye taşıdı. Yeni düzenlemeyle bazı gruplarda gelir şartı yarıya indirildi, ikamet süresi üç yıla uzatıldı. Esnetilen koşullar Türk vatandaşlarına da yeni bir fırsat sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güney Kore, uzaktan çalışan yabancılara ülkede yasal olarak yaşama hakkı veren Workation (F-1-D) vizesini kalıcı statüye kavuşturdu. Sistem, Ocak 2024 ile Mayıs 2026 arasında pilot biçimde denenmişti. Başvuru koşullarının gevşetilmesiyle uygulama, uzaktan çalışan Türk vatandaşlarına da yeni bir kapı açıyor. Düzenleme özellikle genç profesyonelleri ve başkent Seul dışında yaşamak isteyenleri hedefliyor.</strong></p>

<h2>GELİR ŞARTI YARIYA İNDİRİLDİ</h2>

<p>Pilot uygulamada başvuranlardan yüksek bir gelir düzeyi belgelemesi bekleniyordu. Eşik, Güney Kore'nin bir önceki yıl duyurduğu kişi başına millî gelirin (GNI) iki katına denk geliyordu. 2025 rakamlarıyla bu tutar yaklaşık 100 milyon won, başka bir deyişle 66.150 dolar anlamına geliyordu. Yeni düzenleme ise eşiği belirli gruplar için aşağı çekti. 18 ila 34 yaş arasındakiler ve Seul metropolü dışında ya da nüfusu azalan bölgelerde yaşamayı taahhüt edenlerde şart yarıya indi. Söz konusu adaylarda yıllık yaklaşık 34.650 dolarlık gelir yeterli olacak.</p>

<h2>İKAMET SÜRESİ ÜÇ YILA ÇIKTI</h2>

<p>Yeni kurallar, vizeyle tanınan kalış süresini de artırdı. Daha önce iki yılla sınırlı olan ikamet hakkı artık üç yıla kadar uzayabiliyor. Vize sahiplerinin Güney Kore'de yerleşik bir şirkette çalışması gerekmiyor. Dolayısıyla kişiler, kendi işlerini uzaktan yürütürken ülkede yasal olarak kalabiliyor.</p>

<h2>TÜRKİYE'DEN GÜNEY KORE'YE İLGİ</h2>

<p>Yeni vize, Türkiye'den Güney Kore'ye yönelik hareketliliğin arttığı bir döneme denk geldi. Kore Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye'den Güney Kore'ye giden ziyaretçi sayısı yıllar içinde yükseldi. Öne çıkan rakamlar şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>2014: 26.274 ziyaretçi</li>
 <li>2016: 26.541 ziyaretçi</li>
 <li>2019: 31.293 ziyaretçi</li>
 <li>2023: 31.748 ziyaretçi (2019'a göre yaklaşık yüzde 1,5 artışla rekor)</li>
</ul>

<p>Veriler, Türk vatandaşlarının Güney Kore'ye ilgisinin süreklilik kazandığını gösteriyor. Uzaktan çalışmaya imkân veren yeni vize modelinin, bu ilgiyi turizmin ötesine taşıması bekleniyor.</p>

<h2>DİJİTAL GÖÇEBE VİZELERİNE TALEP ARTIYOR</h2>

<p>Güney Kore Adalet Bakanı Jung Sung-ho, adımların amacını dünya genelindeki nitelikli ve yaratıcı çalışanları ülkeye kazandırmak olarak açıkladı. Bakan, vasıflı yabancıların uzun süreli olarak ülkeye yerleşmesini özendirecek yeni modeller geliştirmeyi sürdüreceklerini kaydetti. Uzaktan çalışanları hedefleyen bu vizelere dünya çapındaki talep de büyüyor. Verilere göre OECD'ye üye 38 ülkeden sekizi aşkını, nitelikli yabancıları çekmek için benzer programlar yürütüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/turkiyeden-her-yil-30-bin-ziyaretci-aliyor-vize-sartlari-degisti</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/kirmizi-pasaport.webp" type="image/jpeg" length="95430"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[120 Yıllık İplerle Dokunan Kilimler: Her Desen Bir Hikaye Anlatıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/120-yillik-iplerle-dokunan-kilimler-her-desen-bir-hikaye-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/120-yillik-iplerle-dokunan-kilimler-her-desen-bir-hikaye-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü'nde görevli Mevlüş Özkum, yüzyıllık yün iplerle dokuduğu kilimlerde geçmişin hikayelerini yaşatıyor. Özkum, kadınların bir zamanlar dille anlatamadığı duyguları işleyen yöresel motifleri özgün biçimde günümüze taşıyor. "Istar" adı verilen geleneksel tezgâhta dokunan kilimlerin her deseni ayrı bir anlam barındırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir Olgunlaştırma Enstitüsü, geleneksel el sanatlarını yaşatma çabasını sürdürüyor. Enstitüde yıllardır görev yapan usta öğretici Mevlüş Özkum, Eskişehir ve komşu illerin yöresel kilimlerini özgün haliyle dokuyor. Özkum, geçmişte kadınların sözle ifade edemedikleri sevdaları, hasretleri ve acıları ilmek ilmek işlenen kilimleri atölyede yeniden hayata döndürüyor.</strong></p>

<h2>KADINLARIN DİLE GETİREMEDİĞİ DUYGULAR</h2>

<p>Özkum'a göre kilimler, geçmişte kadınların duygularını anlatma biçimiydi. Dilleriyle söyleyemediklerini desenlerle aktaran kadınlar, sevdalarını ve hasretlerini dokuyarak dile getirmiş. Usta öğretici, unutulmaya yüz tutan motifleri yeniden gün yüzüne çıkarırken her desenin ardındaki hikâyeyi de koruma altına aldıklarını belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"ISTAR" TEZGAHINDA ASIRLIK TEKNİK</h2>

<p>Özkum, ömrü 120 yıla ulaşan yün iplerle çalıştıklarını anlatıyor. Dokuma, "ıstar" adı verilen geleneksel tezgâhta yapılıyor. Sürecin başında desen kâğıt üzerinden kareleniyor, ardından çözgü tezgâha geriliyor ve desen çözgüye yerleştiriliyor. Taraklama işlemi ise "kirkit" adı verilen araçla tamamlanıyor. Özkum, işini severek yaptığını şu sözlerle özetliyor:</p>

<blockquote>
<p>Renklerin desenlerle dansı diyorum ben buna. Çok hoşuma gidiyor. Zaten ben severim ipleri ve renkleri.</p>
</blockquote>

<h2>GÜLBUDAK VE DİĞER DESENLERİN ANLAMI</h2>

<p>Her desenin bir anlamı olduğunu vurgulayan Özkum, en bilinen motiflerden Gülbudak'ın zarafeti, manevi aşkı ve Peygamber sevgisini temsil ettiğini aktarıyor. Söz konusu desenin dokunması 2,5 ila 3 ay sürüyor. Elibelinde, koçboynuzu ve kurt ağzı gibi motiflerin de her birinin ayrı bir hikâyesi ve anlamı bulunuyor.</p>

<h2>SELESER'İN HÜZÜNLÜ HİKÂYESİ</h2>

<p>Özkum'un anlattığına göre kimi desenler acıklı öykülerin izini taşıyor. Seleser deseninin hikâyesi, eşi askere giden bir Türkmen gelinine dayanıyor. Genç kadın, sevdasını ve hasretini kilime dokurken eşinin şehit düştüğünü öğreniyor. Rivayete göre gelin, bu haberin ardından kilimi taşan selin üzerine bırakıyor. Kuşaktan kuşağa aktarılan öykü, dokunan her kilimin neden duygularla yüklü olduğunu da anlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/120-yillik-iplerle-dokunan-kilimler-her-desen-bir-hikaye-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehirde-aairlik-klim-gelenegi.jpg" type="image/jpeg" length="86693"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nüfusu Eriyen İl Belli Oldu: Her Bin Kişiden 7'si Eksiliyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/nufusu-eriyen-il-belli-oldu-her-bin-kisiden-7si-eksiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/nufusu-eriyen-il-belli-oldu-her-bin-kisiden-7si-eksiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan'ın nüfusu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla 239.625 kişiye geriledi. TÜİK Erzurum Bölge Müdürlüğünün Haziran 2026 raporu, ildeki azalma eğiliminin sürdüğünü ortaya koydu. Yıllık artış hızı son dönemde binde eksi 6,7 olarak hesaplanırken Erzincan 2025'te net 1.600 kişi göç verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan'ın nüfusu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla 239.625 kişiye geriledi. TÜİK Erzurum Bölge Müdürlüğünün Haziran 2026 raporu, ildeki azalma eğiliminin sürdüğünü ortaya koydu. Yıllık artış hızı son dönemde binde eksi 6,7 olarak hesaplanırken Erzincan 2025'te net 1.600 kişi göç verdi.</p>

<p>Erzincan, TÜİK kayıtlarına göre son yıllardaki nüfus kaybını 2025'te de sürdürdü ve yıl sonunda 239.625 kişiye indi. Net göç eksi 1.600 kişi, hanehalkı büyüklüğü 2,7 olarak ölçüldü. Türkiye nüfusu aynı dönemde 427.224 kişi artarken Erzincan ülke genelindeki büyüme eğiliminden ayrıştı. En kalabalık yerleşim merkez ilçe konumunda bulunuyor.</p>

<p>Erzincan'ın nüfusu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla 239.625 kişiye geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Erzurum Bölge Müdürlüğünün Haziran 2026'da yayımladığı nüfus raporu, ildeki azalma eğiliminin kesintisiz sürdüğünü gösterdi. Raporda Erzincan nüfusu yuvarlanmış değerlerle 2023 için 243 bin, 2024 için 241 bin, 2025 sonu içinse 240 bin şeklinde sıralandı. Söz konusu seri, ilin iki yıllık dönemde yaklaşık 3 bin kişilik nüfus kaybına uğradığına işaret ediyor. Aynı dönemde Türkiye genelinde nüfusun artmaya devam etmesi, Erzincan'daki gerilemeyi daha görünür kılıyor. Bölge müdürlüğünün raporu, il nüfusunun seyrinin yanı sıra göç hareketlerini, hanehalkı yapısını ve yaş dağılımına ilişkin göstergeleri de bir arada sunuyor.</p>

<h2>NÜFUS ARTIŞ HIZINDA EKSİ İŞARET KORUNUYOR</h2>

<p>Erzincan'da nüfus artış hızı yıllık bazda eksi bölgede seyrediyor. Hız, 2023'ten 2024'e geçişte binde eksi 8,9 düzeyindeydi. İzleyen yıllık dönemde, yani 2024'ten 2025'e, binde eksi 6,7 olarak ölçüldü. Kayıp temposunun bir önceki döneme kıyasla yavaşladığı, ancak yönün değişmediği görülüyor. Binde eksi 6,7'lik hız, kabaca her bin Erzincanlıdan yaklaşık 7'sinin bir yıl içinde il nüfusundan eksildiği anlamına geliyor.</p>

<h2>GÖÇ, KAYBIN NE KADARINI AÇIKLIYOR?</h2>

<p>Rapordaki göç istatistiklerine göre Erzincan 2025'te aldığı göçten daha fazlasını verdi ve net göç dengesi eksi 1.600 kişi olarak kaydedildi. Basit bir hesap, göçün nüfus kaybındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Binde eksi 6,7'lik yıllık hız, 239.625 kişilik nüfus üzerinden yaklaşık 1.600 kişilik azalmaya karşılık geliyor. İki değerin örtüşmesi, doğum ve ölüm arasındaki doğal dengenin il nüfusunu yaklaşık sabit tuttuğunu, azalmanın ise neredeyse tamamen göçten kaynaklandığını gösteriyor. Eğitim ve istihdam olanaklarının yoğunlaştığı büyük illere yönelim, iç göç istatistiklerinde uzun süredir öne çıkan etkenler arasında yer alıyor. Üniversite kayıtları, tayinler ve mevsimlik çalışma hareketleri de yıllık göç dengesini etkileyen kalemler arasında sayılıyor. Göçün yaş kompozisyonu, ilin gelecekteki doğum sayılarını da doğrudan şekillendiriyor.</p>

<h2>HANEHALKI YAPISI ÜLKE GENELİNDEN AYRIŞIYOR</h2>

<p>Erzincan'da 2025'te hane başına ortalama 2,7 kişi düştü. Türkiye genelinde aynı gösterge 3,1 kişi düzeyinde ölçüldü. Küçük hane yapısı, demografi çalışmalarında gençlerin eğitim ve iş için başka illere taşınmasıyla ve yaşlanan nüfus profiliyle birlikte değerlendiriliyor. Hanelerin küçülmesi, konut talebinin niteliğinden yerel hizmet planlamasına kadar birçok alanda karşılık bulan bir gösterge niteliği taşıyor. Daha az kişiden oluşan haneler, küçük konutlara ve bireysel hizmetlere yönelik talebi zaman içinde artırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İLÇELERE GÖRE DAĞILIM NASIL?</h2>

<p>İl nüfusunun yaklaşık yüzde 71'i merkez ilçede toplanıyor. Merkezin 169.506 kişilik nüfusunu 16.145 kişiyle Tercan izliyor. TÜİK kayıtlarına göre ilçelerin 2025 yıl sonu nüfusları şöyle sıralanıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Merkez: 169.506 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tercan: 16.145 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Üzümlü: 13.960 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Refahiye: 10.954 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İliç: 8.543 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çayırlı: 7.491 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kemah: 6.419 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kemaliye: 4.484 kişi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Otlukbeli: 2.123 kişi</p>
 </li>
</ul>

<p>Dokuz ilçenin toplamı, 239.625 kişilik il nüfusunu birebir karşılıyor. Merkez dışındaki sekiz ilçenin hiçbirinin nüfusu 17 binin üzerine çıkmıyor. En küçük ilçe konumundaki Otlukbeli'nin nüfusu 2 binli seviyelerde bulunurken Kemaliye 4.484 kişiyle onu izliyor. Nüfusun merkezde yoğunlaşması, kırsal ilçelerdeki okul, sağlık ve ulaşım hizmetlerinin planlanmasında ölçek sorununu gündemde tutan başlıklar arasında yer alıyor.</p>

<h2>TÜRKİYE GENELİYLE TERS YÖNDE</h2>

<p>Erzincan'daki tablo, ülke genelindeki eğilimin tersine işliyor. Türkiye'de ikamet eden nüfus, 2024 sonundaki 85.664.944 kişilik düzeyinden 427.224 kişi artarak 2025 sonunda 86.092.168'e ulaştı. Erkek nüfus 43.059.434, kadın nüfus 43.032.734 kişi olarak kaydedildi. Ülkede ikamet eden yabancı nüfus da bir yılda 38.968 kişi artarak 1.519.515 kişiye yükseldi. Ülke nüfusu büyümeye devam ederken İç ve Doğu Anadolu'daki bazı iller göç nedeniyle küçülüyor. Büyükşehirlerde nüfusu 240 binin üzerinde çok sayıda ilçe bulunması, Erzincan ölçeğindeki illerin demografik ağırlığının zaman içinde nasıl değiştiğini de gözler önüne seriyor.</p>

<h2>NÜFUS VERİSİ NEDEN ÖNEMLİ?</h2>

<p>Nüfus kayıtları yalnızca istatistik amacıyla kullanılmıyor. Belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden aktarılan paylar, il özel idarelerinin kaynakları ve seçim çevrelerine düşen milletvekili sayısı nüfus üzerinden hesaplanıyor. Okul, hastane ve ulaşım yatırımlarına ilişkin kamu planlaması da nüfus projeksiyonlarına dayanıyor. Azalan nüfus, ilerleyen yıllarda söz konusu kanalların her birinde karşılık bulabiliyor. Yerel yönetimler açısından nüfus kaybı, bütçe payının gerilemesi anlamına gelirken işgücü piyasasında da çalışma çağındaki nüfusun daralması sonucunu doğurabiliyor. Nüfus verilerini, ikamet ettiğiniz ilin gelişimini izlemek ve yerel hizmetlere ilişkin beklentilerinizi şekillendirmek için takip edebilirsiniz.</p>

<h2>VERİLER NASIL DERLENİYOR?</h2>

<p>Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, nüfusu kişilerin yerleşim yeri adresleri üzerinden izliyor. Klasik saha sayımlarının yerini 2007'den bu yana alan sistem, nüfus müdürlüklerindeki adres kayıtlarının merkezi olarak derlenmesine dayanıyor. Ülke ve il sonuçları her yıl genellikle şubat ayında açıklanıyor. Bölge müdürlükleri ise yıl içinde göç, hanehalkı ve yaş yapısına ilişkin ayrıntılı raporlar paylaşıyor. Erzincan verilerinin yer aldığı bültenlere ve il istatistiklerine <a href="https://www.tuik.gov.tr/" rel="nofollow">TÜİK'in resmi sitesi</a> üzerinden ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>F5 Haber</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/nufusu-eriyen-il-belli-oldu-her-bin-kisiden-7si-eksiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/kalabalik-4.webp" type="image/jpeg" length="93721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'in 1500 Yıllık Suyu İçin Hazırlıklar Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-1500-yillik-suyu-icin-hazirliklar-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-1500-yillik-suyu-icin-hazirliklar-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in İnönü ilçesinde yapımı tamamlanan 128 konutluk TOKİ yerleşim alanına Martlı Suyu ulaştırılması için yürütülen altyapı çalışmalarında sona gelindi. Ana hat bağlantısının tamamlanmasının ardından sokak çeşmesinden Martlı Suyu akmaya başlayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'in İnönü ilçesinde, 128 konutluk TOKİ yerleşim alanına Martlı Suyu ulaştırılması amacıyla başlatılan altyapı çalışmalarında son aşamaya gelindi.</p>

<p>İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı'nın talimatıyla yürütülen çalışmalar kapsamında Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri kazı işlemlerini tamamladı. Çalışmalar çerçevesinde suyu taşıyacak borular döşenirken, hat bağlantıları da yapıldı.</p>

<p>Belediyeden yapılan açıklamada, bir sonraki aşamada Martlı Suyu ana hattına bağlantının yapılacağı, ardından dolgu çalışmalarının tamamlanmasıyla TOKİ yerleşim alanında inşa edilen sokak çeşmesinden Martlı Suyu'nun akmaya başlayacağı belirtildi.</p>

<p>Çalışmaları değerlendiren İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, İnönü'nün simgesi haline gelen Martlı Suyu'nu TOKİ sakinleriyle buluşturacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Hamamcı, "128 konuttan oluşan TOKİ yerleşim alanımızda yaşayan vatandaşlarımız, çok kısa süre içerisinde Martlı Suyu'na sokak çeşmesinden ulaşabilecek. Çalışmalarımızı en kısa sürede tamamlayarak hizmeti vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Martlı Suyu nedir?</h2>

<p>Eskişehir'in İnönü ilçesinden çıkan Martlı Suyu, yaklaşık 1.500 yıldır Bizans döneminden beri akan ve günümüzde bölge halkının içme suyu olarak kullanılan tarihi bir doğal su kaynağıdır.</p>

<h2>Suyun Tarihçesi</h2>

<p>Milattan sonra 500'lü yıllarda Bizans Tekfuru Yuhanman tarafından bulunan suya kızının adı (Marthaya) verilmiştir. Zamanla dilden dile dolaşarak halk arasında "Martlı Suyu" olarak kalmıştır. Şifalı ve lezzetli olduğuna inanılan bu su, özellikle bölgedeki su krizlerinde vatandaşların ve civar ilçelerin en önemli alternatif su kaynağı olmuştur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirin-1500-yillik-suyu-icin-hazirliklar-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/1500-yillik-su-icin-hazirliklar-tamamlandi.jpg" type="image/jpeg" length="78026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tüm Evlerde Bulunan Kavanoza Dikkat: Riskli Olduğu Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/tum-evlerde-bulunan-kavanoza-dikkat-riskli-oldugu-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/tum-evlerde-bulunan-kavanoza-dikkat-riskli-oldugu-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, evlerde biriktirilen boş cam kavanozların yanlış saklandığında sağlık riski taşıdığı konusunda uyardı. Yıkanmış görünse bile kapaklardaki lastik, gıda kokusunu hapsederek haşere çekiyor. Botulizm bakterisi, ağır metal geçişi ve küf toksini öne çıkan tehlikeler arasında sıralanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik kaplara alternatif olarak evlerde giderek daha çok tercih edilen cam kavanozlar, boş halde hatalı koşullarda tutulduğunda sorun kaynağına dönüşebiliyor. Uzmanların değerlendirmesine göre nemli ve kapalı ortamda bekleyen kavanozlarda haşere, bakteri, küf ve ağır metal riski ortaya çıkıyor. Doğru saklama ise birkaç basit kurala bağlı.</p>

<p>Cam kavanozlar, plastik ambalajların gündeme getirdiği kaygılar nedeniyle son yıllarda mutfaklarda daha sık kullanılıyor. Ancak uzmanlar, boşalan kavanozların "ileride lazım olur" düşüncesiyle biriktirilmesinin göründüğü kadar masum olmadığını belirtiyor. Dolap içinde, tezgah altında ya da kilerde uzun süre bekleyen kavanozların, saklama koşulları uygun değilse hem hijyen hem de sağlık açısından risk oluşturduğu ifade ediliyor. Öne çıkarılan tehlikeler biyolojik ve kimyasal olmak üzere iki başlıkta toplanıyor.</p>

<h2>KAPAKTAKİ LASTİK NEDEN HAŞERE ÇEKİYOR?</h2>

<p>Hazır gıda kavanozlarının kapağındaki iç lastik, ne kadar yıkanırsa yıkansın gıda kokusunu tümüyle bırakmıyor. Kokunun kapalı yüzeyde hapsolması, karanlık dolaplarda bekleyen kavanozları böcek, karınca ve mutfak güvesi için cazip hale getiriyor. Uzmanlara göre bu durum, tek bir kavanozla sınırlı kalmayıp mutfağın genelinde haşere sorununa yol açabiliyor. Kokunun kaynağı kapak lastiği olduğundan, yalnızca cam gövdenin yıkanması sorunu çözmüyor.</p>

<h2>BOTULİZM RİSKİ NASIL OLUŞUYOR?</h2>

<p>En ciddi uyarı, eski kavanozların kışlık sos, menemen ya da konserve yapımında yeniden kullanılmasına ilişkin. Ev koşullarında tam sterilizasyon her zaman sağlanamıyor. Yeterince sterilize edilmemiş kavanozda, oksijensiz ortamı seven Clostridium botulinum bakterisi çoğalabiliyor. Söz konusu bakterinin ürettiği toksin, halk dilinde konserve zehirlenmesi diye anılan botulizme yol açıyor. Tıbbi kaynaklarda felce ve ağır vakalarda ölüme kadar gidebilen bir tablo olarak tanımlanan botulizm, ev yapımı konservelerde en çok dikkat edilmesi gereken tehlikelerden biri sayılıyor.</p>

<h2>AĞIR METAL GEÇİŞİ NEDEN OLUYOR?</h2>

<p>Kavanozların kapağı kapalı biçimde saklanması da ayrı bir risk doğuruyor. Kapalı hacimde biriken mikroskobik nem, kapağın iç yüzeyindeki koruyucu tabakayı zamanla bozuyor ve paslanmaya yol açıyor. Uzmanlar, paslanan kapakların yeniden kullanılması durumunda kurşun ve nikel gibi ağır metallerin gıdaya geçebildiğine dikkat çekiyor. Ağır metaller vücuttan kolay atılmadığı için düşük miktarlarda dahi zamanla birikim yapabiliyor. Dolayısıyla deforme ya da paslı kapakların yeniden kullanılmaması öneriliyor.</p>

<h2>KÜF VE AFLATOKSİN TEHLİKESİ</h2>

<p>Tam kurumadan kapağı kapatılan kavanozların içinde nem kalıyor ve karanlık ortamda gözle görülmeyen küf mantarları gelişebiliyor. Bazı küf türlerinin ürettiği aflatoksin, bilimsel kaynaklarda karaciğer için tehlikeli kabul edilen bir madde. Küfün her zaman gözle fark edilememesi, riski artıran etkenlerden biri. Kavanozların nem barındırmayacak şekilde saklanması bu yüzden önem taşıyor.</p>

<h2>PLASTİKTEN CAMA GEÇİŞ NEDEN ARTTI?</h2>

<p>Cam kavanozların mutfaklardaki yükselişi tesadüf değil. Plastik ambalajların ısıyla ya da uzun temasla gıdaya madde bırakabildiğine ilişkin tartışmalar, tüketicileri cam ve metal alternatiflere yöneltti. Cam, kokusuz ve gözeneksiz yapısıyla gıda saklamada tercih edilen bir malzeme. Ancak uzmanların hatırlattığı nokta, malzemenin kendisi güvenli olsa bile yanlış saklama ve tekrar kullanımın riski geri getirdiği. Yani sorun camda değil, kavanozların nasıl saklandığında ve yeniden nasıl kullanıldığında düğümleniyor.</p>

<h2>GÜVENLİ SAKLAMA İÇİN NE YAPMALI?</h2>

<p>Uzmanların paylaştığı temel kurallar şöyle:</p>

<ul>
 <li>Boş kavanozların kapaklarını üzerine kapatmayın, kavanoz ve kapağı ayrı saklayın.</li>
 <li>Eski, deforme veya paslanmış kapakları biriktirmeyin, doğrudan atın.</li>
 <li>Kavanozları iyice yıkayın ve tam kuruduğundan emin olun.</li>
 <li>Toz ve nem girmemesi için kavanozları ağzı aşağı bakacak şekilde ters çevirerek saklayın.</li>
 <li>Alt kısmında gıdaya uygunluğu gösteren çatal-kadeh amblemi bulunmayan, dekoratif ya da sanayi tipi kapları gıda saklamak için kullanmayın.</li>
</ul>

<h2>KONSERVE YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</h2>

<p>Ev yapımı konserve ve turşu geleneği yaz aylarında yaygınlaşıyor. Uzmanların vurguladığı ortak nokta, kavanozların ve kapakların kullanım öncesi yüksek sıcaklıkta sterilize edilmesi. Kaynar suda yeterli süre bekletilmeyen kaplar, botulizm dahil çeşitli risklere kapı aralayabiliyor. Konserve kapaklarının her sezon yenilenmesi, kapağın tam kapanıp kapanmadığının kontrol edilmesi ve şişmiş, kabarmış kapaklı ürünlerin tüketilmemesi öne çıkan önlemler arasında. Şüpheli görünen ev konservelerinin tadına bakmadan atılması tavsiye ediliyor. Botulizm toksini kokusuz ve tatsız olabildiği için ürünün görünüşüne güvenmek yeterli olmuyor. Konservenin kaynatılarak tüketilmesi ek bir önlem sayılıyor, ancak bu yöntemin her durumda tam koruma sağlamadığı da belirtiliyor.</p>

<h2>AMBLEM NE ANLAMA GELİYOR?</h2>

<p>Gıdayla temasa uygun kaplarda bulunan çatal-kadeh sembolü, ürünün gıda saklamak için üretildiğini gösteren uluslararası bir işaret. Dekoratif amaçlı ya da sanayi kullanımına yönelik camlarda bu işaret bulunmuyor. Söz konusu kapların içinden gıdaya istenmeyen madde geçişi olabildiği için, saklama kabı seçilirken tabandaki sembolün kontrol edilmesi öneriliyor. Aynı kontrol, dışarıdan alınan ikinci el ya da hediyelik cam kaplar için de geçerli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>KAVANOZLARI GERİ DÖNÜŞÜME VERMEK MÜMKÜN</h2>

<p>Kullanılmayacak kavanozları biriktirmek yerine cam geri dönüşüm kutularına atmak hem ev güvenliği hem de çevre açısından tercih edilebilir bir yol. Cam, özelliğini kaybetmeden defalarca geri dönüştürülebilen bir malzeme. Belediyelerin cam toplama noktaları ve site içi geri dönüşüm kutuları, ihtiyaç fazlası kavanozların değerlendirilmesine imkan veriyor. Böylece hem dolaplarda gereksiz birikim önleniyor hem de cam yeniden üretime kazandırılıyor. İhtiyaç kadar kavanozu doğru koşullarda saklayıp fazlasını geri dönüşüme yönlendirmek, uzmanların işaret ettiği dengeli yaklaşım olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/tum-evlerde-bulunan-kavanoza-dikkat-riskli-oldugu-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/kavanozjpg-ipo-z-u-hkgbk-o-t-i7-j-m-s-xfkn-q.jpg" type="image/jpeg" length="52344"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir Sivrihisar'daki 752 Yıllık Tarih: Bu Caminin Sırrı Ziyaretçileri Şaşırtıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehir-sivrihisardaki-752-yillik-tarih-bu-caminin-sirri-ziyaretcileri-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehir-sivrihisardaki-752-yillik-tarih-bu-caminin-sirri-ziyaretcileri-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde bulunan ve Anadolu topraklarının ilk minyatür Kabe'sini barındırdığı belirtilen Haznedar Camii, 1274 yılından bu yana ayakta kalan tarihi yapısıyla dikkat çekiyor. Orijinal mimarisini koruyan cami, fresk tekniğiyle işlenen Kabe minyatürü ve medrese olarak da kullanılmış olması nedeniyle minaresiz inşa edilmesiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde bulunan Haznedar Camii, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 1274 yılında Maliye Nazırı (Haznedar) Necipettin Mustafa Efendi tarafından yaptırıldı. Yaklaşık 752 yıldır ayakta kalan tarihi yapı, Anadolu topraklarının ilk minyatür Kabe'sini barındırması ve özgün mimarisiyle hem ilçe sakinlerinden hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor.</p>

<p><img height="562" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehir-sivrihisar-1.jpg" width="999" /></p>

<p>Yapıldığı dönemde hem mescit hem de medrese olarak kullanılan cami, bu özelliği nedeniyle minaresiz olarak inşa edildi. Günümüze kadar orijinal yapısını koruyarak ulaşan eser, tarihi ve kültürel mirasıyla Sivrihisar'ın önemli simgeleri arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Minaresinin olmamasının sebebi medrese olarak da hizmet etmesi"</h2>

<p>Sivrihisar'da 13 yıldır imamlık yapan Mustafa Öztürk, caminin mimari özelliklerine ilişkin bilgi vererek, "Camimiz Anadolu Selçuklularından kalma. Haznedar, yani Maliye Nazırı diye bilinen Necipettin Mustafa Efendi zamanında kendi adına yaptırmış olduğu bir cami, aynı zamanda mescit. Camimizin minaresi yok. Olmamasının sebebi de o dönemlerde hem cami, mescit olarak hizmet etmiş hem de medrese olarak hizmet etmiş. O yüzden minaresi bulunmuyor" dedi.</p>

<p><img alt="Eskişehir Sivrihisar 2-1" class="detail-photo img-fluid" height="562" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehir-sivrihisar-2-1.jpg" width="999" /></p>

<h2>"Anadolu topraklarında Kabe minyatürü olan ilk cami"</h2>

<p>Haznedar Camii'nde yer alan Kabe minyatürünün önemine değinen Öztürk, "Caminin içerisindeki Kabe motifine gelince, zaten Anadolu topraklarında Kabe minyatürü olan ilk cami diye bilinir. Burada da fresk tekniği ile yapılmış, sulu kireç üzerine motiflenmiş bir Kabe minyatürümüz mevcut. Gelen misafirlerimiz, camimizi görenler burada bir hayret içerisinde kalıyor. Aynı zamanda bizim için, hem ilçemiz için gurur verici bir tablo. Burası, bu cami yaklaşık 1274 yılında inşa edilmiş. Günümüze kadar halen orijinal haliyle insanlara hizmet etmekte. Sivrihisar'ımızın güzide eserlerinden bir tanesi" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Eskişehir Sivrihisar 3-1" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehir-sivrihisar-3-1.jpg" width="1000" /></p>

<h2>Fresk tekniğiyle işlenen minyatür dikkat çekiyor</h2>

<p>Caminin en dikkat çeken bölümlerinden biri olan Kabe minyatürü, fresk tekniğiyle sulu kireç üzerine işlendi. Tarihi yapının özgün dokusunu tamamlayan bu eser, Haznedar Camii'ni kültürel ve tarihi açıdan daha da değerli kılan unsurlar arasında gösteriliyor.</p>

<p><img alt="Eskişehir Sivrihisar 4" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehir-sivrihisar-4.jpg" width="1000" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehir-sivrihisardaki-752-yillik-tarih-bu-caminin-sirri-ziyaretcileri-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/eskisehirs-sivrihisar.jpg" type="image/jpeg" length="75494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli Olunca Evde Durmadı: Hobisi Gelir Kapısına Dönüştü]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/emekli-olunca-evde-durmadi-hobisi-gelir-kapisina-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/emekli-olunca-evde-durmadi-hobisi-gelir-kapisina-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilikte evde oturmak yerine takı tasarlamayı seçen Gülçin Ceylan, ürettiği ürünlerle ev bütçesine katkı sağlıyor. Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde yaşayan Ceylan, iki yıl önce katıldığı bir takı kursunun ardından el emeği takılarını stantlarda satmaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir'de emekli Gülçin Ceylan, boş vaktini el emeği takı tasarımına ayırarak Odunpazarı'ndaki stantlarda hem sergi açıyor hem satış yapıyor. İki yıldır takı kurslarına katılan Ceylan'ın tasarımları arasında en çok doğal taş ve dorika modeller ilgi görürken, ürünlerin fiyatı 200 ile 500 lira arasında değişiyor.</strong></p>

<h2>EVDE OTURMAK YERİNE TAKI TASARIMI YAPTI</h2>

<p>Eskişehir'de yaşayan emekli Gülçin Ceylan, emeklilik sonrası evde geçen günlere alışamayınca bir takı kursuna yazıldı. Odunpazarı ilçesinde oturan Ceylan, iki yıldır bu etkinliklere düzenli katılıyor. Ürettiği el emeği takıları açılan stantlarda hem sergiliyor hem de satarak ev bütçesine katkı sağlıyor. Ceylan, takı yapmanın kendisi için bir tutkuya dönüştüğünü ve bu uğraşın zamanı unutturduğunu anlatıyor.</p>

<h2>TAKI YAPMAK TUTKUYA DÖNÜŞTÜ</h2>

<p>Emekliliğin getirdiği boşluğu tasarımla doldurduğunu belirten Ceylan, etkinlikleri keyifli bir hobiye dönüştürdüğünü söylüyor. Kendi anlatımıyla takı yaparken zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyor, boncuklar adeta yeniden hayat buluyor. Evde oturmanın kendisine yabancı geldiğini vurgulayan Ceylan, kursa katıldıktan sonra ürünlerini stantlarda sergileyip satmaya başladığını aktarıyor. Ona göre takı tasarımı, herkese tavsiye edilebilecek zevkli bir iş.</p>

<h2>DOĞAL TAŞLAR VE DORİKA MODELLER ÖNDE</h2>

<p>Ceylan'ın tezgahında her yaşa hitap eden geniş bir seçki bulunuyor. Tezgahta çocuklar için bileklik ve kolyeler, anne bileklikleri, örgü tasarımlar, inci ve doğal taş ürünler sıralanıyor. Herkesin zevkinin farklı olması nedeniyle ürünlerin çeşitlendiğini belirten Ceylan, en çok rağbet görenlerin doğal taşlı parçalar ile dorika modeller olduğunu aktarıyor. Bir takının tamamlanma süresi işçiliğe bağlı olarak farklılaşıyor. Bir günde biten parçalar olduğu gibi, yapımı bir haftaya uzayan tasarımlar da var.</p>

<h2>FİYATLAR MALZEMEYE GÖRE DEĞİŞİYOR</h2>

<p>Ürünlerin fiyatı modele ve kullanılan gramaja göre şekilleniyor. Ceylan'a göre en çok satılan dorika modellerin fiyatı 200 lira ile 500 lira arasında değişiyor. İnce dizim bir dorika bileklik 200 liraya satılırken, gramajı daha yüksek olan dolama modeller 500 liradan alıcı buluyor. Malzemelerin pahalı olması fiyatları da yukarı çekiyor. Çocukların sevdiği miyoki modeller ile taraftar bileklikleri de tezgahta ilgi gören diğer ürünler arasında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2></h2>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/emekli-olunca-evde-durmadi-hobisi-gelir-kapisina-donustu</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/hobi.jpg" type="image/jpeg" length="15749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehirli Gençlere Müjde: Listedeki Müzeleri Ücretsiz Gezebileceksiniz]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirli-genclere-mujde-listedeki-muzeleri-ucretsiz-gezebileceksiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirli-genclere-mujde-listedeki-muzeleri-ucretsiz-gezebileceksiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gençlerin müze ve ören yerlerine ücretsiz girmesini sağlayan Müzekart GNS, 2026 yaz döneminde yeniden uygulamaya girdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın projesiyle 19-25 yaş arası gençler, 1 Temmuz-30 Eylül arasında Türkiye genelindeki 300'den fazla müze ve ören yerini gezebilecek. Başvurular çevrim içi alınıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üniversite çağındaki gençlere yaz boyunca sürecek ücretsiz bir kültür fırsatı sunuluyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğindeki uygulamaya muzekartgns.com üzerinden başvuran 19-25 yaş grubu, dijital kartını "Türkiye'nin Müzeleri" mobil uygulamasından alarak her mekana iki kez giriş yapabiliyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>MÜZEKART GNS YENİDEN BAŞLADI</h2>

<p>Gençlere yönelik ücretsiz müze uygulaması bu yaz da devrede. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, projenin 2026'da yeniden hayata geçtiğini duyurdu. Uygulama, 19-25 yaş aralığındaki gençleri kapsıyor. Söz konusu yaştaki gençler, Müzekart GNS ile 1 Temmuz-30 Eylül döneminde ülke genelindeki tarihi ve kültürel mekanları gezebilecek. Proje, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğinde yürütülüyor.</p>

<h2>300'DEN FAZLA MÜZE VE ÖREN YERİ</h2>

<p>Uygulama, geniş bir kültürel yelpazeyi kapsıyor. Gençler, Türkiye genelindeki 300'den fazla müze ve ören yerini ücretsiz gezebilecek. Kapsamdaki mekanlar arkeolojiden tarihe, etnografyadan sanata kadar farklı alanlara yayılıyor. Böylece gençler, ülkenin dört bir yanındaki kültürel mirası yerinde görme imkanı bulacak. Projenin amacı, gençlerin tarih bilincini artırmak ve yaz dönemini kültürel deneyimlerle değerlendirmelerini sağlamak olarak belirtiliyor.</p>

<h2>NASIL BAŞVURULUR?</h2>

<p>Başvuru süreci tamamen çevrim içi işliyor. Yararlanmak isteyen gençler, 1 Temmuz itibarıyla muzekartgns.com adresinden dijital başvuru yapabiliyor. Başvurusu onaylanan gençler, kartlarını "Türkiye'nin Müzeleri" adlı mobil uygulama üzerinden kullanabiliyor. Müzekart GNS, kişiye özel biçimde oluşturuluyor ve ücretsiz sunuluyor. Uygulama, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülüyor.</p>

<h2>HER MÜZEYE İKİ GİRİŞ HAKKI</h2>

<p>Kart, her mekan için birden fazla ziyarete imkan tanıyor. Kapsamdaki her mekana kart başına iki giriş hakkı tanımlanıyor. Aynı yere ikinci kez girmek isteyen genç ise ilk ziyaretinden itibaren en az üç saat beklemek zorunda. Söz konusu kural, gençlerin aynı mekanı farklı zamanlarda yeniden gezebilmesine olanak sağlıyor. Kartın dijital yapısı, giriş işlemlerinin mobil uygulama üzerinden takip edilmesini kolaylaştırıyor.</p>

<h2>ESKİŞEHİR'DE HANGİ MÜZELER KAPSAMDA?</h2>

<p>Uygulama, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müze ve ören yerlerinde geçerli. Eskişehir'de bu kapsamdaki başlıca durak, Eti Arkeoloji Müzesi. Neolitik dönemden Osmanlı'ya uzanan yaklaşık 22 bin 500 eserin sergilendiği müze, adını yapımına destek veren ETİ Grubu'ndan alıyor ve 2010'da hizmete girdi. Kapsamdaki ören yerleri arasında ise Ballıhisar'daki Pessinus Antik Kenti, Odunpazarı'ndaki Şarhöyük (Dorylaion) ve Han ilçesindeki Yazılıkaya-Midas Vadisi öne çıkıyor. Kart sahibi gençler, bu noktaları yaz boyunca ücretsiz gezebilecek.</p>

<p>Öte yandan Eskişehir'deki bazı önemli müzeler uygulamanın dışında kalıyor. Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi belediyeye, Odunpazarı Modern Müze (OMM) ise özel bir vakfa bağlı olduğu için Müzekart GNS bu iki mekanda geçerli değil. Türkiye'nin ilk balmumu müzesi olan Büyükerşen Müzesi'nde 200'ü aşkın figür yer alırken.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaberajansi.com/eskisehirli-genclere-mujde-listedeki-muzeleri-ucretsiz-gezebileceksiniz</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaberajansicom.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaberajansi-com/uploads/2026/07/ucretsiz-muze-sanat.jpeg" type="image/jpeg" length="48579"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
