Adı Yılmaz…

Büyükerşen ismi öyle alelade bir isim değil.
Yılmaz Büyükerşen bırakın Türkiye’yi, dünyada kabul görmüş, vizyonuyla, eğitim ve sanat alanında yaptıklarıyla somut bir şekilde farkını ortaya koymuş beynelmilel bir isim.

Eskişehir için ise çok özel ve ayrıcalıklı bir yeri var.
Zira bu kentin değişiminde, devriminde en önemli rolü üstleniyor.
Eksiği vardır, eleştirebilir ama bu onun Eskişehir’i bir kültür, sanat başkenti yaptığı, bozkırın ortasında turistik bir şehre dönüştürdüğü gerçeğini değiştirmiyor.

Az, çok hepimiz Yılmaz Hocayı tanıyoruz.
25 sene boyunca onun şehri emin olduğu bir şehri tatbik ettik.
Açıkçası bundan da çok hoşnut olduk.
Görevi bırakırken yaptığı tercihi dahi ilk günler anlam veremesek bile bugünlerde takdir ediyoruz.

Ve biliyoruz ki Büyükerşen halen daha yıkılmaz, yıldırılmak belki de itibarsızlaştırılmak isteniyor. Üstelik bu ilk kez başına gelen bir şey değil.

Yıllar önce aktif görevi esnasında da Büyükerşen ve bürokratlarının çeşitli davalar hatta şafak operasyonlarıyla karşı karşıya geldiği günleri gördük.

Yıllarca süren ve Hocanın beraat ettiği davalar süresince iktidar partisine mensup bazılarının hatta vekil düzeyinde görev yapanların bile Büyükerşen’i kesinleşmemiş iddialarla yerden yere vurmaya çalıştığına, mahkemeden önce suçlu ilan etme çabalarına tanık olduk.
Fakat hepsinin nafile olduğunu da gördük.

Çünkü Büyükerşen tüm bu baskılara, davalara, iddialara rağmen hem mahkemeden aklandı hem de vatandaşın gönlünde daha değerli, daha önemli bir yere geldi.
Haliyle ne zaman kendisine karşı bir hamle yapılsa ardında olan seçimde rakipleriyle arasındaki puan farkını katlayarak yoluna devam etti.

Ancak görevi bıraksa ve yaşı 90 olsa dahi Büyükerşen’e karşı olan tavır bir türlü noktalanamıyor.

5 Seçimin hazımsızlığından mı bilinmez ama iktidar temsilcileri yine kesinleşmemiş, iddiadan ibaret söylemlerle Büyükerşen’e karşı manifestolar açıklıyor. Bu sebeple Büyükerşen son günlerde yeniden gündemde.

Eskişehir Bilim Kültür ve Sanat Vakfı (ESBAV) üzerinden yürütülen bazı faaliyetlerin, kamu yararından saparak özel çıkarlar doğrultusunda şekillendiği öne sürülüyor. Ve bunun ardına sıralanmış bazı iddialar var.

Süreç yargıya intikal etmiş durumda. Ancak kesinleşmiş, hüküm verilmiş, doğrudan Büyükerşen’i suçlayacak somut bir hamle yok.

Ancak mahkeme Büyükerşen’i suçlu bulmuş, tüm gerekçeler doğru gibi yapılan iktidar partisi mensuplarının açıklamalarını gerçekten ibretle takip ediyorum.

Geçmişten ders almadan, aynı şeylerin tekrar ettiği bu süreç gerçekten düşündürücü.

Yıllardır TDKB Vakfı ile ilgili türlü türlü iddialara tek satır cevap vermeyenlerin, aynı vakfın işleyişi, süreç içindeki para giriş çıkışlarıyla ilgili soruları muhatap almayanların şimdi vakıf-özelleştirme üzerinden yaptığı yorumların ne kadar ironik geldiğini de altını çizerek belirtmek isterim.

Sonuç olarak Yılmaz Büyükerşen milletin gönlünde ve vicdanında çok ayrı bir yere sahiptir.

Kendisini sevmeyenlerin bile takdir ettiği, EBB Başkanı olarak desteklemeyenlerin dahi şehre kattıklarını inkar edemeyeceği bir isimdir.

İsim demişken, insanlar ismiyle yaşar sözü aklıma geldi.

Zira Büyükerşen’in adı da kendi de Yılmaz!