Post-Modern Bir Hikaye

Herkese yeniden merhaba. Ülkenin gündemi bildiğiniz gibi yerel seçimler. Ülkemin her şehrinde her partinin -kendilerine göre- doğru ve sağlam adayları var. Biz seçmenler seçim gününe kadar hangi partinin belediye başkan adayına oy atacağımıza karar vermekte zorlanacağız. Ben sizleri ülke gündeminden biraz uzaklaştırıp geçenlerde aklıma takılan bir soru üzerine yazdığım hikaye ile baş başa bırakmak istiyorum.

Hepimiz Fransız yapımı ünlü çizgi film Red Kit’i izledik, onun “adaleti” sağlamak için göstermiş olduğu çabayı gördük. Ancak Red Kit’i “Red Kit” yapan ve onun bu adalet arayışının altında yatan sebep ne olabilir, hiç düşündünüz mü? Red Kit’in hayat hikayesine dair hiçbir şey bilmiyoruz. Ben de düşündüm, “Red Kit’in bu adalet arayışı altındaki sebep ne olabilir?” dedim ve yeteneklerim el verdiği kadarıyla bir hikaye yazdım. Keyifli okumalar…

Luke çiftliğinde hayvanlarıyla ilgilenen ektiği mısırların hasadıyla eşi ve çocuğuyla yapacağı seyahatin hayalini kuran bir adamdı. Yaşadığı kasabada yardımseverliğiyle tanınan çalışkan biriydi. Bir gün arkadaşı Tom’un evliliğini kutlamak için arkadaşlarıyla birlikte yaşadığı kasabanın gözde mekanlarından Kaldi’ye gitti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde kasabanın kodamanlarından James Wright ile bir tartışma yaşadı. Tartışmanın sebebi yaklaşan yerel seçimlerde James Wright’in aday olması ve halka pek inandırıcı gelmeyen vaatlerine Luke’un tepki göstermesiydi. Bu duruma oldukça sinirlenen James Wright bar çıkışında Luke’a haddini bildirmek istedi ve adamlarında kötülüğüyle nam salmış halkın korkulu rüyası “Karanlık” John’un bulunmasını emretti.

Daha sonra Karanlık John ile James Wright, seçim ofisinde Luke’a haddini nasıl bildireceklerine dair planlar yaptılar. En sonunda Karanlık John, Luke’u cezalandırmak için ailesini kaçırmaya karar vermişti.

Bir gün hayvanlarını besledikten sonra eve dönen Luke, evinin kapısının ardına kadar açık olmasından şüphelenerek içeri girdi. Evi darmadağındı. Kırılmadık vazo, cam porselen kalmamış; koltuklar kanepeler yerle bir edilmişti. Luke, telaşla evin diğer odalarını aradı; çok sevdiği eşi ve çocuğu ortalıkta yoktu. Ona göre ortalıkta ailesinin kaçırılmasına dair bir neden yoktu.

Bir dedektif gibi ailesinin izini sürüp onları sağ salim bulmaya kararlıydı. Hızlıca evden çıktı, atı Düldül’e atladı ve kasabaya doğru yol aldı. Onu böyle telaşlı gören Tom ve Jake hemen Luke’un yanına gittiler. Luke olan biteni arkadaşlarına anlattı ve hep birlikte ipucu aramaya koyuldular. Çok geçmeden kasabanın gençlerinden Billy, James Wright ile Karanlık John’u gece geç saatlerde beraber gördüklerini ve Luke’u cezalandırmak ile ilgili bir şeyler konuştuklarını öğrendiler.

Luke hemen Karanlık John’u bulmak üzere kasabanın tüm sokaklarını aramaya başladı ve nihayet aradığı adam karşısındaydı. Karanlık John, Luke’un ailesini neden kaçırdığını ve ailesinin sağ salim dönmesi için James Wrigth’ın isteklerini Luke’a anlattı.

James Wright, sarsılan imajının düzelmesi ve itibarını yeniden kazanması için Luke’tan Kaldi’de herkesin önünde özür dilemesini ve bir de poligonda yapılacak atışlarda kendisine yenilmesini istemişti. Luke, herkesten çok sevdiği ailesini kurtarabilmek için James Wright’in isteklerini kabul etti.

Ertesi gün, James Wright herkesin Kaldi’de toplanması için kasabaya bildiriler dağıttı. Kaldi, adeta bir mahşer yeri gibiydi. James Wright’in destekçileriyle Luke’un arkadaşları ve kasabalı arasında arada bir gerginlikler yaşanıyor ancak herkes birazdan gerçekleşecek büyük anın heyecanıyla sabırsızlanıyordu. Birkaç dakika sonra Luke içeri girdi, avının tuzağa girmesini bekleyen avcı misali hemen ardından da James Wright geldi.

Luke, söz verdiği gibi toplanan kalabalığın önünde James Wright’tan özür diledi. Kasaba için verdiği vaatlerin kasaba ve kasabalı için bir şans olduğunu söyleyerek seçimlerde başarılar diledi. Bu sırada James Wright kibrinden iyice kabarmış bir hindi gibi görünüyordu. James Wright, Luke’un bu sözlerine karşılık onun halkın gözünde daha da küçük düşmesini istedi ve ona hakarete varan sözler etti.

Sıra poligonda yapılacak atışlara gelmişti. Kaldi’de kendine söylenen küçük düşürücü sözleri hazmedemeyen Luke, o anlık öfkesine yenilerek atışlarda James Wright’ı yenmişti. Halk, silah atışlarında yenilen James Wright’a gülmüş bu da onu çok kızdırmıştı. James Wright sözünü bozmuş ve Luke’un ailesini serbest bırakmaktan vazgeçmişti.

Bir anlık öfkesine yenik düşen Luke, ne kadar ikna etmeye çalışsa da bunda başarılı olamamıştı. Kasabanın şerifi “Kesik Kulak” Peter’in de elinden hiçbir şey gelmiyordu. Sonuçta bir anlaşma vardı ve anlaşmaya uymayan Luke olmuştu ve ayrıca James Wright’in çok sağlam bağlantıları vardı. Kesik Kulak Peter için James Wright dokunulamaz biriydi.

Luke başladığı noktaya geri dönmüştü. Arkadaşları Tom ve Jake ile birlikte kasabanın altını üstüne getirmişti ancak ailesinden tek bir iz dahi bulamamıştı. Bin bir pişmanlık duysa da elinden hiçbir şey gelmiyordu. Günlerce haftalarca vicdan azabı çekti. Bir gün Kaldi’de ışıkları söndürmeden önce bir yabancıdan Karanlık John ve yanındakiler hakkında birkaç cümle duydu. Yabancının anlattığına göre Karanlık John, birinden intikam almak için adamın ailesini kaçırmış ve Batı’ya doğru gidiyormuş. Luke, yabancının yanına yaklaştı ve Karanlık John’un kaçırdığı kişiler hakkında detaylı bilgiler edindi. Evet, bunlar onun ailesiydi.

Luke, şafak sökmeden atı Düldül’e atladı ve ailesini bulmak için atını Batı’ya sürmeye başladı. Bu yolculuğu sırasında uğradığı kasabalarda yaşanan adaletsizlikleri çözdü, kanun kaçaklarını adalete teslim etti. Luke, artık tüm Amerika tarafından tanınan bir ödül avcısı olmuştu. Ona boynuna taktığı kırmızı bandana nedeniyle “Red Kit” adını vermişlerdi.

Red Kit, yakalayıp adalete teslim ettiği her kanun kaçağında Karanlık John ve ailesine bir adım daha yaklaştığını hissediyor, kanun kaçaklarının Karanlık John ile bağlantısının olup olmadığını araştırıyor onu ailesine götürecek bir bilginin peşine düşüyordu. Gittiği hiçbir kasabada ve şehirde konaklamıyor yakaladığı kanun kaçaklarını adalete teslim ettikten sonra o şehirden ayrılıyor, yeni bir kanun kaçağı yakalamak ve ailesine bir adım daha yaklaşmak için atını Batı’ya doğru sürüyordu.

-SON-

Her ne kadar ülke gündeminden bir an olsun uzaklaşmak istesem de pek başarılı olamadığımı itiraf etmeliyim. Şehrimiz özelinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve merkez ilçelerdeki adayların toplum tarafından tanınan ve sevilen insanlar olması yazının başında da bahsettiğim gibi son ana kadar seçmenlerin hangi adaya oy atacakları konusunda ikilemde kalmasına neden oluyor. Bu, aslında iyi bir şey. Gerçek demokrasi. Yerel seçimlerde şehrimizde kim kazanırsa kazansın gerçekten çok güçlü bir aday karşısında zafer kazanacak. Herkese tekrar tekrar başarılar diliyorum.

Bu kadar seçimden bahsetmişken izlediğim ve hayran olduğum seçimleri konu alan birkaç filmden bahsetmek istiyorum:

Bunlardan ilki 1996 yapımı “A Perfect Candidate”. Başrollerini Don Baker, Mark Goodin ve Mark Merritt paylaşıyor. Film ayrıca 1998 yılında Emmy Ödüllerine aday gösterilmiş. Film belgesel tadında. Amerika’nın Virginia eyaletindeki 1994 Seçimleri’ni konu ediniyor. IMDB puanı da 7.2.

İkinci filmimiz başrolünde Antony Hopkins, JoanAllen ve Powers Boothe’nin olduğu 1995 yapımı “Nixon”. Yönetmeni de Oliver Stone. Film, Amerikan başkanı Nixon’unözel hayatı ve siyasi dönemlerini konu ediniyor. Tarihi drama olarak adlandırabileceğimiz türde olan filmde Nixon’un cenazesinde çekilmiş gerçek görüntüler de kullanılmış. IMDB puanı ise 7.1.

Üçüncü film ise “TheAmericanPresident”. Filmin başrolünde Michael Douglas, AnnetteBening ve Martin Sheen yer alıyor. Dul bir Amerikan başkanı olan Michael Douglas’ın yaklaşan seçimlere hazırlanırken bir aktivist olan AnnetteBening ile olan yakınlaşmasını ve ilişkisini konu ediniyor. Filmin IMDB puanı 6.8.

Ve son olarak oyuncu kadrosunda Frank Sinatra gibi bir üstadın başrol olduğu 1962 yapımı “The Manchurian Candidate” filminden bahsetmek istiyorum. Bu film saydığım diğer filmler içinde favorimdir. 1963 yılında “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Film Kurgusu” dallarında aday gösterildi. Yine 1963 yılında BAFTA Film Ödülü’nü ve “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında Altın Küre kazandı. Filmin 2004 yılındaki tekrar çekiminde Danzel Washington başroldedir. Film “karanlık film” de diyebileceğimiz politik-gerilim türündedir.

Filmin konusu ise dönemin Amerikan anlayışını yansıtmakta. Tanınmış bir ailenin üyesi olan RaymondShaw Kore gazisidir ve beyni komünistler tarafından yıkanmıştır. Amerika’ya döndükten sonra birkaç kişinin yardımıyla farkında olmadan bir suikastçıya dönüşür. Komünist temsilcilerin yer aldığı bir grup Amerikan Başkanı’na suikast yapmayı amaçlar ve bu plan için Shaw kullanılmak istenir. Filmin IMDB puanı 7.9.

Daha söyleyecek ve anlatacak çok şeyim var ancak bu yazı için şimdilik bu kadar yeter. Vakit ayırıp okuduğunuz ve beğendiğiniz için şimdiden teşekkür ederim. Yazımı seçimlerle bir ilgisi olmayan ancak çok sevdiğim Özdemir Asaf’ın “Seçim” adlı şiiriyle bitireceğim. Bir dahaki yazımda görüşmek üzere…

Çok bilen çok yanılır

Az bilen daha çok

Hiç bilmeyen

Yanıldığını bile bilmeyecek

Bu kadar mutlu kişiyi

Kim seçmeyecek?