Etkinliğin açılış konuşmalarını, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, Türkiye Kent Konseyleri Birlik Başkanı Ahmet Kapanoğlu ve Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru Yaptı.

Cumhuriyet değerlerinin temsilcileri oldukları için katledildiler
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen, 90’lı yıllarda Atatürk ilke ve devrimlerini savunan aydınları bilerek hedef alındığını belirterek, dönemin siyasal kuşatması içinde susturulmak istendiğini ifade etti. Akmen, “Cumhuriyetin kazanımlarına ve toplumsal aydınlanmaya yönelik sistemli saldırıların yoğunlaştığı 1990'lı yıllarda, Atatürk ilke ve devrimlerini savunan aydınlarımız bilinçli biçimde hedef alındı. Laikliği, hukukun üstünlüğünü ve demokratik toplumu savunan bu isimler, dönemin siyasal ve ideolojik kuşatması içinde susturulmak istendi. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve çok sayıda aydınımız; özgür düşüncenin, bağımsız basının ve Cumhuriyet değerlerinin temsilcileri oldukları için katledildiler” dedi.
Aydın cinayetlerinin aydınlatılamadığı bir ülkede
90’lı yıllarda işlenen bu cinayetlerin aydınlanma mücadelesini kesintiye uğratmanın bir parçası olarak belirten Akmen, bu saldırılarla toplumun susturulmaya çalışıldığını ifade etti. Akmen Konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Aydınları hedef alan şiddet, düşünceyi ortadan kaldırmaya yetmedi. Katledilen aydınlar; Cumhuriyet değerleri etrafında şekillenen toplumsal hafızanın ve süregelen aydınlanma mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak varlıklarını koruyor. İçinde bulunduğumuz Adalet ve Demokrasi Haftası, geçmişi anmanın ötesinde cezasızlığın, hesap verilmeyen suçların ve ertelenen adaletin sorgulanmasını zorunlu kılan bir hatırlatmadır. Aydın cinayetlerinin aydınlatılamadığı bir ülkede, hukukun üstünlüğünden ve demokratik işleyişten söz edilemeyeceği çok açıktır. Bu tablo yalnızca bir tespit değil; bugün alınması gereken tutuma dair açık bir çağrıdır.”
Cumhuriyet değerleri savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz
Akmen, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak adalet ve demokrasi mücadelesini kararlıkla sürdürüleceğini ifade etti. Akmen, “Yaşamını yitiren aydınlarımıza, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına, laik Cumhuriyete karşı taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle bu değerleri savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Eskişehir hiçbir zaman laik kent bilincinden hiç ayrılmadı
Türkiye Kent Konseyleri Birlik Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Eskişehir’in Atatürk’ün hedeflerinden sapmadan laiklik ve demokratik katılımcı yönetimi güçlendirerek bugünlere geldiğini belirterek, Eskişehir’in katılımcı yönetişimi içselleştirdiğini ifade etti. Kapanoğlu, “Eskişehir hiçbir zaman Atatürk'ün gösterdiği hedeften sapmadı ve laik kent bilincinden hiç ayrılmadı ve bugün o daha da güçlendi o anlayış. Eskişehir'de hem vekillerimiz ama hem Büyükşehir Belediye Başkanımız, Odunpazarı Belediye Başkanımız ve Tepebaşı Belediye Başkanımız, yerel yöneticilerimiz kent konseyinin bizzat içinde bulunmuş, tozunu yutmuş, yöneticiliğini yapmış insanlar. Dolayısıyla yıllardır şehirlerde demokratik katılımcı yönetişimi de içselleştirdikleri için şu anda belediye başkanlıklarında da bunu uyguluyorlar” dedi.
Eskişehir’de yaşanan demokratik iklimin tüm Türkiye’ye yayılsın
Eskişehir’de yaşanan demokratik iklimin tüm Türkiye’ye yayılmasını istediğini belirten Kapanoğlu, eşit fırsatlarla yaşadığı bir ülke için aydınların ve önderlerin yol göstericiliğine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Kapanoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Edirne'den Ardahan'a, inşallah 7'den 70'e, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla herkes ama herkes bu güzelliği sınırsızca yaşasın. Dünya denen bir mevsimlik ömürlerinde korkmadan, cesurca arzu ettikleri eğitimi alabildikleri, arzu ettikleri fırsatlara ulaşabildikleri, gençlerin arzu ettikleri üniversitelerden mezun olup arzu ettikleri işi rahatlıkla düşünebilecekleri bir Türkiye istiyoruz. Bunun için de mihmandarlara ihtiyacımız var. O mihmandarlardan biri de aydınlarımız, bilim insanlarımız, aydınlarımız, önderlerimiz.

Bugün gazeteciler katledilmiyor ama cezalandırılıyor
Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, bir dönem gazeteciler Uğur Mumcu olduğu katledilirken, yargı yoluyla cezalandırıldığını ifade etti. Kumru, “Bir dönem maalesef gazeteciler işte illegal örgütlerle, maalesef cemaat bağlantılı örgütlerle katlediliyorlardı ve hunharca katlediliyorlardı Uğur Mumcu gibi. Katledilmiyorlar ama maalesef en ufak bir şekilde yanlış bir şey olduğunda ya da onlara göre yanlış bir kelime çıktığında hapsediyorlar, cezalandırıyorlar ve korkutuyorlar” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in moderatörlüğünde, araştırmacı gazeteci Çiğdem Toker’in yeni çıkan ‘Milletin Cebinden: Kamu-Özel İşbirliği’ adlı kitabı üzerine bir söyleşi düzenlendi.
Kamu adına yapılan sözleşmeler halktan gizlenemez
‘Milletin Cebinden: Kamu-Özel İşbirliği’ adlı kitabında “ticari sır” denilerek açıklanmayan dört büyük altyapı projelerinden örnekler verdiğini belirten Toker, kamu adına yapılan sözleşmelerin halktan gizlenemeyeceğini ifade etti. Toker, “Bu kitapta, milletvekillerinden dahi gizlenen ve “ticari sır” denilerek açıklanmayan dört büyük altyapı projesinin sözleşme örneklerine yer verdim. Osman Gazi Köprüsü, Zafer Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Ankara YHT Garı. Amacım, bu sözleşmelerin ticari sır olmadığını göstermekti. Çünkü bunlar kamu hizmetidir ve kamu adına yapılan sözleşmeler halktan gizlenemez” dedi.
İktidarlar şirketleri, şirketler de iktidarların ömrünü uzatıyor
Emekli maaşları için 60–65 milyar liralık kaynak tartışılırken, sınırlı sayıda şirkete işletmesi verilen şehir hastaneleri ve kamu-özel projelere milyarlarca liralık ve dolarlık ödemeler yapıldığını ifade eden Toker, bu kitabı yazarken kamu kaynaklarının kullanımındaki çelişkiyi göstermek olduğunu vurguladı. Toker, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Emekli maaşları için 60–65 milyar liralık kaynak tartışılırken, yalnızca 18 şehir hastanesine 2025’te ayrılan kaynak 111 milyar liradır ve bu hastaneleri sadece 7 şirket işletmektedir. Osman Gazi Köprüsü örneğinde ise 1,2 milyar dolarlık yatırıma karşılık bugüne kadar 5 milyar dolar ödenmiş, 2030’lara kadar bir o kadar daha ödeme yapılması planlanmıştır. İktidarlar şirketleri, şirketler de iktidarların ömrünü uzatıyor. Altyapı ihtiyacı, bir köprüye yedi köprü bedeli ödemeyi ve bu sözleşmeleri halktan gizlemeyi haklı çıkarmaz.”




