Gazeteci Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla gözaltına alınması ve tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin ardından Eskişehir’de meslek örgütleri ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Eskişehir Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir temsilciliğinin çağrısıyla Köprübaşı’nda yapılan açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı. Açıklamada Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da yer aldı.

Basın açıklamasında ilk olarak ÇGD Eskişehir adına konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Lodos, gazeteciliğin kamusal sorumluluğuna ve ifade özgürlüğüne vurgu yaptı. Lodos açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bir gazetecinin görevi; halkın haber alma hakkını savunmak, gerçeği ortaya çıkarmak ve kamu adına soru sormaktır. Gazetecilik suç değildir. Kalem susturularak gerçekler ortadan kaldırılamaz. Tam tersine, baskılar gerçeğin daha güçlü yankılanmasına neden olur. Bizler Çağdaş Gazeteciler Derneği Eskişehir Şubesi olarak; düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgür basın yoksa demokrasi de yoktur. Gazetecilik suç değildir ve yargılanamaz. Gazeteciler susturulamaz. Alican Uludağ yalnız değildir ve biliyoruz ki; Dayanışma yaşatır. Hakikat kazanacak.”


Basın açıklamasında söz alan TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Yıldırım, Alican Uludağ’ın uzun yıllardır adliye muhabirliği yaptığını hatırlatarak tutuklanmasına tepki göstererek şunları söyledi:

“Gazeteci Alican Uludağ, yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. 18 yıldır adliye muhabirliği yapan, kürsünün önünü de arkasını da iyi bilen, yargı süreçlerini kamuoyuna aktaran ve bugün DW Türkçe muhabiri olarak görevini sürdüren bir gazetecidir. Biz meslek örgütleri olarak biliyoruz ve açıkça söylüyoruz: Alican Uludağ gazetecidir. Geçmişte çağrıldığında ifade vermeye gitmiş, hiçbir soruşturmadan kaçmamış bir gazetecinin evine onlarca polisle gidilmesi, çocuklarının gözü önünde yapılan uygulamalar ve kamuoyuna ‘kaçıyormuş’ algısı yaratacak açıklamalar kabul edilemez.”

Meslektaşlarımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmasını kabul etmiyoruz

Yıldırım, Uludağ’ın mahkemedeki savunmasında dile getirdiği sözleri ne atıfta bulunarak Uludağ’ın suçsuz olduğunun altını bir kez daha çizdi ve şöyle aktardı:

“Uludağ mahkemedeki savunmasında şöyle diyor: ‘18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.’ Biz bir meslektaşımızın çocuklarının gözyaşını geride bırakarak savunma yapmak zorunda kalmasını kabul etmiyoruz. Biz gazeteciliğin bedel ödenmek zorunda kalınan bir meslek olmasını istemiyoruz. Gazetecilik; gerçeği yazmanın, kamuyu bilgilendirmenin, topluma karşı sorumluluğun adıdır. Suç değildir.”

Başımıza gelmiyor diye susmayacağız

Yıldırım, meslek örgütleri olarak dayanışmaya devam edeceklerinin mesajını vererek, “Bizim başımıza gelmiyor diye yapılan haksızlığa sessiz kalıp izlemeyeceğiz. Çünkü bu yalnızca bir kişiye değil, doğrudan gazetecilik mesleğine yapılan bir haksızlıktır. Bugün birimize yapılan yarın hepimize yapılacaktır. Her keyfi gözaltı ve tutuklama halkın haber alma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Basın özgürlüğü susturulursa toplum karanlıkta kalır. Gazeteciliği kriminalize etmekten vazgeçin. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktan vazgeçin. Meslektaşımız Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Kaynak: Yusufhan Toraman