Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, Eskişehir’de düzenlenen Ali İsmail Korkmaz Yaşam Ödül töreninde yaptığı konuşmada, yürüttükleri eylemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. İşçilerin ülke genelinde dayanışma göstermesi gerektiğini vurgulayan Çakır, “Bir avuç patrona karşı milyonlar diz çöküyor” dedi.
Çakır, mevcut ekonomik ve sosyal düzenin işçiler aleyhine işlediğini savunarak, “Bir avuç patrona karşı milyonlarca emekçi her gün daha fazla yoksullaşıyor ve eziliyor. Ancak patronlar için işleyen bir düzen varken, işçiler için aynı adalet mekanizması işlemiyor” ifadelerini kullandı.
Bu ülkede o patronlara hiçbir zaman yasalar sorulmuyor
Devlet kurumları ve güvenlik güçleri üzerinden işçilerin baskı altına alındığını öne süren Çakır, işçilerin hak arama mücadelesi verdiği her durumda karşılarına farklı mekanizmaların çıkarıldığını söyledi. Çakır, “Baş kaldıranı ezmeye çalışıyorlar. Kiminle ezmeye çalışıyorlar? Siyasetiyle, kimiyle polisiyle, kimiyle savcısıyla, kimiyle kaymakamıyla, kimiyle valisiyle... Her taraftan dört bir yanımızı sarıyorlar. Ama kimin için bu yasalar biliyor musunuz? Bir avuç o patronlara, holdinglere var o yasalar. Ama işçi sınıfı hakkını aradığı zaman, adaletini aradığı zaman, çocuklarının geleceğini aradığı zaman, işçi açlık grevine girdiği zaman, işçi eylem yaptığı zaman, işçi yollara düştüğü zaman, bir kişi bin kişi olduğu zaman bu ülkede yasalar sorulmaya başlıyor. Bu ülkede o patronlara hiçbir zaman yasalar sorulmuyor” dedi.
15 gündür yatırılmayan ücretler dün yeniden başlayan eylemlerimiz nedeniyle ödendi
Çakır, Nisan ayıda yaptıkları eylemler sonrası bazı maden işçilerin maaş ödemelerinde gecikmeler yaşandığını ve daha geniş alacakların bulunduğunu belirterek yeniden eylem kararı aldıktan sonra maaşların yattığını ifade etti. Çakır, “Biz direnişi bir ay önce kazandık. Üç bakanımız söz vererek bu paraların ödeneceğini ifade etti. Ancak holdingler, bakanlara baskı yaparak bu ödemeyi engelledi. Sendikalar ve federasyonlar da bu ödemeyi yaptırmadı. Bugün ise işçilerin paraları kısmen yatırıldı. 15 gündür yatırılmayan ücretler, dün yeniden başlayan eylemlerimiz ve mücadeleyi sürdüreceğimizi göstermemiz nedeniyle ödendi. “Ölmek var, dönmek yok” diyerek kararlılığımızı ortaya koymamızın ardından, işçi kardeşlerimizin maaşları bir nebze de olsa hesaplarına yatırıldı. Dün işçi paraları yatmadı. Ancak bugün birçok gazeteci ve siyasi parti, ‘paralar yatırıldı’ şeklinde açıklama yapıyor. Oysa işçinin yalnızca maaşı yatırıldı” diye konuştu.
Bu maaşlar da 8 aydan, 3 aydan beri geride kalan ödemelerdi
Sadece ücretlerin ödenmesinin sorunun çözümü olmadığını ifade eden Çakır, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer özlük haklarının da karşılanması gerektiğini söyledi. Çakır, “Bu maaşlar da 8 aydan, 3 aydan beri geride kalan ödemelerdi. Buna rağmen “tüm haklar ödendi” denilerek kamuoyu yanıltılıyor. İşçinin asıl alacakları kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve geleceğe dönük özlük haklarıdır. İşçiyi 3 ay, 6 ay ücretsiz izne çıkarmışlar; bunu da sendika aracılığıyla yapmışlardır. Şimdi bu işçilerin burada önemli alacakları bulunmaktadır. Bir işçi 10 ay ücretsiz izne çıkarılmıştır. Bu süreçte 10 ay boyunca çalışmamış, sigortası yatırılmamış ve hukuksuz bir karar uygulanmıştır.Bu karar, Türkiye’nin en büyük federasyonlarından biri ve yaklaşık 6000 ruhsatı bulunan büyük bir şirketin patronu ile birlikte alınmıştır. Bu ülkede işçiler, halkımız, öğrencilerimiz, tüm sivil toplum kuruluşları dayanışma göstermediği sürece elbette Doruk Madencilik ölebilir, elbette Doruk Madencilik mücadele edebilir, elbette Bağımsız Maden Sendikası mücadele eder.” ifadelerini kullandı.
Binlerce, milyonlarca insan ise demokrasi adı altında aldatılıyor
Çakır, ülkede demokrasinin gerçek anlamda işlemediğini belirterek, emekçiler haklarını aramak istediğinde çeşitli yasal engellerle karşılaştığını ifade etti. Çakır, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu ülkede herkes alın terinin karşılığını almalı. Demokrasi dediğiniz şey de bu olmalı. Ama bizim ülkemizde demokrasi, sözde bir demokrasi. Bir avuç insana işleyen, bir avuç insanın yararlandığı bir düzen var. Binlerce, milyonlarca insan ise demokrasi adı altında aldatılıyor. Biz bir yerde hak aradığımız zaman bize deniliyor ki: ‘Şu maddeye göre çıkamazsın, şu maddeye göre eylem yapamazsın, şu maddeye göre grev hakkın yok, şu maddeye göre yürüyemezsin.’ O zaman ben kimim? Köle miyim ben? Beni çalıştıran patron daha çok kazanıyor, daha çok büyüyor, daha çok mekâna sahip oluyor, daha fazla kâr elde ediyor.”





