“Hukuki zemin bir kez daha çöktü”

Başkan Ataç, değerlendirmesinde Danıştay 10. Dairesi’nin kararıyla Alpu Ovası’na kömürlü termik santral dayatmasının hukuki zemininin bir kez daha çöktüğünü belirtti. Bu kararın yalnızca bir dava sonucu olmadığını ifade eden Ataç, kararın Eskişehir’in toprağına, suyuna, havasına ve yaşam hakkına dair açık bir ilke beyanı olduğunu vurguladı.

“Alpu Ovası büyük ova koruma alanıdır”

Danıştay’ın altını çizdiği gerçeğin net olduğunu dile getiren Ataç, Alpu Ovası’nın Büyük Ova Koruma Alanı statüsüne sahip olduğunu hatırlattı. Bu statünün, tarım arazilerinin bütünlüğünü ve toprağın tarımsal kimliğini korumayı kamunun ortak sorumluluğu haline getiren bağlayıcı bir güvence olduğuna dikkat çekti. Hiçbir siyasi hesap ya da kısa vadeli çıkarın bu gerçeği değiştiremeyeceğini söyledi.

“Riskler hepimizin hayatına dokunuyor”

Kararda vurgulanan risklerin doğrudan yaşamı etkilediğini belirten Ataç, kömürlü termik santralin hava, su ve toprak kirliliği anlamına geldiğini ifade etti. Bunun tarımsal üretimin zayıflaması, verimin düşmesi, gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ve halk sağlığının riske atılması demek olduğunu kaydetti.

“Üstün kamu yararı yoktur”

Kararın en kritik yönlerinden birinin, projede üstün kamu yararı bulunmadığının tescillenmesi olduğunu söyleyen Ataç, kamu yararının toprağı kirleten, suyu riske atan ve havayı zehirleyen bir anlayışla kurulamayacağını vurguladı. Kamu yararının yaşamı korumakla başlayacağını ifade etti.

“Bu karar emsal olmalıdır”

İklim krizi çağında tarım alanlarını korumanın yalnızca çevre politikası değil; ekonomik güvenlik, halk sağlığı ve toplumsal adalet meselesi olduğunu belirten Ataç, Alpu Ovası’nı korumanın Eskişehir’in tarımsal üretimini, kırsal yaşamını ve geleceğe dair umudunu korumak anlamına geldiğini söyledi. Kararın, Alpagut–Atalan ve Bozdağ bölgesinde gündeme gelen altın madeni arayışı gibi doğayı tehdit edebilecek tüm girişimler için de emsal olmasını diledi.

“Mücadele eden herkese teşekkür ediyorum”

Başkan Ataç, süreçte emeği geçen yurttaşlara, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, bilim insanlarına ve toprağına sahip çıkan üreticilere teşekkür ederek, hukukun işaret ettiği doğrultuda Alpu Ovası’nı ve yaşam hakkını tehdit eden her türlü girişimden kesin olarak vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi