Sayıştay raporlarının siyasi tartışmaların malzemesi yapılamayacağını söyleyen Yıldırım, yargı aşaması tamamlanmamış bulgular üzerinden suçlama yapılmasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini vurguladı. Yıldırım, “Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve Sayıştay raporları üzerinden yürütülen tartışmalar, hukuki zeminden kopuk, siyasi amaçlarla yönlendirilen ve kamuoyunu yanıltmayı hedefleyen bir noktaya taşınmıştır. Denetim sürecinin kapsamı ve sınırları göz ardı edilerek, kesinleşmemiş bulgular üzerinden algı yaratmaya yönelik, hukuki temelden yoksun beyanlardır. Sayıştay raporları, siyasi tartışmaların malzemesi yapılamaz. Sayıştay denetimleri; idarenin mali işlemlerinin ve faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu değerlendirmeye yönelik teknik ve idari süreçlerdir. Yargı aşaması tamamlanmamış, kesinlik kazanmamış denetim bulguları üzerinden suçlama yöneltilmesi masumiyet karinesine ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır” ifadelerini kullandı.

İktidarın kamu yararı söylemiyle ortaya çıkması inandırıcı değildir

Yıldırım, ülkede derin bir ekonomik kriz yaşandığını belirterek, buna karşın merkezi yönetimin tasarruf gerekçesiyle belediyelerin mali imkânlarını daralttığını ifade etti. Yıldırım, “Ülkemizin en ağır ekonomik dönemlerinden birinden geçildiği bu süreçte asgari ücretlilerin, emeklilerin ve esnafın içine sürüklendiği yoksulluk tablosu görmezden gelinirken, merkezi yönetimin ‘tasarruf’ gerekçesiyle belediyelerin mali olanaklarını daraltan uygulamalarına sessiz kalanların bugün kamu yararı söylemiyle ortaya çıkması inandırıcı değildir” dedi.

Tepebaşı Belediyesi, girdiği tüm denetimlerden hukuka uygunluk çerçevesinde çıkmıştır

Tepebaşı Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yıllardır örnek gösterilen bir yerel yönetim olduğunu vurgulayan Yıldırım, Tepebaşı Belediyesi’nin bugüne kadar girdiği tüm denetimlerden hukuka uygunluk çerçevesinde çıktığını belirtti. Yıldırım, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Tepebaşı Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışı, üretimi ve paylaşımı önceleyen politikaları, dayanışmayı güçlendiren uygulamaları ve en zor ekonomik koşullarda dahi halkının yanında duran hizmet anlayışıyla, uzun yıllardır Türkiye genelinde örnek gösterilen bir yerel yönetim olmuştur. Mevzuat hükümleri açıktır. İdarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak ya da fiilen kullanılamaz hale getirecek biçimde denetim yapılması hukuken mümkün değildir. Buna rağmen denetim sürecinde idarenin takdir yetkisinin fiilen askıya alınmaya çalışılması, denetimin hukuki sınırlarının aşıldığına ilişkin ciddi kuşkular doğurmaktadır. 1994 yılında kurulan Tepebaşı Belediyesi, bugüne dek girdiği tüm denetimlerden hukuka uygunluk çerçevesinde çıkmıştır. Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç ve görev yapan hiçbir kamu görevlisi hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı, kamu zararı tespiti ya da kişisel sorumluluğa dayalı bir borç yükümlülüğü bulunmamaktadır.”

Siyasi polemik yaratma çabasından öteye geçmemektedir

Yıldırım, Sayıştay raporunda belirtilen sınırlı alanlar dışında mali tabloların tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir olduğunun resmi olarak ortaya konulduğunu belirtti. Yıldırım, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Tepebaşı Belediyesi ve Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka uygunluk, şeffaflık ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda görevini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir. Tepebaşı Belediyesi’nin 2024 yılına ait mali rapor ve tabloları incelendiğinde; Sayıştay raporunun ‘Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular’ bölümünde belirtilen sınırlı alanlar dışında, mali tabloların tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu durum, kamuoyuna yansıtılmak istenen karalama söylemlerinin aksine, mali tabloların genel güvenilirliğini teyit eden resmi bir değerlendirmedir. Kamuoyunu yanıltmaya ve kurumları yıpratmaya yönelik bu tür girişimler, hukuki bir sonuç üretmekten uzak olup siyasi polemik yaratma çabasından öteye geçmemektedir.”

Kaynak: Alperen Ata