Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi önünde vize haftası dolayısıyla öğrencilere çorba dağıtan CHP’li gençler, öğrencilerin barınma ve beslenme koşullarına dikkat çekti.
CHP İl Gençlik Kolları Başkanı Yüksel, Gündüzalp Öğrenci Yurdu yemekhanesinde yemekten böcek çıktığına yönelik iddiaları hatırlatarak, daha önce de benzer şekilde yemekten kurt ve küflü gıda çıktığı yönündeki şikayetleri kamuoyuna taşıdıklarını ifade etti. Söz konusu iddialara ilişkin yetkililere çağrıda bulunduklarını belirten Yüksel, yapılan başvurulara ve açıklamalara rağmen herhangi bir geri dönüş alamadıklarını öne sürdü.
“Çağrılarımıza cevap verilmedi”
Yüksel, “Daha 10 gün önce kamuoyuna açıkça ifade etmiştik. Anadolu Üniversitesi yemekhanesinde yemekten kurt çıktığını, Mükrime Hatun Öğrenci Yurdu’nda son tüketim tarihi geçmiş, küflenmiş gıdaların öğrencilere satıldığını, yurtlarda tahtakurularının ve farelerin cirit attığını, öğrencilerin soğuk odalarda ve kısıtlı sıcak suyla yaşamaya mahkûm edildiğini anlatmıştık. Yetkilileri uyarmış, sorumluluk almaya davet etmiştik. Ama bugün görüyoruz ki bu uyarılar dikkate alınmamış, çağrımız yok sayılmıştır” dedi.
“Bu yaşananlar ne münferittir ne de tesadüftür”
Yüksel, son olarak Gündüzalp Öğrenci Yurdu’nda da yemekten böcek çıktığına dair bilgiler aldıklarını belirterek, Yaşananların münferit olmadığını denetimsizliğin ve sorumsuzluğun sonucu olduğunu ifade etti. Yüksel, “dün aldığımız bilgilerle Gündüzalp Öğrenci Yurdu’nda da yemekten böcek çıktığını, öğrencilerin hâlâ soğuk odalarda kaldığını ve sıcak suya erişemediğini öğrenmiş bulunuyoruz. Dün ortaya çıkan görüntüler açıkça göstermektedir ki bu yaşananlar ne münferittir ne de tesadüftür. Bu tablo, sorumluluk almayanların, denetim yapmayanların, hesap sormayanların yarattığı bir tablodur. Ne yazık ki bu ilk değildir. Ve bu anlayış devam ettiği sürece son da olmayacaktır” ifadelerini kullandı.
“Barınma ve beslenme bir ayrıcalık değil, en temel haktır”
Üniversite ve yurtların gençler için bir yuva olmaktan çıktığını savunan Yüksel, mevcut düzenin öğrenciyi “müşteri” olarak gördüğünü ileri sürdü. Barınma ve beslenmenin temel bir hak olduğunu vurguladı. Yüksel konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“2023 yılında ihmaller zinciri sonucu yaşanan asansör kazalarında genç arkadaşlarımızı kaybettik. Her yıl binlerce üniversite öğrencisi, ekonomik yetersizlikler nedeniyle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Bugün üniversiteler ve yurtlar, gençlerin yuvası olmaktan çıkmış, adeta çileye dönüşmüş durumdadır. Karşımızda basit ihmaller yoktur. Karşımızda yapısal ve kurumsal bir çöküş vardır. Üniversite ve yurt yönetimleri bu sorunları çözmek yerine görmezden gelmekte, öğrencilerin en temel haklarını dahi sağlayamamaktadır. Çünkü bu düzen öğrenciyi yurttaş olarak değil, müşteri olarak görmektedir. Çünkü bu anlayış, maliyetleri düşürmeyi insan onurunun önüne koymaktadır. Buradan açıkça söylüyoruz. Üniversiteler ve yurtlar ticarethane, öğrenciler ise müşteri değildir. Eğer ilk yaşanan olaylarda sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmış olsaydı, eğer denetimler gerçekten yapılmış olsaydı, eğer kamu sorumluluğu ciddiyetle yerine getirilmiş olsaydı, bugün burada aynı utanç verici olayları konuşuyor olmazdık. Bu nedenle altını çizerek ifade ediyoruz. Bu tablo yalnızca bir idari zafiyet değildir. Bu tablo, siyasi ve ekonomik bir tercihin sonucudur ve biz bu tercihi reddediyoruz. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Barınma ve beslenme bir ayrıcalık değil, en temel haktır.”
“Hiçbir öğrenci aç kalmak, sağlıksız beslenmek zorunda değildir”
CHP Eskişehir Gençlik Örgütleri olarak sürecin takipçisi olacaklarını belirten Yüksel, öğrenciler insani koşullara kavuşana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı. Yüksel, “Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Gençlik Örgütleri olarak, gençlerin sağlıksız koşullara mahkum edilmesine, ihmallerle sağlıklarının riske atılmasına, sorunlarının görmezden gelinmesine asla sessiz kalmayacağız. Bu sorunların takipçisi olacağız. Öğrenci arkadaşlarımız insani koşullarda yaşayana kadar geri adım atmayacağız. Bu bozuk düzen, gençleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve umutsuzluğa mahkûm eden bir düzendir. Ama biz bu düzeni kabul etmiyoruz. İnsanın en temel hakkı onurlu, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmektir. Hiçbir öğrenci aç kalmak, sağlıksız beslenmek zorunda değildir. Hiçbir genç soğuk odalarda yaşamaya mecbur değildir. Biz, insan onuruna yakışır bir yaşamı savunuyoruz. Eşit, adil ve insanca bir düzen kurulana kadar mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” dedi.





