Eskişehir, 2017 yılından bu yana üst üste 9’uncu kez Türkiye’nin en öğrenci dostu şehri seçildi. Kent, sahip olduğu üniversiteler ve sunduğu eğitim imkanlarıyla yaklaşık 80 bin öğrenciye ev sahipliği yapıyor.
Eskişehir’in en köklü yükseköğretim kurumlarından Anadolu Üniversitesi, modern ve yeşil kampüsüyle öğrencilerin tercih ettiği üniversiteler arasında yer alıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin ise en yüksek taban puanlı ve prestijli bölümlerinden biri Tıp Fakültesi. Fakülte, Türkiye genelinde ilk 10 binde yer alan öğrencilerin öncelikli tercihleri arasında bulunuyor.
Eskişehir Teknik Üniversitesi de özellikle havacılık alanındaki eğitimleriyle öne çıkıyor. Üniversite, Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında pilotaj eğitimi veren tek üniversite olmasıyla dikkat çekiyor. farklı şehirlerden gelen gençlere yalnızca üniversite eğitimi değil, sosyal ve kültürel açıdan kendilerini geliştirebilecekleri bir yaşam alanı da sunuyor.
Eskişehir’de öğrencilik hayatını sürdüren Çağrı Bıkmaz ile üniversite eğitiminin ardından Eskişehir’de yaşamaya devam eden Ünsal Seyhan, Eskişehir’in öğrenci dostu kimliğini ve öğrencilere sunduğu imkanları anlattı.
Çağrı Bıkmaz, 23 yaşında ve aslen İzmirli. Üniversite eğitimi için Eskişehir’e gelen Bıkmaz, Anadolu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde dördüncü sınıf öğrencisi.

“Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine de burayı tercih ettim”
Eskişehir’i ve Anadolu Üniversitesi’ni neden tercih ettin? O süreci biraz anlatabilir misin?
Çağrı Bıkmaz: Ben lisedeyken, İzmir’deyken okulla birlikte Eskişehir’e bir gezi düzenlemiştik. Anadolu Üniversitesi’ni ilk kez o gezide gördüm ve açıkçası çok beğenmiştim. Kampüsü oldukça genişti. Özellikle yemekhanesi hoşuma gitmişti. O zaman lisede olduğumuz için üniversitenin imkanlarına çok fazla dikkat edememiştim. Ancak buraya öğrenci olarak geldikten sonra bu imkanları daha iyi fark ettim. Aynı zamanda bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine de burayı tercih ettim. Açıkçası iyi ki gelmişim diyebilirim. Hem puanım açısından hem de kendimi yeniden inşa etme açısından bana çok şey katan bir şehir oldu.
“Eskişehir bir öğrenci şehri”
Çağrı Bıkmaz: Eski öğrendiklerimi ve bildiklerimi burada yeniden değerlendirdim. Kendime yeni bir kimlik ve bakış açısı oluşturdum. Bu nedenle iyi ki buraya gelmişim diyebiliyorum. Bilindiği üzere Eskişehir bir öğrenci şehri. Buna kesinlikle katılıyorum. Öyle bir öğrenci şehri ki farklı kültürlerden insanların buraya geldiği ve bu insanların burada bir araya geldiği bir yer. Bu nedenle Eskişehir’in çok kültürlü bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Bu süreçte farklı kültürleri ve farklı düşünceleri tanıdım. Kendimi de bu doğrultuda geliştirdim.
“Eskişehir’in yapısı sayesinde kendinizi farklı alanlarda geliştirebiliyorsunuz”
Eskişehir’de dört yıldır yaşıyorsun. Bu dört yıla baktığında neler yaptın? Eskişehir’de ne gibi değişimler yaşadın?
Çağrı Bıkmaz: İlk olarak hazırlık sınıfında öğrenci kulüpleriyle tanışma fırsatı buldum. O dönemde Amerikan futboluyla ilgilendim ve bir yıl boyunca bu sporla uğraştım. Sonraki yıl ise şehrin imkânlarından yararlanarak boksa başladım. Üniversitenin ikinci sınıfındayken tiyatro kulübüne katıldım ve hâlâ devam ediyorum. Yaklaşık üç yıldır tiyatroyla ilgileniyorum. Eskişehir’in yapısı sayesinde kendinizi farklı alanlarda geliştirebiliyorsunuz. Bence bu, Eskişehir’in bana sağladığı en büyük katkılardan biri. Kendimde bu anlamda önemli değişimler olduğunu söyleyebilirim.
“Yemekhane, gördüğüm üniversite yemekhaneleri arasında en temizlerinden biri”
Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü oldukça büyük ve güzel bir kampüs. Kampüste neler yapıyorsun? Kütüphaneyi ve yemekhaneyi kullanıyor musun? Nasıl buluyorsun?
Çağrı Bıkmaz: Bahsettiğim gibi Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü oldukça büyük ve tamamen yemyeşil bir yer. Laleleri ve çeşit çeşit çiçekleriyle insana adeta bir ormanın içerisindeymiş hissi veriyor. Bu açıdan gerçekten eşsiz bir kampüs. Ben bisiklet kullanıyorum. Bu nedenle kampüs benim için çok daha eğlenceli bir yer. Bisiklet kullanmayı da bu açıdan herkese önerebilirim. Hem yemekhaneyi hem de kütüphaneyi kullanıyorum. Yemekhane, gördüğüm üniversite yemekhaneleri arasında en temizlerinden biri. Tabii ki zaman zaman küçük pürüzler yaşanabiliyor ancak genel olarak yemekhaneden memnunum.
“Anadolu Üniversitesi, Türkiye’nin en büyük ikinci kaynak koleksiyonuna sahip”
Kütüphaneyi de aktif olarak kullanıyorum. Özellikle vize ve final dönemlerinde oldukça yoğun şekilde yararlanıyorum. Vize ve final dönemlerinde dağıtılan çorbalar da öğrencilere ayrı bir renk katıyor. Kütüphaneyi genel anlamda çok beğeniyorum. Bildiğim kadarıyla Anadolu Üniversitesi, üniversiteler arasında Türkiye’nin en büyük ikinci kaynak koleksiyonuna sahip. İçerisinde çok çeşitli kitaplara ulaşabiliyoruz. Genellikle 7 gün 24 saat açık olması da öğrenciler için büyük bir avantaj.
“Her hafta farklı etkinliklerin ve şenliklerin düzenlendiği bir üniversite”
Anadolu Üniversitesi’ndeki eğitim kalitesinden ve sosyal imkanlardan da bahsedebilir misin?
Çağrı Bıkmaz: Öğrenci açısından baktığımızda, Anadolu Üniversitesi 60’ın üzerinde öğrenci kulübüyle oldukça geniş sosyal imkanlar sunuyor. Hemen hemen her hafta farklı etkinliklerin ve şenliklerin düzenlendiği bir üniversite. Kulüplerin çeşitliliği sayesinde insanlar kendilerine uygun alanları bulabiliyor. Daha önce de bahsettiğim gibi, öğrenci kulüplerinde kişi kendini keşfedebiliyor, farklı kişiliklerle ve kültürlerle tanışabiliyor. Bu da insanın kendisini yeniden geliştirmesine katkı sağlıyor.
"Eskişehir’de birçok yer birbirine oldukça yakın"
Ulaşımda ağırlıklı olarak bisiklet kullanıyorsun. Eskişehir’de ulaşım rahat mı?
Çağrı Bıkmaz: Eskişehir’de ulaşımın oldukça rahat olduğunu söyleyebilirim. Ben çok fazla otobüs kullanmadım. Çünkü şehirde birçok yer birbirine oldukça yakın. Yürüyerek ulaşım sağlamak da mümkün. Ancak çok fazla yürümek istemediğinizde otobüs ve tramvay gibi alternatifler devreye giriyor.

“Şehrin bir ucundan diğer ucuna yaklaşık 25-30 dakikada ulaşabiliyorsunuz”
Çağrı Bıkmaz: Şehrin bir ucundan diğer ucuna yaklaşık 25-30 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Bu nedenle Eskişehir’in ulaşım açısından gelişmiş bir şehir olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda bisiklet kullanıyorum. Bisiklet yollarının da oldukça yeterli olduğunu söyleyebilirim. Tabii insanlar bazen bisiklet yollarını kullanmadığı sürece daha da güzel olurdu. Ancak genel olarak benim için ulaşım oldukça iyi. Özellikle İzmir’den sonra Eskişehir’de ulaşımın çok daha rahat olduğunu düşünüyorum.
“Diğer büyükşehirlere kıyasla kira fiyatlarının daha uygun”
Eskişehir’de nerede barınıyorsun? KYK yurdunda mı, apartta mı yoksa kirada mı kalıyorsun?
Çağrı Bıkmaz: İlk zamanlarda Bağlar tarafında bir apartta kalıyordum. Şimdi ise Sütlüce’nin girişinde, Anadolu Üniversitesi’nin çevresinde yaşıyorum. Diğer büyükşehirlere kıyasla kira fiyatlarının daha uygun olduğunu düşünüyorum. Eskişehir’de 10-15 bin liraya 1+1 bir ev bulmak mümkünken, İzmir’de, hele ki İstanbul’da bu fiyatlara yaklaşmak bile oldukça zor.
“Eskişehir’i güvenli bir şehir”
Eskişehir güvenli bir şehir mi?
Çağrı Bıkmaz: Evet, Eskişehir’in güvenli bir şehir olduğunu düşünüyorum. İzmir’de belli başlı bölgeler için konuşmuyorum ancak merkezde bile gece 12’den sonra dışarıda dolaşmak insanı biraz düşündürebiliyor. Ancak Eskişehir’de gece 3’te, 4’te rahatlıkla eve döndüğümü ve herhangi bir güvenlik sorunu yaşamadığımı biliyorum. Bu nedenle Eskişehir’i güvenli bir şehir olarak değerlendirebilirim.
“Öğrenci kulüplerinin kartları sayesinde bazı işletmeler indirim yapıyor”
Bir öğrenci Eskişehir’de aylık ne kadar parayla geçinebilir? Sen bir ayda ne kadar harcıyorsun?
Çağrı Bıkmaz: Anadolu Üniversitesi’ni merkeze aldığınızda, çevresindeki yollar boyunca bütün şehri yavaş yavaş gezmeye başlayabiliyorsunuz. Bu bölgelerde çok sayıda kafe ve yemek mekânı bulunuyor. Belki de üniversite çevresinin en güzel özelliklerinden biri, birçok mekanın öğrenci dostu olması. Öğrenci kulüplerinin kartları sayesinde bazı işletmelerde yüzde 15, yüzde 20, hatta yüzde 50’ye varan indirimlerden yararlanabiliyorsunuz. Örneğin İzmir’de 200 liraya içtiğiniz bir kahveyi burada indirimle 110 liraya içtiğinizde tabii ki mutlu oluyorsunuz. Bu açıdan Eskişehir’in gerçekten öğrenci dostu bir şehir olduğunu düşünüyorum.
“Anadolu Üniversite yemekhanesinde üç öğün 105 lira”
Eğer gününüzü üniversitede geçiriyorsanız kahvaltınızı, öğle ve akşam yemeklerinizi üniversite yemekhanesinde yiyebilirsiniz. Üniversite yemekhanesinde üç öğün yemek imkanı var. Kahvaltı 35 lira, öğle yemeği 35 lira ve akşam yemeği de 35 lira. Yani sadece yemekhaneyi kullanarak günü 105 liraya tamamlayabilirsiniz. Ancak dışarıda yemek isterseniz bir döner ortalama 150 lira civarında. Akşam yemeğinde ise tercih ettiğiniz yemeğe göre fiyatlar değişiyor. Yaklaşık 150 liradan başlayıp 400-500 liraya kadar çıkabiliyor. Tabii bu daha iyi bir yemek tercih ettiğinizde geçerli.
“Normal bir günü ortalama 300-400 lirayla geçirmek mümkün”
Bunun dışında her bütçeye uygun yemek bulmak mümkün. Şu anda karşıda gördüğüm bir işletmede bile iki lahmacun ve bir içeceğin 139 lira olduğunu görüyorum. Bu açıdan Eskişehir uygun seçenekler sunan bir şehir. Genel olarak normal bir günü ortalama 300-400 lirayla geçirmek mümkün.
“Öğrencilik yıllarımı iyi ki Eskişehir’de geçirmişim”
Mezun olduktan sonra bu şehirde kalmayı düşünüyor musun? Eskişehir’de yaşar mısın?
Çağrı Bıkmaz: Açıkçası mezun olduktan sonra Eskişehir’de yaşamayı düşünmüyorum. Eskişehir için öğrenci dostu ve öğrenci kenti deniliyor ancak çalışma imkânları konusunda bazı alanlarda sınırlılıklar olduğunu düşünüyorum. Belli bir noktaya kadar bu görüşün doğru olabileceğini söyleyebilirim. Belki kısa bir dönem veya belirli bir süre daha Eskişehir’de yaşanabilir. Büyük şehirlerle kıyaslandığında küçük kalıyor ancak doğayla iç içe olma hissini koruyan ve yaşanabilir bir şehir.Ancak kendi bölümüm açısından baktığımda, uzun vadede burada yaşamayı düşünmüyorum. İleride akademiye yönelmek istiyorum. Bu nedenle daha büyük şehirlerle ilgili hedeflerim var. Ama öğrencilik yıllarım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim “İyi ki Eskişehir’de geçirmişim”.
2019 yılında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuar Sahne Sanatları Bölümü’nden mezun oldu. Pandeminin ardından ailesiyle birlikte Eskişehir’de bir işletme açarak Eskişehir’de yaşamaya devam ediyor.

“Türkiye’nin en iyi konservatuarlardan biri Eskişehir’deydi”
Eskişehir’e ne zaman geldiniz? Öğrenci olarak Eskişehir’i neden tercih ettiniz? Bunları sizden öğrenebilir miyiz?
Ünsal Seyhan: İlk üniversitemde Çanakkale 18 Mart Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okuyordum. Orada sokakta tiyatro yapma fikri benim çok hoşuma gitti. Sonrasında konservatuar için hazırlıklara başladım. Benim dönemimde ülkemizde beş büyük okul vardı. Bunların ilk üçü arasında Eskişehir de yer alıyordu. Eskişehir aslında birinci tercihimdi ve bunun için çaba sarf ettim. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Konservatuar Bölümü’nü kazandım.
“Eskişehir’den gerçekten mutluyum”
Eskişehir’e geldiğinizde ve Anadolu Üniversitesi Konservatuarı’nda okumaya başladığınızda herhangi bir hayal kırıklığı yaşadınız mı?
Ünsal Seyhan: Şöyle söyleyeyim, herhangi bir hayal kırıklığı yaşamadım. Eğitimci kadrosu anlamında gerçekten Türkiye’de sayılı kurumlardan biriydi. O dönem profesör sayımız da oldukça fazlaydı. İmkanlar açısından Anadolu Üniversitesi, diğer üniversitelere göre gerçekten başarılıydı. Adını özellikle anmak isterim; Yılmaz Büyükerşen, hocalarıyla birlikte çok güzel bir altyapı oluşturmuştu. O yüzden açıkçası hiç hayal kırıklığım olmadı. Tam tersine, beni daha fazla bu işin içine attı diyebilirim. Bu nedenle Eskişehir’den gerçekten mutluyum.
“Benim öğrencilik yıllarımda Eskişehir gerçekten ucuz bir yerdi”
Anadolu Üniversitesi’nin dışına çıktığınızda, sizin döneminizde Eskişehir ucuz bir şehir miydi? Eskişehirliler ve esnaf öğrencilere nasıl bakıyordu?
Ünsal Seyhan: Bu arada hayatımda ilk defa tantuniyi Eskişehir’de yedim. Bizim için çok farklı bir şeydi, ilk defa görmüştüm. O zaman tantuni ve ayran 1,25 liraydı. Hatta o dönem için bile inanılmaz ucuz geliyordu. Yani günde 10 tane yeseniz bile sizi ekonomik olarak sarsmayacak bir durum vardı. Ben gerçekten, “Nasıl yani, tavuk ne kadar da bu kadar ucuz?” diye çok düşünmüştüm. Benim öğrencilik yıllarımda Eskişehir gerçekten ucuz bir yerdi. Pandemi olmamıştı ve enflasyon bugünkü kadar yüksek seviyelerde değildi. O dönem ailemden aldığım küçük bir miktarla ve burada yaptığım ufak çalışmalarla bütçemi bir araya getirince çok rahat, hatta lüks sayılabilecek bir şekilde yaşadım diyebilirim. O zamanlar Eskişehir gerçekten çok ucuzdu. Başka bir şehirde aynı parayla bu kadar rahat yaşar mıydım? Bence yaşayamazdım.
“Öğrenciler yine de burada rahatlıkla yaşayabilir”
Günümüzde Eskişehir öğrenciler için hala ucuz bir şehir mi?
Ünsal Seyhan: Maalesef genel bir ekonomik kaygıdan bahsettiğimiz için şu an her yerde yaşamak zor. Ancak İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir gibi şehirlerle kıyaslandığında Eskişehir, bir öğrenci için yine cennet sayılabilir. Ekonomik anlamda eskiden diğer şehirlerin beş tık altındaydık, şimdi ise belki bir tık altındayız. Ama öğrenciler yine de burada rahatlıkla yaşayabilir. Çünkü bir yerde uygun fiyatlı seçenek yoksa başka bir yerde öğrenciye hitap eden bir işletme mutlaka bulunuyor. Sırf öğrencilere yönelik çalışan bazı işletmeler var. Müşteri profilini öğrenci olarak belirledikleri için diğer şehirlere göre biraz daha rahat yaşamaları mümkün.
“Eskişehir, bir öğrenci için gerçekten uygun”
Ama benim dönemimle bugünü asla mukayese edemeyiz. Çünkü o dönem bize gerçekten çok ucuz geliyordu. Belki bana öyle geliyordu ama arkadaşlarıma baktığımda onlar için de öyleydi. Kiralar ucuzdu, su ucuzdu. Neredeyse 100 lirayla altı ay boyunca su ihtiyacımızı karşılayabiliyorduk. Eskişehir, bir öğrenci için gerçekten uygun, dinamik ve insanı kolay kolay bunaltmayan bir şehir. Bu yönü çok hoşuma gidiyor.
2019 yılında Eskişehir’den mezun oldunuz. Daha sonra Eskişehir’de kalmaya devam ettiniz mi, yoksa başka bir yere gidip daha sonra tekrar Eskişehir’e mi döndünüz? Eğer geri döndüyseniz ya da burada kaldıysanız, Eskişehir’de sizi tutan şey ne oldu?
Ünsal Seyhan: Ben burada okurken aynı zamanda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda da çalışıyordum. İki sezon görev yaptım. Toplamda dört ya da beş oyunda yer aldım. Bu benim adıma çok güzel bir deneyimdi. İlk olarak, isim vermeyeyim ama Barlar Sokağı’nda bir mekanda çalışıyorduk. O zamanlar bu bizim için çok önemliydi. İnsanlarla iletişim kurabiliyorduk. Ardından Şehir Tiyatroları’nda görev almam, mesleğimle ilgili bir şeyler yapmama imkân sağladı. Şehir Tiyatroları’nda çok şey öğrendim. Çok değerli hocalarla çalıştım, çok değerli isimlerle aynı sahneyi paylaştım.
“Eskişehir’den ayrılmam ise mezuniyetimin hemen ardından oldu”
Eskişehir’den ayrılmam ise mezuniyetimin hemen ardından oldu. Ekonomik kaygılarım ve söylemek istediğim, bana ait şeyler vardı. Bu nedenle Bursa’da özel bir tiyatro kurdum. Bu tiyatro için gerçekten çok emek verdim. Ancak maalesef pandemi dönemine denk geldiği için tiyatrom ayakta kalamadı. Çocuk ve yetişkin oyunları hazırlamıştık ancak pandemi nedeniyle bunları sahneleyemedik. Ekonomik nedenlerden dolayı tiyatrom kapandı.
“Fakat Eskişehir beni yeniden içine aldı”
Daha sonra Londra’ya taşınma fikri ortaya çıktı. Orada çok sayıda arkadaşım vardı. Onlarla görüştük, bana iş ayarladılar. Londra’ya taşınmaya hazırlanıyordum. Ancak o sırada kardeşim Eskişehir’de üniversiteyi kazandı ve ailem de buraya geldi. Ben onlara veda edip gidecektim ama nasip olmadı ve burada kaldım. Çünkü küçük bir dükkan buldum. Önce o dükkânı annem adına işletme fikri doğdu. Dükkânı açıp buradan yine ayrılmayı düşünüyordum. Fakat Eskişehir beni yeniden içine aldı. Birçok arkadaşımın burada kaldığını fark ettim. Burada mutlu olduğumu, huzurlu olduğumu ve ailemle birlikte yaşayabileceğimi yeniden fark ettim.
“Şimdi ekmeğimi burada kazanıyorum ve burada yaşamaya devam etmeyi düşünüyorum”
Annem için açılması düşünülen dükkanda ibre bir anda bana doğru döndü ve dükkanı ben açtım. Şimdi de annemle birlikte çalışıyoruz. Aslında buradan bir dönem koşarak gittim ama daha sonra aniden geri döndüm. Şimdi ekmeğimi burada kazanıyorum ve burada yaşamaya devam etmeyi düşünüyorum. Belki bir dönem Eskişehir bana kötü bir yer gibi gelmiş olabilir ama hayatım açısından Eskişehir mutluluk verici bir şehir. Beni hep zinde tutuyor. Bu nedenle Eskişehir’de kalmayı seviyorum.
“Eskişehir diğer şehirlere nazaran daha güvenli bir şehir”
Eskişehir sizin için neden mutluluk veren bir şehir?
Ünsal Seyhan: Güven açısından baktığımızda, internetteki güven endekslerinden bahsetmiyorum, kendi çevrem ve gözlemlerim üzerinden konuşuyorum. Burada insanlar genellikle birbirinin hayatına çok fazla müdahale etmiyor. Tehlike daha az ve yaşam standartları biraz daha iyi. Az önce de söylediğim gibi maliyetler eskisi kadar düşük değil ama yine de diğer büyük şehirlere göre çok daha rahat bir yaşam sunuyor. Türkiye’de “Eskişehir mi, başka bir şehir mi?” diye sorsanız, ben Eskişehir’de kalmayı tercih ederdim. Bunun dışında bir şehir söyleyecek olsam herhalde Çanakkale derdim. Ama Eskişehir benim için yeterli ve güzel bir yer.
“Ben öğrenciyken de çalışıyordum ve bundan mutluydum”
Eskişehir denince akla öğrenci şehri geliyor. Bu bağlamda öğrencilerin Eskişehir ekonomisinde oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. Hem şehirde alışveriş yapıyorlar hem de birçok işletmede çalışıyorlar. Siz de bir işletmecisiniz. Hem işveren gözüyle öğrenci çalıştırmayı hem de müşteri potansiyeli olarak öğrencileri iki farklı açıdan değerlendirebilir miyiz?
Ünsal Seyhan: Ben öğrenciyken de çalışıyordum ve bundan mutluydum. Çalıştığım yerlerde gerçekten mutluydum. Daha sonra işletmeci oldum ve öğrencilerle çalışmaya başladım. Şöyle bir durum var; yeni nesille kurduğunuz iletişim farklı oluyor. Belli bir yaşın üzerindeki insanlarla bazen iletişim eksikliği yaşayabiliyorsunuz. Ancak öğrenci geldiğinde ve sizi öğrenci karşıladığında aynı enerjiyi daha kolay kurabiliyorsunuz. İnsanlar da bunu daha samimi buluyor, kendilerinden bir şey görüyorlar. Bu nedenle ben öğrencilerle çalışmayı seviyorum. İşletmeyi açtığımızdan beri annem dışında çalışanlarımızdan yalnızca biri öğrenci değildi. Ancak şunu özellikle belirtmek isterim: “Öğrenci ucuza çalışır, öğrenciyi sömürelim, zaten öğrencidir” gibi bir anlayıştan bahsetmiyorum. Öğrencilerin hakkını vererek, karşılıklı olarak o dinamizmden yararlanmaya çalışıyoruz.
“Öğrencilerin kentin ekonomisinin belki de yüzde 40’ını oluşturduğunu düşünüyorum”
Onlar bize yenilik katıyor. Gündemi takip ediyorlar. “Böyle bir şey oluyor” diyerek bizi haberdar ediyorlar ve biz de onlara göre hareket ediyoruz. Öğrenciyi dinlemediğinizde ve öğrenciden tamamen koptuğunuzda, bence Eskişehir’den de kopmaya başlıyorsunuz. Bu açıdan öğrencilerin kentin ekonomisinin belki de yüzde 40’ını oluşturduğunu düşünüyorum. Öğrenciler şehirden çekildiğinde mekânlar eskisi gibi dolu olmuyor ve iş ritmimiz de aynı seviyede devam etmiyor. Hem öğrenciyken çalışmış hem de şu anda öğrenci arkadaşlarımla işveren konumunda çalışıyor olmak beni şanslı hissettiriyor. Çünkü onlar beni zinde tutuyor. Hala yaşlanmadım, hala direniyorum ve motivasyonumu sürdürüyorum. Bence bunda onların da büyük payı var.





