2026 yılı “Tuza Dikkat Haftası” kapsamında İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, yaptığı açıklamada aşırı tuz tüketiminin ciddi sağlık risklerine yol açtığını belirtti. Bildirici, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, inme ve böbrek hastalıklarının en önemli nedenlerinden birinin fazla tuz tüketimi olduğunu vurguladı. Açıklama, Eskişehir’de kamuoyuna yönelik bilgilendirme kapsamında paylaşıldı.

Yaşar Bildirici

Bildirici, tuzun vücutta sıvı dengesi, sinir-kas sistemi ve asit-baz dengesinde önemli görevler üstlendiğini ifade etti. Ancak gereğinden fazla tüketildiğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu belirterek dengeli kullanımın önemine dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü’nün yetişkinler için günlük tuz tüketimini 5 gramın altında önerdiğini hatırlattı.

Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın yaklaşık iki katı seviyesinde olduğuna dikkat çeken Bildirici, hipertansiyonun kalp-damar hastalıkları açısından en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi. Yüksek tuz tüketiminin kan basıncını artırdığını, bunun da kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları riskini yükselttiğini ifade etti. Tuzun azaltılmasının kan basıncını düşürmede en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurguladı.

“TÜRKİYE’DE TUZ AZALTMA ADIMLARI”

Doç. Dr. Bildirici, Türkiye’de yürütülen “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı” kapsamında önemli adımlar atıldığını belirtti. Ekmek, peynir, salça, zeytin, pastırma ve işlenmiş gıdalardaki tuz oranlarının azaltıldığını söyledi. Ayrıca kamu kurumlarında yemekhanelerde tuzlukların kaldırıldığını, okul kantinlerinde ise tuz kriterleri getirildiğini hatırlattı.

Piyasada “kaya tuzu”, “deniz tuzu” veya “Himalaya tuzu” gibi isimlerle satılan ürünlerin daha sağlıklı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmadığını vurgulayan Bildirici, tüm tuz çeşitlerinin temel bileşeninin sodyum klorür olduğunu ifade etti. Her tür tuzun ölçülü tüketilmesi gerektiğini özellikle belirtti.

Vatandaşlara günlük yaşamda bazı basit önlemler alınması çağrısında bulunan Bildirici şu önerileri sıraladı:

  • Yemeklerin tadına bakmadan tuz eklenmemeli,
  • Sofrada tuzluk bulundurulmamalı,
  • Hazır ve işlenmiş gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı,
  • Etiketlerdeki sodyum ve tuz miktarları kontrol edilmeli,
  • Çocuklara küçük yaşlardan itibaren az tuzlu beslenme alışkanlığı kazandırılmalı.

Bildirici açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Tuzu azaltmak; kalbi, damarları ve böbrekleri korumak demektir. Sağlıklı bir gelecek için hep birlikte daha az tuz tüketelim” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi