Gram Altın 12.000 TL'ye Çıkar mı?

Selçuk Geçer'in değerlendirmesindeki en çarpıcı uyarı altın fiyatlarına ilişkin. Ekonomiste göre döviz kurundaki olası bir sıçrama, TL bazında gram altın fiyatını otomatik olarak yukarı taşıyacak.

Altın Fiyatları.jpg

5 Nisan 2026 itibarıyla güncel altın fiyatları şöyle:

Altın Türü Alış (TL) Satış (TL)
Gram Altın 6.703,82 6.705,24
Çeyrek Altın 11.229,00 11.629,00
Yarım Altın 22.457,00 23.120,00
Cumhuriyet Altını 44.574,00 45.967,00
22 Ayar Bilezik 6.212,71 6.252,39
Ons Altın (USD) 4.676,57 4.677,56

Geçer'in senaryosuna göre doların 80 TL'ye çıkması halinde bile gram altın 10.000 TL'nin üzerine sıçrayacak. Doların 110 TL'ye ulaşması durumunda ise gram altının 12.000 TL'yi rahatça aşacağı öngörülüyor. Bu senaryo mevcut seviyelerden yaklaşık yüzde 80'lik bir artışa karşılık geliyor ve en kötü durum projeksiyonu olarak değerlendirilmeli.

Dolar 110 TL'ye Çıkabilir

Geçer'e göre Türk lirasındaki mevcut sakinlik fırtına öncesi sessizlikten ibaret. Merkez Bankası kuru sabit tutmak için harcadığı rezervlerde ciddi erime yaşanırken, yabancı yatırımcıların sıcak parası ülkeden hızla çıkıyor. İhracat düşmesine rağmen ithalatın artması dış ticaret açığını giderek büyütüyor. Reel sektörün döviz açığı kritik seviyelere ulaşmış durumda ve şirketlerin döviz cinsinden borçları önemli bir risk oluşturuyor. Kuru tutmak adına uygulanan yüksek faiz politikasının sürdürülemez bir bedel yarattığını vurgulayan Geçer, tüm bu kırılganlıkların bir arada bulunmasının herhangi bir tetikleyici olayla büyük bir kur şokuna dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

Ekonomist Selçuk Geçer, TÜİK'in açıkladığı Mart ayı enflasyon rakamlarına sert tepki gösterdi. TÜİK verilerine göre Mart enflasyonu aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 30,87 olarak gerçekleşmişti.

Geçer, enflasyon rakamlarıyla günlük hayattaki maliyet artışları arasındaki uçuruma dikkat çekiyor. Savaş ortamında mazot fiyatları 80 TL'ye dayanırken enerji maliyetleri rekor seviyelere ulaştı. Bedelli askerlik ücreti bir anda 280 bin TL'den 417 bin TL'ye çıkarılarak yüzde 49'luk bir artış yaşandı. Tarımda maliyet baskısı o kadar büyüdü ki gübre ithalatındaki vergiler sıfırlanmak zorunda kalındı. Küresel ölçekte ise Birleşmiş Milletler FAO gıda endeksi savaşın etkisiyle yüzde 2,4 artış gösterirken, Türkiye'de enflasyonun kağıt üzerinde düşürülmesi Geçer'e göre gerçeklikle bağdaşmıyor.

Enflasyonun Düşük Açıklanmasının Arkasında Ne Var?

Geçer'e göre TÜİK'in düşük enflasyon açıklamasının arkasında stratejik bir hesap yatıyor. Bu hamlenin asıl hedefinin temmuz ayında memur ve emeklilere yapılacak maaş zam oranlarını düşük tutmak olduğunu ileri süren Geçer, ENAG'ın Mart enflasyonunu yüzde 4,10 olarak açıklamasını da kanıt olarak gösteriyor. TÜİK ile ENAG arasındaki iki kattan fazla fark, tartışmaları derinleştiriyor.

Geçer, enflasyonun yapay olarak baskılanmasının kısa vadede bütçeye rahatlık sağlasa da orta ve uzun vadede güven erozyonuna yol açtığını vurguluyor. Yatırımcıların ve piyasaların resmi verilere güvenini yitirmesinin, ekonomi için enflasyonun kendisinden daha büyük bir tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

ABD-İran Savaşı Bitse Bile Türkiye İçin Risk Neden Devam Ediyor?

Küresel cephede ABD-İran geriliminin sonuna yaklaşıldığı sinyalleri geliyor. Geçer'e göre Trump yönetimi, İran'a yönelik sert saldırılarla silah, enerji ve ilaç sektörlerine büyük kazançlar sağladıktan sonra yaklaşan kasım seçimleri öncesinde enflasyon riskinden kaçınmak için savaşı noktalamak niyetinde. İran ise doğrudan teslim olmak yerine Kuveyt ve Abu Dabi'deki rafinerilere düzenlediği misillemelerle pazarlık gücünü korumaya çalışıyor.

Savaşın bitmesinin fiyatlanmaya başlamasıyla petrol fiyatlarının 100 doların altına gevşemesi ve ons altının 5.000 dolar seviyelerine geri dönmesi bekleniyor. Ancak Geçer, bu küresel rahatlamanın Türkiye'yi kurtarmayacağını düşünüyor. İhracatın düşmesi, ithalatın artması, sıcak paranın çıkışı ve Merkez Bankası'nın rezerv kaybı gibi yapısal sorunlar savaş bitse bile çözülmüş olmayacak. Küresel rahatlama Türkiye'deki kur baskısını geçici olarak hafifletebilir ancak yapısal kırılganlıklar devam ettiği sürece risk masada kalmaya devam edecek.

Bu haber yatırım tavsiyesi değildir.

Kaynak: Haber Merkezi