Ekonomist Selçuk Geçer, 3 Nisan 2026 tarihli son değerlendirmesinde TÜİK'in açıkladığı Mart ayı enflasyon rakamlarına tepki gösterdi. TÜİK verilerine göre Mart enflasyonu aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 30,87 olarak gerçekleşmişti.

Geçer, açıklanan rakamların hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini savunuyor. Dünya genelinde Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) endeksine göre gıda fiyatları savaşın etkisiyle yüzde 2,4 artarken, Türkiye'deki devasa maliyet artışlarına rağmen enflasyonun kağıt üzerinde düşürülmesinin mümkün olamayacağını iddia ediyor.

Geçer, enflasyon rakamlarıyla günlük hayattaki maliyet artışları arasındaki uçuruma dikkat çekiyor. Savaş ortamında mazot fiyatları 80 TL'ye dayanırken enerji maliyetleri rekor seviyelere ulaştı. Bedelli askerlik ücreti bir anda 280 bin TL'den 417 bin TL'ye çıkarılarak yüzde 49'luk bir artış yaşandı. Tarımda maliyet baskısı o kadar büyüdü ki gübre ithalatındaki vergiler sıfırlanmak zorunda kalındı. Küresel ölçekte ise Birleşmiş Milletler FAO gıda endeksi savaşın etkisiyle yüzde 2,4 artış gösterirken, Türkiye'de enflasyonun kağıt üzerinde düşürülmesi Geçer'e göre gerçeklikle bağdaşmıyor.

Enflasyonun Düşük Açıklanmasının Arkasında Ne Var?

Selçuk Geçer'e göre TÜİK'in düşük enflasyon açıklamasının arkasında stratejik bir hesap yatıyor. Geçer, bu hamlenin asıl hedefinin temmuz ayında memur ve emeklilere yapılacak maaş zam oranlarını düşük tutmak olduğunu ileri sürüyor.

Türkiye'de memur ve emekli maaş zamları enflasyon verilerine endeksli olarak belirleniyor. Enflasyon ne kadar düşük açıklanırsa, maaş artış oranları da o ölçüde sınırlı kalıyor. Geçer'in bu iddiası, ENAG'ın Mart enflasyonunu yüzde 4,10 olarak açıklamasıyla da destekleniyor. TÜİK ile ENAG arasındaki iki kattan fazla fark, tartışmaları derinleştiriyor.

Geçer, enflasyonun yapay olarak baskılanmasının kısa vadede bütçeye rahatlık sağlasa da orta ve uzun vadede güven erozyonuna yol açtığını vurguluyor. Yatırımcıların ve piyasaların resmi verilere güvenini yitirmesinin, ekonomi için enflasyonun kendisinden daha büyük bir tehlike oluşturduğunu belirtiyor.

Dolar Neden 110 TL'ye Çıkabilir?

Geçer'in değerlendirmesindeki en çarpıcı uyarı döviz kurlarına ilişkin. Selçuk Geçer'in Youtube üzerinden yaptığı son yayına göre Türk lirasında fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor ve bir sabah uyanıldığında doların 80, 90 hatta 110 TL seviyelerini test etmesi olasılıklar dahilinde.

Geçer'e göre Türk lirasındaki mevcut sakinlik fırtına öncesi sessizlikten ibaret. Merkez Bankası kuru sabit tutmak için harcadığı rezervlerde ciddi erime yaşanırken, yabancı yatırımcıların sıcak parası ülkeden hızla çıkıyor. İhracat düşmesine rağmen ithalatın artması dış ticaret açığını giderek büyütüyor. Reel sektörün döviz açığı kritik seviyelere ulaşmış durumda ve şirketlerin döviz cinsinden borçları önemli bir risk oluşturuyor. Kuru tutmak adına uygulanan yüksek faiz politikasının sürdürülemez bir bedel yarattığını vurgulayan Geçer, tüm bu kırılganlıkların bir arada bulunmasının herhangi bir tetikleyici olayla büyük bir kur şokuna dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.

Gram Altın 12.000 TL'yi Aşar mı?

Selçuk Geçer'in döviz kuru öngörüsü doğrudan altın fiyatlarını da etkiliyor. Dolar kurundaki olası bir sıçrama, TL bazında gram altın fiyatını otomatik olarak yukarı taşıyacak.

3 Nisan 2026 itibarıyla güncel altın fiyatları:

Altın Türü Alış (TL) Satış (TL)
Gram Altın 6.703,82 6.705,24
Çeyrek Altın 11.229,00 11.629,00
Yarım Altın 22.457,00 23.120,00
Cumhuriyet Altını 44.574,00 45.967,00
22 Ayar Bilezik 6.212,71 6.252,39
Ons Altın (USD) 4.676,57 4.677,56

Geçer'in senaryosuna göre dolar 80 TL'ye çıkması halinde bile gram altın 10.000 TL'nin üzerine sıçrayacak. Doların 110 TL'ye ulaşması durumunda ise gram altının 12.000 TL'yi rahatça aşacağı öngörülüyor. Ancak bu senaryo, mevcut seviyelerden yaklaşık yüzde 80'lik bir artışa karşılık geliyor ve en kötü durum projeksiyonu olarak değerlendirilmeli.

ABD-İran Savaşı Bitse Bile Türkiye İçin Risk Neden Devam Ediyor?

Küresel cephede ABD-İran geriliminin sonuna yaklaşıldığı sinyalleri geliyor. Geçer'e göre Trump yönetimi, İran'a yönelik sert saldırılarla silah, enerji ve ilaç sektörlerine büyük kazançlar sağladıktan sonra yaklaşan kasım seçimleri öncesinde enflasyon riskinden kaçınmak için savaşı noktalamak niyetinde.

Savaşın bitmesinin fiyatlanmaya başlamasıyla petrol fiyatlarının 100 doların altına gevşemesi ve ons altının 5.000 dolar seviyelerine geri dönmesi bekleniyor. Ancak Geçer, bu küresel rahatlamanın Türkiye'yi kurtarmayacağını düşünüyor.

Bunun nedeni, Türkiye'nin yapısal sorunlarının savaştan bağımsız olarak devam etmesi. İhracatın düşmesi, ithalatın artması, sıcak paranın çıkışı ve Merkez Bankası'nın rezerv kaybı gibi sorunlar savaş bitse bile çözülmüş olmayacak. Geçer, küresel rahatlamanın Türkiye'deki kur baskısını geçici olarak hafifletebileceğini ancak yapısal kırılganlıkların devam ettiği sürece riskin masada kalmaya devam edeceğini vurguluyor.

Bu haber yatırım tavsiyesi değildir.

Kaynak: Haber Merkezi