CHP’de mutlak butlan tartışmaları sürerken, parti içindeki saflaşmalar ve olağanüstü kurultay çağrıları siyasetin gündemini belirlemeye devam ediyor. Eskişehir’de parti örgütünün büyük bölümünün Özgür Özel’e destek verdiğini savunan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, hem parti içindeki gelişmeleri hem de yargı süreçlerini değerlendirdi. EHA Medya Grup Başkanı Soner Yüksel ve EHA Yazı İşleri Müdürü Ayşe K. Uçak’ın sorularını yanıtlayan Kurt, “Çıkış yolunun kurultay olduğunu” savunurken, yaşanan tartışmaların büyük resim karşısında ikincil kaldığını söyledi.

“Eskişehir örgütünün yüzde 90’ından fazlası Özgür Özel’in yanında”

SONER YÜKSEL: Mutlak butlan, dünyada emsali ve örneği olmayan, Anayasa’ya da aykırı olduğu ifade edilen bir uygulama. Alınan bu karar ve CHP’ye yönelik müdahaleler karşısında Eskişehir’de nasıl bir tablo oluştu? Sizce bu süreçte kimler tarihin hangi tarafında duruyor? Eskişehir’in genel duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAZIM KURT: Eskişehir’de parti tabanının çok büyük bir bölümü Özgür Özel’in yanında. Parti yönetim kadrolarının tamamı Özgür Özel’in yanında... Odunpazarı Belediye Meclisi’nin tamamı ve belediye başkanı Özgür Özel’in yanında. Diğer belediye başkanlarımız ve ilçe başkanlarımız tamamı Özgür Özel ve yönetimini destekleyeceğini, yanında olduklarını ve butlanın doğru bir iş olmadığını deklare etti. 12 kurultay delegesi de imzasını vererek olağanüstü kurultay talebini noter aracılığıyla bildirdi. Buna iki milletvekilimiz katıldı, bir milletvekilimiz katılmadı. Eskişehir örgütünün yüzde 90’nından fazlası butlana karşı Özgür Özel’i desteklediğini söyleyebiliriz.

“Partiye en büyük zararı ‘tarafsızım’ diyenler veriyor”

AYŞE K. UÇAK: Sizce bugün yaşananlar karşısında tarafsız bir tutum sergilenmesinde bir sakınca var mı?

KAZIM KURT: Tarafsızlık sergilenmesi bence çok anlamsız… Bir tarafta Adalet ve Kalkınma Partisi yargısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş organlarının görevden alınması söz konusu. Diğer taraftan siz “Ben karışmıyorum, tarafsızım, partiliyim” diyorsunuz. Partiye en büyük zararı bu veriyor. Parti hukuku içerisinde işleyecek bir durumu beğenmediğimiz, karşısında durmak için 500 kilometre yol yürüdüğümüz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargısının verdiği kararla o koltuğa yeniden oturmayı göze alan bir mantığın karşısında tarafsız olmak o mantıkla birlikte olmaktır diye düşünüyorum.

"MASAK incelemesi, delegeleri korkutmaya yönelik basit bir oyundur"

AYŞE K. UÇAK: Kurultay delegeleri dün olağanüstü kurultay talebiyle noter aracılığıyla imza verdi. Aynı günün akşamında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 38. Olağan Kurultay’da oy kullanan delegeler ile birinci derece yakınlarının MASAK raporları, banka hesap hareketleri ve SGK kayıtları talep edildi. Bu gelişmeyi ve yürütülen soruşturmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAZIM KURT: İmza toplanmasını engellemeye yönelik bir soruşturmadır. Delegelerin korkup ve çekinip imza vermemesini sağlamaya yönelik çok basit ve çok küçük bir hesap, oyundur. Ben kurultay delegesi seçilmiş bir kişiyim. 2023 kurultayında da hiçbir menfaat elde etmeden Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine, Özgür Özel lehine oy kullanmış, kulis yapmış ve çalışmış bir delegeyim. Benim hesaplarımı incelemeye kimin ne hakkı var? Benimle ilgili hangi şikayet var? Benimle ilgili hangi olumsuz karar var? Bu hukuka uygun bir yaklaşım değildir. İncelesinler… Bizim hesabımız açık, alnımız açık. Veremeyeceğimiz hesabımız yoktur. Bu delilsiz bir biçimde başlayan soruşturmaya delil bulma çabasıdır. MASAK raporları gelecek, delegelerin hesabı ortaya çıkacak ama hiçbir şey ispatlanamayacak, hiçbir şey görünmeyecek. Siz de diyeceksiniz; “MASAK raporu var.” MASAK raporu Kazım Kurt’un hesabıyla ilgili ne diyebilir. Benim yakınımın ne kabahati ya da ne sorumluluğu var. Buna çanak tutanlar doğru iş yapmıyor.

“Bir insanın duruşunu satın alabileceğini sanmak en büyük ahlaksızlıktır”

SONER YÜKSEL:Kemal Kılıçdaroğlu bu sürece girerken belediye başkanları, milletvekilleri ve parti kadrolarından bu kadar güçlü bir tepki beklemiyor olabilir. Bugün gelinen noktada yakınındaki birçok isim de kendisine tepki gösteriyor. Sizce ortaya çıkan tablo, umduğunu bulamayan bir Kılıçdaroğlu görüntüsü veriyor mu?

KAZIM KURT: Kılıçdaroğlu ne umuyordu bilmiyorum. Ama şunu net olarak görmüştür; hiç kimse arkasından gitmiyor. Çünkü yanlış yolda... O yolun yanlış olduğunu biliyor ve görüyoruz ve o nedenle de gitmiyoruz. Belediye başkanlığı ya da milletvekilliği pazarlığı, korkutması ya da ödüllendirilmesi gibi şeylerin tamamı işte o dediği siyasi ahlakı ortaya koyar. Bizim öyle bir derdimiz yok. Ahlak sadece para alışverişiyle olmaz, sadece cinsel ilişkilerle olmaz. İşte en büyük ahlak budur. Bir insanın oyunu, siyasetini, duruşunu bir şey karşılığında değiştirebileceğini zannetmek en büyük ahlaksızlıktır.

“AK Parti’ye karşı mücadele ettiğimizi zannediyorduk”

SONER YÜKSEL: Yıllarca CHP ile iktidar arasında bir mücadele yaşandığı söylendi. Ancak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı, Abdullah Gül tartışmaları ve eski AK Partili isimlerin CHP listelerinden siyasete girmesi gibi örnekler nedeniyle, bazı kesimler geçmişten bugüne farklı bir planın işlediğini düşünüyor. Siz bu düşünceleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAZIM KURT: Haklı olabilirler…Çünkü o kadar çok ummadığımız ya da beklemediğimiz olay gerçekleşti ki, insanlar şuanda neyin ne olduğunu kestirmekte zorlanıyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne karşı mücadele ettiğimizi zannediyorduk. Eğer bunlar oturulup hesaplandı ve planlandıysa kendimi kötü hissederim.

“Yüzde 25’i aşan CHP bazı çevreleri rahatsız ediyor”

AYŞE K. UÇAK: Cumhuriyet Halk Partisi içinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyi sürdüren isimler de var. Bu kadar yoğun tepki gelmesine rağmen Kılıçdaroğlu’nun yanında durulmasının nedenini nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz bu tabloyu nasıl okuyorsunuz?

KAZIM KURT: Hiçbir yorum yapamam. Çünkü herkesin kendi özgün düşüncesi doğrultusunda bir tavrı vardır. Neden o tavır gösterildi, neden üç yıldır ses çıkarılmadı, neden üç yılın sonunda Türkiye’nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne içeriden ve dışarıdan bu saldırılar yapılıyor; bunları herkesin oturup düşünmesi gerekir.

Yüzde 25’i aşan bir Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar için de Amerika için de tehlikeli. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmak istiyor. Özgür Özel, “Ben iktidar olmak istiyorum” diyor. Ekrem İmamoğlu, “Ben Cumhurbaşkanı olmak, ülkeyi iyi yönetmek, refah seviyesini yükseltmek istiyorum. Emeklinin yaşadığı sıkıntıları, asgari ücretle çalışan işçinin geçim sorununu çözmek istiyorum” diyor. Böyle bir siyasi iddia ortaya koyup yüzde 37-38’lere ulaşan bir oy oranına erişince, ortaya çıkan sarsıntıyı gören iktidarın da devlet aklıyla hareket ederek Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölmeye, parçalamaya ve küçültmeye çalıştığını düşünüyorum. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi mevcut koşullarda CHP’yi geçemiyor. O zaman ne yapacak? CHP’yi küçültmeye ve parçalamaya çalışacak. Buna ortak ve alet olan yığınlar çıkabilir.

“AK Parti yargısının verdiği yetkiyle orada oturulamaz”

AYŞE K. UÇAK: CHP’li 111 milletvekili yayımladıkları ortak bildiride kurultayın 12 Temmuz’da toplanması çağrısında bulundu. Bir hukukçu olarak değerlendirdiğinizde, mevcut süreçte olağanüstü kurultayın toplanmasının önünde herhangi bir yasal engel görüyor musunuz?

KAZIM KURT: Akşam Kemal Bey’in sözcüsü konumundaki bir arkadaşı dinledim. Maalesef doyurucu ve tatmin edici bir gerekçe bulamadan “ihtiyati tedbir kararı var, bu kurultay hiçbir koşulda yapılamaz” diyor. Böyle bir şey yok. Bu sonuçta bir hukuk davasıdır. Taraflar karşılıklı gelir, dilekçesini verir “biz vazgeçtik taleplerimizden” der ve olur biter. Karar kesinleşmiş olur. Arkasından da kurultay yapılır. Niyetiniz iyiyse, kurultay yapmak konusundaki talepleri karşılamayı düşünüyorsanız, demokratik bir mantıkla hareket ediyorsanız çözülür. Bu hukuken de çözülür, fiilen de çözülür. Kemal Bey tarafından listeye konulmuş 111 milletvekili “biz seni istemiyoruz, bir an önce kurultay yap” diyorsa Kemal Bey’in de oturup düşünmesi lazım. Bir günde 700’ü aşkın kurultay delegesi notere gidip imza verip “biz seni istemiyoruz, kurultay istiyoruz” diyorsa Kemal Bey’in bir kez daha düşünmesi lazım. Kemal Bey’in yanındakilerinin bir kez düşünmesi lazım. Burada artık yönetemezler. Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsil edemezler. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargısının verdiği yetkiyle mazbatasız orada oturmak mümkün olmaz. O nedenle bunun çok derin ve anlamlı bir tepki olduğunu düşünüyorum. Milletvekillerimiz, kurultay delegelerimiz, il başkanlarımız, belediye başkanlarımız butlan meselesine karşı çıkıyor.

“Partiden ayrılmak gibi bir derdimiz yok, direnmek ve mücadele etmek şart”

SONER YÜKSEL: Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşunda Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ülkeyi kurtarma hedefiyle yola çıktı. Bugün ise birçok kişi partinin adeta kendini kurtarma mücadelesi verdiğini düşünüyor. Öte yandan zaman zaman yeni bir siyasi oluşum ya da yeni bir parti ihtimali de konuşuluyor. Böyle bir senaryoda sizin tavrınız ne olur? Kazım Kurt olarak meclis üyelerinizle birlikte yeni bir siyasi oluşumda mı yer alırsınız, yoksa CHP içinde kalarak mücadele etmeyi mi tercih edersiniz?

KAZIM KURT: Ben katılımcı demokrasiyi özümseyen benimseyen bir yöneticiyim. Butlan kararı çıktıktan bir gün sonra Odunpazarı Belediye Meclis üyelerimizle grup toplantısı yaptık. Butlan kararının karşısında durmamız ve mücadele etmemizin gerektiğiyle ilgili bir karar aldık. Butlan kararıyla gelen yönetimleri tanımayacağımızı da duyurduk. Dolayısıyla bizim tavrımız nettir. Önümüzdeki süreç yeni bir parti getirir mi? Getirmesini istiyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde mücadele ederek demokratik yollarla mevcut yönetimin yani Özgür Özel yönetimin devamını istiyoruz. Bunun yolu da butlansa butlan, karar verildiyse verildi. Ama şuanda yönetime gelen butlancılar kurultay yapmak zorundadır. Kurultay yapmadan bu işi sürdürebileceklerini zannediyorlarsa yanlış düşünüyorlar. Ben onun karşısındayım. Sonuna kadar da mücadele ederim. Partiden ayrılmak gibi bir derdimiz yok. Parti bizim partimiz. Partide direnmek ve mücadele etmek şart… Ancak ne kadar mücadele edilir? Onu zaman gösterecek. Ben disipline gitmeye, tedbirli olarak ihraç edilmeye alışık adamım. Fark etmez, dönüşümüz daha muhteşem olur.

“Ok yaydan çıktı, butlancı yönetim orada kalabilmek için her şeyi yapıyor”

AYŞE K. UÇAK: Bazı gazeteciler Kılıçdaroğlu’nun Özgür Özel’i 10 gün içerisinde partiden ihraç edeceğini iddia ediyor. Bu süreçte ihraçlar yaşanır mı? Eskişehir özelinde yine İl Başkanı Talat Yalaz’ın görevden alınacağı iddia ediliyor? Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAZIM KURT: Olabilir…Ok yaydan çıkmıştır. Butlancı yönetim orada kalabilmek için her şeyi yapıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi ile işbirliği yapıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargısının kararını onaylıyor ve ona güç vermeye çalışıyor. Söylenen her şey olabilir. Özellikle o gazetecinin söylediği şeyler doğru çıkıyor. Çünkü o gazeteci önceden haber alıyor. Mümkündür. Bu yönetim nasıl ihraç edecek? Parti hukuku içerisinde…Parti hukuku işlerse bu yönetimin duramaması lazım. Parti Meclisi yok, MYK’sı yok, Disiplin Kurulu yok. Bakalım bir görelim. Onları oluştursun. Onlar olmadan bir hafta içerisinde Özgür Özel’i nasıl atacaklar? Kemal Bey “attım” deyince atılmıyor. Bu niyeti ortaya koyuyor. Niyet var belli. Şunu da söylüyorlar; “Özgür Özel tutuklanacak.” Her şey olabilir. Çünkü artık Türkiye’de iktidar kendi muhalefetini dizayn ediyor. Tayyip Bey birkaç ay önce “kontrollü ve akıllı bir muhalefet yaratacağız” demişti. Herhalde oraya doğru gidiyor. Talat Bey dik bir duruş sergiliyor. Özgür Özel’in yanında tavrını koydu. Görevden alma yetkisi varsa yine aynı şekilde hukuk kuralları işlerse ne diye alacak? “Siyaset yaptın” diye alacak. Doğru bir iş değil ama güç güçtür. “Aldım” der, polisle girer evrakları da alır. Binayı almak demek ya da evrakları almak demek partinin tabanını ve düşüncesini de aldım anlamına gelmez. Şuanda Özgür Bey Cumhuriyet Halk Partisi’ni temsil ediyor ama Kemal Bey etmiyor genel başkan olarak.

“Direnmenin yolu hukuk ve demokrasidir”

SONER YÜKSEL: CHP İl Başkanlığı’na bir müdahale olursa, sandalyenizi il binasının önüne koyup direnen bir Kazım Kurt görür müyüz?

KAZIM KURT: Direnmenin anlamı demokratik kurallar içerisinde olur. Artık Türkiye’de demokrasi bitmiş. Polis 5-10 bin kişiyle girer. İstanbul’da gördük, genel merkez de gördük. Göz göre göre kahramanlık havası yaratmanın bir anlamı yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin butlancı yönetimi, kayyumcu yönetimi devletin gücünü arkasını almış durumda. Dolayısıyla bizim sandalyeyi iki dakikada uçururlar. Doğru eylem ve direniş yapmak gerekir. Onun da yolu hukuk ve demokrasidir. Ama bunlar yoksa yapacak bir şey yoktur. Sabırdır… Ben eninde sonunda bizim “baba ocağında” birlikte olacağımızı düşünüyorum.

“Butlan tartışmaları küçük ayrıntıdır, büyük resme bakmak gerekir”

SONER YÜKSEL: Bugün Türkiye’de birçok kişi, hukukun uygulanış biçimi, alınan kararların siyasi etkileri ve demokrasinin geleceği konusunda ciddi kaygılar taşıyor. Bu nedenle geleceğe de daha karamsar bakılıyor. Öte yandan toplumsal tepkinin sokağa beklenen ölçüde yansımadığı görülüyor. Bunun bir nedeni de önümüzdeki sürece ilişkin yol haritasının henüz netleşmemiş olması olabilir. İnsanlar bir umut ve çıkış yolu arıyor. Sizce Cumhuriyet Halk Partisi ve Özgür Özel’in ekibi bu çıkış yolunu ortaya koyabilecek mi?

KAZIM KURT: Ben asla umudun tükenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, 1920’lerde mevcut ortam, Kuva-yi Milliyeciler bizden daha akıllı değildi. Bizden daha güçlü değildi, bizden daha iyi imkanlara sahip değildi. Biz 100 yıl sonra onların kurduğu cumhuriyetle çok daha büyük noktadayız. Okuma yazma oranımız o zaman yüzde 5’di, şimdi yüzde 99. Bilimsel çalışma, demokratik gelenek, hukuk bilgisi, siyaset uygulaması… Biz daha çabuk bu işi çözecek noktadayız. Yeter ki dik duralım ve eğilmeyelim. Şuanda Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun yaratmış olduğu enerji, sinerji Türkiye’de herkesi kapsadı ve kavradı. Biz halktan yana, ezilenden yana, sömürülenden yana bir düzen istiyoruz. Bu halk dediğimiz kavramın içerisinde işadamı, işçi, esnaf, tüccar, memur, çiftçi var. Biz “halk ya da emek” derken işadamını bunun dışında tutmadığımızı herkesin bilmesi gerekir. İşadamının servetlerinin güvencesi biziz. Ekrem Bey diploması iptal edilirken şunu dedi; “Bugün benim diplomamı iptal edenler yarın sizin tapunuzu iptal ederler.” Nitekim öyle de oluyor. Keyfi uygulamalarla “ben senin şirketine el koydum, mal varlığına el koydum gitti…” Bu hukukun dışında olduğu için. Biz hukukun üstünlüğünü temel alan bir düzen istiyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Bunu da yapabilecek güçteyiz. Yönetmiş olduğumuz belediyelerdeki başarı bunun kanıtıdır. Herkesin bize güvenmesi ve umudu tüketmemesi gerekir. Biz bu işi çözeriz. Bu parti içindeki ya da butlan meselesindeki tartışmalar bizim için küçük ayrıtılardır. Bunlar çözülür, büyük resme bakmak gerekir. Türkiye’de eninde sonunda sandık gelecek. Bu tek adam yönetimi gidecek, biz geleceğiz. Biz gelince de her şey düzelecek.

“Yüzde 25’i büyük zafer zannedenleri oraya oturtmak istiyorsunuz”

AYŞE K. UÇAK: Türkiye’de uzun yıllardır süren bir kutuplaşma var. Son 20 günde bunun bir benzerini CHP içinde de gördük. Sizce bu durum, genel başkanlık tartışmasının ötesinde partide daha derin bir yara açmıyor mu? Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bazı isimler ‘hain’ olmakla suçlanıyor. Oysa sözünü ettiğimiz kişiler, yıllardır aynı parti çatısı altında mücadele etmiş insanlar. Bu süreçte partililere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

KAZIM KURT: Partililerimizin bir kere sakin olması gerekir. Fevri hareketler hepimize zarar verir. Şuanda işbirliği yapanlar, halk tabiriyle birçok suçlamalarla karşı karşıyalar. O arkadaşlarımızın düzgün düşünmesi lazım. O arkadaşlarımız gerçekten partiyi düşünüyorsa buradan çıkış yolunun kurultay olduğunu bilmeleri gerekir. Biz demiyoruz ki; “Siz gidin biz gelelim.” Onlar; “Siz gidin biz gelelim” dedi. Tamam geldiler. Biz “kurultay yapın” diyoruz. Gerekiyorsa bütün üyeyle seçim yapın. Bunun yolu budur. Demokratik geleneği olan partilerde kurultaydan, kongreden, seçimden hiç kimsenin kaçmaması gerekir. “Ben burada oturacağım, oturduğum zaman çevreyi temizleyeceğim, önümdeki mayınları kaldıracağım, dikensiz bir gül bahçesi yapacağım, ihraçlar yapacağım, ondan sonra da eşit şartlarda kongre yapacağım” derseniz o olmaz. Bizim bir hocamız vardı ve şöyle derdi; “Çok güzel bir yemek yaptık, sizin ellerinizi benim ayaklarımı bağlasınlar hep beraber oturup yiyelim.” Öyle olmaz. Bizim ellerimizi bağlayıp kendi ayaklarını bağlamasınlar. Bağlarımızı çözelim. Hep birlikte demokratik yollarla kurultayı yapalım, partiyi düze çıkaralım. “Partiyi düze çıkaralım” derken göstergemiz şu; 2023’ten sonra yapılan ilk seçimde bu parti yüzde 37-38 civarında oy almış. 47 yıldır alamadığı birinciliği almış. Demek ki bu yönetim başarılı. Şimdi siz, bu başarılı yönetimi indirip yüzde 25’i büyük bir zafer zanneden birilerini oraya oturtmak istiyorsunuz. Bu bize yaramaz. Bu Recep Tayyip Erdoğan’a yarar. Partililerimizin buna bakması lazım. Yoksa Ali gitsin Veli gelsin değil. Başarı tescilli. 31 Mart 2024’e alınan sonuç bir başarıdır. O tarihten bu tarihe yapılan bütün kamuoyu yoklamalarında da parti birinci partidir.

Kaynak: Ayşe Kaytan Uçak, Soner Yüksel