Odunpazarı Belediyesi Meclisi 2. birleşim 1. oturumunda Odunpazarı Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Kepez, CHP’de mutlak butlan karı hakkında konuştu. Kepez, verilen her kararın; Cumhuriyet Halk Partili kişiler tarafından, AK Parti’yi suçlamasını eleştirdi.

Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir

Kepez, ülkenin CHP’li bürokratlar tarafından diğer ülkelere kötülendiğini söyleyerek, “Grup olarak, Cumhuriyet Halk Partisine yapılan bu uygulamayla ilgili geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Tabii ki bu Cumhuriyet Halk Partisinin kendi iç meselesidir. Bizi çok fazla ilgilendirmiyor parti olarak ama ülke olarak, bu ülkede yaşayan insanlar olarak bir muhalefet partisinin bu hale düşmesinden tabii ki üzüntü duyuyoruz. Gerçekten yapıcı, ilkeli bir muhalefetin olması bizim de işimize yarar. Ülke yararına olmak şartıyla söyledikleri her şey dikkate alınacaktır. Bu sizin kendi iç meseleniz, kendi iç kavgalarınız. Başınıza gelen her şeyi AK Partiden bilmekten vazgeçin. Biz bunu sizin üzüntünüze veriyoruz. CHP’li olarak sizin de yaptığınız savunmalar üzüntünüzden, içinizdeki kargaşadan, kavgadan, dedikodudan, birbirinizle uğraşmaktan, ayak oyunlarından. Bazen söylemler de artık çok sertleşiyor. Kurtuluşu dışarıda aramak, Amerika’dan yardım istemek, Amerikanist, Big dergisine demeçler vererek ülke çok kötü günlere gidiyor, işte şöyle oluyor, böyle oluyor… Amerika mı kurtaracak bizi? Bunlar yanlış şeyler. Muhalefet her türlü eleştiriyi yapabilir ama hiçbir zaman bir muhalefet partisi veya muhalefet milletvekili, genel başkanı ülkeyi dışarıya şikayet etme gibi, kötüleme gibi bir lükse sahip değildir. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

Faturayı AK Partiye keserek işin içinden çıkmaya çalışıyorsunuz

CHP içerisinde yaşanan bazı olaylar ve parti yönetiminin tutumuna ilişkin eleştirilerde bulunan Kepez, yaşananların sorumluluğunun AK Parti’ye yüklenemeyeceğini savundu. Kepez, “İçinizde bu kadar çürük adamı nereden bulup getirdiniz? Sahip çıksaydınız, düzgün adam getirseydiniz. Adam peştemalle, havluyla otelde yakalanıyor, Tayyip Bey mi havluyu taktı adamın beline, götürdü onu oraya, attı? Onun için bu tür şeyleri kendi içinize dönerek bir öz eleştiri yaparak, ‘acaba biz nerede yanlış yaptık, nerede hata yaptık’ diye düşünmek, değerlendirme yapmak yerine faturayı AK Partiye keserek işin içinden çıkmaya çalışıyorsunuz, o mümkün değil” dedi.

Bize verilen kararlar, cezalar hukuk oluyor da sizin için yapıldığında niye olmuyor?

Kepez, geçmişte farklı siyasi isimlerin yargı süreçlerinde alınan kararları örnek göstererek hukuk kararlarına saygı duyulması gerektiğini savundu. KepeZ, “Sayenizde mutlak butlan denilen şeyi öğrenmiş olduk, teşekkür ediyoruz. 27 Mayıs darbesinde rahmetli Menderes ve arkadaşlarına idam kararı verildiğinde bunlardan hiçbirisi çıkıp ‘biz devleti tanımıyoruz, bu hukuk kararına karşıyız, bu hükümete karşıyız, bu mahkeme kararına karşıyız, bu CHP’nin yargısı’ falan demediler. Rahmetli Erbakan Hoca'ya 28 Şubat darbesi yapıldı, partisi kapatıldığında ‘ben devlet falan tanımam, bu hukuksuzluktur, bu mahkeme bilmem şunun yargısıdır, kabul etmiyoruz’ falan demedi. Cumhurbaşkanımız devletin resmi ders kitaplarında yazılı olan bir şiiri okudu diye yargılanıp ceza aldığında, çıkıp ‘ben devleti tanımıyorum, bu mahkemeler CHP’nin yargısıdır’ falan demedi, gitti cezaevinde yattı, çıktı, Cumhurbaşkanı oldu. Belki sizin içinizden de böyle çıkar mı, bilemiyorum da... Hukuksa hukuk kardeşim. Bize verilen kararlar, cezalar hukuk oluyor da sizin için yapıldığında niye olmuyor?” dedi.

Bu konuda şanslısınız, bıyığınız yok, kesmek zorunda kalacaktınız

Yargı kararlarına yönelik eleştiriler, protesto yöntemleri ve siyasi tartışmalarda kullanılan üslup hakkında değerlendirmelerde bulunan Kepez, hak arama mücadelesinin demokratik sınırlar içerisinde yürütülmesi gerektiğini savundu. Siyasi isimlerin kişisel özellikleri üzerinden yapılan eleştirilerin de doğru olmadığını ifade eden Kepez, şu ifadeleri kullandı:

“Hakimlere bağırıp çağırmakla, mahkemelerde hakime “yazıklar olsun size” diye bağırmakla, “başsavcım bak geliyoruz, yakarım, yıkarım, şunu yaparım, bunu yaparım” demekle, sokaklarda işte bağırıp çağırmakla, yakıp yıkmakla, taşkınlık yapmakla hak aranmaz. Tabii ki herkes hakkını arayacak. Demokratik usullerde yürüyüş de yapabilirsiniz, partinizde nöbet de tutabilirsiniz 24 saat, hiç önemli değil. Sizinle ilgili olumlu kararlar çıktığında sesiniz çıkmıyor, o zaman bu yargı yargı oluyor ama ceza aldığınızda sarayın yargısı oluyor. Silivri’de, her mahkemede 5 kişi, 10 kişi için tahliye kararları veriyor. Bu kararları veren hakimler kimin hakimi? Yani bu ülkenin hakimi değil mi? Onun için ben Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlerin daha sağduyulu bir şekilde düşünmenizi, birbirinize böyle çok fazla itham edici cümleler kurmadan, yıkmadan, yakmadan… Ben şöyle bir söz hatırlıyorum; sevdiğinizi çok fazla ölürcesine sevmeyin, bir gün düşman olabilirsiniz, düşman olduğunuzu da ölürcesine düşman olmayın, bir gün sevebilirsiniz. Onun için yani daha dün göklere çıkardığınız insana bugün hain damgası vurmak olmaz. Eleştiri mutlaka yapılacak, eleştirebilirsiniz. Ama adamların kişisel görüntüleriyle eleştirmek doğru değil. Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanına “çirkin bıyıklı” falan diye…Bunlar hoş şeyler değil artık. Artık işi sakala, bıyığa kadar indirdiniz. Daha fazla aşağı inmeyin lütfen. Bu konuda şanslısınız, bıyığınız yok, kesmek zorunda kalacaktınız. (Kazım Kurt’u göstererek.) Sayın vekiliniz İbrahim Aslan Bey'in de bıyıkları var yani olabilir, bizim de var. Yani şimdi bıyık mı kesecek CHP'li milletvekilleri veya meclis üyeleri? Ben bunu espri olsun diye söylüyorum ama bunun altında bir gerçeklik var. Yani sevmediğiniz insanların kişisel özellikleri, görüntüsü ile ilgili birtakım şeylerin söylenmesi sizin partiniz açısından hoş olmayacaktır. Biz kenarda alır kahvemizi, oturur sizi seyrederiz.”

Adalet herkese eşit uygulansın

Konuya ilişkin Kepez’e yanıt veren Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ise mutlak butlan kararında AK Partili kişilerin CHP’ye karışmaması gerektiğini, karıştıkları için CHP’nin içerisinde kargaşa olduğunu ifade etti.

CHP’nin iç düzeni hakkında yorum yapan Kepez’e teşekkür eden Kurt, “Bir kere burası bir meclis. Burada farklı görüşlerin olduğunu hepimiz bilmemiz lazım ve ona göre de saygı çerçevesinde izlememiz lazım. Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç düzeni ve başarısı için iyi niyetlerini teşekkürle karşılıyoruz. Dağılmayın, birbirinize hakaret etmeyin, düzgünce durun... Bunlar çok iyi dilekler. Ben teşekkür ediyorum. Biz şuna itiraz ediyoruz: Adalet herkese eşit uygulansın. Hukuk hepimize lazım ama hepimize dengeli uygulansın. Şu anda pek çok belediyeye yapılan operasyon, çok doğal koşullarla bir yazı ile olabilecek evrakları, alınabilecek ifadeleri çok değişik bir noktaya getiren operasyonlardır. Yanlış olan budur. Yoksa ne İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yurt dışına kaçar ne o dosyalar içerisindeki MASAK içindeki devletin kayıtları içindeki belgeler kaybolur” dedi.

Eğer orada biz gidince fırtına esiyor, başkası gidince her şey sütliman oluyorsa burada bir terslik vardır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önceki yıllarda olan davalarına değinen Kurt, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Akbil davası dahil en az 8-10 tane Ağır Ceza'da dosyası vardı. Tebligat yapıldı, gitti ifadesini verdi, başkanlığa devam etti. Ondan sonra milletvekili olunca, zaman aşımı, dava dosyası düşmesi, beraati filan derken temizlendi. Kimse o zaman ‘Sayın Erdoğan'ı alın kelepçeyle getirin, milletin önünde dizin’ falan demedi. Sorun buradadır. Aynı biraz önce söylediğim gibi, 170 tane eğiticiye halk eğitim merkezi ödeme yapmazken sizin belediyenize ödeme yapınca bir terslik oluyor, bir yanlışlık oluyor, onun için itiraz ediyoruz. Yoksa biz de suç işleme özgürlüğümüz olsun demiyoruz. Biz canımızın istediğini yaparız demiyoruz. Yargı hepimizin sığınacağı liman. O liman durgun olmalı, o liman sağlam olmalı. Eğer orada biz gidince fırtına esiyor, başkası gidince her şey sütliman oluyorsa burada bir terslik vardır. Uygun olmayan odur” diye konuştu.

Muhittin Böcek itirafçı olmak zorunda kalırsa bu sistemsel bir şeydir

CHP'li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalar, etkin pişmanlık uygulamaları ve yargı süreçleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Kurt, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç kavgası bizi ilgilendirmez diye kurtulmak bence doğru bir iş değil. Çünkü sistem öyle bir hale geldi ki etkin pişmanlık diye bir kurum oluştu. İtirafçılık diye bir borsa oluştu. Burada siz Adalet Bakanı olarak 3 ay önce ‘Muhittin Böcek itirafçı olacak, görün bakalım daha neler gelecek’ derseniz ve o beyandan sonra Muhittin Böcek yazılı olarak ‘Asla böyle bir şey yok, alan da veren de şerefsizdir, bilmem nedir’ diye el yazısıyla savunma yapacak ama 3 ay sonra oğlunu, gelinini alıp mahrem gösterileri piyasaya sürdükten sonra Muhittin Böcek itirafçı olmak zorunda kalırsa bu sistemsel bir şeydir. Bu insani bir şey değildir. Zorla yapılan bir itiraftır. Zorla belki de imzalattırılan bir belgedir. Dolayısıyla, hukuka aykırı olan budur. Şahitlik, tanıklık, bilirkişilik özgür iradeyle olur. Siz ‘Aman benim çocuğuma zarar gelmesin, lanet olsun, ne diyorsanız razıyım’ noktasına getirirseniz insanları, o zaman bu parti içi mesele falan olmaz. Dolayısıyla, sistemde sorun vardır. Adalet, cumhuriyet, özgürlük... Bunlar hepimizin özlediği şeyler, hepimizin aradığı şeyler ama hepimize eşit olmalı” dedi.

Hukuka uymaz ama CHP olunca uydu

CHP kurultayına ilişkin devam eden yargı süreci ve mahkemelerin verdiği kararlar hakkında konuşan Kurt, istinaf kararını eleştirerek bunun siyasi partilerin işleyişi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini savundu. Kurt, “Ne zamandan beri bu dedikodu var? 2 yıldır var. Geldi, göz göre göre geldi. Yerel mahkeme çok güzel bir karar verdi. Yerel mahkemenin kararlarının hiçbirisi istinafta eleştirilmedi ama istinaf bambaşka bir karar verdi. Bir hukukçu gözüyle bakıyorum ben buna. İihtiyati tedbir kararı niçin verilir? Bir hak kaybolmasın diye verilir. Yeni bir hak yaratmaz. Ama ne oldu? Kongreyi kaybeden genel başkana bir hak verdi, ‘Buyur koltuğa otur’ dedi. Parti meclisine ‘Buyur sen gel’ dedi. Şimdi bu yeni bir hak, bu yanlıştır. Bunu hemen polisle, efendim icrayla, valilikle uygulamaya kalkmak tamamen yanlıştır. Hukuka uymaz ama CHP olunca uydu. Ben Adalet ve Kalkınma Partili demokrat insanlardan buna tepki gösterilmesini beklerdim. ‘Olmaz böyle şey kardeşim’ denmesini beklerim. Eğer bunu demezseniz, yarın sizin başınıza geldiği zaman örnek olur. Bu doğru bir uygulama değildir. 3 yıl önceki kongreyi 3 yıl sonra bir keyfi kararla ortadan kaldıramazsınız. Demokratik parlamenter sistemin bitişidir. İşte esas darbe budur. Hangi partinin güvencesi var şu anda? Daha önce yaşadık. Milliyetçi Hareket Partisi'nde oldu böyle bir şey” ifadelerini kullandı.

Bizim iç işlerimize gerçekten karışmayın

CHP'nin iç işlerine müdahale edildiğini savunan Kurt, “Sayın Cumhurbaşkanı 2-3 ay önce ‘Milli, değerlere sahip, uyumlu bir muhalefet yaratmak zorundayız’ dedi. Evet, sonuçta öyle oldu. Şimdi buna, biz Adalet ve Kalkınma Partisi hiç karışmıyor diyebilir miyiz? Sinyali verdi, mesajı verdi, uygulayanlar uyguladı. Ben demokrat insanlardan tepki bekliyorum. ‘Böyle bir şey olmaz, böyle bir şey denilemez’ diye. Adalet Bakanı bir şey söylüyor, 3 ay sonra gerçekleşiyor, Sayın Cumhurbaşkanı bir şey söylüyor, 3 ay sonra gerçekleşiyor. Sonra da siz diyorsunuz ki ‘Biz karışmayız, iç işleriniz’ Bizim iç işlerimize gerçekten karışmayın. Siz bizim iç işlerimize karıştığınız için böyle oluyor bu iş. Siz karışmazsanız, devlet karışmazsa Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'de olmaz denilen işi oldururdu, kongrede genel başkan değiştirdi. Her partide vardır sahtekar, her partide vardır yanlış adam. Sizde de vardır. Bunu bulup çıkarıp ‘Bu CHP'lidir’ denmesi bile doğru bir iş değil” dedi.

Bunlar ucuz laflar

CHP’ye yönelik yargı süreçleri ve partiye kayyum atanması tartışmaları hakkında konuşan Kurt, tanık beyanları üzerinden alınan kararları eleştirdi. Geçmiş darbeler üzerinden CHP’ye yöneltilen eleştirilere de değinen Kurt, partinin darbelerle ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını savundu. Kurt, şu ifadeleri kullandı:

“Ben ceza dosyasında tanık olan vatandaşın birine baktım, izledim. Eskişehir'deki olaya da tanık, İstanbul'daki olaya da tanık, Ankara'daki kurultaya da tanık. Onun beyanı üzerine koskoca asırlık partiye kayyum atıyor. Bizdeki de balıklama dalıyor. Şimdi bu olmaz, itirazımızın sebebi bu. Yoksa elbette herkes yargılanmalı. Elbette herkes hesap vermeli. Ama şimdi biraz önce yine darbelerle ilgili konuştunuz. 27 Mayıs'ta Cumhuriyet Halk Partisinin kusuru ne? Demokrat Parti farklı yönetimler yapmış, asker kalkmış darbe yapmış. Kurcaladığınız zaman Amerika çıkıyor altından. 12 Mart'ta Cumhuriyet Halk Partisinin kusuru ne? Orduda bir grup subay toplanmış, darbe yapmış. Cumhuriyet Halk Partisi de direnmiş, bakan vermemiş. Cumhuriyet Halk Partisini bölmüşler Güven Partisi çıkmış, Güven Partisi iş birliği yapmış onlarla. 80'de Cumhuriyet Halk Partisinin kabahati ne? 80'de de Kenan Evren gelmiş, oturmuş, darbesini yapmış, herkesten hesap sormuş. 28 Şubat'ta Cumhuriyet Halk Partisinin kabahati ne? İkide bir çıkarıyorsunuz, 28 Şubat, 28 Şubat… 28 Şubat'ı biz mi yaptık? Sizin atadığınız subaylar, sizin atadığınız genelkurmay başkanları, sizin atadığınız görevliler. Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir zaman orduyu dizayn edecek pozisyona gelmedi. O nedenle bunlar ucuz laflar. İş şudur; duruşa bağlıdır. Duruş, demokrasiden yana, hukuktan yana ve herkese eşit olmalıdır.”

2 yıl içinde de Eskişehir'de hiçbir infial olmamış

Eskişehir’de CHP içinde yaşanan imza süreci ve buna paralel olarak bazı delegelerin hesaplarına yönelik MASAK işlemleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Kurt, soruşturmanın zamanlamasını ve sürecin işleyişini eleştirdi. CHP Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz’a açılan davanın yargı sürecinin siyasi tartışmalara konu edildiğini savundu. Kurt, “Şimdi Eskişehir ile ilgili bir süreç başlamış, Cumhuriyet Halk Partisinde bir tartışmalar var, Cumhuriyet Halk Partisinin, efendim, imza toplama yarışına girmişiz. O aynı gün delegelerin kendilerinin ve 1. derecede yakınlarının hesaplarına MASAK el koymuş. Niye? Devlet niye karışır bu işe? İmza atmayın, imza atarsanız yakarım. Ona rağmen 900 imza olmuş ilk gün. Bizi korkutma şansı yok. Biz bunu aşarız, çözeriz. İl Başkanı bu konuda etkili muhalefet yapıyor diye, efendime söyleyeyim, kitlelere arkasından topluyor, yürütüyor diye 3 yıldır duran dava bugün çıktı. Açacaksanız davayı 2024'te açaydınız. Bu olay 2024'te olmuş. O açıklamadan bu yana geçen 2 yıl içinde de Eskişehir'de hiçbir infial olmamış. Hiç kimse kin ve nefretle birbirine saldırmamış. Yani iddia zaten çürümüş. 2 yıl sonra halkı kin ve nefrete teşvik falan filan diye yani 2024'teki konuşma bugün niçin dava haline gelir? Böyle bir adalet… Biz şüpheleniyoruz. Şüpheleniriz. Yani dolayısıyla sizin de bu konuda bence daha duyarlı ve iddialı olmanız lazım. Mademki Türkiye'yi çağdaş bir hukuk devleti haline getireceksiniz o zaman bunlara itiraz etmeniz lazım” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisini devletin de AKP'nin de rahat bırakması lazım

Anayasa referandumlarındaki tutumuna da değinen Kurt, hukuka uyulması gerektiğini vurguladı. Kurt, “Biz dik duruyoruz. Biz doğru duruyoruz. Biz hukuktan yana duruyoruz. Burada birkaç kere söyledim, bir kere daha söyleyeyim. Şimdiye kadar yapılan anayasaların hepsindeki halk oylamalarına hayır oyu vermiş bir kişiyim. Ve diyorum ki lütfen yaptığınız anayasaya uyun. Bu anayasayı savunmak bize kalmasın. Siz kendiniz yaptınız, kendiniz savunun. Ama biz diyoruz ki bu anayasadaki haklarını bari kaybetmeyelim. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisini bence devletin de AKP'nin de rahat bırakması lazım. Aksi takdirde Türkiye demokrasisi için hoş bir şey olmaz” dedi.

Muhabir: Buse Kuşcu