Programa; Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Memleket Sevdalıları Derneği Genel Başkanı İbrahim Savlukbaş, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Onlar TV ekibinden gazeteciler Murat Ağırel, Timur Soykan, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Eskişehirlilerle bir araya geldi. Söyleşinin moderatörlüğünü Barış Pehlivan üstlendi.
“Vergiler hakkıyla toplanamıyor asıl ödemesi gerekenler ise borçlarını ödemiyor”
Gazeteci Murat Ağırel, konuşmasında ekonomik tabloya ve yerel seçimlerin ardından oluşan siyasi atmosfere dikkat çekti. Türkiye’nin faiz giderleri ve dış borç yükü üzerinden değerlendirmelerde bulunan Ağırel, ekonomik sorunların toplumun geniş kesimlerini etkilediğini ifade etti. Ağrıel, “Şu anda, 2026 yılında aylık 292 milyar TL faiz ödüyoruz. Günlük ortalama faiz giderimiz 9.7 milyar TL'yi bulurken; saatlik 405 milyon TL, dakikada ise 6.8 milyon TL faiz ödeyen bir ülke konumundayız. Bu ülkede vergilerin nasıl toplandığını hepimiz biliyoruz. Zenginden daha çok, dar gelirliden daha az alan adil bir sistem ne yazık ki yok. Herkesten eşit vergi alındığını iddia eden, ancak bu sistemde neredeyse her yıl vergi affı çıkarmak zorunda kalan bir yönetimden bahsediyoruz.. Toplam dış borcumuz 564.9 milyar dolara dayanmış durumda. Nüfusumuzu 86.1 milyon olarak kabul edersek, bu salondaki herkes dahil olmak üzere kişi başına düşen dış borç 6 bin 560 dolardır” dedi.
“Mevcut iktidarın sunabileceği bir şey kalmadı”
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini belirten Ağırel, seçim sonuçlarının toplumda değişim beklentisini artırdığını savundu. Ağırel, “Mahalli seçimlerden sonra insanların yüzü gülmeye, umut etmeye başladı. İktidar tarafında ise ‘Eyvah, geliyorlar’ düşüncesi oluştu. Çünkü dokunulmaz denilen birçok kentte sonuçlar değişti. Mevcut iktidarın sunabileceği bir şey kalmadı” diye konuştu.
“Sandık sonuçları iktidar açısından tehdit olarak görüldü”
Gazeteci Timur Soykan, 19 Mart sonrasında CHP’li belediyelere yönelik operasyonların arttığını belirterek, bu sürecin 31 Mart yerel seçim sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Soykan, “Büyükşehirlerin çoğu, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün yaşadığı bölgeler CHP’li belediyeler tarafından yönetilir oldu. Halk sandıkta siyasal bir dönüşüm başlattı. Halk, iktidardan memnun olmadığını ve yeni bir siyasi hareket istediğini ortaya koydu. Tehlike olarak görülen de bu oldu” ifadelerini kullandı.
“Herkes bırakın soru sormayı kendisinin istediği insana soru sorulmasını istiyor”
Gazeteci Barış Terkoğlu da Türkiye’de gazeteciliğin, soru sorma kültürünün ve muhalefet anlayışının geçirdiği değişime değindi. Terkoğlu, “Dün Kemal Kılıçdaroğlu yayına giderken en çok aldığımız tepki böyle bir yayın yapmayın şeklindeydi. Aslında bu röportajlar 30 yıl öncesinin Türkiye’sinde çok normaldi. Uğur Dündar, Mehmet Ali Birand da başka gazeteciler de çok sert sorular sorardı. Soru sordukları bazen sevilen bazen sevilmeyen politikacı olurdu. Bazen seri katile de soru sorabilirlerdi. Uğur Mumcu bu şekilde Kara Sesi yazdı. Gitti Kara Ses ile röportaj yaptı. Abdi İpekçi cinayetini aydınlatmaya çalışanlar Abdi İpekçi ile röportaj yaptı. Ama Türkiye’de muhalefet gittikçe kısıldı, toplum gittikçe ayrıştı. Artık herkes bırakın soru sormayı kendisinin istediği insana soru sorulmasını istiyor” diye konuştu.
“Türkiye’de muhalefet gittikçe kısıldı”
Geçmişte gazetecilerin siyasetçilere ve kamuoyunun gündemindeki isimlere sert sorular yöneltmesinin olağan karşılandığını belirten Terkoğlu, bugün ise toplumun daha fazla kutuplaştığını ifade etti. Terkoğlu, “Türkiye’de muhalefet gittikçe kısıldı, toplum gittikçe ayrıştı. Artık herkes, soru sormaktan çok kendi istediği insana soru sorulmasını istiyor” dedi.
“Muhalefet denince yalnızca bir parti ya da birkaç isim anlamamalıyız”
Muhalefet kavramının yalnızca siyasi partilerle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurgulayan Terkoğlu, kadın hareketi, işçi hareketi, emekli hareketi ve gençlik hareketinin ortak bir mücadele zemini oluşturmasının önemli olduğunu vurguladı. Terkoğlu, “Muhalefet denince yalnızca bir parti ya da birkaç isim anlamamalıyız. Ülkemizin zenginliği; kadınların, gençlerin, işçilerin, emeklilerin ve toplumun tüm kesimlerinin ortak mücadelesindedir. Hiçbir parti içine girmeden ülkemizi zor olandan kurtarmalıyız. Bir muhalefet yaratmalıyız. Umutsuz değilim” diye konuştu.
Söyleşinin ardından gazeteciler, katılımcıların sorularını yanıtladı ve imza günü kapsamında okurlarıyla bir araya geldi.