Sağlık-Sen Eskişehir İl Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, düzenlediği basın toplantısında Eskişehir’de sağlık sisteminin ciddi bir personel ve planlama kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek,
Eskişehir’deki sağlık altyapısına yetersiz olduğunu ifade etti.
“Ciddi manada sağlık çalışanları ülke genelinde ciddi problemler yaşıyor”
Köksal, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını ifade ederek, Eskişehir’de sürekli yeni sağlık tesisleri ve birimler açıldığını ancak buna rağmen yeterli personel atamasının yapılmadığını vurguladı. Köksal, “Ciddi manada sağlık çalışanları ülke genelinde ciddi problemler yaşıyor. Sağlık çalışanlarının artık Eskişehir'de sayısal manada sayımızın yetmediğini ifade etmek istiyoruz. Her gün yeni bir sağlık kuruluşunda yeni bir birim açılışına şahitlik ediyoruz ancak Sağlık Bakanlığının stratejik personel atamada personel dağılımını düzgün yapmadığını, ihtiyaca binaen değil talebe göre dağılım yaptığını görüyoruz. 2026 yılının mayıs ayı gelmesine rağmen sıfır atama hiç yapılmaması, her gün yeni açılan sağlık tesislerindeki istihdamın giderek artması ancak talebe karşılık hiç atamanın yapılmaması sağlık çalışanları üzerinde büyük bir yük oluşturuyor” dedi.
“Her 10 sağlık çalışandan 2 tanesi nöbet tutamıyor”
Eskişehir’de resmi rakamlara göre yaklaşık 10 bin sağlık çalışanı bulunduğunu belirten Köksal, ağır çalışma koşulları nedeniyle her 10 çalışandan 2’sinin sağlık sorunları nedeniyle nöbet tutamaz hale geldiğini belirtti. Köksal, “Bizim şu andaki hizmet veren 10 bin 14 sağlık çalışanı gözüküyor. Bunun 4 bin tanesi genel hizmette çalışan arkadaşlar; temizlik, güvenlik, çamaşırhane ve sosyal olarak bizim idari anlamda teknik servis alanında destek olan kişilerdir. Bunun sadece 6 bin tanesi sağlık hizmetinde aktif görev yapıyor. O kadar çok ağır iş yükü altında çalışıyoruz ki artık her 10 çalışandan 2 tanesi engelli problemi yaşıyor. Artık engeli var, çalışamıyor, nöbet tutamıyor. Eskişehir'de belli bir sayıda sağlık çalışanı gözüküyor ama bunun 10 tanesinden 2 tanesi nöbet tutamaz ve sağlık sisteminde çalışamaz raporuna sahip. Yani bu sizin otomatikman yüzde 20'lik güç kaybınıza sebep oluyor.” ifadelerini kullandı.
“Aile Yılında” sağlık çalışanların boşanma sayısının arttı”
Sağlık çalışanlarının aile yaşamlarının da büyük zarar gördüğünü belirten Köksal, “Aile Yılında” sağlık çalışanların boşanma sayısının artığını ifade etti. Köksal, “2026 yılı aile yılı biliyorsunuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ilan edilmiş aile yılı olarak birçok destek açıklanıyor ama en çok boşanmanın ve aile kopmasının olduğu tek ebeveyn sistemine geçilen yer sağlık sistemine doğru evriliyor.
“Osmangazi Üniversitesi hizmet veremeyecek durumda”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’ndeki yoğun bakım hizmetlerine de değinen Köksal, yoğun bakım servislerinde mevzuata aykırı personel planlaması yapıldığını ifade etti. Köksal, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Osmangazi Üniversitesi hizmet veremeyecek durumdaki sağlık çalışanı sayısıyla buradan İl Sağlık Müdürümüze bir çağrı yapıyoruz. Bütün basınla beraber bütün Eskişehir'in önünde bir kez daha çalışma koşullarının artık hukuki olarak bağlayıcı düzeyde hata yapıldığını ve göz yumulduğunu beyan ediyoruz buradan. Çünkü Sağlık Müdürlüğüne defaten söylememize rağmen yoğun bakımda, 3. basamak yoğun bakımda bir kural var değerli basın emekçileri; 2 yatağa yani 2 tane hastaya 1 hemşire bakma zorunluluğu var. Bu Osmangazi Üniversitesi'nde birim birim 4 yatağa 1 hemşire, 5 yatağa 1 hemşire şeklinde çalışılıyor. Başınıza gelene kadar sağlık sistemiyle ilgili hiçbir sorun yaşamazsınız, hiçbir şeyi görmezden gelebilirsiniz. Ne zaman ki anneniz babanız bypass geçirir, ameliyata ihtiyacı olur, kanser hastası olur; o zaman sağlık sistemindeki sıkıntıları daha net, göreceli halde birebir yaşayarak görebilirsiniz. Osmangazi Üniversitesi'nde çalıştırılan sağlık sistemi hukuksuz. "YÖK bize bağlı değil, ben ne yapabilirim" diyenlerin 2 seçenekleri var: Ya görevlerini bırakacaklar ya Eskişehir'deki sağlık sistemini yönetmekten vazgeçecekler. Çünkü burada bakılan hasta açısından da trajik bir konumda sıkıntı var. Yani bugün sizin hastanıza 2 hastaya 1 hemşire düşmesi gerekirken böyle bir kritik durumdayız. Burada neyi tetikliyor? Hastane enfeksiyonunu tetikliyor, bakımla yaşanan sorunu tetikliyor.”
“Sağlık çalışanlarının güvenliğinin sağlanması gerekiyor”
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artığını ve kamu çalışanlarının güvenlik sorununun giderek büyüdüğünü belirten Köksal, çalışanların güvenliği sağlanmadan yeni saha projeleri geliştirilmesini eleştirdi. Köksal, “Hakkari'de bir sağlık çalışanı, Aile Sosyal Hizmetlerde bir psikolog kardeşimiz bıçaklı bir saldırıya uğradı ve görevi başında bıçaklandı. Bugün kurumda öğretmenlerimiz saldırıya uğruyor, öğrenciler saldırıya uğruyor, sağlık çalışanı saldırıya uğruyor. Şimdi bunun yanında Aile Bakanımızın danışmanı kendisi bir proje geliştiriyor ve diyor ki ‘Sağlık yaşam riskiyle alakalı bir çalışma yapalım, evlere ankete gidelim.’ Siz kurumdaki bir çalışanın güvenliğini sağlayamazken hangi eve gideceği, hangi huzursuz olduğu bölüme gideceğini bilmediğiniz bir eve anket yapması için personel görevlendiriyorsunuz. Türkiye'de siyasilerimizin anketlere falan ihtiyaç duymaması lazım. Sağlıklı bir şekilde sokağa çıktığınızda Türkiye'nin durumu zaten ortaya çıkıyor kendiliğinden. Biz hastaneleri her gün geziyoruz.” diye konuştu.
“Eskişehir’in yükü ve yürütücü gücü sadece Şehir Hastanesi”
Eskişehir’de sağlık sisteminin yükünün büyük ölçüde Eskişehir Şehir Hastanesi üzerinde olduğunu vurgulayan Köksal, özel hastanelerin ve bazı ilçelerdeki devlet hastanelerinin yük paylaşımında yeterli katkı sunamadığını ifade etti. Köksal, “Şehrin yükü ve yürütücü gücü sadece Şehir Hastanesi kalmış elinizde. Destekçi gücün Yunus Emre Devlet Hastanesi ama masada elinizde 3 tane özel hastane var ancak yoğun bakım olarak şehrin yükünü almıyor. Ciddi bir ameliyat sonrası komplikasyon geliştiğinde özel hastaneler de devlet hastanesine sevk yapmak için kapınızda bekliyor. Bakın buradan bütün Eskişehirlilere siyasi bir slogan oluşturmadan bu şehrin geleceği için hastane altyapısının ve sağlık çalışanı sayısının yetmediğini tekrar ediyorum burada. Çünkü artık sağlık çalışanı işe gelirken ayakları geri geri gidiyor. Sağlık çalışanı artık işe gelmek istemiyor. Bugün evinden 15 gece, 16 gece ayrı kalmış bir hemşireyi, bir ebeye, bir sağlık çalışanını siz aile olarak, anne olarak göremezsiniz. Evine 16 gece iş yerinde geçiren bir kişiden evinde mutluluk bekleyemezsiniz. Aile portföyü 2026 aile yılında en çok darbeyi sağlık çalışanları yemiş oluyor. Şimdi siz bu çalışma sistemindeki birinin evlendikten sonraki aile performansından nasıl mutlu olmasını bekliyorsunuz” dedi
“İlçe hastanelerinde ne yoğun bakım ne de yatak hizmeti vermiyoruz”
İlçelerde devlet hastanesi tabelalarının bulunduğunu ancak yoğun bakım ve yataklı tedavi hizmetlerinin sınırlı olduğunu belirten Köksal, şehirdeki sağlık kapasitesinin kağıt üzerindeki rakamlarla gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Köksal, “Eskişehir sağlık sistemi neden Türkiye ortalamasının üzerinde gözüküyor? Çünkü bizim Mahmudiye Devlet Hastanesi diye bir ibare var. Seyitgazi'de yeni açılan Kırka Sağlık Ocağı'nın üzerine kocaman Devlet Hastanesi yazıyor. İşte Mihalıççık'ta Devlet Hastanesi yazıyor. Ancak biz bunların yukarıda yatak sistemi gözüküyor ama ne yoğun bakım ne de yatak hizmeti vermiyoruz. Bu yatakların hepsini topladığımızda 200 tane yatak yapıyor. Şehrimizde 3 tane 4 tane özel hastane hizmeti veren yerler var ancak bu özel hastaneler işin sadece şov kısmında varlar, devlet hastanesinin yükünü almıyorlar” dedi.
“Artık gelen zamlara tahammül etmekte zorlanıyoruz”
Ekonomik koşullara da değinen Köksal, sağlık çalışanlarının büyükşehirlerde geçim sıkıntısı yaşadığını belirterek kira fiyatlarının memurlar için ciddi sorun oluşturduğunu söyledi. Köksal, “Sorunu yaşayan bizleriz, sıkıntıyı çeken bizleriz. Biz buradaki en büyük şeyin artık geçim derdi olarak da Eskişehir’e yeni gelen kardeşlerimiz var, 20-25 kişi bu ay içinde Eskişehir’e taşındı. Çok üzülerek söylüyorum şehrimizin her yeri güzel ama Çamlıca Mahallesi’ne yönlendiriyoruz, Şirintepe’ye yönlendiriyoruz, Zafer Mahallesi’ne gönderiyoruz, Emek Mahallesi’nde kiralaması için destek olmaya çalışıyoruz. Bugün 1+1’in kirasının 25 bin lira olduğu yerde, ya 70 bin lira maaş alıyorsun. Ülkede geçen ay biliyorsunuz enflasyonla ilgili yüzde 4’lük bir rakam çıktı. Biz artık gelen zamlara tahammül etmekte zorlanıyoruz. Şu andaki devlet memurlarının ve şu anda görev yapan bütün insanların büyükşehirlerde hayat pahalılığına rağmen memuriyeti artık hedeflerinden silmesi, lise çağındaki, üniversite çağındaki çocukların ya ben 70 bin lira parayla geçinemem zaten deyip yeni bir yol haritası araması ve oradaki eksikliği, mutluluğu işte sosyal sitelerde hazır kazanç yapacak başka bir alanda araması gayet normal” ifadelerini kullandı.
''Hedefin hasta sayısını artırmak değil toplumun daha sağlıklı hale gelmesini sağlamak”
Eskişehir’de sağlık hizmetlerine başvuru sayılarının yüksekliğine dikkat çeken Köksal, asıl hedefin hasta sayısını artırmak değil, toplumun daha sağlıklı hale gelmesini sağlamak olması gerektiğini vurguladı. Köksal, “Eskişehir’de 10 milyon hastaya baktık deniyor 5 milyon kişiyi muayene ettik, 10 milyon insana şunu yaptık. Arkadaşlar bizim nüfusumuz 930.000 ya, demek ki hasta bir topluma sahibiz Eskişehir olarak. Bu kadar insan dönüp dönüp 30 milyon insanı nasıl muayene ediyoruz 6 ay içinde? Yani böyle bir döngüde tam tersi bürokratik yapıda şuna çalışmamız lazım: Bizim 11 bin hastamız vardı, bunu 9 bine düşürdük. Şöyle başvuru vardı, bunu azalttık, sağlıklı bir toplumun geleceğini inşa etmeye çalışıyoruz. Bu şekilde çalışmaların yapılması lazım. Biz sivil toplum olarak çalışanların sesi olarak masada doğruyu dile getirip daha başarılı hizmetleri halkımıza bile nasıl sunarız derdindeyiz. Kimsenin rekabetçisi değiliz. Bürokratik yapının bu güçlü Türkiye emelinde sunabileceği en kaliteli hizmeti nasıl sunması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz. Burada amacımız kişileri zan altında bırakıp işte başarısız kılmak değil. Biz sadece karşıdan nasıl gözüktüğünü, bizim gün yüzündeki Ayşe teyze randevu almaya çalıştığında 6 ay sonraya randevu alıyorsa ama buradaki bürokrat Osman istediği zaman aynı randevuyu, 6 aylık randevuyu 7 gün sonra alıyorsa aradaki adaletsiz hizmete ulaşımı, adaletsiz dağılımı, adaletsiz kazanımı dile getirmekle mükellef bir sağlık sistemindeki sağlık çalışanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak konuşuyoruz” dedi.
“Eskişehir'in AK Parti'nin hiçbir zaman Ankara'da bir lobisi olmadı”
Siyasi değerlendirmelerde de bulunan Köksal, Eskişehir’in Ankara’da yeterince temsil edilmediğini belirterek, şehirde yapımı süren bazı sağlık tesislerinin dahi özelleştirme kapsamına alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Köksal, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Eskişehir'de AK Parti'nin hiçbir zaman Ankara'da bir lobisi olmadı. Ben olacağını da düşünmüyorum çünkü biz sağlık çalışanıyız, teşhisi düzgün koyamazsan tedaviyi düzgün yapamazsın. Eskişehir çok basit bir tartışmada şehir olarak her zaman kaybeden taraftı. Eskişehir'de bırakın bugün, Afyonkarahisar'da 1 metrekare toprak veya sağlık arazisi özelleşmedi. Özelleştirme listesinde de yok. Buradaki bence bürokratik olarak Eskişehir'in kaybetmesi değil, siyasi olarak Eskişehir'in kaybetmesidir. Burada sadece AK Parti olarak değil, Eskişehir'de milletvekili vardır. Bizim bu 6 milletvekilimizin 6'sının da Eskişehir için ciddi politika dışında biraz çalışma üretmesi gerekiyor. Sivrihisar sağlık ocağımız var, Sivrihisar beldesinde. İnşaatımız devam ediyor, çok güzel bir tesis yapıyoruz. Burası da satışa çıkıyor, özelleştirme kapsamında. Yüzde 80 inşaatı tamamlanmış, 3 ay sonra açılışını yapacağımız bir yer de özelleştirme kapsamında. Ankara'daki bürokratların bu kadar şehre uzak olduğunu siz hesaplayın. Orada oturdukları yerden karar alıyorlar, aldıkları karar zaten yanlış, şehre bir katkısı olmayacak bir çalışma yapıyorlar. “
Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi’nin 6 Haziran’da seçime gidiyor
Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi’nin 6 Haziran’da 7. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştireceğini açıklayan Köksal, yeni dönemde daha güçlü bir yönetim anlayışıyla sağlık çalışanlarının haklarını savunmaya devam edeceklerini söyledi.





