TBMM'ye yeni bir kanun teklifi sunuldu. Teklifi, iktidar partisi AK Parti hazırladı. Düzenleme, ülkede yıllardır çözülemeyen kamulaştırma ve mülkiyet anlaşmazlıklarına yönelik kapsamlı bir değişiklik içeriyor. Hedef, kamu kurumlarının sırtındaki dava yükünü hafifletmek. Teklifin önce ilgili komisyonlarda görüşülmesi, ardından TBMM Genel Kurulu'na getirilmesi bekleniyor.
KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA NEDİR?
Düzenlemenin merkezinde "kamulaştırmasız el atma" kavramı yer alıyor. Kavram, idarenin usulüne uygun kamulaştırma yapmadan bir taşınmazı fiilen kullanmasını ifade ediyor. Böyle bir durumda mülk sahibine, taşınmazının bedelini talep etme ya da el atmanın önlenmesini isteme hakkı doğuyor. Yol, okul ve hastane gibi tesisler, geçmişte bu yolla pek çok özel araziyi kapsamış durumda. Teklif, söz konusu taşınmazlara ilişkin uyuşmazlıkları yeni bir çerçeveye oturtmayı amaçlıyor.
NEDEN 1956 TARİHİ ESAS ALINDI?
Teklifteki 1956 eşiğinin hukuki bir arka planı bulunuyor. Kamulaştırmasız el atma kavramı, 16 Mayıs 1956 tarihli bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na dayanıyor. Söz konusu kararla, taşınmazına hukuka aykırı biçimde el konulan malike dava açma hakkı tanınmıştı. Yeni teklif, bu tarihten önce kamu hizmetine ayrılan taşınmazları farklı bir statüye taşıyor. Böylece düzenleme, doğrudan o içtihadın kapsamına giren eski dosyaları hedefliyor.
1956 ÖNCESİ TAŞINMAZLARA YENİ STATÜ GELİYOR
Teklif, 1956 öncesine ait taşınmazlar için yeni bir hukuki çerçeve öngörüyor. Söz konusu tarihten önce kamulaştırması resmen tamamlanmasa bile fiilen kamu hizmetinde kullanılan yerler bu çerçeveye girecek. Yol, okul, hastane ve karakol gibi tesislere ayrılan araziler, geriye dönük biçimde kamulaştırılmış kabul edilebilecek. Amaç, söz konusu taşınmazların belirsiz hukuki durumunu açıklığa kavuşturmak.
ESKİ SAHİPLERİN HAKLARI NASIL ETKİLENECEK?
Teklif, eski malik ve mirasçıların haklarını doğrudan ilgilendiriyor. Düzenlemeyle, bu kişilerin yeniden mülkiyet talep etmesi ve tapusunu geri istemesi engellenecek. Maliklere yalnızca sınırlı bir başvuru imkanı bırakılacak. Başvuruda esas alınacak tutar, taşınmazın kamuya ayrıldığı dönemdeki rayiç bedel olacak. Yani hesaplamada günümüzdeki piyasa fiyatı değil, kullanımın başladığı yıldaki değer dikkate alınacak. Ödenecek tazminat da aynı tutar üzerinden belirlenecek.
DEVAM EDEN DAVALARDA RET BEKLENİYOR
Teklif, süregelen davalar için de hüküm içeriyor. Öngörülen başlıca düzenlemeler şöyle:
- 1963 sonrasında açılmış ya da görülmekte olan kamulaştırmasız el atma ve bedel talepli davaların reddi
- Taşınmazların ilgili kamu kurumları adına doğrudan tescil edilmesi
- Dava süreçlerindeki harç ve vekalet ücretlerinin sabit (maktu) tutar üzerinden uygulanması
Düzenlemeler, mahkemelerdeki dava sayısını azaltmayı hedefliyor.
KİMLER ETKİLENECEK?
Düzenlemeden en çok belirli bir kesim etkilenecek. Uzun yıllardır kamu hizmetinde kullanılan arazilerin tapusunu elinde bulunduran vatandaşlar, teklifin kapsamında yer alıyor. Aynı durum, bu kişilerin mirasçıları için de geçerli olacak. Teklifin yasalaşması halinde, söz konusu taşınmazlara yönelik mülkiyet talepleri yeni kurallara tabi olacak.
DÜZENLEME MÜLKİYET HAKKI TARTIŞMASINI BÜYÜTTÜ
Teklif, mülkiyet hakkı ekseninde tartışmaları da beraberinde getirdi. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atmayı Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de benzer bir yaklaşım benimsiyor. Anayasa Mahkemesi, geçmişte 9 Ekim 1956 öncesi taşınmazları tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayan benzer bir kuralı iptal etmişti. Eleştirilerde, düzenlemenin hak arayan vatandaşların dava imkanını sınırlandıracağı dile getiriliyor.





