Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir Haber Ajansı’ndan Buse Kuşcu’ya yaptığı değerlendirmede, bu süreci ele alarak hem özelleştirme kararlarına hem de kentin yapısal sorunlarına dikkat çekti.

Ayşe Ünlüce 1

Özelleştirme kararları kamu vicdanını rahatsız etti

-Eskişehir’de bazı sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu kararların kamu hizmetine etkisi ne olur?

17 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan ilk kararla, “Eski Devlet Hastanesi” olarak bilinen alan özelleştirme kapsamına alınmıştı. Bu kararın ardından 24 Nisan’da, geçmişte “Hava Hastanesi” olarak hizmet veren ve halen Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Poliklinikleri ile İl Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu alan için de benzer bir adım atıldı. Bu iki yerle ilgili kamuoyunda oldukça olumsuz tepkiler oluştu. Aynı şekilde biz de bu kararlardan rahatsızlık duyuyoruz. Çünkü Eski Devlet Hastanesi’nin bulunduğu alanda uzun yıllardır mutlaka yeni bir sağlık tesisi yapılacağına dair sözler verilmişti. Söz konusu bina, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle 2018 yılında yıkıldı ancak tarihine baktığımızda 1970’li yıllardan bu yana kentin sağlık hizmetlerinde önemli bir yere sahip olduğu ve şehir hafızasında özel bir konumda bulunduğu görülüyor.

Özellikle ‘Hava Hastanesi’ olarak bilinen yapı ise uzun yıllar askeri hastane olarak hizmet vermiş, ardından devlet hastanesi olarak kentte sağlık hizmeti sunmaya devam etmiştir. Bunun yanı sıra mimari açıdan da son derece özgün bir yapı niteliği taşımaktadır. Türkiye’nin ilk uçak formunda inşa edilen hastanesi olan bu yapı, yukarıdan bakıldığında bir uçak görünümüne sahiptir. Aynı zamanda havacılık tıbbı açısından da önemli bir tarihi kimlik taşımaktadır. Gerçek bir şehir hafızası, mutlaka korunması gerekiyor. Söz konusu kararlar hem bizleri hem de kamuoyunun vicdanını ciddi şekilde rahatsız etmiştir.

Turizmde yükselen Eskişehir, kurumsal olarak geriliyor

-Son dönemde bazı kamu kurumlarının Eskişehir’den çekildiği ya da etkisinin azaldığı yönünde eleştiriler var. Bu tabloyu nasıl okuyorsunuz?

Eskişehir, İç Anadolu’nun parlayan yıldızıdır. Geçmişte birçok kamu kurumunun bölge müdürlükleri burada konumlanmıştı. Hatta Yargıtay’ın ilk kuruluşunun da burada gerçekleştirildiği çok bilinmeyen bir bilgidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, üst mahkemenin Ankara’ya yakın ancak doğrudan etki altında kalmayacak bir şehirde kurulması yönünde bir yaklaşımı olmuş ve bu kapsamda Yargıtay ilk olarak Eskişehir’de kurulmuştur. Daha sonraki süreçte de bölge mahkemeleri ve çeşitli kamu kurumlarının bölge müdürlükleri burada yer almıştır. Devlet Su İşleri, Köy Hizmetleri ve PTT gibi pek çok kurumun bölge yapılanmaları uzun yıllar Eskişehir’de faaliyet göstermiştir. Ancak bugün gelinen noktada bu yapıların önemli bir kısmının şehirden ayrıldığı görüyoruz. Her şeyimizi kaybediyoruz.

TÜLOMSAŞ gitti, TÜRASAŞ oldu. PTT Başmüdürlüğü gitti… Eskişehir’in yeni kazanımlar elde etmesi gerekirken, mevcut değerlerini kaybediyor. Çünkü Eskişehir’imiz, en gözde şehirlerden bir tanesidir. Özellikle son yıllarda belediyecilik alanındaki çalışmalarla önemli bir ivme kazanmış, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir şehir haline gelmiştir. Hal böyleyken bırakın Eskişehir’e bir şeyler kazandırmayı, elimizdekileri kaybetmek ya da kaptırmak bizler için son derece üzüntü vericidir.

İşin garibi; bizler seçilenler ve yerel siyasetçiler olarak bunları ya Resmi Gazete’den ya da basından okuyoruz. Bizlerle hiçbir bilgi paylaşılmıyor. Biz her türlü mücadeleye de varız. Eskişehir'de bununla ilgili mücadele edecek, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, akademik odalarla mücadeleye de varız. Her zaman buradayız.

Kent adına ortak hareket edecek güçlü bir lobi bugüne kadar oluşturulamadı

-“Eskişehir sahipsiz değil” söylemi ile mevcut gelişmeler arasında bir çelişki görüyor musunuz?

Bunun başlıca nedeni, bugüne kadar gerçek anlamda bir Eskişehir lobisinin oluşmamış olmasıdır. Örneğin her türlü siyasi partiden milletvekilleri, bürokratlar, şehrin önemli iş insanları ve oda başkanları bir araya gelerek Ankara’da Eskişehir için lobicilik yapmalıdır. Buradan tarifeli uçuşlarımız kaldırılıyor, biz öyle seyrediyoruz. Bölge müdürlüklerimiz şehirden ayrılıyor, çevre yolu gibi en büyük problemler dahi çözülemiyor. Yıllardır kangrene dönüşmüş liman bağlantı yolları… Eskişehir’in sorunlarına bakıldığında, tıkanan noktaların belli olduğu ancak etkili bir lobi çalışmasının yapılmadığı görülüyor. Örneğin Seyitgazi yolu üzerinden Afyon’a gidildiğinde, Afyon sınırına kadar olan yol ile sınırdan sonraki yol arasındaki fark dahi durumu anlatmaya yeterlidir. Tüm bu gelişmeler, Eskişehir’in sahipsiz olduğu yönünde bir görüntü ortaya koymaktadır.

Siyasi rekabetin aracı olursa kısa sürede can verir

Bununla birlikte, yakın zamanda yeni doğum sancıları çeken bir Eskişehir Kalkınma Platformu var. Kurumsallaşma yönünde ilerliyor. Belki oradan başarılı bir çizgi çıkar…

Eğer siyasete kurban edilmeden ve kişiselleştirilmeden, kentin önünü açacak ve Eskişehir’in yararına çalışmalar yürütülürse platform büyüyerek ilerler. Ancak kişisel ya da siyasi bir takım kavgaların parçası haline gelirse kısa sürede can çekişir ve ölür. Bizler Eskişehir’i seven herkes gibi, kentin kalkınması için oluşturulan her platformda her zaman yerimizi alacağız.

Batı yönü Toprak Koruma Kurulu engeline takılıyor

-Kent ekonomisini temsil eden aktörler, yatırım yapmak ve yatırım çekmek için yeni imar alanlarına ihtiyaç olduğunu ifade ediyor. Bu çağrıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskişehir’de son yıllarda çok hızlı bir konut yapımı oldu. Özellikle Vadişehir ve Aşağı Söğütönü taraflarında. Zaten şehrin gelişme akslarına bakıldığında kuzey, güney, batı ve doğu yönleri dikkat çekiyor. Ancak batı yönünde planlama yapılamıyor, Toprak Koruma Kurulu’na takılmış durumda. Bu nedenle Batıkent’in ilerisine gidilemiyor. Aşağı Söğütönü bölgesinde ise son yıllarda yoğun bir yapılaşma gerçekleşti. Şehrin doğu tarafına gidildiğinde Organize Sanayi Bölgesi, İmişehir ve alt kısımda yer alan küçük sanayi bölgeleri bu alanı kapatmış durumda. Güney yönünde, Seyitgazi yolu tarafına doğru ilerlediğinizde ise hayvan barınakları, çöp bertaraf tesisleri ve Asri Mezarlık gibi kullanım alanları nedeniyle bir tıkanmışlık söz konusu… Bu çerçevede şehrin ilerleyebileceği tek yönün kuzey olduğu görülüyor. Elbette imara açık alanlar mevcut. Yeni konutların yapıldığı bölgeler bulunuyor ve henüz tükenmiş bir durum yok. Yapım için bekleyen çok sayıda arsa da bulunuyor. Bu nedenle mevcut eleştirilere katılmıyorum. Ancak önümüzdeki 10, 20 ve 30 yıllık perspektifte değerlendirildiğinde, gelişime en açık alanın kuzey hattı olduğu, özellikle yerleşim alanlarının Sakintepe ve çevresinden başlayarak daha kuzeye doğru genişleyebileceği anlaşılıyor.

Sorun satışta değil, satılan alanların niteliğinde

-Son olarak söylemek istediğiniz başka bir şey var mıydı?

Ben ilk sorunuza dönecek olursam hakikaten çok hassas bir konu. Özellikle söylediğim gibi, kamuda zaman zaman araziler satılır, binalar satılır. Bunlar kamuda yapılabilecek şeylerdir. Kamunun elbette yatırımlara ihtiyacı vardır ve bu yatırımlar için zaman zaman bünyesinde, Milli Emlak bünyesinde tuttuğu ya da kendisine kayıtlı olan arazileri, binaları satabilir. Bunda bir beis yoktur. Yasada buna bir engel de yoktur zaten. Bizim burada üzüldüğümüz konu, bu bahsettiğimiz yerlerin sadece arazi ve bina olmamasıdır. Bu alanlar, şehrin hafızası, belleği ve şehir kültüründe çok önemli yer tutan alanlardır. Özellikle biraz önce bahsettiğimiz Hava Hastanesinin bulunduğu yer, hem mimarisiyle hem geçmişiyle hem de bu ülkenin havacılık kültürüne önemli hizmetler vermiş olmasıyla ayrı bir değere sahiptir. Bu kadar önemli bir yerin geleceği belirsiz bir şekilde özelleştirme kapsamına alınmasını doğru bulmuyoruz. Zaten Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, 17 Mart’ta yapılan özelleştirme kararlarına ilişkin dava açmıştı. Bu süreç partimizde Sağlık Politika Kurulu tarafından takip edilmektedir. 24 Nisan’da Resmi Gazete’de yayımlanan özelleştirme kararlarına karşı da şu anda dava hazırlıkları bulunmaktadır. Çok yakında bu davanın da açılması planlanmaktadır.

Kaynak: Buse Kuşcu