Erbakan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik tutumunu eleştirerek, Türkiye’nin bu saldırılara karşı net bir tavır alması gerektiğini vurguladı. Erbakan, “Merhum Erbakan hocamızın meşhur bir sözünü anmak istiyorum. Ne diyordu? ‘Domuzdan post, Amerika’dan dost olmaz.’ diyordu. Bu Amerika, Amerikan yönetimi her canı sıkıldığında bir yeri teper diyordu. Şimdi de İran’dan sonra Venezuela’ya kafayı takmış emperyalist, ırkçı, siyonist Amerikan yönetimi, Venezuela’yı aklı sıra terbiye etmeye çalışıyor. Böyle bir noktada bu saldırıyı, bu siyonist ve emperyalist saiklerle gerçekleştirilen saldırıyı en şiddetli şekilde kınıyoruz. Erbakan Hocamızın o sözlerini bir kez daha hatırlıyorum. Diyordu ki: ‘Bu Amerika, kuvveti hak sebebi saydığı için, yani ben güçlüyüm, öyleyse istediğimi yaparım anlayışına sahip olduğu için herkesi ezmekten çekinmiyor.’ Bütün dünyanın jandarması gibi, sömüremediği, söz geçiremediği, uslu çocuk olmayan ülkelere de bu bombaları yağdırmaya kalkıyor” dedi.
TÜRKİYE'DE HALKIN YÜZDE 45'İ AÇLIK SINIRININ ALTINDA
Türkiye’de vatandaşın en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirten Erbakan, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını, emekli maaşlarının ise yetersiz olduğunu ifade etti. Erbakan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye'de yapılan bütün anketlerde vatandaşın en önemli sorunu olarak ekonomik sorunlar karşımıza çıkıyor. Asgari ücret 22 bin TL’den 28 bin TL'ye getirildi ve bugün açlık sınırı 30 bin TL'nin üzerindedir. Dolayısıyla asgari ücretli milyonlar, açlık sınırının altında bir maaşla yaşama mücadelesi veriyor. Bir haneye iki asgari ücret girse 56 bin TL yapıyor; yoksulluk sınırı ise 100 bin TL seviyesindedir. Yani karı koca çalışıp asgari ücret alsalar dahi o hanenin geliri, yoksulluk sınırının neredeyse yarısı kadardır. Emekliler, Maaşları açlık sınırının yarısı kadar bir seviyede olduğu için perişan durumdadırlar. Çiftçiler; yüksek girdi maliyetleri, düşük taban fiyatları ve yetersiz destekler sebebiyle zor durumdadırlar. Küçük esnaf; faizler, kira artışları, vergiler, sigorta primleri ve alım gücünün düşmesi nedeniyle geçim sıkıntısı yaşamaktadırlar. Matematiksel olarak Türkiye'de halkın yüzde 45’i açlık sınırının altında, yüzde 80’i ise yoksulluk sınırının altında gelire sahiptir. Sosyal yardım alan hane sayısı 4 milyonun üzerine çıkmış durumdadır; bu da yaklaşık 20 milyon insanın sosyal yardım aldığı anlamına gelir. İşsizler ordusu 10 milyonu aşmış durumdadır. ‘Ev genci’ olarak adlandırılan, ne eğitimde ne de işte olan gençlerin sayısı 5 milyona ulaşmıştır. Bu rakam, küçük bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadardır.”
FAİZE VERDİĞİNİZ PARAYLA 11 MİLYON ASGARİ ÜCRETLİNİN MAAŞINI 44 BİN TL'YE ÇIKARABİLİRSİNİZ
Erbakan, 2026 yılında faize ödenecek tutarın 2,74 trilyon TL olduğunu belirtti. Bu kaynağın doğru kullanılması hâlinde konut ihtiyacının karşılanabileceğini, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceğini ve sosyal sorunların çözülebileceğini ifade etti. Erbakan, “Ekonomik sıkıntıların temel sebebi borç-faiz ekonomisidir. Kaynaklar şu üç kanala aktarılmaktadır. Faiz ödemeleri, kamudaki israf ve imtiyazlı holdinglere yapılan haksız kaynak aktarımı. 2026 yılında ödenmesi öngörülen faiz tutarı 2,74 trilyon TL’dir. Bu para ile 750 bin adet 3+1 daire inşa edilerek Türkiye'nin bir yıllık konut ihtiyacı ücretsiz karşılanabilirdi. İstanbul’da 500 bin konut yapılarak deprem dönüşüm sürecinin üçte biri tamamlanabilirdi. Bir senede faize verdiğiniz para ile Türkiye’nin konut ihtiyacını çözmeniz veya 1 milyon insana istihdam sağlamanız mümkündür. Ama bunlar yapılmıyor; para faize gidiyor. Neden? Çünkü israf var, çünkü imtiyazlı holdinglere kaynak aktarımı var. Kaynak üretmek diye bir şey yok. Böyle olunca bütçe açık veriyor; bütçe açık verdiği müddetçe de borç alınıyor, borç alındıkça da faiz ödeniyor. Faize ödediğiniz paranın yüzde 7’si ile en düşük emekli maaşı alan 3 milyon emeklimizin maaşını asgari ücretle eşitlemeniz mümkündür. Yine bu faize verilen parayla tek seferde 215 bin öğretmen atayıp, 20 sene boyunca maaşlarını ödemeniz mümkündür. Faize verdiğiniz parayla 11 milyon asgari ücretlinin maaşını 44 bin TL'ye çıkarabilirsiniz” dedi.
"MİLLİ KAYNAK PAKETLERİ" KİTABINDAKİ KAYNAKLARIN ORTAYA KONULMASI LAZIMDIR
Çözümün Millî Görüş politikalarında olduğunu ifade eden Erbakan, denk bütçe, kamu tek hesabı ve millî kaynak paketleriyle faize giden kaynakların millete aktarılacağını belirtti. Erbakan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Rahmetli Erbakan hocamız başbakan olduğu dönemde ne yaptıysa yine aynısını yapacağız. ‘Niye aynısını yapacaksın?’ derseniz; sorunlar aynı sorunlar olduğu için çözümü de aynı çözümdür. Erbakan hocamız ne yaptı? Kamu tek hesabı ve denk bütçe ile faize giden milyarlarca doları kurtardı. Rüşveti, yolsuzluğu, suistimalleri ve israfı önleyerek zarar eden kamu kuruluşlarını kâra geçirdi. Bir de millî kaynak paketleriyle kaynak üretti ve altı ayda 35 milyar dolar, bir senede 70 milyar dolar para buldu. Bu parayı işçiye, memura, emekliye, çiftçiye ve köylüye verdi. İşçiye, memura ve emekliye yüzde 100 maaş zammı verdi. İşte Millî Görüş bereketi budur. Bu parayı, toplumun bir başka kesimini borçlandırarak veya onlara vergi yükleyerek değil; faizden, rantiyeden ve israftan kurtararak o tasarrufu yaptı ve asıl sahibi olan millete verdi. O dönemdeki bolluk ve bereket dönemi böyle yaşandı. Haksız kaynak aktarımının önlenmesi lazımdır. Vergi muafiyetleri yoluyla ve astarı yüzünden pahalı yapılan projelerle imtiyazlılara aktarılan kaynakların önüne geçilmelidir. Yine Yeniden Refah Partimizin, bu devrin gereklerine uygun şekilde güncel olarak ortaya koymuş olduğu ‘Millî Kaynak Paketleri’ kitabındaki kaynakların hayata geçirilmesi lazımdır. İsraftan ve imtiyazlılardan kurtarılan kaynaklar ile millî kaynak paketleri sayesinde denk bütçenin yapılması gerekir. Denk bütçeyi yaptığınız anda, yıllık trilyonlarca lira faiz ödemekten kurtulacaksınız. Bu imkân da size katılacak ve bütün bu imkânlarla milletin hizmetini göreceksiniz. İşçiye, memura, emekliye, küçük esnafa, girişimciye, sanayiciye, çiftçiye ve köylüye gereken destek ve kaynak aktarılacaktır.”





