Zafer Partisi Eskişehir İl Başkanı Hasan Demir, yaptığı basın açıklamasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milli Eğitim Bakanı'nın müfredatta "Kurtuluş Savaşı" ifadesi yerine "Milli Mücadele" ifadesinin kullanılacağı yönündeki açıklamalarını eleştiren Demir, bu değişikliğin tarihi gerçeklerle bağdaşmadığını ifade etti. Demir, “millilikle alakası olmayan, hatta milli tüm odaklara savaş açmış Yusuf Tekin'in, Milli Eğitim Bakanı olarak yaptığı açıklamalarla başlamak istiyorum. Eskiden milli olan eğitim anlayışından bugün maalesef eser kalmadığını düşünüyorum. Sayın Bakan, bundan sonra Milli Eğitim müfredatında ‘Kurtuluş Savaşı’ ibaresinin kullanılmayacağını, yerine ‘Milli Mücadele’ ifadesinin tercih edileceğini beyan etti. Gerekçe olarak da "Neyden kurtuluyoruz? Bundan önce büyük Osmanlı İmparatorluğu vardı." dedi. Kendisine bir tarihçi olarak hatırlatmak isterim. 1918 yılında Mondros Mütarekesi imzalandığında, ülke dört bir taraftan işgal edilirken Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. Altı yüz yıl hüküm süren Osmanlı Devleti, Mondros Mütarekesi ve ardından Sevr Antlaşması ile hükmünü yitirmiş, Anadolu tamamen İtilaf Devletleri tarafından kuşatılmıştı. Türk milleti ise Kuvayımilliye'yi, ardından Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini oluşturmuş, şanlı İstiklal Harbi'ni vererek 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'ni ilan etmişti. Bu süreç, binlerce şehidin, on binlerce gazinin canı ve kanıyla, bir milletin yeniden millet oluşuyla şekillenmişti” dedi.

“Sayın Bakan'a kalan kısıtlı süresinde yapabildiğini yapmasını tavsiye ediyorum”

Demir, Kurtuluş Savaşı kavramının müfredattan çıkarılmasına yönelik yaklaşımı eleştirdi. Demir, “Sizin ‘Kurtuluş Savaşı yoktur, bu sadece Milli Mücadele'dir.’ demenizle bu gerçek değişmeyecektir. Zaten son dönemde Milli Eğitim'de millilikten uzaklaşan müfredat ve sistem değişiklikleri bize açıkça gösteriyor ki bir oyun sahneleniyor. Bu oyunun en önemli ayağı ise eğitimde yaşanan tahribattır. Bu nedenle Sayın Bakan'a, kalan kısıtlı süresinde yapabildiğini yapmasını tavsiye ediyorum. En fazla bir buçuk seneniz kaldı. Bir buçuk yıl sonra bu millet size sandıkta gerekli cevabı verecektir” diye konuştu.

“Mutlak butlan süreci, hukuk adı altında her türlü hukuksuzluğun organize edildiği dönem”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın tutuklanması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonlar ve muhalif belediyeler hakkında yürütülen işlemleri eleştiren Demir, CHP’ye yönelik süreçler ile bazı şirketlere yönelik idari uygulamaların siyasi saiklerle gerçekleştirildiğini öne sürdü. Demir, “Öncelikle Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın 2025 yılı Ocak ayında haksız şekilde tutuklanması, ardından Ekrem İmamoğlu'na yönelik operasyonlar, muhalif belediyelere yapılan müdahaleler ve son dönemde özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik 21 Mayıs itibarıyla başlatılan mutlak butlan süreci, hukuk adı altında her türlü hukuksuzluğun organize edildiği dönemler olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

“Yoksulluk sınırı dört kişilik bir aile için 116 bin 478 lira olarak hesaplanmaktadır”

Demir, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan yüzde 17,81, memur emeklilerine yapılan yüzde 13,56 oranındaki zamların yetersiz olduğunu söyleyerek, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamaları için gereken tutarın emekli maaşını aştığını ifade etti. Demir, “Temmuz ayının ilk günlerinde emekli maaşlarına yapılan artış gündeme geldi. SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 17,81 oranında zam yapıldığı, en düşük emekli maaşının ise 23 bin 552 lira olduğu açıklandı. Memur emeklileri için de yüzde 13,56 oranında zam kararlaştırıldı. Yapılan araştırmalara göre ülkemizde dört kişilik bir ailenin yalnızca gıdaya ulaşabilmesi için gereken açlık sınırı 35 bin 759 liradır. Buna rağmen milyonlarca emeklinin maaşı 23 bin 552 liradır. Yani bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? İnsanların yalnızca yaşayabilmesi için gereken rakam 35 bin 759 lirayken emekli maaşı 23 bin 552 liradır. Yoksulluk sınırı ise dört kişilik bir aile için 116 bin 478 lira olarak hesaplanmaktadır. Bu rakama gıdanın yanı sıra barınma, giyim, ulaşım ve eğitim gibi temel giderler de dahildir” dedi.

“Türkiye, gerçekten ehil eller tarafından yönetildiğinde çok daha müreffeh bir ülke olabilir”

Demir, açıklamasının sonunda Türkiye'nin sahip olduğu kaynakların adil şekilde yönetilmesi halinde ekonomik refahın artacağını vurguladı. Demir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Uçan, kaçan Türkiye bu olamaz. Türkiye, gerçekten ehil eller tarafından yönetildiğinde çok daha müreffeh bir ülke olabilir. Ülkedeki kaynaklar adil şekilde dağıtıldığında bugün konuştuğumuz bu rakamların esamesi dahi okunmayacaktır.”

Kaynak: Alperen Ata