Ünlü, faaliyet raporunu “görsel bir boyama kitabı” olarak nitelendirerek, belediyenin yatırım anlamında kayda değer bir çalışmasının bulunmadığını iddia etti. Ünlü, “Rapora dair uzun uzadıya bir değerlendirme yapmak isterdik ancak yatırım adına yaptığınız hiçbir şey yok; dolayısıyla üzerinde konuşulacak, kente değer katan kayda değer tek bir proje de bulunmuyor” dedi

“Belediye bütçesinde ciddi bir dengesizlik oluşmuştur”

Belediye şirketlerine aktarılan kaynaklara da değinen Ünlü, bu harcamaların şeffaf olmadığını belirterek, belediye bütçesinde personel giderlerinin oranının yüzde 75’i aştığını ifade etti. Ünlü, bu durumun belediyeyi hizmet üreten bir kurum olmaktan uzaklaştırdığını ve mali açıdan zor bir tabloya sürüklediğini ifade etti. Ünlü, “Belediye şirketlerine aktarılan paraların nerelere harcandığını net biçimde öğrenmekte zorlanırken, Fikriye Hanım şirketlerin sadece personel giderinin 1,6 milyar TL olduğunu açıkladı ve bütçenin yüzde 60’ının da şirketlere aktarıldığını ifade etti. Ancak faaliyet raporunda ‘Personel Giderleri’ ve ‘SGK Prim Giderleri’ toplamı 448,4 milyon TL görünüyor. Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, belediyenin toplam personel harcaması 2 milyar TL’yi aşıyor. Oysa yasal sınır yaklaşık 988 milyon TL olmalıydı. Gelinen noktada personel giderleri bu sınırın çok üzerine çıkmış, belediye bütçesinde ciddi bir dengesizlik oluşmuştur” ifadelerini kullandı.

“Tepebaşı’nın temel sorunlarını çözmekten tamamen uzaktır”

Sayıştay raporlarına da belediye kaynaklarının etkin kullanılmadığını söyleyen Ünlü, geçmiş dönemde yatırımlar yerine farklı alanlara harcama yapıldığını iddia etti. Ünlü, “Sayıştay raporundaki bulgularla da sabitlendiği üzere; Tepebaşı’nın parası maalesef kentsel yatırımlara değil, Sayın Ahmet Ataç’ın seçim kampanyasına gitmişti. 2024’te hiçbir şey yapmadığınız için 2025’teki bu yüzde 4,5’lik komik oran, kağıt üzerinde 10 kat artmış gibi görünse de aslında Tepebaşı’nın temel sorunlarını çözmekten tamamen uzaktır.

Konuşmasında mecliste söz hakkı kullanımına da değinen Ünlü, isim verilerek yapılan eleştirilere yanıt verme hakkının engellenmemesi gerektiğini belirtti.

Kaynak: Alperen Ata