CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz güvenliğin çok boyutlu bir mesele olduğuna belirterek, CHP’nin güvenlik anlayışının özgürlük, adalet ve demokrasiyle ayrılmaz bir bütün olduğunu vurguladı. Yalaz, “Güvenlik meselesi, yalnızca sınırları korumak değildir. Güvenlik; bir çocuğun tok yatmasıdır, bir kadının korkmadan sokakta yürüyebilmesidir, bir gencin geleceğe umutla bakabilmesidir. Güvenlik; yurttaşın devlete güven duyabilmesidir. Biz güvenliği; özgürlükten koparmayız, adaletten ayırmayız, demokrasinin dışına itmeyiz. Güvenliği, baskının değil özgürlüğün; korkunun değil huzurun teminatı olarak görürüz. Çünkü biliyoruz: adalet yoksa güvenlik yoktur, demokrasi yoksa huzur yoktur. Hukukun olmadığı yerde güvenlik değil, yalnızca keyfiyet vardır” dedi.
“Toplumsal barışı ulusal güvenliğin ayrılmaz parçaları olarak görür”
Günümüzde güvenlik tehditlerinin değiştiğine işaret eden Yalaz, ekonomik kırılganlıklar, toplumsal kutuplaşma, dezenformasyon, siber saldırılar ve düzensiz göç gibi unsurların da artık güvenlik başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yalaz, konuşmasını şu ifadelerler sürdürdü:
“Bu nedenle partimizin güvenlik politikası; insan onuruna yakışır yaşamı, sosyal adaleti, hukukun üstünlüğünü ve toplumsal barışı ulusal güvenliğin ayrılmaz parçaları olarak görür. Çünkü toplumsal barışın olmadığı yerde kalıcı güvenlikten söz edilemez. Elbette ulusal savunma da bu bütünün vazgeçilmez bir parçasıdır.”
“Adaletsizliğin olduğu yerde suç büyür”
Yalaz, iç güvenliğin yalnızca suçla mücadeleyle sınırlı olmadığını, suçu doğuran koşulların da ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Yalaz, “İç güvenlik anlayışımız da yalnızca ‘suçla mücadele’ değildir. Suçu doğuran koşullarla mücadeleyi de içerir. Yoksullukla mücadele, eğitimde eşitlik, fırsat adaleti ve sosyal devletin güçlendirilmesi; kalıcı güvenliğin temel taşlarıdır. Çünkü biliyoruz ki; adaletsizliğin olduğu yerde suç büyür, eşitsizliğin olduğu yerde huzur zayıflar” diye konuştu.
“Bilinçli ve hazırlıklı bir devlet yapısını hedefler”
Yalaz, veri güvenliğinin günümüzde en az sınır güvenliği kadar önemli hale geldiğini ifade ederek, bu alanda hem ulusal kapasitenin artırılması hem de vatandaşların mahremiyetinin korunması gerektiğini belirtti. Yalaz, “Bugün ayrıca çok kritik bir başlık daha var: Siber güvenlik ve dijital egemenlik. Artık devletlerin sınırları sadece toprakta değil, veri dünyasında da korunmaktadır. Bilginin güvenliği, en az sınır güvenliği kadar hayati hale gelmiştir. CHP bu alanda da hem ulusal kapasiteyi artırmayı hem de yurttaşların mahremiyetini güvence altına almayı esas alır. Dijitalleşmenin getirdiği risklere karşı güçlü, bilinçli ve hazırlıklı bir devlet yapısını hedefler” ifadeleri kullandı.
“Güvenlik; korku üreten değil, güven veren bir devlet anlayışıyla sağlanır”
Yalaz, güvenliğin baskıyla değil hukukla, kutuplaşmayla değil toplumsal barışla sağlanabileceğini belirterek, demokratik, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışı olması gerektiğini vurguladı. Yalaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşımı çok nettir: Güvenlik; korku üreten değil, güven veren bir devlet anlayışıyla sağlanır. Baskıyla değil, hukukla sağlanır. Kutuplaşmayla değil, toplumsal barışla sağlanır. Güvenlik; ancak demokratik, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla kalıcı hale gelir. Bizim hedefimiz; yurttaşın devletten korkmadığı, aksine kendini devletin güvencesi altında hissettiği bir Türkiye’dir. Çünkü biliyoruz ki; güçlü bir devlet ancak mutlu, özgür ve güvende hisseden yurttaşlarla mümkündür. Ve yine biliyoruz ki; güvenli bir gelecek, ancak demokrasiyle, hukukla ve sosyal adaletle inşa edilir.”
“150 sayfalık bir Milli Güvenlik Politika Belgesi hazırladık”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, partinin milli güvenlik politikalarına ilişkin 38’inci Kurultay’ın ardından Milli Güvenlik Danışma Kurulu’nun kurulduğunu ve bu kurulun düzenli olarak toplanarak parti yönetimini bilgilendirdiğini söyledi. Bağcıoğlu, emekli amiraller ve güvenlik uzmanlarından oluşan kurulun, kriz durumlarında acil şekilde bir araya gelebildiğini belirterek, “Yaklaşık 150 sayfalık bir Milli Güvenlik Politika Belgesi hazırladık. Bu belge parti içi bir dokümandır ve uygulamaya yönelik detayları içermektedir. Ayrıca canlı bir metindir, yeni öneriler doğrultusunda güncellenmektedir. Parti programında kesin ve bağlayıcı ifadeler genellikle detaylı şekilde yer almaz. Ancak bazı konuların aciliyeti nedeniyle daha ayrıntılı düzenlemelere yer verdik. Askeri sağlık sistemi, askeri eğitim sistemi ve doğal afetlere ilişkin konular bu kapsamda ele alındı. Böylece parti programı, hükümet programına temel oluşturacak bir nitelik kazandı” dedi.
“Askeri sağlık sistemi hala tam anlamıyla kurulabilmiş değildir”
Bağcıoğlu, askeri eğitim ve komuta yapısında değişiklikler yaşandığını ancak askeri sağlık sisteminin tam anlamıyla kurulamadığını belirterek, bunun önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti. Jandarma ve Sahil Güvenlik ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkilerin yeniden ele alınması gerektiğini de belirtti. Bağcıoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“15 Temmuz sonrasında askeri eğitim sistemi, askeri sağlık sistemi ve komuta yapısında önemli değişiklikler yapılmıştır. Ancak askeri sağlık sistemi hâlâ tam anlamıyla kurulabilmiş değildir. Bu önemli bir eksikliktir. Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu kurumlar barış zamanında İçişleri Bakanlığı’na bağlı olabilir; ancak koordinasyonun güçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca askeri alanların imara açılması konusu da yeniden değerlendirilmelidir. Bu alanların kamu yararı gözetilerek kullanılması önemlidir. 15 Temmuz hain darbe girişimini en güçlü şekilde lanetliyoruz. Ancak bu sürecin olumsuz sonuçlarının Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yüklenmemesi gerektiğini de vurguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin büyük çoğunluğu darbe girişimine karşı durmuştur.”
Savunma sanayinde şeffaflık ve liyakat vurgusu
Savunma sanayinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini ancak eksikliklerin de bulunduğunu söyleyen Bağcıoğlu, bu alanda şeffaf ve denetlenebilir bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti. Bağcıoğlu, “Savunma sanayinde önemli başarılar bulunmaktadır. Ancak eksiklikler de vardır. Bu alanda temel yaklaşımımız; etkin, şeffaf ve denetlenebilir bir sistem kurmaktır. Proje yönetiminde liyakat esas alınmalı, siyasi referanslar belirleyici olmamalıdır. Ayrıca beyin göçünün önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin savunma sanayine yaklaşımı nettir: Bu alan daha da ileriye taşınacaktır. İnsansız hava araçları, insansız deniz araçları, hipersonik sistemler ve elektronik harp gibi alanlarda gelişim desteklenecektir” dedi.
Toplumsal dirençlilik vurgusu
Bağcıoğlu, güvenliğin yalnızca askeri güçle sağlanamayacağını belirterek, toplumsal dirençliliğin önemine dikkat çekti. Demokratik ve adil yönetim, hukukun üstünlüğü ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasının milli güvenliğin ayrılmaz parçaları olduğunu sözlerine ekledi.







