Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, yaklaşık bir yıldır ara verilen pazar toplantılarını yeniden başlattı. Taşbaşı Kırmızı Salon’da gerçekleştirilen toplantıya partililer yoğun ilgi gösterdi. Partililerin yanı sıra Ayşe Ünlüce, İbrahim Arslan ve Jale Nur Süllü de programa katıldı. Toplantıda partiye yeni katılan üyelere rozetleri takıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan toplantı, İl Başkanı Talat Yalaz’ın konuşmasıyla devam etti. Yalaz, açılış konuşmasında hem partiye katılan yeni üyelere mesaj veren hem de ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bu rozet bir duruşun simgesidir
Konuşmasında partiye katılan yeni üyelere seslenen Yalaz, rozetin anlamına vurgu yaparak şunları söyledi:
“Aramıza bugün yeni katılan yol arkadaşlarımız var. Onlara özellikle hoş geldiniz demek istiyorum. Birazdan gururla takacağımız rozetler, sadece bir üyeliğin değil, adaletten, eşitlikten ve özgürlükten yana saf tutmanın simgesidir. O rozet, bu ülkenin aydınlık yarınlarına duyduğumuz inancın ve omuz omuza vereceğimiz mücadelenin nişanesidir. Bugün aramıza bu zor süreçte baskının ve zulmün karşısında ‘ben de varım’ diyen korkusuz insanlar katılıyor. Kuruluşun ve kurtuluşun kenti Eskişehir’den umudu büyütmeye ‘ben de varım’ diyen Anadolu’nun demokrat insanları aramıza katılıyor. Tıpkı bir asır önce bu topraklarda olduğu gibi Kuvayı Milliye ruhuyla ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkarmaya ant içmiş yiğit Anadolu devrimcileri aramıza katılıyor.”
Yerel yönetimlere yönelik baskı eleştirisi
Yalaz, tutuklanan belediye başkanlarıyla ilgili de konuştu. Muhalefet olarak zor bir süreçten geçtiklerini belirten Yalaz şu ifadeleri kullandı:
“Peki, yeni üyelerimiz hangi şartlar altında partimize geliyor? Bugün Türkiye’de demokrasinin en temel ilkeleri ciddi bir sınavdan geçmektedir. Her geçen güne yeni bir belediyeye yönelik saldırıyla uyanıyoruz. İktidar, seçimle kazanamadığı belediyeleri bu kez yargı eliyle kuşatmaya, itibarsızlaştırmaya ve fiilen işlevsiz hale getirmeye çalışmaktadır. Bu durum yalnızca belediyelere değil, doğrudan doğruya milletin iradesine yönelmiş açık bir müdahaledir. Sandıkta kaybettiklerini masa başında geri alma çabası, demokratik meşruiyetle bağdaşmaz. Halkın oyuyla seçilmiş yerel yönetimlere yönelik bu baskılar, iktidarın sandıktan ne kadar uzaklaştığının ve milletten ne kadar koptuğunun en açık göstergesidir. Çünkü sandığa güvenen, milletten korkmaz. Biz buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu anlayışa boyun eğmeyeceğiz. Yerel demokrasiyi savunmak, halkın iradesine sahip çıkmak bizim tarihsel sorumluluğumuzdur. Belediyelerimiz yalnız değildir. Bu örgüt onların arkasındadır, bu halk onların yanındadır.”
İktidar sandıktan kaçıyor
Ekonomik koşullar ve erken seçim tartışmalarına da değinen Yalaz, sandık çağrısını yineleyerek şöyle devam etti:
“Bugün milyonlarca yurttaşımız geçim sıkıntısı yaşarken, gençlerimiz gelecek kaygısıyla yaşam kuramaz hale gelmişken, emeklilerimiz insanca yaşam mücadelesi verirken bu düzenin sürdürülebilir olmadığı artık tartışmasızdır. Türkiye’nin acil bir değişime ihtiyacı vardır ve bu değişim ancak sandıkla mümkündür. Ancak görüyoruz ki mevcut iktidar sandıktan kaçmaktadır. Milletin önüne çıkmaktan, halkın hakemliğine başvurmaktan çekinmektedir. Sandıktan kaçan bir iktidarın meşruiyeti zedelenir, gücü tartışmalı hale gelir. Bu nedenle erken seçim ya da ara seçim talebimizi kararlılıkla yineliyoruz. Türkiye’de iktidarın bugün bir güven oylamasına ihtiyacı vardır. Eğer iktidar gücünü gerçekten halktan aldığını iddia ediyorsa, bunun yolu bellidir, sandık. Hodri meydan diyoruz. Gelin milletin karşısına çıkalım.”
Konforlu muhalefeti değil zoru seçiyoruz
Parti içi anlaşmazlıklara ilişkin de mesajı veren Yalaz, hedeflerinin iktidar olduğunun bir kez daha altını çizdi ve partililere tartışmaları bir kenara bırakmak gerektiğini hatırlattı. Yalaz şöyle konuştu:
“Artık şunu çok net görüyoruz, İktidar olmaya çok yakınız. Ancak bu yakınlık bize rehavet değil, daha büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılmaktadır. Zaman kendi içimizde kavga etme zamanı değil, faşizme karşı mücadele zamanıdır. Kendi içimizde kavga kolaydır, bütün imkânlarıyla karşımızda duran iktidara karşı mücadele etmek zordur. Biz zoru seçiyoruz. Konforlu muhalefeti değil, kendi içimizdeki boş tartışmaları değil, halkımıza borcumuz olanı, Gazi Mustafa Kemal’e sözümüz olanı, hakkımız olan iktidarı seçiyoruz. Kimin ne dediği, kimin kimi delege yapmadığı, kimin yönetime alınmadığı bizim meselemiz değildir. Ben başında olduğum sürece bu örgütün de meselesi olmayacaktır. Bu örgütün tek bir hedefi vardır, iktidar olmak.”

Toplantı, rozet takma töreninin ardından basına kapalı olarak devam etti.





