CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, 17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla 27 ilde 55 taşınmaz ve üzerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin yaptığı incelemenin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Arslan, söz konusu taşınmazların toplam büyüklüğünün 1 milyon 237 bin 553 metrekare olduğunu açıkladı. İncelemenin parsel bazında yapıldığını belirten Arslan, kararın içeriğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“32 taşınmaz sağlık niteliğinde”

Arslan, yaptığı incelemede 55 taşınmazdan doğrudan tespit edebildiği 32’sinin sağlıkla ilişkili alanlardan oluştuğunu ifade etti. Bu taşınmazların; hastane, sağlık tesisi, dispanser, doğumevi, sağlık ocağı ve lojman gibi nitelikler taşıdığını belirtti. Arslan, “Ben bu taşınmazları tek tek inceledim. Parsel kayıtlarına tek tek baktım. Doğrudan tespit edebildiğim 32 taşınmazın sağlıkla ilişkili alanlar olduğunu gördüm. Yani burada söz konusu olan yalnızca boş arsa değildir; doğrudan sağlık hizmetiyle ilişkili kamu alanlarıdır.” dedi.

Liste sadece arsadan ibaret değil

Özelleştirme kapsamına alınan taşınmazların yalnızca boş arazilerden oluşmadığını vurgulayan Arslan, listede çok farklı nitelikte yapıların yer aldığını söyledi. Hastane binaları, dispanserler, doğum evleri, sağlık ocakları ve tesislerin yanı sıra spor salonları, lojmanlar, kız yetiştirme yurdu, okul yeri, mezbaha, arsa, arazi, bina, tarla, bağ ve bahçelerin de listede bulunduğunu ifade etti.

“Bu bir çelişkidir”

Arslan, Resmî Gazete kararında yer alan özelleştirme gelirlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yeni yatırımlarda kullanılacağı yönündeki ifadeye dikkat çekti. Bu yaklaşımın kendi içinde çelişki barındırdığını dile getiren Arslan, "Bir yandan mevcut sağlık alanlarını, hastane binalarını, sağlık tesislerini özelleştirme kapsamına alacaksınız; sonra da buradan elde edilecek gelirle sağlık yatırımı yapacağınızı söyleyeceksiniz. Sağlık alanlarını satıp sağlık yatırımı yaptığını söylemek açık bir çelişkidir. Bu, durum kamuoyuna sunulan bir aldatmacadır.” ifadelerini kullandı.

“Bu bir yatırım modeli değil”

Arslan, söz konusu uygulamanın yeni bir sağlık planlaması olmadığını savundu. Mevcut kamu varlıklarının nakde çevrilmesi anlamına geldiğini belirten Arslan “Bu bir sağlık yatırımı modeli değildir. Bu, kamuya ait taşınmazları ve sağlıkla ilişkili alanları paraya çevirme modelidir. Elde olanı satıp, sonra bunu yatırım diye sunmak; planlama değil, günü kurtarma anlayışıdır.” dedi.

“Sağlık hakkı anayasal güvencededir”

Konuya yalnızca taşınmaz devri olarak bakılamayacağını ifade eden Arslan, Anayasa’nın 56’ncı maddesine işaret etti. Sağlık hizmetlerinin kamusal bir anlayışla sunulması gerektiğini vurgulayan Arslan, “Sağlık hakkı Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Devletin görevi, yurttaşın sağlığını korumak ve sağlık hizmetlerini kamusal bir anlayışla sunmaktır. Ancak bugün gördüğümüz tablo tam tersidir. Sağlık giderek kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasacı, ticari ve özelleştirmeci bir anlayışla yeniden biçimlendirilmektedir” diye konuştu.

“Yetki Özelleştirme İdaresi’ne geçmiştir”

Arslan, kararın önemli sonuçlarından birinin taşınmazlar üzerindeki yetkinin Özelleştirme İdaresi’ne devredilmesi olduğunu belirtti. Sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Planlama süreci de gündemde

Özelleştirme kapsamındaki taşınmazlarda planlama süreçlerinin de önem taşıdığına dikkat çeken Arslan, imar planlarına ilişkin yetkilerin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu durumun taşınmazların gelecekteki kullanımını da doğrudan etkileyeceğini belirtti. Arslan, "“Bu süreç yalnızca mülkiyet devriyle sınırlı değildir. İlgili mevzuat çerçevesinde planlama ve mevcut imar planlarına ilişkin yetkiler de ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle mesele sadece bugünü değil, bu alanların yarın neye dönüştürüleceğini de ilgilendirmektedir” dedi.

“Soru açık”

Arslan, sağlık alanlarının neden özelleştirme listesinde yer aldığı sorusunu gündeme getirdi. Arslan, “1 milyon 237 bin 553 metrekarelik bu dev alanın içinde sağlık niteliği taşıyan taşınmazlar var. Bu durumda cevaplanması gereken soru açıktır. Sağlık alanları neden özelleştirme kapsamına alındı?” dedi.

Kaynak: Buse Kuşcu