Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Alt Komisyonu’nda, ücretli öğretmenlerin sigorta primleri ve sosyal haklarına ilişkin yaşanan sorunlar ele alındı. Toplantıda konuşan CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Milli Eğitim Bakanlığı ve SGK temsilcilerinin açıklamalarına tepki gösterdi.
Çalışma barışını ve adalet duygusunu ortadan kaldırırsınız
Toplantıda ilk olarak Milli Eğitim Bakan Yardımcısı ile SGK temsilcisinin değerlendirmelerine ilişkin konuşan Arslan, ücretli öğretmenlerin eksik prim uygulamasına karşı çıktı. Aynı işi yapan öğretmenler arasında farklı uygulamaların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Arslan, şu ifadeleri kullandı:
“Milli Eğitim Bakan Yardımcımız bir cümle kullandı arkadaşlar. Başka da bir açıklama yok. Kullandığı tek cümle şu; ‘Maliye ve Hazine Bakanlığı’ndan gelen genelgeler ya da bildirimler doğrultusunda biz işlem yapıyoruz, bitti, kapattık onu.’ SGK temsilcisi de şunu söyledi; ‘Biz artık SGK olarak eğer Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bize bir düzenleme gelirse biz kurum olarak gereğini yaparız.’ Eşit işe eşit ücret kavramını ve anayasal hükümleri ne çabuk gözden kaçırıp unutuyoruz ya. Şimdi ne demek devletin memuru olan, kamu çalışanı olan öğretmenimizin girdiği ders saatiyle ücretli çalışan öğretmenin girdiği ders saati aynıysa aynı süreli işi yapıyorlarsa birininkini yedi buçuk saate bölüp eksik, kısmi çalışma diyerek prim gün sayılarını emekliliğine de etki edecek şekilde kesmeye kalkarsanız çalışma barışını ve adaletin huzurunu da ortadan kaldırırsınız.”
İnsanlar mecbur kaldığı için bu yolu tercih ediyor
Arslan, bazı milletvekilleri ve bürokratların ücretli öğretmenlerin çalışma şartlarını bilerek göreve başladıklarını söylediğini belirterek bu yaklaşımı eleştirdi. İşsizlik ve ekonomik kriz ortamında öğretmenlerin başka seçeneklerinin olmadığını ifade eden Arslan şöyle konuştu:
“Vekillerimizden bir kısmı şunu söyledi, bürokratlarımız da söyledi; ‘E canım başlarken biliyorlar.’ İşsizliğin can yaktığı, ekonominin bu kadar kötü olduğu, insanların hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı içerisinde yol aramaya çalıştığı bir süreçte, ya petrol vardı da bu insanlar mı içti? Siz atanmayan milyonu bulan öğretmeni görevine atadınız da bu insanlar o nedenle mi bu yolu tercih ediyor? Hayır.”
Bu kadar parçalı çalışma düzeni olabilir mi?
Türkiye’de eğitim alanında çok farklı çalışma modellerinin oluştuğunu söyleyen Arslan, sistemin giderek karmaşık hale geldiğini belirtti. Ücretli öğretmenlerin geleceğine ilişkin belirsizliklerin büyüdüğünü kaydeden Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkemizdeki bütün üniversitelerde eğitim fakültelerinde çok sayıda gencimiz eğitiliyor, yetiştiriliyor, öğretmenliğe hak kazanıyor. Ya sonra? Sonrası yok. O zaman arkadaşlar sorunlardan kaçarak sorunları hava altına süpürerek sorunlardan kurtulamıyoruz. Sorunlar daha da büyüyerek gelir. Başından beri söylüyoruz zaten. Bu kadar çeşitli bir çalışma ortamı olabilir mi? İşçi var, sözleşmeli var, memur var, kısmi çalışma var, geçici işçi var, EUP’a göre haftanın üç günü gidip aydan sekiz bin lira ücret alıp ya da sigortası ona göre ödenen var, taşeronu var. Var oğlu var. Sayıyı arkadaşlarımızdan rica ediyorum. Türkiye’de kaç yüz bin insan bu koşuldadır?”
Yüz binlerce öğretmenin sorunu çözülmeli
Kamu Denetçiliği Kurumu’nun konuyu gündeme taşımasının önemli olduğunu belirten Arslan, sorunun çözümü için yeni bir yasa düzenlemesine gerek olmadığını dile getirdi. Ücretli öğretmenlerin yaşadığı hak kayıplarının artık giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, şu sözleri kullandı:
“Bu insanlar ne zaman, nasıl emekli olacak? Arkadaşlarımızın bu soruya da yanıt bırakması lazım. Şimdi ben şöyle anlıyorum. KDK temsilcimiz burada bir hukuksuzluğun ve mağduriyetin olduğunu, burada hukuksal bir düzenleme gerekmediği için zaten gündemimizde. Kanunun da değişmesi gerekmiyor. Öyle olsa yürümemiz gereken yol farklı olur. O ki hukuka aykırılığı tespit edilmiştir. Yasama tarafından bir düzenleme de yapılması gerekmemektedir ve idarenin uygulamasından KDK temsilcisi şikayetle konuyu buraya da taşımıştır. SGK temsilcisi de uygulayıcı olarak kardeş bize nasıl gelirse biz uygulamaya hazırız demiştir. O zaman Milliyetin Bakanlığı’nın bakan yardımcısı ya da bakanlık maliyeyle mi oturur konuşursun? İdarenin bütünüyle mi oturur konuşursunuz? Yüz binlerce ücretli öğretmenimizin bu sorunu bu masada çözülmelidir. Bu hak ihlali ve mağduriyet mutlaka giderilmelidir.”





