Türkiye Cumhuriyeti’nin bir “narkoz” değil; emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin, halk egemenliğinin ve çağdaşlaşma iradesinin somutlaşmış hali olduğunu ifade eden Arslan, Cumhuriyet’in kulluktan yurttaşlığa geçişin simgesi olduğunu vurguladı. Arslan, “Ali Yalçın tarafından dile getirilen “100 yıllık narkoz” ifadesi cumhuriyetin tarihsel kazanımlarını yok sayan, toplumsal hafızayı hedef alan asla kabul edilemez bir söylemdir. Türkiye Cumhuriyeti bir “narkoz” değil; emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin, halk egemenliğinin ve çağdaşlaşma iradesinin somutlaşmış halidir. Cumhuriyet kulluktan yurttaşlığa geçişin, aklın ve bilimin rehberliğinde kurulan aydınlık bir geleceğin adıdır” dedi.
Kazanımları değersizleştiren her yaklaşım çocuklarımızın geleceğine zarar vermektedir
Eğitim sisteminin laik, bilimsel ve kamusal yapısının Cumhuriyet’in en temel kazanımlarından biri olduğunu ifade eden Arslan, bu değerleri hedef alan yaklaşımların yalnızca geçmişe değil, çocukların geleceğine de zarar verdiğini vurguladı. Arslan, “Bu ülkenin eğitim sistemi laik, bilimsel ve kamusal niteliğiyle cumhuriyetin en temel kazanımlarından biridir. Bu kazanımları değersizleştiren her yaklaşım, yalnızca geçmişe değil; çocuklarımızın geleceğine de zarar vermektedir” söyledi.
Yurttaşları ötekileştiren bir dil sendikal sorumlulukla bağdaşamaz
Toplumu ayrıştıran ve farklı yaşam biçimlerini hedef gösteren bir dilin kabul edilemeyeceğini belirten Arslan, eğitim emekçilerinin temsilcisi olduğunu iddia eden yapıların görevinin ayrıştırmak değil birleştirmek olduğunu vurguladı. Arslan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Toplumu ayrıştıran, farklı yaşam biçimlerini hedef gösteren, yurttaşları ötekileştiren bir dil ne sendikal sorumlulukla ne de kamu vicdanıyla bağdaşır. Eğitim emekçilerinin temsil iddiasında olanların görevi ayrıştırmak değil birleştirmek, ideolojik kutuplaşma yaratmak değil, eğitimin niteliğini yükseltmektir.”
Sendikal aidiyet, hiçbir zaman aklın, bilimin ve laik eğitimin önüne geçmemelidir
Sendikal aidiyetin akıl, bilim ve laik eğitimin önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayan Arslan, eğitimcilerin mesleki onur ve öğrencilerin geleceği adına bu anlayışa itiraz etmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, “Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti, farklı kimlik ve yaşam biçimlerine sahip yurttaşların eşitliği üzerine kuruludur. Bu eşitlik, demokratik ve laik yapının temelidir. Buradan o sendikaya üye eğitim emekçilerine de açık bir çağrımız var. Cumhuriyetin kazanımlarını hedef alan, toplumu ayrıştıran bu dile sessiz kalmayın. Sendikal aidiyet, hiçbir zaman aklın, bilimin ve laik eğitimin önüne geçmemelidir. Mesleki onurunuz ve öğrencilerimizin geleceği için bu anlayışa itiraz edin.”
Gerçek uyanış geçmişi inkar etmek değil; onu anlayıp daha ileriye taşımaktır
Eğitim İş olarak Cumhuriyet’in aydınlık değerlerini hedef alan hiçbir söylemi kabul etmediklerini belirten Arslan, eşitlik, laiklik, demokrasi ve emekten yana mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Arslan, “Gerçek uyanış geçmişi inkâr etmek değil; onu anlayıp daha ileriye taşımaktır. Bu topraklarda uyanış 100 yıl önce başlamış ve aynı kararlılıkla sürmektedir. Cumhuriyeti ve onun aydınlık değerlerini hedef alan hiçbir söylemi kabul etmiyoruz. Bilimin, aklın ve laik eğitimin ışığında eşitlikten, laiklikten, demokrasiden ve emekten yana mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.





