Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Ekonomi Gazetesi işbirliğiyle düzenlediği “Ekonomi Paneli” Haller Gençlik Merkezi’nde gerçekleşti. Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, Eskişehir iş dünyasının liderleri 2026 yılı öngörülerini paylaştı.

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, enflasyon, finans maliyetleri ve çalışma barışı başlıkları altında iş dünyasının üzerindeki ağır yükü dile getirdi.

“Enflasyon hedefleri hayal oldu”

2026 yılının ilk üç ayında gerçekleşen yüzde 10,7’lik enflasyonun yıllık planları altüst ettiğini vurgulayan Güler, resmi makamlarca öngörülen yüzde 30-31 seviyelerinin artık “hayal olduğunu belirtti. Güler, “Bu tablo, planlamanın çok üzerinde bir enflasyonla yüzleşeceğini gösteriyor ve iş dünyası için büyük bir tehlike arz ediyor” dedi.

“Kamu bankalarında faizler yüzde 50’ye dayandı”

İşletmelerin finansmana erişim noktasında büyük bir maliyet baskısı altında olduğunu ifade eden Güler, “Kamu bankalarında bile spot kredi faizleri yüzde 48-49 bandına çıkmış durumda. Bu, aylık yüzde 4’ün üzerinde bir faiz gideri demek. Savaşın da etkisiyle artan maliyetler işletmelere bütünüyle yansıyor” diye konuştu.

“Duvara toslamış durumdayız”

İşveren ve çalışan arasındaki makasın kapandığını ancak her iki tarafında mutsuz olduğunu söyleyen Güler, şunları söyledi: “İş barışı noktasında maaş skalasını maalesef artık ayarlayamaz hale geldik. Çok pahalı bir ülke olduk. Birim başına maliyetlerimizi hesapladığımız zaman maalesef o çalışanımızın mutlu olduğu rakamlara ulaşamıyoruz. Çalışanımızın mutlu olduğu rakamlara biz ulaşamıyoruz, çalışanın aldığı maaşla mutlu olma şansı ise zaten yok. Mutsuz insandan nasıl verim alabilirsiniz? Asgari ücret revizyonunu biz de düşünüyoruz ama artık bunu iş insanının üzerine yükleyerek yönetme şansımız kalmadı; duvara toslatmış durumdayız."

"Petrol artışı cari açığı tetikliyor"

Dünyadaki hammadde ve enerji fiyatlarındaki artışın Türkiye'deki enflasyon ve cari açık dengesini bozduğunu belirten Güler, "Şu anda petroldeki yüzde 10’luk bir artışın enflasyona doğrudan katkısı yüzde 1 olurken, cari açığa maliyeti ise tam 2.6 milyar dolar. Fiyatların 20-30 dolar daha yükseldiği bir senaryoda, bu farklar yönetilemeyecek bir noktaya gelecek” dedi.

“Borsadaki şirketlerin yüzde 60’ı zarar açıklıyor”

Küresel emtia fiyatlarındaki artışın ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın cari açığı ve enflasyonu doğrudan tetiklediğini hatırlatan Güler, "2025 yılı bilançolarına bakın, dev firmaların ve borsada işlem gören şirketlerin %60’ı zarar açıkladı. İkinci ve üçüncü çeyrek bağlantılarını yapan sanayicimiz, maliyet artışları nedeniyle şu an kâr değil, zarar ediyor" dedi.

“Savaş bitse de etkisi sürecek bir yıl"

İçinde bulunulan 2026 yılının ekonomik açıdan oldukça kritik olduğunu ifade eden Güler, jeopolitik risklerin sona ermesinin bile kısa vadede mucize yaratmayacağını söyledi. Güler, "Sırf savaşı örnek vermek istemiyorum ama yarın savaş durulsa bile bu durum 2026 yılında her şeyin bir anda toparlanacağı anlamına gelmiyor. Zor bir yılın tam ortasındayız ve bütüne baktığımızda tablo oldukça ciddi" ifadelerini kullandı.

"Eskişehir Türkiye'nin 10 katı yüksek teknoloji üretiyor"

Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir’in yüksek teknoloji üretimiyle Türkiye’ye örnek olduğunu ancak mevcut ekonomi politikalarının sanayicinin hareket alanını kısıtladığını söyledi. Eskişehir sanayisinin üretim kültürü açısından kritik bir havza olduğunu belirten Küpeli, şehrin yüzde 42'sinin geçimini sanayiden sağladığını ifade etti. İhracattaki başarıya dikkat çeken Küpeli, "5 milyar dolara yaklaşan ihracatımızda yüksek teknolojili ürün payı yüzde 30’un üzerinde. Türkiye ortalamasının yüzde 3,8 olduğu düşünülürse, Eskişehir’in gücü daha net anlaşılır" dedi.

"Yatırımcı gelmiyor, arsa tahsisleri eksiye düştü"

Geçmiş yıllardaki yatırım iştahının yerini belirsizliğe bıraktığını ifade eden Küpeli, yatırımcı ilgisindeki düşüşü şu ifadelerle açıkladı: "2022 yılında sadece KOBİ bölgesinde 142 parsel tahsis etmiştik. Bugün ise 2026 yılındayız ve durum '-3'te. Yani 3 arsa tahsis ettiysek, 6 tanesini geri iade almışız. Kimsenin yatırım derdi kalmadı, herkes can derdinde. Sanayici ayağında prangayla hareket ediyor."

“Parasal sıkılaştırma üretimi boğmamalı”

Merkez Bankası ve hükümetin parasal sıkılaştırma politikalarını eleştiren Küpeli, finansman musluklarının kesilmesinin üretimi durdurma noktasına getirdiğini savundu. Küpeli, enflasyonla mücadelenin sadece talebi kısmakla olmayacağını belirterek şunları söyledi: "Çözüm parayı keserek talebi 110’dan 90’a düşürmek değil, üretimi 100’den 150’ye çıkararak talebi karşılamaktır. Bugün sanayici %60 faizle karşı karşıya. Parayı kim alıyor? Başta devlet alıyor. Devlet ana alıcı olmaktan çıkmadığı sürece bizim işimiz zor."

"Sanayici çalışıyor, parayı başkaları kazanıyor"

Sanayicinin fedakarlık limitini doldurduğunu ifade eden Küpeli, "Sanayici üzerine düşeni fazlasıyla yaptı, enflasyon hedeflerinin bile altına indi. Ancak sanayici çalıştı, rantiyeciler kazandı. Üreticinin finansmanını kestiğinizde hammadde alamaz, elektrik faturasını ödeyemez hale gelir. Sanayiciye mutlaka pozitif ayrımcılık yapılmalı" çağrısında bulundu.

“56 yıl önceki sorunlar hala masada”

1970 yılında yayınlanan ve hazırlayanlar arasında Yılmaz Büyükerşen’in de bulunduğu "Topluma Dönük Sanayici Bildirgesi"ne atıfta bulunan Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Kesikbaş, o dönemdeki sorunların güncelliğini koruduğuna dikkat çekti. Kesikbaş, "O dönemde de temel problem tarımdı, bugün de öyle. Bugün tarım enflasyonu yüzde 30 seviyelerindeyken sanayicinin enflasyonu yüzde 17 bandında. Sanayici son 3 yıldır elinden gelenin fazlasını yaptı. Ancak tarım ve su yönetimini çözmediğimiz sürece kalıcı başarı elde edemeyiz. 'Herkesin başına bir aspirin' vererek değil, akıllı ilaçlarla yapısal dönüşümü gerçekleştirmeliyiz” dedi.

"Kent tarımı ve hidroponik çözümler şart"

Enflasyonun kümülatif etkisini kırmak için yerel çözümler öneren Kesikbaş, Eskişehir için "Kent Tarımı" vizyonunu paylaştı. Kesikbaş, "Paris’in yüzde 10’u kendi tarımıyla kenti idare edebilecek altyapıya sahip. Eskişehir’de de balkonlarda, çatılarda, ESMEK'ler aracılığıyla hidroponik tarımı geliştirmeliyiz. Bu, kentin enflasyonuna doğrudan pozitif değer katar” ifadelerini kullandı.

Ar-Ge ve inovasyonda "insan kaynağı" krizi

Üniversite-sanayi iş birliğinin 1970'ten beri bir "dert" olduğunu belirten Kesikbaş, inovasyon için donanımlı insan kaynağına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Kesikbaş, "Bize '1 dolarlık ürünü 10 dolara satın' diyorlar ama bunu yapacak donanımlı ekip kurmakta zorlanıyoruz. Entelektüel sermayeye yatırım yapmamız gerekiyor. Eskişehir bu konuda şanslı ama üniversitelerin artık sanayi için teknoloji üretme noktasında silkinmesi lazım” diye konuştu.

"Liman bağlantısı Eskişehir’in prangasıdır"

Eskişehir’in bir "demiryolu kenti" olmasına rağmen ihracatının tamamına yakınının karayoluyla yapıldığını belirten Kesikbaş, lojistik sorunlara dikkat çekti. Kesikbaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Gemlik Limanı’na demiryolu bağlantısı Eskişehir sanayisi için hayati önem taşıyor. Yeşil mutabakat ve düşük maliyet için bu 22 kilometrelik bağlantının bir an önce çözülmesi lazım. Lojistik problemler, bu kentin sanayisinin en büyük sıkıntılarından biridir."

“En büyük hayalim gençleri Eskişehir’de tutmak”

Eskişehir’in en büyük potansiyelinin gençler olduğunu ifade eden Kesikbaş, zihniyet dönüşümü vurgusu yaparak, konuşmasına şöyle devam etti: "Hayalim, Eskişehir’in gençlerini bu kentte tutmak. Klasik yöntemlerle artık olmuyor. Dijital ve yeşil dönüşümü (ikiz dönüşüm), toplum 5.0 zihniyetiyle birleştirmeliyiz. Yaratıcı endüstriler ve yazılım gibi alanlarda yeni vizyon projeleriyle entelektüel sermayenin şehirden gitmesini engellemeliyiz."

Kaynak: Haber Merkezi