Yaşam Nöbetine: KESK Eskişehir Şubesi, Öğretmen Sendikası, TMMOB bağlı odalar, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP İl Başkanı Talat Yalaz ve birçok kitle örgütü katıldı.

“Her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır”

Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Özkan Demirkol, son günlerde okullarda yaşanan şiddet olaylarının eğitim camiasında derin bir acı yarattığını ifade etti. Demirkol, son günlerde okullarda yaşanan olaylarında güvenlik ihmali olduğunu belirtirken, güvenlik tedbirleri alınsaydı bu olayların engellenebileceğini ifade etti. Demirkol, “Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla, güven duygusuyla adım atılması gereken yerlerdir. Oysa bugün nefretin, şiddetin mekânları haline gelmişlerdir. Evet, her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır. Eğer gerekli tedbirler alınsaydı failler önlenebilir, saldırılar engellenebilirdi” ifadelerini kullandı.

“Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut”

Demirkol, Yaşanan olayları “münferit” olmadığını belirterek yaşanan olayları toplumsal boyutlarla değerlendirmek gerektiğini ifade etti. Demirkol, “Yaşananlar tek başına ele alınamaz, şiddet münferit değildir. Okullarda yalnızca son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandı. Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut. Bu açıdan yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini hep ifade ettik. Şiddet kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bugün bu şiddet, toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma, kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir. Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır” ifadelerini kullandı.

“Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını zayıflatmıştır”

Şiddetin ortaya çıkış nedenlerine de değinen Demirkol, toplumsal eşitsizlik, yoksulluk, umutsuzluk ve kutuplaştırıcı politikaların bu süreci beslediğini ifade etti. Demirkol, “Bu yaşananlar kader değildir, tesadüf değildir. Siyasi iktidar eğitim alanını bilimsel, laik ve kamusal niteliğinden uzaklaştırmıştır. Tüm kurumlarda liyakat yerine sadakati esas alan bir idari yapıyı kurumsallaştırmıştır. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını zayıflatmıştır. Gençleri hayata bağlayacak, onları toplumsal bir özne haline getirecek politikalar yerine baskı, denetim ve dışlama üretmiştir. İşte bugün yaşadıklarımızın sebepleri bunlardır” dedi.

“Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir”

Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğinin sağlanmasının kamusal bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Demirkol, şiddet tamamen sona erene ve sorumlular hesap verene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. Demirkol, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor, ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal istifa etmelidir. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz. Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve toplumsal kesimleri güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz”

Kaynak: Alperen Ata