Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şube Başkanı Ali Paşa Şanlı, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarının hayatın gerçeklerini yansıtmadığını savunarak, pazarda ve kira öderken hissedilen gerçek enflasyonun resmi verilerin çok üzerinde olduğunu ifade etti. Şanlı, “TÜİK'in açıkladığı rakamlar ne olursa olsun, emeklilerin mutfağında yangın sürmektedir. Pazarda, markette, eczanede ve kira öderken karşılaştığımız gerçek enflasyon, açıklanan rakamların çok üzerindedir. Milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır” dedi.
“Ülkemizdeki adaletsiz gelir dağılımının en açık göstergelerinden biridir”
Emeklilere yapılacak zam oranlarının geçim sorununu çözmeyeceğini belirten Şanlı, en düşük memur maaşının 70 bin lirayı aşarken en düşük emekli aylığının yaklaşık 23 bin lirada kalmasının gelir dağılımındaki adaletsizliği gözler önüne serdiğini ifade etti. Şanlı, “Son TÜİK verileri sonucu SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında yüzde 17,76, memur emeklilerinin aylıklarında ise yüzde 13,52 oranında artış olacaktır. En düşük memur maaşı 61 bin 890 liradan 70 bin 224 liraya yükselirken, en düşük emekli aylığı da ancak 23 bin lira olacaktır. Tüm bu veriler, ülkemizdeki adaletsiz gelir dağılımının en açık göstergelerinden biridir” diye konuştu.
“Emekliler milli gelirden hak ettiği payı alamıyor"
Açıklamasında ekonomik politikaları da eleştiren Şanlı, AK Parti iktidarı döneminde sosyal güvenlik sistemine ve emeklilere ayrılan kamu kaynaklarının azaltıldığını savundu. Emeklilerin yoksullaşmasının temel nedeninin yalnızca yüksek enflasyon olmadığını ifade eden Şanlı, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli şekilde zayıflatıldığını ve emeklilerin milli gelirden aldığı payın her geçen yıl düştüğünü belirtti. Şanlı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu tablo, yıllardır uygulanan sermaye yanlısı ekonomi politikalarının sonucudur. AKP iktidarı döneminde sosyal güvenlik sisteminin millî gelirden aldığı pay azaltılmış, emeklilerin bütçeden aldığı pay sürekli geriletilmiştir. Ülke büyüdü denilirken emekliler yoksullaşmış, üretilen zenginlik bir avuç sermaye çevresine aktarılmıştır. Emekli aylıklarının düşüklüğünün en önemli nedenlerinden biri, bütçeden ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'dan (GSYH) emekliler ve sosyal güvenlik sistemi için yeterli kamu kaynağı ayrılmamasıdır. Dahası, emeklilere ve sosyal güvenliğe ayrılan kamu kaynaklarının payı AKP iktidarı döneminde geriletilmiştir. Bugün yaşanan yoksullaşmanın temelinde yalnızca yüksek enflasyon değil, sosyal güvenlik sisteminin bilinçli olarak zayıflatılması ve emeklilerin millî gelirden aldığı payın azaltılması bulunmaktadır. Ülke büyürken emeklilerin büyümeden aldığı pay küçülmüş, ekonomik büyümenin sonuçları emeklilere değil, sermayeye aktarılmıştır. Bugün iktidar kaynak yetersizliğinden söz etmektedir. Oysa bütçede emekliler için bulunamayan kaynaklar; büyük sermaye kesiminin vergi aflarında, teşviklerde, garanti ödemelerinde, sermayeye sağlanan ayrıcalıklarda ve çeşitli kamu harcamalarında rahatlıkla bulunabilmektedir. Türkiye'nin kaynak problemi yoktur. Sorun, var olan kaynakların yurttaşlar arasında eşit ve adil olarak dağıtılmamasından kaynaklanmaktadır.”
İlk ortak eylem mesajı
Basın açıklamasının, 21 Haziran'da gerçekleştirilen "Emeklilerin Ortak Geleceği Çalıştayı" sonrasında kurulan Emekli Sendikaları Platformu'nun ilk ortak eylemi olduğunu vurgulayan Şanlı, üç emekli örgütünün ortak mücadele kararı aldığını açıkladı.
“Emeklilerin insanca yaşamak istiyoruz diye bir haykırdığı bir ülkede adaletten de bahsedilemez”
Talat Yalaz, emeklilerin seslerini yükseltmesinin demokratik açıdan önemli olduğunu belirterek, iktidarın emeklileri ekonomik bir yük olarak gördüğünü iddia ederek, bugünün emeklilerinin geçmişin emekçileri olduğunu, emeğe değer vermeyen bir yönetim anlayışından emekliler lehine adımlar beklemediklerini söyledi. Yalaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün, emeklilerin haklı olarak tüm Türkiye'de yaptıkları, Eskişehir'de de yapılan bu anlamlı eyleme ve protestoya katılmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Hak aramanın artık zorunuluk olduğu bu ülkede emeklilerin sesini duyurması, hem kendilerine hem de ülkede yapılan diğer demokratik tutumlara karşı tepkilerini dile getirmeleri son derece anlamlı ve kıymetlidir. Bu iktidar emeklisini yük olarak görmektedir. Bu bizim iddiamız değildir. Bu, Sosyal Güvenlik Kurumu başkanının da, bakanının da, emekliler artık daha uzun yaşıyor, daha uzun süre yaşayıp daha çok maaş alıyorlar, hazineye de yük oluyorlar demesinden ileri gelerek düşündüğümüz bir tutumdur. Emeklisini yük olarak gören bir iktidar elbette emeklisini açlıkla sınayacaktır. Ama emeklilerin aslında baş tacı edilmesi gerekir. Çünkü bugünün emeklileri, geçmişin emekçileridir. Bugünün emekçileri, geleceğin emeklileridir. Emeğe saygı duymayan bir iktidardan artık emekliler lehine önemli bir karar almasını, onları refah düzeyine taşımasını beklemiyoruz. Ama en azından insanca yaşayabilecekleri, çocuklarına torunlarına harçlık vermeyi geçtik, kirada oturuyorsa kirasını ödeyebilecekleri ya da hayatını idame ettirip ay sonunu görebilecekleri bir maaşı dahi çok görüyorlar. Emeklilerin insanca yaşamak istiyoruz diye bir haykırdığı bir ülkede adaletten de bahsedilemez, demokrasiden de bahsedilemez, haktan da hukuktan da bahsedilemez.”





