Eskişehir’in geleceğine ilişkin kapsamlı bir vizyon çalışması yürüttüklerini belirten Kesikbaş, dünyanın, ekonominin ve teknolojinin hızla değiştiğine dikkat çekti. Günlük siyasi tartışmaların geleceğe yönelik konuların önüne geçtiğini ifade eden Kesikbaş, bu nedenle 2030 ve sonrasını değerlendirecek bir istişare ortamı oluşturmak istediklerini söyledi.

“Türkiye imalat sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 2'si Eskişehir'de”

Eskişehir’de 1800’ü aşkın üretici firmanın faaliyet gösterdiğini belirten Kesikbaş, sanayinin cirosunun 10 milyar dolara, ihracatının ise 4,8 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Sanayinin şehir ekonomisindeki payının yıllar içerisinde önemli ölçüde arttığını kaydeden Kesikbaş, sektörün 100 bini aşkın kişiye doğrudan istihdam sağladığını belirtti. Kesikbaş, “Eskişehir, bir asrı aşan üretim kültürüyle Türkiye'nin kalkınma yolculuğuna güç veren öncü sanayi şehirlerinden biri. Bugün kentimizde 1800'ü aşkın üretici firma faaliyet gösteriyor. Sanayimizin cirosu 10 milyar dolara, ihracatı ise 4,8 milyar dolara ulaşmış durumda. Eskişehir aynı zamanda dış ticaret fazlası veren güçlü üretim merkezleri arasında yer alıyor. Sanayinin şehrimizin gayrisafi yurt içi hasılasındaki payı 1990 yılında yüzde 28 seviyesindeyken bugün yüzde 44'e yükselmiş durumda. Türkiye imalat sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 2'si Eskişehir'de gerçekleştiriliyor. Sanayimiz 100 bini aşkın kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Eskişehir'de her üç aileden biri geçimini üretimden kazanıyor. Üstelik meseleyi yalnızca fabrikalarda çalışan 100 bin kişi üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Sanayinin servis hizmetlerinden yemek sektörüne, yan sanayiden kırtasiyeye kadar uzanan çok geniş bir ekonomik ekosistemi bulunuyor. Dolayısıyla fabrikalarda dönen her çark yalnızca üretim anlamına gelmiyor; aynı zamanda bir ailenin geçimi, bir gencin işi ve şehrin ekonomik geleceği anlamına geliyor” dedi.

Eskişehir ihracatının yüzde 30'unu orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünler oluşturuyor”

Eskişehir’in yüksek teknoloji ve orta-yüksek teknolojili üretimde önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Kesikbaş, Eskişehir’in ihracatının yüzde 30’unun bu ürünlerden oluştuğunu söyledi. Kesikbaş, “Eskişehir ihracatının yüzde 30'unu orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünler oluşturuyor. Kilogram başına 1,95 dolarlık ihracat değerimizle Türkiye ortalamasının yüzde 25 üzerindeyiz. Kişi başına düşen 4 bin 900 dolarlık ihracatımız ise Türkiye ortalamasından yüzde 40 daha yüksek. Eskişehir uçak, helikopter, insansız hava aracı, lokomotif, kamyon ve gemi motoru üretebilen, Türkiye'nin önemli motor üretim merkezlerinden biri. Bunun yanında kentimizde Bakanlık onaylı 24 Ar-Ge ve Tasarım Merkezi bulunuyor. Türkiye'nin en büyük ikinci organize sanayi bölgesine sahibiz. Küçük ve orta ölçekli sanayi sitelerimiz de Eskişehir ekonomisinin önemli damarlarını oluşturuyor. Dolayısıyla kentte çok ciddi ve birbirini besleyen bir üretim ekosistemi var” ifadelerini kullandı.

“Enflasyonla mücadelede en ağır yüklerden birini de sanayicimiz taşıyor”

Sanayicilerin yüksek faiz, enflasyon, finansmana erişim ve öngörülebilirlik sorunlarıyla mücadele ettiğini belirten Kesikbaş, üreticilerin artan maliyetleri fiyatlarına tam olarak yansıtamadığını ifade etti. Kesikbaş, “Çarklar gerçekten dönüyor ancak her geçen gün üzerimizdeki yük biraz daha ağırlaşıyor. Eskişehirli sanayicilerimizin büyük bölümünü yakından tanıyorum. Hepsi ülkesini seven, çalışkan ve üretme konusunda son derece kararlı insanlar. Türkiye'nin içinde bulunduğu jeopolitik şartları da ekonomik gelişmeleri de yakından takip ediyorlar. Hepimizin bildiği gibi enflasyon, ülkemizin en önemli sorunlarından biri. Enflasyonla topyekûn mücadelede biz de yüksek bir motivasyona sahibiz. Bunu aynı zamanda önemli bir vatandaşlık görevi olarak görüyoruz. Ancak enflasyonla mücadelede en ağır yüklerden birini de sanayicimiz taşıyor. Üretici, artan maliyetleri fiyatlarına tam olarak yansıtamıyor” diye konuştu.

“2026 ve 2027 kâr yılı değil, ar yılıdır”

Sanayicilerin önceliğinin yalnızca kâr etmek olmadığını ifade eden Kesikbaş, fabrikaları, çalışanları ve yıllar içerisinde oluşturulan üretim yapılarını korumaya çalıştıklarını söyledi. Kesikbaş, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Yüksek faizle finansman sağlamak zorunda kalıyor. Bir taraftan da kur baskısı altında ihracat pazarlarını korumaya çalışıyor. Temmuz 2026 itibarıyla sanayi sektörümüzün ürettiği temel mallardaki enflasyon yüzde 16,8 seviyesinde. Bunlar TÜİK'in verileri. Aynı dönemde gıda enflasyonu yüzde 37, hizmetler enflasyonu ise yüzde 40 düzeyinde. Dolayısıyla sanayi sektörü yıllardır taşın altına elini koyuyor. Enerji, finansman, iş gücü ve ham madde maliyetleri artmasına rağmen üretimden, istihdamdan, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmiyoruz. Enflasyonla mücadelede de her zaman devletimizin yanındayız. Ancak sanayiciler için enflasyonla mücadelede uygulanacak paketin ve reçetenin farklılaştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sanayicilerimiz üretimden, gençlerimiz de sanayiden uzaklaşmamalı. Üretimin yarattığı değer ekonomik dolaşıma girdikten sonra yeniden üretime dönmeli. Ülkemizin oluşturduğu ekonomik değer, finansal kurumlar aracılığıyla tekrar üretime kazandırılmalı. Çünkü sanayicilerimiz bütün zorluklara rağmen fabrikalarını çalıştırıyor, çalışanlarına sahip çıkıyor ve ülkeye döviz kazandırmaya devam ediyor. 2026 ve 2027 kâr yılı değil, ar yılıdır. Biz kârdan vazgeçtik. Yeter ki yıllarca verdiğimiz emekler heba olmasın. Ödemelerimizi düzgün yapalım, küçülmeyelim. Çalışanlarımızla birlikte büyük bir aile olduk. Mevcut durumumuzu sağlıklı bir şekilde koruyalım.”

"Avrupa ve Orta Doğu'daki pazarlarımız üzerindeki baskıyı artırıyor"

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Dijital Ürün Pasaportu ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi yeni uygulamalara uyumun önemine işaret eden Kesikbaş, teknolojik dönüşümde yaşanabilecek gecikmelerin ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Kesikbaş, “Üreticimiz bugün yüksek faiz, enflasyon, finansmana erişim ve öngörülebilirlik sorunlarıyla mücadele ederken bir taraftan da dünyada ortaya çıkan yeni rekabet düzeniyle karşı karşıya. Dünya gerçekten değişiyor. Avrupa Birliği'nin üçüncü ülkelerle yaptığı yeni serbest ticaret anlaşmaları, özellikle Hindistan'ın bu süreçte öne çıkması ve ‘Made in Europe’ yaklaşımı Türkiye'yi giderek daha dezavantajlı bir konuma taşıyor. Çin başta olmak üzere farklı ülkelerin ve Kuzey Afrika'daki üretim merkezlerinin sahip olduğu maliyet avantajları, Avrupa ve Orta Doğu'daki pazarlarımız üzerindeki baskıyı artırıyor. Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik genel yaklaşımındaki belirsizlik de yatırım ve ticaret kararlarını olumsuz etkiliyor” dedi.

“Eskişehir teknokente dönüşmeli”

Kesikbaş, Vizyon 2030’un yalnızca Eskişehir Sanayi Odasının değil, kentin ortak vizyonu olması gerektiğini vurgulayarak, Eskişehir için en büyük hedeflerinden birinin kenti büyük bir teknokente dönüştürmek olduğunu ifade etti. Kesikbaş, “Artık Eskişehir'in klasik bir sanayi şehri olmanın ötesine geçerek küresel bir teknoloji merkezine dönüşmesi gerekiyor. Vizyon 2030 ve sonrasına ilişkin yeni yaklaşımımızın temelinde de bu düşünce bulunuyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz altyapının üzerine yeni nesil projeler koymak istiyoruz. Bunları devletimizin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve sanayicilerimizin desteğiyle Eskişehir'de hayata geçirmek istiyoruz. Vizyon 2030 yalnızca Eskişehir Sanayi Odasının vizyonu olarak kalmamalı. Asıl istediğimiz, kentin bütün kurumlarının aynı hedef doğrultusunda hareket edebilmesi. Eğer Eskişehir için doğru bir iş yapılacaksa bunu hep birlikte yapalım. Eskişehir Sanayi Odası olarak projelerimizi açık kaynaklı bir anlayışla ortaya koyuyoruz. Kimin yaptığı önemli değil. Önemli olan doğru işin yapılması. Hepimiz aynı hedefe, aynı yönde ilerleyelim. Böylece enerjimizi gereksiz tartışmalarla kaybetmeyelim ve sahip olduğumuz kapasiteyi mümkün olan en yüksek verimlilikle kullanalım. Bizim temel yaklaşımımız bu. En büyük hayalimiz, Eskişehir'i teknoloji üreten ve kentin tamamını tek bir kampüs gibi değerlendiren büyük bir teknokente dönüştürmek” diye konuştu.

Üretim tekniklerimizi değiştiriyoruz”

Sanayide dönüşümün halihazırda devam ettiğini belirten Kesikbaş, Eskişehir için yeni vizyonun yüzlerce veya binlerce yeni fabrika açmak olmadığını vurguladı. Kesikbaş, “Sanayi zaten dönüşüyor. Bakış açımızı değiştirdik, üretim tekniklerimizi değiştiriyoruz. Biz şunu söylemeye çalışıyoruz aslında: Eskişehir için yeni vizyon 500 tane daha yeni fabrika, bin tane daha yeni fabrika, 3 bin tane daha yeni fabrika değil. Bundan sonra gerçekten teknoloji üreten fabrikalar ya da teknoloji üreten insanlar bu şehirde olsun” dedi.

“URAYSİM, Türkiye’yi raylı sistemler teknolojisinde söz sahibi ülkeler arasına taşıyacaktır”

Kesikbaş, URAYSİM’in de bu vizyonun temel taşlarından biri olduğunu belirterek, benzer mükemmeliyet merkezlerinin tamamlanmasıyla Eskişehir’in raylı sistem araçlarının test, doğrulama ve sertifikasyonunun yapıldığı, yeni teknolojilerin geliştirildiği uluslararası bir mühendislik merkezine dönüşebileceğini kaydetti. Kesikbaş, “URAYSİM ve buna benzer mükemmeliyet merkezlerinin tamamlanmasıyla Eskişehir; raylı sistem araçlarının test, doğrulama ve sertifikasyonunun yapıldığı, yeni teknolojilerin geliştirildiği uluslararası bir mühendislik merkezi olacaktır. URAYSİM, Türkiye’yi raylı sistemler teknolojisinde söz sahibi ülkeler arasına taşıyacaktır” dedi.

“Konut ve kira maliyetlerinin çalışanlarımız lehine ucuzlatılmasını talep ediyoruz”

Kayıt dışılıkla kararlı bir şekilde mücadele edilmesini de isteyen Kesikbaş, Eskişehir özelinde ise Gemlik Limanı başta olmak üzere güçlü demir yolu ve kara yolu bağlantılarının kurulmasını, yeni sanayi alanlarının oluşturulmasını, çevre yolu ve düzenli uçuş bağlantılarının hayata geçirilmesini talep etti. kesikbaş, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Ekonomi politikalarında sanayiciler için özel olarak tasarlanmış, genel para politikalarından farklı ve bir program uygulanmasını talep ediyoruz. Tüm kesimleri kapsayacak şekilde kayıt dışılıkla kararlı biçimde mücadele edilmesini talep ediyoruz. Eskişehir’imiz içinse; başta Gemlik Limanı olmak üzere güçlü demir yolu ve kara yolu bağlantılarının kurulmasını; uygun fiyatlı veya uzun dönem kiralama sistemine dayalı yeni sanayi alanları kurulmasını, çevre yolu ve düzenli uçuş bağlantılarının hayata geçirilmesini, konut ve kira maliyetlerinin çalışanlarımız lehine ucuzlatılmasını talep ediyoruz.”

VİZYON 2030’UN 10 STRATEJİK EKSENİ

Kesikbaş, Vizyon 2030’u Eskişehir’in geçmişten gelen üretim ruhunu geleceğin dünyasıyla buluşturan 10 stratejik eksen üzerine kurduklarını söyledi. Vizyon 2030 kapsamında belirlenen 10 stratejik eksen:

  • Bilgiden Ürüne
  • Nitelikli İnsan Kaynağı
  • Akıllı, Verimli ve Dijital Üretim
  • Yeşil Dönüşüm
  • Sektörel Uzmanlaşma
  • Girişimcilik ve Şehir Fonu
  • Küresel Rekabet ve Markalaşma
  • Yatırım Alanları ve Serbest Bölge
  • Lojistik ve Küresel Bağlantılar
  • İnsan Odaklı Yerel Kalkınma

Amiral projeler açıklandı

Vizyon 2030 kapsamında Eskişehir için bir dizi “amiral proje” de açıklandı. Bu projeler arasında Eskişehir İleri Teknoloji ve İnovasyon Vadisi, Eskişehir Şehir Fonu, Eskişehir Yüksek Teknoloji Serbest Bölgesi, Eskişehir Teknoloji Yaşam Bölgesi ve Eskişehir Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi yer aldı.

Havacılık, raylı sistemler, yapay zeka, ileri malzeme ve yeşil teknolojilere odaklanacak uluslararası ölçekli bir teknoloji bölgesinin oluşturulması hedeflenirken, Şehir Fonu ile teknoloji girişimleri ve yenilikçi sanayi projelerine finansman sağlanması planlanıyor.

Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi

Akıllı Fabrika Uygulama Merkezi ile KOBİ’lerin yapay zeka, otomasyon, robotik ve dijital ikiz teknolojilerini deneyimleyebileceği bir altyapı kurulması hedefleniyor.

Havacılık Uygulama ve Yönetim Merkezi

Vizyon kapsamında ayrıca Eskişehir Ortak Karbon Yönetim Merkezi, Havacılık ve Raylı Sistemler Mühendislik ve Test Merkezleri, Eskişehir Endüstriyel Veri Merkezi, Küresel Marka ve Uluslararasılaşma Ofisleri, Liman Bağlantılı Akıllı Lojistik Koordinasyon Merkezi ve Havacılık Uygulama ve Yönetim Merkezi gibi projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Dijital dönüşümden mesleki eğitime, kadın ve genç istihdamından sosyal uyuma kadar farklı alanlardaki değişimi yönetecek Toplumsal ve Endüstriyel Dönüşüm Ofislerinin kurulması da projeler arasında yer aldı.

Kaynak: Haber Merkezi