Yıldız, 17 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete kararlarıyla Türkiye genelinde 43 ilde bulunan 126 sağlık taşınmazının 2028 yılı sonuna kadar özelleştirme kapsamına alındığını belirterek, Eskişehir’de eski Devlet Hastanesi arazisi, İl Sağlık Müdürlüğü binası, Yunus Emre Devlet Hastanesi 2 Eylül Hizmet Binası ve eski Hava Hastanesi alanında bulunan Uçucu Sağlığı Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin yanı sıra Mihalıççık Gün Sazak Hastanesi ile Sivrihisar’da yapımı süren Aile Sağlığı Merkezi’nin de özelleştirme kapsamına alındığını ifade etti.

“Sağlık alınıp satılır bir metaya dönüştürmüştür”

Meslek odaları, sendikalar, dernekler, siyasi partiler ve yurttaşların ortak mücadele yürütmek amacıyla Hastaneler Halkındır Platformu çatısı altında bir araya geldiğini belirten Yıldız, kamu malının halkın malı olduğunu vurguladı. Yıldız, “Kamu malı, halkın malıdır. Özelleştirilemez. Satılamaz. AKP iktidarı, 25 yılda ülkemizin tüm ortak varlıklarını adeta mirasyedi anlayışıyla haraç mezat satışa çıkarmıştır. Her şeyi para kaynağı olarak gören bu anlayış, halkın en temel hakkı olan sağlığı da 25 yıl önce ‘Sağlıkta Dönüşüm’ adıyla başlattığı piyasalaştırma programıyla alınıp satılır bir metaya dönüştürmüştür. Bugün kamuya ait sağlık tesislerinin satılmak istenmesi de aynı projenin yeni bir perdesidir” dedi.

“Kaynak aranıyorsa şehir-şirket hastanelerine ayrılan devasa bütçelere bakılmalıdır”

Sağlık Bakanlığı’nın satışlardan elde edilecek gelirle yeni sağlık tesisleri yapılacağı yönündeki açıklamalarını eleştiren Yıldız, kaynak yaratılmak isteniyorsa kamu kaynaklarının farklı alanlardaki kullanımının gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Yıldız, “Sağlık Bakanlığı, kamuya ait sağlık tesislerini satarak elde edeceği gelirle yeni sağlık tesisleri yapılacağını iddia etmektedir. Bu gerekçe kabul edilemez, inandırıcı değildir. Eğer gerçekten kaynak aranıyorsa, faize, vergi aflarına, teşviklere, sermaye aktarımlarına ve şehir-şirket hastanelerine ayrılan devasa bütçelere bakılmalıdır. Şehrimizde de olduğu gibi, satılması planlanan taşınmazlar, kentlerin en değerli bölgelerinde yer alan, rant değeri yüksek alanlardır. Kolaylıkla anlaşılacağı üzere, bu satışların temel amaçlarından birinin, belki de asıl amacın, sermayeye yeni rant alanları açmak olduğu açıktır” diye konuştu.

“Sağlık kurumlarını satmak halkın sağlık hakkına doğrudan saldırıdır”

Eskişehir Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından yıkılan eski Devlet Hastanesi’nin eksikliğinin her geçen gün daha fazla hissedildiğini ifade eden Yıldız, vatandaşların sağlık hizmetlerine ulaşım konusunda ciddi sorunlar yaşadığını belirtti. Yıldız, “Hastaneler Halkındır Platformu olarak kamuya, halka, bu ülkenin gerçek sahiplerine ait olan bu kıymetli varlıklarımızın satışına asla izin vermeyeceğiz. Konunun bir diğer önemli boyutu ise sağlığa erişim hakkıdır. Bugün milyonlarca yurttaşımız açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalışmaktadır. Yoksulluk hastalıkları artırmakta, aynı zamanda sağlık hizmetine ulaşımı da zorlaştırmaktadır. Böyle bir tabloda halkın sağlık kurumlarını satmak, yalnızca mülkiyet devri değildir, halkın sağlık hakkına doğrudan saldırıdır. Şehrin dışına yapılan Şehir Hastanesi açıldıktan sonra, depreme dayanıksız denilerek yıkılan Devlet Hastanesi’ne duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Şehir Hastanesi’ne toplu taşıma ile ulaşmak adeta zulümdür, taksiyle ulaşmak ise birçok hasta için ekonomik olarak mümkün değildir. Hastalar randevu bulamamakta, randevu bulduklarında 3-5 dakikalık muayenelerle yeterli hizmet alamamakta, yatak bulunamamakta, sağlık hizmetine erişim giderek daha da zorlaşmaktadır. Tam da bu nedenle biz, eski Devlet Hastanesi’nin aynı yerinde yeniden yapılmasını istiyoruz. Çünkü bu şehrin Devlet Hastanesi’ne ihtiyacı vardır. Çünkü hastanenin yeri, halkın ulaşabileceği en doğru yerdir” dedi.

“Devlet Hastanesi’nin yeniden açılacağı yönünde verilen sözlerle halkın oyalandığını ve kandırıldığını gördük”

Yıldız, Eskişehir Valisi’nin 30 Nisan’da katıldığı bir televizyon programında kentteki sağlık kurumlarının özelleştirme kapsamından çıkarılacağı yönünde bakanlık taahhüdü bulunduğunu söylediği hatırlatarak, Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararın ancak yine Resmi Gazete’de yayımlanacak yeni bir kararla kaldırılabileceğini ifade etti. Yıldız, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İlimizde halkımızın yükselen tepkisi üzerine, ilin mülki amiri tarafından 30 Nisan 2026 tarihinde katıldığı bir televizyon programında İlimizdeki sağlık kurumlarının özelleştirme kapsamından çıkarılacağına dair Bakanlık taahhüdü bulunduğu ve bu konuda bir yazının 15-20 gün içindegeleceği açıklanmıştır. Bu açıklamanın üzerinden 45 gün geçtiğini Sayın Vali’ye hatırlatmak isteriz. Bizler bu açıklamaların halkın tepkisini yatıştırmayı amaçladığını çok iyi biliyoruz. Öncelikle, bir hukuk devletinde idarenin işlemleri aynı usulle geri alınır. Resmî Gazete’de yayımlanan bir kararla hayata geçirilen bir uygulama, ancak yine Resmî Gazete’de yayımlanan açık bir kararla kaldırılabilir. Sözlü açıklamalarla, muğlak beyanlarla, “yazı gelecek” denilerek halkın tepkisinin sönümlendirilmesine izin vermeyeceğiz. Daha önce Devlet Hastanesi’nin yeniden açılacağı yönünde verilen sözlerle halkın oyalandığını ve kandırıldığını gördük. Oysa kimsenin, özellikle de yöneticilerin halkı kandırmaya hakkı yoktur. Sağlık Bakanı’nın aktif olarak hizmet veren hastanelerin özelleştirilmeyeceğine dair açıklaması da olmuştur. Bu ifadeden, şehrimiz için yıkılan Devlet Hastanesi’nin arazisinin satılabileceği anlamına geldiği kolayca anlaşılmaktadır. Bunu kimse aklından bile geçirmesin. Biz yalnızca aktif binaların değil, tüm sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarılmasını istiyoruz. Biz Devlet Hastanemizi aynı yerinde yeniden istiyoruz.”

Hukuki süreç devam ediyor

Yıldız, Eskişehir’deki sağlık taşınmazlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin kararın yargıya taşındığı belirterek, Eskişehir-Bilecik Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği ve CHP’nin konuyla ilgili dava açtığını ifade etti.

Kaynak: Alperen Ata