İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şubesi, Odunpazarı Arifiye Mahallesi’nde Hamamyolu’nda kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen bir bina yıkımında yaşanan sorunlara ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “kontrollü” olduğu belirtilen yıkım sırasında çevre binalarda hasar oluşması ve ulaşımın aksaması, kent güvenliği açısından önemli bir risk olarak değerlendirildi.
İMO Eskişehir, yaşananların yalnızca bir yıkım süreciyle sınırlı görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, olası bir deprem durumunda çok daha büyük sorunların ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
Deprem anında ne yapacağız?
Açıklamayı İMO Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten yaptı ve şu ifadelere yer verdi:
“Odunpazarı ilçemiz Arifiye Mahallesi’nde, kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleştirilen bir binanın yıkımı sırasında yaşananlar, Eskişehir’in yapı stoğu ve ulaşım güvenliği açısından ciddi bir uyarı niteliğindedir. “Kontrollü” yapıldığı iddia edilen bir yıkımda bile komşu binaların duvarları yıkılıyor ve şehrin önemli ulaşım yolları saatlerce kilitlenip birçok vatandaş mağduriyete uğruyorsa; olası bir depremde yaşanacak tabloyu düşünmek bile istemiyoruz.”
Hayati bir hatırlatma
Gökten, Arifiye’de yaşanan olayın kent planlaması açısından önemli bir ders niteliği taşıdığını belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Yaşanan bu olay bize şunu göstermektedir; şehrimizin ana arterleri üzerinde, planlı ve kontrollü bir şekilde yürütülen tek bir yıkım işlemi dahi sosyal hayatı ve ulaşım ağını bu denli etkileyebiliyorsa; olası bir afet durumunda bu güzergahların uzun süreli olarak hizmet dışı kalma ihtimali, bugünden alınması gereken tedbirlerin ne kadar hayati olduğunu kanıtlamaktadır. Amacımız sadece binaları yenilemek değil, aynı zamanda kentin önemli ulaşım yollarının afet anında bile açık tutabilecek bir planlamayı hayata geçirmek olmalıdır.”
Ulaşım ve dönüşüm birlikte planlanmalı
Gökten açıklamasında, özellikle ana ulaşım hatları üzerindeki eski yapıların dönüşümde öncelikli olması gerektiği vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ana ulaşım hatları üzerinde özellikle 1999 öncesi yapılar, kentsel dönüşüm stratejimizde öncelikli olmalıdır. Bu binaların yenilenmesi, sadece yapı güvenliği değil, afet anında şehrin ana ulaşım yollarının açık kalması adına hayati bir önem taşımaktadır. Süreç, ulaşım sürekliliğini koruyacak alternatif güzergâh planlamalarıyla eş zamanlı yürütülmelidir. Şehrin ana yollarındaki yoğunluğu dengeleyecek ve acil durumlarda trafiği destekleyecek alternatif güzergâhlar üzerinde titizlikle çalışılmalıdır. Ulaşım vizyonumuz, sadece mevcut yolları iyileştirmekle sınırlı kalmamalı; afet senaryolarına hazırlıklı ve esnek bir ağ yapısına odaklanmalıdır.”
Yıkım sadece yıkmak değildir
Gökten, yıkım süreçlerinin mühendislik esaslarına uygun yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek şu teknik uyarılarda bulundu:
“Ayrıca yıkım faaliyetleri, sadece bir yapının herhangi bir şekilde ortadan kaldırılması değildir. Çevre yapıların statik güvenliğini, zemin dengesini ve kamusal alan emniyetini koruyacak mühendislik yaklaşımıyla ele alınmalıdır. Yıkım işlemi özellikle bitişik nizam yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde, yıkım öncesinde komşu binaların temel tipi ve derinliği, döşeme kotları, taşıyıcı sistem özellikleri ve konumları gibi birçok teknik unsurun incelenmesi sonucunda ortaya çıkacak yöntem ile yapılmalıdır. Uygulama; sorumlu kişi, kurum ve kuruluşların koordinasyonunda hazırlanacak yıkım planları ile başlamalı ve yürütülmelidir.”





