Nüfus politikasının aynı zamanda ekonomi, sosyal devlet, eğitim, kadın, istihdam, kalkınma ve milli güvenlik politikası olduğunu belirten Çam, Dünya Nüfus Günü'nü Türkiye'nin demografik geleceğini yeniden değerlendirmek için önemli bir fırsat olarak gördüklerini dile getirdi. Çam, “Demografik değişimlerin yalnızca nüfusun artışı ya da azalışı Üzerinden değil; insan onurunu, yaşam kalitesini, fırsat eşitliğini ve bireylerin geleceklerini özgürce planlayabilecekleri bir toplumsal düzen perspektifiyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çağrı, Türkiye açısından da son derece anlamlıdır. Çünkü nüfus politikası; yalnızca doğum sayılarını artırmaya yönelik teknik bir politika değildir. Nüfus politikası; ekonomi politikasıdır, sosyal devlet politikasıdır, eğitim politikasıdır, kadın politikasıdır, istihdam politikasıdır ve aynı zamanda bir kalkınma ve milli güvenlik politikasıdır” ifadelerini kullandı.
“Bugün milyonlarca genç evlense bile çocuk sahibi olmaktan korkuyor”
Çam, Türkiye'nin en büyük nüfus sorununun gençlerin çocuk sahibi olmak istememesi değil, geleceğe güven duymamaları olduğunu savunarak, "Bugün milyonlarca genç evlense bile çocuk sahibi olmaktan korkuyor. İşsiz kalmaktan, ev kiralayamamaktan, çocuğunu nitelikli eğitimle buluşturamamaktan, kreş bulamamaktan ve hayat pahalılığı karşısında ailesini geçindirememekten endişe ediyor" dedi.
“30 yıl sonraki sosyal güvenlik sistemimizdir”
Türkiye'de toplam doğurganlık hızının son 20 yılda 2,38'den 1,42'ye gerilediğini belirten Çam, bu durumun yalnızca bugünü değil, gelecekteki iş gücü, sosyal güvenlik sistemi ve ekonomik büyüme potansiyelini de etkileyeceğini ifade etti. Çam, “Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı son yirmi yılda 2,38'den 1,42'e kadar gerilemiştir. Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 seviyesinin oldukça altındadır. Bu tablo, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorunudur. Çünkü bu rakam 20 yıl sonraki iş gücümüzdür. 30 yıl sonraki sosyal güvenlik sistemimizdir. Üretim kapasitemizdir. Ekonomik büyüme potansiyelimizdir” diye konuştu.
“Aileyi güçlendirmek ekonomik ve sosyal şartları güçlendirmekle mümkündür”
Aile kurmayı zorlaştıran ekonomik ve sosyal koşullar değişmeden doğurganlık hızındaki düşüşün tersine çevrilemeyeceğini vurgulayann Çam, barınma sorununun çözülmesi, genç işsizliğinin azaltılması, gelir adaletinin sağlanması, kadınların çalışma hayatı ile annelik arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaması ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Çam, "Aileyi güçlendirmek belirli bir yılı tema ilan etmekle değil, aileyi ayakta tutan ekonomik ve sosyal şartları güçlendirmekle mümkündür. Aile güvenle, adaletle, ekonomik istikrarla, erişilebilir konut politikalarıyla ve çalışan anne babayı destekleyen sosyal hizmetlerle güçlenir" ifadelerini kullandı.





