Eskişehirspor 2. Yarı Kombineleri Satışta: İşte Fiyatlar...
Eskişehirspor 2. Yarı Kombineleri Satışta: İşte Fiyatlar...
İçeriği Görüntüle

alihan başkan

Gece gündüz kavramı kayboldu

Gece gündüz kavramı kayboldu. Artık çok erken saatlerde işe gitmek için evden çıkıp gece çok geç saatlerde dönüyorsun. Tribün işleri çok yoğun oluyor. O konuda çok yorucu oluyor. Tanınırlığın artıyor ve bu aslında bir yerden iyi bir yerden kötü bir durum. Çünkü belki hissettiğini her zaman yaşayamıyorsun. Bir şey yapman gerekiyor ama rahat hareket edemiyorsun yani. Bir sorumluluk var diyorsun. Şort giyip çıkamazsın artık dışarı. Hatta siyah dışında da pek renkli giymiyoruz. Yani o tür şeyleri değiştirdi ama tabii ki güzel anlamda. Sevilmek güzel, tanınmak güzel. Bu tabii ki bir ego, kibir boyutuna gelmedikten sonra tabii ki bunlar güzel şeyler, güzel duygular. Bizde de çok şükür öyle bir durum yok. İşimiz belli, görevimiz belli.

Saat kavramı yok

Bu 24 saat mesai. Bunda bir saat kavramı yok. Diyelim ki maç var, iki saat çıkayım orada bağıralım sonra eve dağılalım falan gibi bir şey değil. Burada birçok şey oluyor aslında. Özellikle deplasman haftaları çok zor geçiyor. Çünkü deplasman için kaynak bulmamız gerekiyor. Bizim tek başımıza karşılayabileceğimiz bir şey değil. Öyle bir gücümüz yok. Böyle maddi gücümüz olsa zaten Eskişehirspor bile bu hallere düşmez. Bizim keşke öyle bir gücümüz olsa. Bir İzmir depresmanının maliyeti bugün 20 bin lira. Sadece bir spinter maliyeti 20 bin lira. 10-12 spinter, 15 spinter, 20 spinter gittiğim maçlar oluyor. Yani 200 bin, 400 bin arası değişen rakamlar var bir depresman için. Bunu karşılamak için çok yoğun çaba sarf ediyoruz. Daha büyük statlarda daha büyük yükler oluşacak. İnşallah o günleri görelim. Bu yükün altında biz kalmayız. Mutlaka taşırız.

Eskişehirspor Deplasman Pankartı

Romalılar bu işin lokomotifi...

Mahalle temsilcileri, mahalle temsilcilerinin altındaki kardeşlerimiz, hepsi çok değerli. Onların çabaları çok. Pankart yapılacağı zaman; hemen kalabalık bir şekilde organize edip o pankartları yapıyoruz. Romalılar bu işin lokomotifi... Bu senede çok güzel bir pankart yaptık hep beraber. Yine kardeşlerimizin tasarımı. Hep beraber çalıştık, uğraştık. Bunlar hep süreç. Genelde bunları sezon başında yapmaya çalışıyoruz, sezonun içine çok bırakmıyoruz. Yukarıya astığımız 120 metrelik pankart, bu sene gecikti biraz ama genelde sezon başında bitiyor bunlar. Maliyeti çok ağırdı. Yani kumaşı, boyası, pankart boyamada çalışanların oradaki iş gücünün sağlanması için gerekli takviyelerin yapılması, onların orada yemesi, içmesi falan bunlar ciddi rakamlar. O deplasmana götürdüğümüz pankartın maliyeti bize 65 bin lira. Yani bunun içinde kumaş ve boya yok sadece yani. Vardiya sistemiyle çalışıldı o pankart. Çünkü bir Bursa hazırlık maşa alındı, biz o pankartı oraya yetiştirmek istedik. Öyle olunca vardiyalı çalıştık. Yani sabah işe gidenler, akşam; akşam işe gidenler sabah geldi pankart boyamaya devam etti. Detaylı bir tasarım olduğu için de gerçekten çok uzadı yani süreç. Orada yemesi, içmesi falan bunları da tabii tribün lideri olarak karşılamak zorundasın. Aslında onların, o çocukların öyle bir talebi yok. Yani bir ekmek götürsen yer adamlar. Biz de öyleydik çünkü. Öyle aramazdık “şu niye yok, bu niye yok” demedik yani hiçbir zaman. Kar, kış demeden. Ama bu sorumluluğu aldığın için üstüne iyi şartlarda en azından onlara bir alan sağlamaya çalışıyorsun. Karınlarını doyurmak istiyorsun.

Bizim gidecek başka bir yerimiz yok

Ben çok şahit oldum eşiyle gelene. Dışarıda hazırladığımız pankartlar bulunuyor bazen. Geç saatlerde çalıştığımız zaman stadyumda biraz problem oluyor. Eşiyle geliyor, kız arkadaşıyla geliyor, çocuğunu getiren oluyor... “Bak oğlum boya hadi öğren” deyip eline fırça verenler oluyor. Şöyle; bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Bugün Eskişehirspor’u hayatımızdan çıkarsak herhangi bir yapacağımız bir şey yok ki. Ben yani evden işe, işten eve gelip giden biri olurum.

Amigo Orhan

Burası bizim şehrimiz

Bu aidiyet. Yani ben bugün şehrimde herhangi başka formalı taraftar görmek istemiyorsam eğer, bu onun tuttuğu takıma veya onun düşüncelerine olan saygısızlıkla alakalı bir şey değil. Herkes istediği takımı tutmakta özgür. Buna diyecek bir şey yok ama burası bizim şehrimiz. Yani onu bilmek zorundalar. Bizim onlara karşı tavrımız zaten bu şehre duyduğumuz aidiyet. Tarihimize, mazimize duyduğumuz aidiyet. Amigo Orhan ve arkadaşlarının verdiği mücadele bugün sonuçsuz kalmasın diye aslında biz bu mücadelenin içine giriyoruz. İnşallah böyle de devam edecek. Yani holiganlıksa evet holiganlık. Yani bunu söylemekte herhangi bir risk yok benim için.

Bizim sevdamız Eskişehirspor

Bütün kalbinde sevdiği takımın ateşini taşıyan herkes bu tür tepkiler verir. Bizim de sevdamız Eskişehirspor. Onu korumak, onun haklarını korumak. Aslında çok eskilere gitmek lazım. Ziya Doğan vardı. Trabzon’da yanlış bilmiyorsam. Bir programda soruyorlar. “Var sistemi Türkiye'de futbol başladığı günden itibaren olsaydı ne olur?” diyorlar. “Eskişehirspor 4 kez şampiyon olurdu” diyor. Adamın verdiği ilk cevap bu ve bizle organik hiçbir bağ yok bu adamın. İlk aklına gelen Eskişehirspor'un 4 şampiyonluğu mesela. Demek ki o dönemler bu 4 şampiyonluk veya daha niceleri bizden bir şekilde çalınmış.

İşte bu tür şeylerin aslında karşısındayız, istemiyoruz. Şehir takımları, Anadolu takımları hep yok sayılıyor. 3 İstanbul kulübünü oyuncu almış bir medya var. Küçük çocuklara da sürekli empoze edilen bu. Bir çocuk girdiği zaman Icardi'yi görüyor, Osimhen'i görüyor, Talisca'yı görüyor. Diyor ki “ben Fenerbahçeli olayım.” Niye? Çünkü arkadaşı diyor ki “Icardi ne gol attı” falan diyor. Çocuk da şimdi belki de diyemiyordur yani. O bilinçte değil. Çünkü işte “bizim de Tayfun Tatlı ne gol attı” diyemiyor. Çünkü o çocuklar için, onların büyüdüğü ortamda bunun bir karşılığı yok. Daha çünkü aklı ermiyor. Böyle olduğu zaman da isyan aslında buradan başlıyor. O hegemonya dediğimiz o şeyi yıkma arzusu buradan geliyo.

Amigo Orhan’ın izinden gidiyoruz

Güce tapan insanlar değiliz. Ama maalesef Türkiye'nin geneli bunlardan keyif alıyor. Işığın etrafında toplanmayı seviyor. Bugün sadece Eskişehirspor için de değil; bir Yozgatspor mesela... Şehri Yozgatspor’a dönse mesela bambaşka bir Yozgatspor olacak belki.

Hasan abiyle o zaman göz göze geldik. İlk Manavgat maçımız burada. Hasan abi biraz daha soğuk kanlıdır bana göre. Ben biraz daha hani böyle tez canlıyımdır. Hasan abiye dedim ki “şuraya bakar mısın abi, kaç bin kişi var burada?” falan. “Evet, bayağı kalabalık.” dedi. “Abi öyle bir şey değil yani. Amigo Orhan'ın arkadaşlarına belki nasip olmamış bir atmosfer şu anda.” dedim. Ruhları şad olsun. Onların bıraktığı mirasının üstünden devam ediyoruz. Yanlış anlaşılmasın yani onu da söyleyeyim.

Eskişehirspor Taraftar Rekoru

Sokakta oynar kaldırımda destekleriz

Rekor kırıldı ama tribün hiç boş kalmadı. Bunu söylemek istemiyorum ama Eskişehirspor için Sokakta oynar kaldırımda destekleriz. Bunu da ispatladık zaten. Bir ilçe gittik. Türbün yoktu. Getirmiş komşu ilçeden bir yerden koymuşlar. O da çöktü zaten. Gerçekten destekledik kaldırımda da… Bir daha inşallah yaşanmaz böyle şeyler. Biz hep iyi statlarda, iyi atmosferlerde de destekleriz takımımızı. Herkese gösterdik yani bunu. Eskişehirspor nereye düşerse düşsün arkasında binler var.

Yıllarca üzüldük

Çok fazla sevilmeye alışık olmadığımız için aslında sevinmenin dozunu ayarlayamıyoruz. Hep üzüldüğümüz için de artık o üzüntünün dozunu ayarlayamıyoruz. Yıllarca üzüldük. Artık insanlar en ufak bir olumsuzlukta o yılların birikmişliğini dışarı vuruyor. Sevindiğimiz zaman da en ufak bir olay da o hasretini orada bastırmaya çalışıyor.

Söylenen sözler hoş şeyler değil, yakışmaz

Kimsenin o yaşadığı duyguları bastırama gibi bir şansımız yok bizim. Ama herkes, her şeyden önce kendi eleştirisini yapmalı, herkes yaşına uygun davranmalı, yaptıkları eleştiriler amacından sapmamalı. Son Balıkesir maçında tatsız şeyler duyduk. Hiç kimsenin yaşına yakışmayan şeyler yani bunlar. Bunu burada gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kimsenin kalbi kırılmasın falan diye düşünecek değilim. Orada söylenen sözler hoş şeyler değil, yakışmaz. Tabii ki tepki verebilirler. 3-0'lık ağır bir muhabbet aldık Balıkesir maçından sonra. Bunda tepki mutlaka olacak ama “formayı çıkartın gidin” gibi bir söylemi ben bunu asla kabul etmiyorum. Çünkü o sahadaki çocuklar aslında hedefi inandıranlar bize. Biz de onların arkasında onları destekleyerek bir şekilde takım bir yerlere geldi. Eskişehirspor transfer yapmak için para harcıyor. Sene başında da harcadı ama senin rakiplerinde de harcıyor. Yani bugün mesela Kütahya bizden daha büyük paralar harcıyor. Karşıyaka altyapısının ekmeğini yiyor şanslı bu sene gerçekten. O dönem güzel çalışmış orada altyapı. Sen de bir miktar para harcadın. Sıfırdan bir takım kurdun. Diğer takımlar bu ligin gediklisi zaten. Yani yıllardır bu ligde oynayan takımlar. Sen daha buraya yeni geldin. Sıfırdan bir kadro oluşturdun. Ben şuna da inanmıyorum. Her ligin futbolcusu vardır. Necati, kıymetli bir futbolcu bizim için. Şampiyonlukta attığı gollerle gerçekten kalbimize girmiş bir isim. Daha sonrasında yaşananlar… Onları çok fazla konuşmaya gerek yok ama biz de güzel anılar bıraktı. O, o ligin golcüsüydü. Sen bu lige göre transfer yapman gerekiyor. Çok fazla duygusal yaklaşmamak lazım. Sen de oynadın, emek verdin, evet sağolsun teşekkür ederiz. Yolları ayırdın ve artık yeni bir yapılanmaya girdin. Bu ligden şampiyon çıkarsa 2. Lig’de tekrar belki yeni bir kadro yapılanması olmak zorunda. Çünkü o ligin de futbolcuları farklı. Daha iyi isimlere belki yönelmen gerekecek.

Geçen sene Sertaç mesela... Sahanın en kısa adamı Manavgat'a bir kafa gol atması, maçın işte 1-1'e gelmesi, daha sonra Yakup'un hayatının golünü atması belki de seni o sene şampiyonlukta işleri değiştirir. Ereğli maçında Erdin'in vurduğu o acayip bir vuruş vardı yani. Belki başka biri vursa veya bugün denese belki belini sakatlayacak. Farklı bir vuruştu yani. Gol attın, Ereğli'den kazandın geldin. Böyle yani futbol şansı bu....

Bursaspor Eskişehirspor Maç

EHA ailesine teşekkür ederiz

Diğer tribünlerle falan oturup konuştuğumuzda daha çok üzüyor aslında bizi. Böyle güzel potansiyeli olan ve gerçekten şehrin takımı için bu kadar emek veren tribün çocuklarının bu tür zorlukla bir yaşaması, bunları çözmek için uğraşması, tribünden başka her türlü işe odaklanmak zorunda kalmamız üzüyor. Mesela Bursa'da çok kıymetli büyüklerimiz, kardeşlerimiz, dostlarımız var. Onlarla ettiğimiz sohbetlerde bizim bu deplasmana gidebilmek için gösterdiğimiz çabayı duyduklarında gerçekten çok şaşırdılar ve buna inanmadılar. “Nasıl ya siz ciddi misiniz?” gibi sorular vardı. Orada biraz daha rahat işliyor işler. Daha büyük bir şehir belki onun da avantajı var hani bunlar için ama bizde de mesela bu kadar rahat olsa başka şeyler olur yani. Az paralar değil bunlar. Bizim gerçekten karşılayabileceğimiz paralar değil. 200 bin lira parayı ben 2 haftada bir çıkartıp veremem. Çünkü ben de maaşlı çalışan, bununla hayatımı idare etmeye çalışan biriyim. Tribün çocuğuna desen ki “herkes parasıyla kaldırıyor otobüsleri kardeşim böyle yapacağız” desen, bin 200 lira… Şimdi bu çocuk veremez bunu. Yolda yediği, içtiği, 2,5-3 bin TL. Yani karşılayamaz. Bugün asgari ücretle çalışan bir vatandaş da karşılayamaz bunu. Sadece bir lise öğrencisi veya üniversite öğrencisi olması gerekmiyor bunun. Böyle olunca da mecbursun yine oraya geliyor. Yani liderlik göstermen gerekiyor ve onların o şeyini, o çocukları, o sevdasını kavuşturman gerekiyor. O senin pankartını boyayan, davulunu taşıyan çocukları oraya götürmen gerekiyor ve bunun için kaynak arıyorsun. Bazen buluyoruz, bazen bulamıyoruz. Bu sene, geçen seneden beri Allah'a şükür her zaman yanındayız takım ama bu sene bir Tire’ye gerçekten gidemedik yani. Bunda eleştiriler de oldu ama yoktu. 240 bin lira gerekiyordu o zaman için. Yoktu yani böyle bir şeyimiz. Zaman zaman destek olan iş adamları oluyor. EHA’ya buradan teşekkür ederim. EHA ailesi olarak iki senedir koşulsuz şartsız yanımızdasınız.

Bütün düzenim bozuldu

Genelde boş döneceğimiz yerlere gitmemeye çalışıyoruz. Yani birinden bir destek aldıysak eğer ikinciye fazla gitmiyoruz yani. Çok nadirdir bu. Ufak destekler... İmece usulü diyeyim artık. 5-10-20… Çok fazla insanlara da yüklük etmeden tamamlamaya çalışıyoruz. Yani bunu da söylerken gerçekten utanıyorum. Başka şehir takımlarında genelde tribün liderleri bir kurumla çalışıyor. Belediyeler genelde destekliyor bunu. Orada tribün çocukları falan çalışıyor. Belki öyle bir destek olabilir ama deplasman üzerinden veya yani tribün liderleri üzerinden bir şey üretmezsen bir şey kazanma şansın yok zaten. Bugün hadi diyelim ki kötü niyetlisin, 100 bin lira para buldun bu işten. Zaten bunu sene boyunca misliyle veriyorsun Bugün bir depresmana gittiğin zaman zaten 7-8 bin lira kafadan harcıyorsun. Benim bütün düzenim bozuldu. Samimi söylüyorum bunu. Ekonomik olarak para aldım kayboldu yani. Nerede ne yediğim belli değil. İşte eve kaçta gittiğim belli değil.

Biz sevmiyoruz, sevmeyeceğiz de

Genel ortalamadan çok daha uzak bir tribün yapısı var bizde. Bu hem yapımızla alakalı. Hem yıllardır bir Nefer duruşu var. Keza Altes de aynı şekilde... Onlar da bu konulara uzaklar. Biz hep söylüyoruz. Yani zaten diğer takımlarla herhangi bir problemimiz zaten yok yani. Amed haricinde. Biz sevmiyoruz, sevmeyeceğiz de... Kırmızı çizgi. Bunun bizim için herhangi bir siyasi bir sebebi olamaz yani. Biz bunları sevmiyoruz yani. Bu kadar basit. Onun dışında biz Atatürk'e bağlı, Türklüğüne bağlı insanlarız. Bütün tribünlere bizim kapımız açık. Hepsiyle görüşürüz, hepsiyle diyalog kururuz. Öncelikle bizim duruşumuz bu. Zaten bu da diğer tribünlerle olacak sorunların önüne geçiyor. Bu duruşumuzu benimsediği için arkamızdaki kitle önüne geçiyor ama kendi içimizde de bazen ufak tartışmalar oluyor. O kadar erkeğin olduğu dinamik bir ortamda da bunlar bir yerde yaşanıyor. Biraz da bazı zararlı içeceklerin de etkisiyle zirve yapabiliyor. Sadece maraton tribünü -alt ve üst olarak- 10 bin kişinin girdiği bir yer. Yani orada ufak tefek tartışmaların çıkması normal yani.

Taraftarın öyle bir alışkanlığı yok

Kültür, kombine satışında oturmadı. Babam bile anlatırken biz maçtan 2 gece önce kuyruğa girerdik. Bilmiyorum o zamanlar var mıydı ama “kombine aldık” demezdi kimse. “Bilet kuyruğuna girdik” derdi. Bizde de oturan kültür belki de bu. Bizim taraftarımız bilet kuyruğuna girmeyi belki seviyor olabilir. O duyguyu yaşamayı seviyor olabilir. Bizim kitlemizde bir sıkıntı yok zaten. Her maç 10-15 bin, 20 bin civarında oynuyoruz. Bu insanlar Eskişehirspor’u seviyor ki geliyor. Kombine mi alamayacak yani? Zaten cüzi miktarlar mutlaka ki alır ama demek ki öyle bir alışkanlığı yok yani.

Bir yerde yangın var dersen kimse oraya elini uzatmaz

Sosyal medyadaki bazı hesapları biliyoruz kimin kullandığını. İyi kötü tahmin edebiliyoruz. Bazı hesaplar faydalı. Bazı hesaplar zararlı. Bunlar her kulüpte var. Bizde de var. Üzüyor bizi bazen. Bir yerde abi kaos yaratırsan eğer o kaostan herkes uzak durur yani. Bu iki iki dört, nettir yani. Bir yerde yangın var dersen kimse oraya elini uzatmaz. En ufak bir olumsuzlukta bunu sanki bekleyip, “bir şey olsa da ben girsem devreye”, “bir ortalığı karıştıracak bir şey yazsam” diye bekleyip ve nihayetinde olursa böyle bir şey yaşandığında da bundan sevilen insanlar var. Bunları da biliyoruz kim olduğunu. Burası Eskişehir. Burada kimse kimsenin başarılı olmasını istemez kolay kolay.

Nefer Deplasman

Çok fazla destek aldığımız söylenemez

Fabrikalar artık bu S plaka olayından dolayı çok önümüzü kesiyor. Eskişehir'de bir de S plakalı otobüs sayısı çok az. Bu konuda da zorlanıyoruz. Diğerleri de S plaka olunca zaten çıkamıyorlar. Özel bir izin gerekiyor valilikten. O da her zaman olmuyor. Fabrikaların o yüzden bu konuda destek olamamasını anlayabiliyoruz. Belediyelerde de zaman zaman destek aldığımız dönemler oldu. Bu seneki Altay deplasmanın da Büyükşehir Belediyesi'nden destek aldık. Sağ olsunlar. Çok fazla rahatsız etmemeye çalışıyoruz. Çünkü her kurumun kendi içinde bir dengesi var. Evet biz de isteriz deplasmana giderken 3 otobüsümüz, 5 otobüsümüz hazır olsun, kafamız rahat olsun, bunlarla uğraşmayalım ama bizim memleketimizin de bazı dengeleri var. Bunun da farkındayız. Burada biri bir şey yapmak istese biri ona nasıl engel olurum diye düşünüyor. Biri iyi niyetli bir şey yapsa, başka birilerinden şikayet gidiyor belki de bunu bilemeyiz. O yüzden çok fazla destek aldığımız söylenemez. Bu sene sadece Altay deplasmanı için destek aldık ama Karşıyaka maçında da inşallah orada güzel bir atmosfer yakalayacağız. O zaman da belediyemizin kapısını çalarız.

Biz Eskişehirsporluyuz, partimiz Eskişehirspor

Herkesin duruşu çok önemli. Ben bugün bir kitleyi temsil ediyorum. Temsil ettiğim kitlenin içinde birçok farklı siyasi görüşten insanlar var. Bunların her birine saygı duyuyoruz. Bizim içimizde saygı duymadığımız insan yok. Barınamaz. Tribün lideri olmadan önce bir siyasi görüşe yöneldim ve bu uzun sürede hiçbir fayda sağlamadı. Biz yapıcı olup, iki tarafa da yakınız. Sonuçta iki tarafta memlekete hizmet için var. Belediyelerimiz, milletvekillerimiz hizmet için var. Bu insanların hem siyasi hem iş insanı olarak Eskişehirspor faydalanabiliyorsa eğer o zaman kazanıyor. Geçen sene Nebi bey transfer yaptı, Kazım Bey’in ve Ayşe Hanım’ın desteği oldu. Çok güzel bir hava oluştu ve finalde şampiyon olduk. Bir yere meyillenmemek gerekiyor. Biz Eskişehirsporluyuz. Partimiz Eskişehirspor. Şehrimizi yönetenler mutlaka bu işleri bizden daha iyi biliyordur.

Altay’da falan güzel karşılandık. Sıkıntılı bir süreç yoktu. Herkes kendi derdine düşmüş. Bu ligte bizim ne işimiz var? Bizim, Altay’ın, Karşıyaka’nın buralarda işi yok. Altay şimdi kötü günleri geride bıraktı şimdi daha kötü günler bekliyor. İşi çok zor, üzülüyorum. Gerçekten bir futbolsever olarak üzülüyorum. Şimdi Karşıyaka ile karşılaşacağız. Özledik oraya deplasmana gitmeyi. Onlar da buraya geldiler. Güzel bir duruş gösterdiler. Biz de Eskişehir’i en iyi şekilde temsil edeceğiz. Heyecanlanıyoruz, bizim için de önemli bu karşılaşmalar.

6-7 maçımızı kesinlikle kazanmamız gerekiyor

Eğer şampiyonluk hedefimiz varsa ikinci yarıda ilk 6-7 maçımızı kesinlikle kazanmamız gerekiyor. Daha sonrasına sonra bakacağız. Burası Eskişehir… Altay’dan maçı falan alalım. Diğer rakiplerin de puan kaybı olursa ona göre şekillenir iş. Play-off da oynasak şampiyonluk iddiamız her zaman var. Belki de direkt çıkacağız. Belki play-off’dan nasip olacak ama bir şekilde çıkacağız.

Yapamayacak bir şehir değil burası

Kulübün parası yok. Bu iki iki dört. Eskişehir’in geniş maddi imkanlarının olmadığını herkes biliyor. Herkesin ekstra sahip çıkması lazım. Özellikle iş insanlarının sponsor olması noktasında… Kanatlı ailesi de her zaman destek oldu. Hakları ödenmez… Kanatlı ailesi gibi 3-4 aile daha olsa Eskişehirspor, böyle sıkıntılar yaşamaz. Çok büyük rakamlar değil. Belki 300-400 gibi rakamları ödemeye kalktıktan sonra borçların biteceği gibi bir konu söz konusu. Bugün Süper Lig’de oynayan bir takımın futbolcusunun aylık maaşı bile olabilir. Yapamayacak bir şehir değil burası…

Tramvayları boyatmak gibi bir isteğimiz var

Biz kendimiz yapamadık ama bu sene tramvayları boyatmak gibi bir isteğimiz var. Ayşe Hanım’dan beklentimiz; tramvayları boyasın, kulübe destek versin, bizlere bol bol otobüs versin. Daha taraftar ne ister?

En mutlu olduğum an; tribün olarak bakarsak Manavgat ve Akşehir galibiyetleri tam kırılma noktalarımdı. En duygusal olarak bakarsakta Eymen diye bir kardeşim var bir fotoğrafımı çizmiş kendi emeğiyle… O beni çok duygulandırmıştı.

Kupanın gideceği çok yer var.

Nefer Tükenmiş Nefeslere Pankartı

Kaynak: Soner Yüksel