Saadet Partisi Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı Yasin Özen, yaptığı basın açıklamasında Türkiye’nin deprem gerçeği, afet sonrası yönetim süreçleri ve kamu sorumluluğu konularına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, 6 Şubat depremlerinin sonuçları üzerinden yapı politikaları, denetim mekanizmaları ve kamu yönetimine yönelik eleştiriler dile getirildi.
İnsan yerine inşaat dediler, yapı denetimi yerine oy hesabı yaptılar
Depremlerin bilimsel olarak kaçınılmaz doğal afetler olduğuna dikkat çeken Özen, asıl tartışılması gereken konunun afet sonrası yaşanan can kayıpları ve yıkımın boyutu olduğunu ifade etti. Yapılaşma politikaları, imar uygulamaları ve denetim süreçleri üzerinden iktidarın sorumluluğu bulunduğunu savunan Özen, şu ifadeleri kullandı:
“Bugünün bilimi ve teknolojik gelişmeleriyle artık hepimiz biliyoruz ki deprem kaçınılmaz bir gerçektir. Tarihin başlangıcından itibaren yaşanan depremler bugünden sonra da yaşanmaya devam edecektir. Bu yüzden diyoruz ki; deprem gerçektir, ama sonrasında yaşanan felaket tercihtir. Bugün şu soruyu sormak zorundayız; 6 Şubat depremleri neden on binlerce vatandaşımızın canına mal oldu? Cevap, iktidarın 24 yıllık icraatında duruyor. İktidar bu ülkede; insan yerine inşaat dedi. Yapı denetimi yerine oy hesabı yapıp imar affı verdi. Kentsel dönüşüm yerine rantsal dönüşümü tercih etti. Tedbir almak yerine kolon kesip cezasız kalacak yandaş müteahhitler oluşturdu. Onun için açık ve net söylüyoruz; deprem ülkemizin gerçeğidir, ama yıkılan şehirler iktidarın tercihidir. Suçlu olan müteahhitler unutturuldu, denetçiler aklandı, kamu görevlileri korundu, vefat edenler için de kader dendi. Biz bunu kabul etmiyoruz. İnsanları kader değil ihmal öldürdü, liyakatsizlik öldürdü, adaletsizlik öldürdü, denetimsizlik öldürdü. Ve biliyoruz ki bu bitmek bilmez döngü son bulmadıkça bizler aynı acıları tekrar tekrar yaşamaya devam edeceğiz. Biz Türkiye’yi asla “çöken bir iktidarın” enkazı altında bırakmayacağız. Sadece şehirlerimizi değil, enkaz altındaki adaleti, enkaz altındaki liyakati de yeniden inşa etmek zorundayız.”
Epstein’in uçağı depremden sonra Türkiye havalimanlarında bekledi mi?
Özen açıklamasının devamında deprem sonrası kaybolan çocuklar konusuna ve uluslararası ölçekte gündeme gelen bazı iddialara değindi. Kamu kurumlarının bu konularda şeffaf soruşturmalar yürütmesi gerektiğini savunan Özen, kamuoyunun yanıt beklediği sorular olduğunu söyleyerek şunları dedi:
“Bizler her depremden sonra kaybolan çocuklarımızı konuştuk. Ve bugünlerde ABD’de patlayan Epstein rezaleti, bizleri bir kez daha bu acı gerçekle yüzleştirdi. Çünkü bu sistemin; yargı, siyaset ve medya olmak üzere her alanı şantaj, tehdit ve iğrençlikle nasıl yönettiğini gördük. İşte siyonizm tam olarak budur. Bizler 56 yıldır bu sistemin çürük ve vahşi bir düzen olduğunu söylüyoruz. Epstein dosyaları; bebeklerin kanı, masumların canı üzerinden şantaj ve şeytanlıklarla dolu bir sistemin ifşasıdır. Şu soruları sormadan edemiyoruz; Kaybolan çocuklarımız bu sapkın ve şeytani örgüt tarafından mı kaçırıldı? Epstein’in özel uçağı ‘Lolita Express’in depremlerin hemen ardından İstanbul ve Dalaman gibi hava limanlarına birden fazla kez geldiği iddiaları doğru mudur? Depremden sonra kaybolan çocuklarımız ve ürkütücü iddialarla ilgili bugüne kadar hangi bakanlığımız hangi çalışmayı yapmış ve hangi soruşturmayı açmıştır? Eğer bir soruşturma varsa sonucu kamuoyu ile neden paylaşılmamıştır? Bu gibi sorulara çözüm üretmek için vicdanlı, sorumlu ve cesur olmak zorundasınız. Gerçekleri saklayarak ve rakamlarla oynayarak sorunlara çözüm üretemezsiniz.”





