Akaryakıt fiyatlarındaki artışın vatandaşın alım gücünü olumsuz etkilediğini belirten Güney, motorinin litre fiyatının ocak ayında 55 TL seviyesindeyken bugün 90 TL seviyelerine yükseldiğini söyledi.

Güney, “Gün geçmiyor ki yeni bir zam haberi almayalım. Ocak ayında 55 TL olan motorinin litre fiyatı bugün 90 TL seviyelerine kadar yükseldi. Artan akaryakıt fiyatları, vatandaşın sofrasını her geçen gün biraz daha küçültüyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyoruz. Verin yetkiyi, görün etkiyi demiştiniz. Bir gecede motorine 7 TL 79 kuruş zam yapmak; üretime darbedir, çiftçiye yüktür, nakliyeciye cezadır, esnafın kepengine, milletin sofrasına ateş düşürmektir” ifadelerini kullandı.

“Vatandaşın akaryakıt karşısındaki alım gücü geriledi”

Akaryakıt fiyatlarındaki artışın yalnızca istasyonlardaki fiyatlara yansımadığını savunan Güney, yükselen maliyetlerin tarladan pazara ve sofraya kadar uzandığını dile getirdi.

Güney, “Bugün 90 TL’nin üzerine çıkan akaryakıtın bedeli yalnızca istasyon tabelalarında görülmüyor. Bu bedel, tarlada artan maliyetle, pazarda yükselen fiyatlarla ve sofradan eksilen lokmayla ödeniyor. 86 milyon insanımız artık bırakın kemer sıkmayı, nefes almakta zorlanıyor” dedi.

Eylül 2024 ve Eylül 2026 dönemlerini karşılaştıran Güney, “Eylül 2024’te 17 bin TL asgari ücretle 394,5 litre benzin ve 394,4 litre motorin alınabilirken, Eylül 2026’da asgari ücretle 357 litre benzin ve 310 litre motorin alınabiliyor. İki yıllık süreçte vatandaşın akaryakıt karşısındaki alım gücünde ciddi bir gerileme yaşanmıştır” ifadelerini kullandı.

“Mazota zam demek maliyetlerin artması demektir”

Motorin fiyatlarındaki artışın çok sayıda sektörü doğrudan etkilediğini belirten Güney, üretim ve taşımacılık maliyetlerinin yükselmesine dikkat çekti.

Güney, “Bütçe açığını vatandaşın cebinden kapatmaya çalışan iktidar, ‘operasyon’ gücünü milletimizin cebine değil; enflasyona, faize ve yüksek enerji fiyatlarına karşı göstermelidir.

Mazota zam demek, iğneden ipliğe, ekmekten suya, tarımdan sanayiye kadar hemen her alanda maliyetlerin artması demektir. Zaten açlık sınırı ile boğuşan emeklinin ve asgari ücretlinin artık dayanacak gücü kalmamıştır” diye konuştu.

“Vatandaşın belini büktüler”

Ev kiraları, kredi kartı borçları ve faturaların yanı sıra eğitim giderlerinin de vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü artırdığını ifade eden Güney, yaklaşan okul dönemi öncesinde ailelerin yeni masraflarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Güney, “Ev kirası, kredi kartı borcu, faturalar ve ardı arkası kesilmeyen zamlar vatandaşın belini bükmüştür. Önümüzdeki hafta okullar açılıyor. Vatandaş şimdi de kara kara kırtasiye masraflarını, okul kıyafetlerini ve servis ücretlerini düşünüyor” dedi.

Ekonomik krizin etkilerinin giderek arttığını savunan Güney, fabrikalarda küçülmeler yaşandığını ve konkordato ilanlarının gündeme geldiğini belirterek işsizlikteki artışın aile hayatı ve insanların psikolojisi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi.

“Böyle gitmez”

Güney, kamu harcamaları ve ekonomi politikaları üzerinden iktidara yönelik eleştirilerini de sürdürdü.

“Peki yetkililer ne yapıyor? Konserlerden, şenliklerden, ardı arkası kesilmeyen şatafatlı ve israf dolu programlardan vazgeçmiyorlar. Faizle ve enflasyonla mücadele etmek yerine zam, vergi ve trafik cezalarıyla halkımızı daha da zor durumda bırakmaya devam ediyorlar” diyen Güney, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak böyle gitmez. Biz Saadet Partisi olarak bu bozuk düzeni değiştirecek, halkımızı yeniden refah dolu günlere ulaştırmak için çalışacağız.”

Kaynak: İrfancan Donmaz