Ancak Hamas'ın yüzlerce sivilin ölümüne neden olan saldırılarını, sivillerin rehin alınmasını kabul etmek mümkün değil. Saldırılardaki ölenlerin, kaçırılanların görüntüleri insani değil, kabul edilebilir değil. Yine bu saldırıya karşılık İsrail'in başlattığı savaşın da maalesef mağduru siviller, çocuklar ve kadınlar olmakta. Gazze'deki o görüntüleri de maalesef içimiz sızlayarak izlemekteyiz, o görüntüleri de kabul etmek mümkün değil. Savaşın yaratacağı yıkımda, hangi taraf olursa olsun, özellikle sivilleri, kadınları, çocukları hedef alan her türlü şiddetin karşısındayız. İnsani bulmuyoruz, lanetliyoruz” dedi.

Çakırözer Filistin ve İsrail arasındaki çatışmaların sonlanması için uluslararası toplumun devre girmesi çağrısında bulunurken, “İktidara yönelik tüm haklı eleştirilerimiz ve kaygılarımız da baki kalmakla birlikte Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin, uluslararası aktörlerin daha fazla masum insanın ölmemesi için bir an önce ateşkes, bir an önce barış sağlanması için elinden gelen tüm gayreti ortaya koymaları çağrısında bulunuyoruz” diye konuştu.

“SİVİLLERİ HEDEF ALAN ŞİDDETİN KARŞISINDAYIZ”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan ve Orta Afrika Cumhuriyeti'nde Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkerelerinin görüşmesi sırasında İsrail ile Filistin arasındaki çatışmalar hakkında açıklamalarda bulundu.

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak öteden beri Filistin halkının meşru haklarının, haklı taleplerinin yanında olduk” diyen Çakırözer, şunları söyledi:

 “İki devletli çözümün taraftarı olduk, İsrail'in işgalci ve yayılmacı politikalarına, sivilleri hedef alan saldırılarına karşı durduk, kınadık, kabul edilemez bulduk. İsrail'e yönelik eleştirilerimizin temelinde, bu ülkenin uyguladığı işgalci politika ve insan hakları ihlalleri oldu hep. Bugüne kadar olduğu gibi, biz bundan sonra da Filistin halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Ancak Hamas'ın hafta sonu 700 İsrailli sivilin ölümüne neden olan saldırılarını ve 100'ün üzerinde sivili rehin almasını, onlara yapılan muameleleri kabul edebilmek mümkün değildir. O saldırılarda ölenlerin, kaçırılanların görüntülerini gördünüz; hiçbiri insani değil, hiçbiri kabul edilebilir değil. Öte yandan, bu saldırıya karşılık İsrail'in başlattığı savaşın da maalesef mağduru yine siviller, yine çocuklar ve kadınlar olmakta. Orada da ölü sayısı bine yaklaştı, belki bugün geçti. Gazze'deki o görüntüleri de maalesef içimiz sızlayarak izlemekteyiz, o görüntüleri de kabul etmek mümkün değil. Savaşın yaratacağı yıkımda, hangi taraf olursa olsun, özellikle sivilleri, kadınları, çocukları hedef alan her türlü şiddetin karşısındayız; insani bulmuyoruz, lanetliyoruz.”

“ADİL VE KALICI ÇÖZÜM BULUNMALI”

Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Son saldırıda İsrailli sivillerin hedef alınması, aslında, mazlum Filistin halkına ve onun haklı özgürlük mücadelesine en büyük zararı vermektedir. Hiçbir haklı dava; sivillerin, kadınların, çocukların öldürülmesine haklılık kazandırmaz; tam tersine, haklı davanıza gölge düşürür. Nitekim, burada da maalesef Netanyahu yönetiminin yeni işgal planlarına bilerek ya da bilmeyerek zemin hazırlanmış oldu. Meselenin bugün bu noktaya gelmesinde, on yıllardır Filistin meselesine iki devlet temelinde kalıcı ve adil bir çözüm bulunamamış olması ve İsrail'in kendi vatanlarındaki Filistinlileri yok sayan işgal ve yerleşim politikaları ve bu politikalara ABD ve Batı'nın koşulsuz verdiği destek yatmaktadır. Gazze dünyanın en büyük hapishanesi. 2 milyon Filistinlinin yaşadığı bir büyük kafes. On beş yıldır abluka altında. Şimdi yine kuşatma altında. Sivillerin olduğu binalar, yerler bombalanıyor. Su yok, gıda yok, elektrik yok, hastaneler ölü ve yaralılarla dolu. Daha şimdiden Gazze'de 200 bin kişi yerinden olmuş durumda. Filistinlilerin yetmiş beş yıldır yaşadığı bu yalnızlığı ve çaresizliği hissedilmeden bu meselenin çözümü mümkün değildir. Filistin sorununa kalıcı, adil bir çözüm bulunmadan çözüm mümkün değildir.”

“BM VE ULUSLARARASI TOPLUM BARIŞ İÇİN HAREKETE GEÇMELİ”

Talat Yalaz: "Bu Nasıl Bir Zihniyet?" Talat Yalaz: "Bu Nasıl Bir Zihniyet?"

“İsrail'in işgali bitmeden, Filistin özgürlüğüne kavuşmadan Orta Doğu'da bu tür kriz, çatışma ve savaşlar eksik olmayacaktır” diyen Çakırözer, “Çünkü bir yanda 'Son Filistinli öldürülene kadar işgalci politikalara devam' diyenler ile diğer yanda, buna karşılık İsrail'i yok etme peşinde olanlar sahnede kaldığı sürece çözüme ulaşmak mümkün olamamakta. İşte, yetmiş beş yıllık işgalin, yetmiş beş yıllık çözümsüzlüğün bizleri getirdiği nokta bugün her iki tarafta da gördüğümüz insanlık dışı şiddettir. Çözümsüzlüğün kronikleşmesi Filistin'de dünyaya gözlerini işgal altında açanların radikalleşmesine ve iplerin her gün daha da köktenci kadroların eline geçmesine yol açıyor. İsrail'de de farklı bir tablo yok, Netanyahu'nun şiddet ve kutuplaşma yanlısı tutumu karşısında orada da çözümden, barıştan yana olanlar ciddi zemin kaybına uğradı. Geçmişteki çözüm fırsatlarının kullanılamamış olması makul aktörlerin de sahneden çekilmesiyle sonuçlandı, meydan artık radikallere kaldı. Evet, ortada barış konusunda umutlanmamızı sağlayacak neredeyse hiçbir şey kalmadı ama tekrar tekrar denemekten başka çaremiz de yok. 'Filistinlilerin, Filistin devletinin hakkının, hukukunun korunması' diyorsak 'İsrail'de de Filistin'de de daha fazla masum ölmesin' diyorsak barış için çaba göstermeliyiz. Orta Doğu'nun daha da fazla kan gölüne dönmemesi için bu savaşın daha da büyümeden sonlanmasını sağlamalıyız. İki tarafın dostları, bölge ve dünya güçleri ateşe körükle gitmek yerine bir an önce ateşkes sağlanması ve masum rehinelerin serbest bırakılması için gayret göstermelidir. Ülkemiz de taraflar arasında önce ateşkes sonra da kalıcı ve hakkaniyetli bir barış için girişimlerini artırmalı, başta Birleşmiş Milletler ve İslam Konferansı olmak üzere uluslararası toplumu harekete geçirmelidir” dedi.

“SAVAŞI DURDURMAYA ÇAĞIYORUZ!”

Bölgenin ateş çemberi içindeyken Türkiye'ye de önemli görevler, sorumluluklar düştüğüne dikkat çeken Çakırözer, “Türkiye'nin ara buluculuğuna hiç olmadığı kadar ihtiyaç vardır. Son günlerde Cumhurbaşkanı olsun, Dışişleri Bakanı olsun devlet yetkililerimizin açık ve gizli yürüttükleri diplomasi trafiğinin öncelikle rehinelerin bırakılmasına, sonra da ateşkes ve barışın yolunun açılmasına katkı sağlamasını samimiyetle dilerim. Ancak arabuluculuğuna en çok ihtiyaç duyulan dönemde Türkiye'nin en büyük talihsizliği, AK Parti iktidarının, saray rejiminin ülkemizi bölgede ve dünyada yalnızlaştıran, evrensel değerlerden uzaklaştıran politikalarıdır. Fakat yaşananlar karşısında, hem Filistin'de hem İsrail'de gördüğümüz tablo karşısında bugün hepimizin temennisi aynıdır. İsrail'i de Filistinlileri de bir an önce bu savaşı durdurmaya çağırıyoruz. İktidara yönelik tüm haklı eleştirilerimiz, kaygılarımız baki kalmakla birlikte, Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin, uluslararası aktörlerin daha fazla masum insanın ölmemesi için bir an önce ateşkes, bir an önce barış sağlanması için elinden gelen tüm gayreti ortaya koymaları çağrısında bulunuyoruz. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki yaşanan tüm bu acıların temelinde Filistin sorununun yetmiş beş yıldır çözülememiş olması yatıyor. O yüzden, ne zaman ki iki devletli çözüme ulaşırız, işte o zaman Filistinlilerin haklı davasını tüm dünyaya kabul ettirmiş oluruz” diye konuştu.