Arazi Kullanım Planı yani AKUP, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek amacıyla ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek hazırlanan bir planlama aracıdır. Bu plan kapsamında toprak potansiyeli belirleniyor, su miktar ve kalitesi değerlendiriliyor ve farklı arazi kullanım şekilleri sistematik bir çerçevede oluşturuluyor. Sürdürülebilirlik ilkesini temel alan AKUP, her ölçekte planlamaya zemin hazırlamak üzere tasarlandı. Yönetmeliğe göre AKUP süreci dört temel aşamadan oluşuyor: veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu hazırlanması, hükümlerin oluşturulması ve son olarak kontrol ile onay aşaması. Onay işlemleri doğrudan Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülecek, kontrol yetkisi ise valiliklere veya bakanlığa ait olacak.
AKUP Hangi Ölçeklerde ve Hangi Kriterlere Göre Hazırlanacak?
Yeni yönetmeliğe göre arazi kullanım planları 1/25.000 veya 1/5.000 ölçekli olarak hazırlanabilecek. Plan hazırlanırken toprağın niteliği, iklim koşulları, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar temel kriterler olarak dikkate alınacak. Ayrıca arazi ve toprakların sahip olduğu morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklere bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirme yeteneklerine göre arazi kullanım kabiliyet sınıflaması yapılacak. Tarım ve Orman Bakanlığı, arazi kullanım planlarının hazırlanma yetkisini kendi koordinasyonunda kalmak kaydıyla ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek.
Tarım Arazileri Nasıl Sınıflandırılacak?
Yönetmelik kapsamında planlama sürecinde tarım alanları toprak verileri, arazi özellikleri ve yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak dört farklı kategoriye ayrılacak. Birinci kategori, tarımsal üretim açısından en değerli kabul edilen mutlak tarım arazileri olarak belirlendi. İkinci kategori, belirli ürün türlerine yüksek verim sağlayan özel ürün arazilerini kapsıyor. Üçüncü kategori meyve bahçeleri, bağlar ve zeytinlikler gibi alanları içeren dikili tarım arazilerinden oluşuyor. Dördüncü ve son kategori ise tarımsal üretim kapasitesi sınırlı olan marjinal tarım arazileri olarak tanımlandı. Bu sınıflandırma sistemi, her arazinin potansiyeline uygun şekilde kullanılmasını ve tarımsal verimliliğin en üst düzeye çıkarılmasını hedefliyor.
Büyük Ova Koruma Alanı Nasıl İlan Edilecek?
Yönetmeliğin en dikkat çekici düzenlemelerinden biri büyük ova koruma alanlarının belirlenmesine ilişkin hükümler oldu. Tarımsal üretim potansiyeli yüksek olan ancak erozyon, kirlenme, amaç dışı kullanım veya yanlış uygulamalar nedeniyle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızla ilerlediği ovalar, bu koruma kapsamına alınabilecek. Bir ovanın büyük ova koruma alanı ilan edilmesi için o ildeki toprak koruma kurulunun görüşü alınacak. Birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise tüm ilgili kurulların görüşüne başvurulacak ve nihai karar Cumhurbaşkanı Kararı ile verilecek. Koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine ilgili şerhin konulması valilikler tarafından tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Bakanlık, bu ovaların korunması, geliştirilmesi ve bölgedeki çiftçilerin desteklenmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisine de sahip olacak.
Erozyona Duyarlı Alanlar Belirlenecek
Yönetmelik, toprak erozyonuyla mücadele konusunda da önemli düzenlemeler içeriyor. Doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar Tarım ve Orman Bakanlığı veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek. Yapılan incelemeler sonucunda toprağın özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin tespit edildiği alanlar bakanlığa iletilecek. Bakanlığın uygun bulması halinde bu alanlar Cumhurbaşkanı Kararı ile erozyona duyarlı alan olarak ilan edilebilecek. Bu düzenleme, Türkiye'de özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ciddi boyutlara ulaşan toprak erozyonu sorununa karşı koruyucu bir çerçeve oluşturmayı amaçlıyor.
Yönetmelik Tarım Sektörünü Nasıl Etkileyecek?
Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği, Türkiye'nin tarım politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Plansız kentleşme ve sanayileşme nedeniyle her yıl binlerce hektar verimli tarım arazisinin kaybedildiği Türkiye'de bu düzenleme, toprak varlığının korunması ve sürdürülebilir tarımın güvence altına alınması açısından kritik bir adım niteliği taşıyor. AKUP sistemiyle birlikte her bölgenin toprak yapısına ve iklim koşullarına uygun üretim planlaması yapılabilecek, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önüne geçilmesi hedefleniyor. Büyük ova koruma alanları ve erozyona duyarlı alan uygulamalarının da uzun vadede gıda güvenliği stratejilerine katkı sağlaması bekleniyor.





