Jülide Kadıoğlu ile Klinik Yorum | Doç. Dr. Ayşe Ekim Jülide Kadıoğlu ile Klinik Yorum | Doç. Dr. Ayşe Ekim

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gizem Kaplan yumurtalık kanserlerinin görülme sıklığının tüm kanserler arasında yüzde 3 olduğunu, ölüme yol açan kanserler arasında 5’inci sırada olduğunu söyledi. Jinekolojik kanserler arasında da rastlanma sıklığı bakımından 2’nci sırada yer aldığını belirten Dr. Kaplan “Yumurtalık kanseri diğer kanserlere göre daha nadir görülse de tanı alındığı anda çoğunlukla ileri evre olması, ileri evre olana kadar çok az semptom vermesi ve bu nedenle yaşam süresinin kısa oluşu nedeniyle önem arz etmektedir” dedi.
Ortalama tanı yaşının 64 olduğuna değinen Dr. Kaplan yumurtalık kanserinin çoğunlukla menopoz sonrası kadınları etkilediğini; köken olarak yumurtalığın epitel denilen en dış dokusundan, germ hücreleri denilen üreme hücrelerinden ya da stroma yani iç dokudan kaynaklı oluşabileceğini ifade etti.

“İleri Evrede Semptom Veriyor”


“Bir kadın ömrü boyunca ne kadar çok adet döngüsü yaşarsa yumurtalık kanseri olma ihtimali o kadar artmaktadır” diyen Dr. Kaplan risk faktörlerini hiç doğum yapmamış olmak, infertilite (kısırlık), erken yaşta adet görmeye başlamak, geç menopoza girmek, ileri yaş ve aile öyküsü olarak sıraladı. Bunun tersine çok doğum yapma, doğum kontrol hapı kullanma, emzirme, rahim ve yumurtalıkları aldırma, tüpleri bağlatmanın ise epitel kaynaklı yumurtalık kanserinden koruyucu olduğunu sözlerine ekledi.
Yumurtalık kanserlerinin semptom verdiğinde çoğunlukla ileri evrede olduğunun altını çizen Dr. Kaplan “Bu semptomları sıralayacak olursak; menopoz öncesi dönemde düzensiz kanamalar, kitlenin bası yapmasına bağlı olarak ağrı, kabızlık, alt karın bölgesinde gerilim ve hassasiyet, ağrılı cinsel ilişki, karın içinde assit denilen sıvı birikimine bağlı gerilim, menopoz sonrası kanamalar olarak özetleyebiliriz. Muayene bulguları olarak ise ultrasonda kitle görülmesi, assit görülmesi, menopoza girilmesine rağmen vajinal muayenede ele gelen yumurtalıklar, akciğer çevresinde sıvı birikimi görülebilir” diye konuştu.

“Kesin Tanı İçin Patoloji Gerekiyor”


Tanının genellikle fizik muayene, ultrason ve tümör markörü denilen kan tetkikleri ile konulduğunu, buna ek olarak smear taraması, düzensiz kanama varsa rahim iç dokusundan biyopsi alınmasının da tanıya yardımcı tetkiklerden olduğunu dile getiren Dr. Kaplan kesin tanının ameliyat esnasında yumurtalık dokusunun patolojiye gönderilmesi ile konulabildiğini anlattı.
Bazı genetik mutasyonları taşıyan kişilerde ailesel meme, yumurtalık, kolon, pankreas kanserleri görüldüğüne işaret eden Dr. Kaplan “BRCA ve HNPCC denilen bu mutasyonları ailesinde taşıyan kişilerin kanser taramaları açısından diğer kişilere göre daha dikkatli olması gerekir. Böyle bir aile öyküsü olanlarda yumurtalık kanseri açısından yıllık düzenli muayene, ultrason ve tümör markörleri taranmalıdır. Ayrıca bu kişilere genetik danışmanlık verilmeli, çocuk istemi tamamlandıktan sonra ise hasta ile görüşülerek önlem amaçlı iki taraflı yumurtalıkların alınması bir seçenek olarak sunulmalıdır” dedi.

“5 Yıllık Sağ Kalım Oranı Yüzde 40”


Dr. Kaplan yumurtalık kanserlerinin çevre dokuya komşuluk yoluyla diğer dokulara ise kan ve lenf sistemi yoluyla yayılabileceğine değinerek tedavi sürecinin cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, immunoterapi ve hormon tedavilerinin uygun koşullarda kombine edilmesi ile yapıldığını ancak tüm bu tedavilere rağmen 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 40 civarında olduğunu söyledi.
Epitelyal yumurtalık kanserlerinin haricinde yumurtalık dokusunun diğer bölümlerinden köken alan pek çok yumurtalık kanseri çeşidi bulunsa da bunların görülme sıklığının daha düşük olduğunu ve çoğunlukla daha erken yaşlarda görülüp, daha erken evrede tanı aldığından bahseden Dr. Kaplan bu tip kanserlerde agresif bir cerrahi yerine rahim ve yumurtalıkları koruyucu cerrahilerin tercih edildiğini dile getirdi.
Ölüm oranının yüksekliği ve geç evrede tanı alması nedeniyle önemli olduğunu vurgulayan Dr. Kaplan “Yumurtalık kanserinin rutin bir tarama testi olmasa da yıllık kadın doğum muayeneleri, smear takipleri son derece önemlidir. Ayrıca adet döngüsünde oluşan değişiklikler, ağrı, kanama gibi jinekolojik semptomları göz ardı etmemek ve hekim kontrolü olmak kanseri erken evrelerde yakalayabilme şansı sağlamaktadır” dedi.