Temelleri 1969 yılında atılan Baksan Sanayi Sitesi, Eskişehir’in yıllar içindeki büyümesiyle birlikte bugün şehir merkezinde kalan bir üretim adası haline geldi. Toplam 66 hektarlık alana yayılan bölgede yaklaşık 1.100 işletme faaliyet gösterirken, 10 bine yakın kişi istihdam ediliyor. Kooperatif modeliyle kurulan site, adını kurucularından Muhsin Baksan’dan alıyor.


Yaz aylarında toz, kış aylarında çamur ve yağışlı dönemlerde yaşanan su baskınları nedeniyle BAKSAN’daki alt ve üst yapı sorunları sık sık gündeme geliyor; bölge, kamuoyunda ve siyasi tartışmalarda öne çıkan başlıklar arasında yer almaya devam ediyor. BAKSAN Sanayi Sitesi Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Bedi Baksan, son olarak oltalı protestoyla gündeme gelen sitenin dünü ve bugününü Eskişehir Haber Ajansı’ndan Alperen Ata’ya anlattı.

25 arkadaşla atılan ilk adım

BAKSAN’ın 1969 yılında 25 girişimcinin bir araya gelmesiyle kurulduğunu belirten Bedi Baksan, o yılları şöyle anlattı:“1969 senesinde 25 arkadaş bir araya gelerek burayı kuruyor. Aralarında çeşitli meslek kollarından insanlar var. Kurucularından biri de benim babam Muhsin Baksan’dı. Önce yer arayışına giriyorlar. ‘Nereye yapalım’ diye düşünüyorlar.” İlk olarak Alpu Yolu üzerindeki bir bölgenin gündeme geldiğini aktaran Baksan, “O dönemde belediyenin imkanları kısıtlı, para yok.Oradaki arazi çok güzel fakat çok fazla mal sahibi var.Her biriyle ayrı ayrı anlaşmak, tevhid bedelleri, süreçlerin uzaması derken vazgeçiliyor” dedi.

Mücavir alan engeli ve yeni arayış

Alpu alternatifi rafa kalktıktan sonra Satılmışoğlu Köyü tarafındaki çorak bir arazinin gündeme geldiğini anlatan Baksan, bakanlık şartlarının süreci değiştirdiğini dile getirdi. Baksan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Arazi sahipleriyle anlaşılıyor ama bakanlıktan kredi kullanılacağı için buranın devlet yatırımı statüsünde olması gerekiyor. Bakanlık ‘olmaz’ diyor. Çünkü belediye mücavir alan sınırları içinde olması şart... O dönemde mücavir alan bugünkü yeni Kılıçoğlu civarındaydı. Çelikoğlu dahi yoktu.”

Çıkıllıoğlu arazisi süreci değiştirdi

Sürecin dönüm noktasının rahmetli Rıfat Çıkılloğlu’nun arazisi olduğunu aktaran Baksan, “Sonrasında rahmetli Rıfat Çıkılloğlu’nun arazisi gündeme geliyor. Burayı satın alıyoruz. Üstelik beş kuruş peşin para vermeden alıyoruz. Tapuya imza atılıyor, ödemeleri taksit taksit yapıyoruz. Bu büyük bir güven ve itimat meselesiydi. İçeride bir kazanç olacaksa da herkes için olacaktı” ifadelerini kullandı.

40 ayda tamamlanan ilk etap

Projenin teknik ve idari sürecinde önemli isimlerin yer aldığını ve ilk etap çalışmalarının 40 ayda tamamlandığını anlatan Baksan, “Bu sürecin önemli isimlerinden biri de Prof. Dr. Orhan Oğuz’dur. İlk etap dediğimiz iki bölümü 40 ayda tamamladık.Ardından ikinci etap için yine Rıfat Çıkılloğlu’ndan yer aldık.Hafriyat sürecinde yaklaşık bir milyon metreküp kazı yapıldı. O dönemde deprem yönetmelikleri bu kadar gündemde değilken bizden zemin etüdü istediler. Bayındırlık Bakanlığı üzerinden süreç yürüdü. Anadolu Üniversitesi yapamayacağını söyleyince İTÜ geldi ve zemin etüdünü yaptı. İnşaatlar tamamlandı, 1981’de iskan alındı. Resmi açılışı 13 Eylül 1980’de yapacaktık ancak 12 Eylül harekâtı nedeniyle ertelendi” diye konuştu.

2026 sonuna kadar pırıl pırıl olacak

Altyapının başlangıçta kötü olmadığını ancak zaman için ağır tonajlı mermer faaliyetleri nedeniyle sistemin zarar gördüğünü dile getiren Baksan,“Altyapı aslında fena değildi ama mermer sektörü geldi ve altyapıyı, yolları ciddi şekilde yıprattı. Yıllarca hizmet gelmedi” dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin göreve gelmesiyle birlikte bölgede altyapı çalışmalarının başladığını belirten Baksan, sürecin 2026 yılı sonuna kadar tamamlamasının hedeflendiğini söyledi. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile de görüştüklerini ve teknik önerilerini ilettiklerini dile getiren Baksan, “Altyapı yapılırken su basman kotlarının korunması, yolların kazınarak yapılması gerektiğini söyledik. Sağ olsunlar dikkate aldılar. ‘Bir an önce asfaltı dökelim, bir daha kırmayalım’ diyorlar” dedi.

Kanalizasyon sorunu devam ediyor

Bölgede hala çözülemeyen en önemli başlıklardan birinin kanalizasyon bağlantıları olduğunu vurgulayan Baksan, bazı işletmelerin bağlantılarını hala tamamlamadığına dikkat çekti. Baksan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Hala bazı esnaflar bağlantılarını yaptırmadı. Bu durum ileride yeniden kazı yapılması, asfaltın tekrar kırılıp dökülmesi gibi sorunları beraberinde getiriyor. Bu iş bir an önce tamamlanmalı ki aynı yerde tekrar tekrar çalışma yapılmak zorunda kalınmasın.”

En büyük zararı mermerciler verdi

Baksan, altyapı sistemine en büyük zararın mermer sektöründen kaynaklandığını savundu. 2015 yılında belediyede işgallerle ilgili yapılan toplantıyı hatırlatan Baksan, o dönemde mermer atıkları için alternatif alan önerildiği ancak kabul görmediğini belirtti. Baksan, “Karşı tarafta boş alanlarımız vardı. ‘Malzemelerinizi getirin, bu alanlara koyun” denildi. Ancak ‘malımız çalınır’ gibi bir bakış açısıyla bu öneriye sıcak bakılmadı” dedi.
Mermer atıklarının kontrolsüz şekilde sisteme zarar verdiğini belirten Baksan, çözüm önerisini şu ifadelerle paylaştı: “Mermercilerin ciddi miktarda atık malzemesi var. Kesim artıkları için bertaraf ücreti ödüyorlar. Buna gerek yok. Taş kırma makineleri var; uygun bir alan tahsis edilse, tanklar konulsa, atıklar oraya boşaltılsa hem maliyet düşer hem de çevre korunur. Ancak bu atıkların dinlendirme havuzlarında arıtıldığını da düşünmüyorum. Mevcut kanalizasyon sistemimize en büyük zararı da bu kontrolsüz atıklar verdi. Bugün yaşadığımız altyapı sorunlarının önemli bir kısmı da buradan kaynaklanıyor.”

Kazı yapıldı elbette sıkıntı olacak

Baksan, çalışmalar nedeniyle yaşanan geçici sıkıntıların farkında olduklarını ve sürecin sabır gerektirdiği söyledi. Özellikle kazı yapılan alanlarda düzenleme sürecinin zaman alacağına dikkat çeken Baksan, “Bizim kimseye karşı bir kırgınlığımız ya da öfkemiz yok. Buradaki en büyük sıkıntı ise başta benim kapımın önü olmak üzere her yerde yaşanan altyapı çalışmaları. Elbette olacak; sonuçta kazı yapıldı. Bu yerler yeniden düzenlenecek. Ancak bunun için biraz sabır göstermemiz gerekiyor” dedi.


“Balık tutarak” siyaset yapılmaya çalışılıyor

Baksan, resmi başvuru yapılmadan sosyal medya üzerinden eleştiri yürütülmesini doğru bulmadığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Sosyal medyada görüyorum; farklı iddialar ortaya atılıyor, balık tutuyorlar. Eğer bir yanlış varsa, gelir doğrudan söylersin. ‘Dilekçe verdik’ deniliyor. Peki gösterin dilekçeyi, nereye vermişsiniz? Ortada bir müracaat yok. Sadece siyaset yapılmaya çalışılıyor.”

Bizim siyasetimiz ekmek

BAKSAN yönetimi olarak siyasi tartışmaların tarafı olmadıklarını dile getiren Baksan, “Bizim siyasetle işimiz yok. Bizim siyasetimiz ekmek. Şu parti, bu parti diye bir ayrımımız yok. Hepsi bizim için aynıdır. Biz herkese eşit mesafede dururuz. A parti, B parti bizi ilgilendirmez. Kim hizmet ederse takdir ederiz. Kim hakkımızı gasp ederse de hukuk çerçevesinde mücadele ederiz” ifadelerini kullandı.

Sadece sanayi sitesi kurmadık, sanayici yetiştirdik

Bölgede yaklaşık 1.100 işletme ve 10 bine yakın çalışanın bulunduğunu belirten Baksan, BAKSAN’ın yalnızca bir sanayi alanı değil, aynı zamanda bir “sanayici yetiştirme okulu” olduğunu söyledi. BAKSAN’da çok geniş bir sektör yelpazesinin faaliyet gösterdiğini ifade eden Baksan, “Bugün burada yaklaşık bin 100 işletme ve 10 bin civarında çalışan var. Her sektörden işletme mevcut: mobilya, metal, döküm, oto sektörü, gıda, ticaret, AR-GE firmaları var. Organize sanayideki birçok fabrikanın temeli buradan çıktı. Biz sadece sanayi sitesi kurmadık, sanayici yetiştirdik” ifadelerini kullandı.

Altyapı ve tramvay mücadelesi

BAKSAN’ın kuruluşundan bu yana altyapı başlıklarında önemli mücadeleler verdiği belirten Baksan, “Elektrik altyapısı, trafolar, tramvay hattı gibi konularda da mücadele verdik. Tramvayın buradan geçmesi buraya değer kattı. Ulaşım önemliydi ve biz karşı çıkmadık” dedi.


Kontrol zayıfladı, yapı bozuldu

Baksan, 2007 yılında Sanayi Bakanlığı’nın belediye gönderdiği yazıyla işyeri açılışlarında kooperatiften izin alınması gerektiğinin belirtildiğini hatırlattı. Ancak bu uygulamanın zamanla devre dışı kaldığını ifade eden Baksan, “Kontrol zayıfladı, yapı bozuldu. Yine de biz kurallara bağlı kalmaya devam ettik. Bugün burada ciddi bir değer artışı var. Arsalar, dükkânlar milyonlarla ifade ediliyor. Kiralar yükseldi. Esnaf da kendini yenilemeye başladı ”diye konuştu.


İmar çok farklı ve hassas bir mesele

Tepebaşı Belediyesi’nin 2021 yılında kamuoyuna duyurduğu yenilenme projesinin son durumuyla ilgili de bilgi veren Baksan, şu ifadeleri kullandı: “İmar konusu aslında çok farklı ve hassas bir mesele... Bu konuda biraz çekinceler de var. Bir kişi arsasını belediyeye götürüyor, belediye de ‘Buraya üç kat yapabilirsin’ diyor. Mesela bizim karşıda bir blok var; ilk blokta yedi tane dükkân bulunuyor. Bu yedi dükkân sahibi bir araya gelmesi lazım çünkü burada bitişik nizam söz konusu, temeller birbirine bitişik. 320 metrekarelik bir alanda üç kat yaptığınızda yaklaşık 1000 metrekare kapalı alan elde ediyorsunuz. Üzerine bir de bodrum kazılırsa ciddi bir alan ortaya çıkar. Açıkçası bunda bir mahsur görmüyorum. Bizim için önemli olan burada üretimin ve ticaretin devam etmesi. Bu yönde bir sıkıntı yok. Ben iyi olan bir şeye “hayır” diyecek bir insan değilim. Biz her zaman kazanmaktan ve gelişmekten yanayız. Keşke herkes bir araya gelip ortak bir çözüm üretebilse…”

Devlete borcu olmayan tek sanayi sitesiyiz

BAKSAN’ın mali yapısı hakkında da bilgi veren Bedi Baksan, “Devlete borcu olmayan tek sanayi sitesiyiz. Amacımız başkalarına da örnek olmak, üretimi artırmaktı. AR-GE firmalarımız var” dedi. Prefabrik ve radye temel sistemini Türkiye’de ilk uygulayan sanayi sitelerinden biri olduklarını ifade eden Baksan, “Bu bölgede fiilen sanat icra edecek esnaf için kurduk burayı. İntibak sürecinde de Türkiye’de ilk başvuru yapan ve tamamlayan sanayi sitesi biz olduk. Bizim anlayışımız üretim olsun, ticaret olsun, kimsenin hakkına tecavüz edilmesin. Niyet hayırsa akıbet de hayır olur. Kavga bir şey kazandırmaz; konuşarak, uzlaşarak çözmek gerekir. Biz ülkemizi seviyoruz. Bugüne kadar aldığımız emaneti daha ileriye taşımaya çalışıyoruz. Babalarımız meslek odalarını kurarken ceplerinden para koydu. Biz de onların bıraktığı yerden üzerine koyarak devam etmek istiyoruz” diye konuştu.

Kaynak: Alperen Ata