“YARGININ SOPA GİBİ KULLANILDIĞI BİR DÖNEMDEN GEÇTİK”

ALPEREN ATA: 2025 yılı CHP Eskişehir Örgütü açısından nasıl geçti?

TALAT YALAZ: 2025 yılını, CHP örgütü açısından, Türkiye’nin dört bir yanındaki örgütlerimizde olduğu gibi yoğun baskı ve gündemin olduğu bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Örgüt olarak ciddi sınavlardan geçtik. CHP’ye yönelik baskılara, özellikle yargının bir sopa gibi kullanılmasıyla belediye başkanlarımızın, cumhurbaşkanı adayımızın ve partimizin kurumsal kimliğinin hedef alınmasına rağmen; örgütümüzün bir bütün olarak dimdik ayakta kaldığı, bu süreci Türkiye’de hep birlikte göğüslediğimizi özellikle vurgulamak istiyorum.

“GENEL SEÇİME KENETLENMİŞ BİR YAPIYLA YOLA DEVAM EDİYORUZ”

2025 yılı sadece CHP ve Cumhuriyet Halk Partililer için değil; halkımız, vatandaşlarımız ve özellikle hemşerilerimiz için de yoğun ve zor bir gündemin içinde geçmiş bir yıl olmuştur. Ekonominin Cumhuriyet tarihinin en kötü seviyelerinde seyrettiği bir yıl olmuştur. Açlığın, yoksulluğun ve sefaletin sürekli olarak gündemde olduğu ve artarak, katlanarak devam ettiği bir yıl yaşanmıştır. 2025 yılını geride bırakırken, biraz daha pişmiş, yapılan baskılara ve saldırılara karşı daha fazla kenetlenmiştir. 2026 yılına ve yapılacak genel seçime yönelik motivasyonu kendi içinde içselleştirmiş bir örgüt olarak 2026 yılına girdiğimizi de ifade etmek istiyorum.

“PARTİ PROGRAMIMIZ 2026 YILINA DAMGA VURACAK”

2026 yılını “mücadelenin büyüyeceği” bir yıl olarak tanımlamıştınız. Bu bağlamda mücadeleyi büyütmek amacıyla neler yapacaksınız?

2026 yılında mücadeleyi büyüteceğiz. 2026 yılı, CHP örgütünün sonraki yıllara damga vuracağı bir yıl olacaktır. Özellikle Eskişehir’de bunun böyle olacağını net bir şekilde ifade edebilirim. Şöyle ki, Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olma umudunu, AKP’nin ülkeyi berbat bir şekilde yönetiyor oluşuna ya da kötü yönetimine bağlayacak kadar sığ bir parti değildir. Biz her zaman söylüyoruz; Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olmaya, ülkeyi yönetmeye ve ülkeyi içinde bulunduğu zor şartlardan kurtarmaya hazır bir partidir. Bu amacı içselleştirmiş bir partidir. Bu bağlamda Parti programımız 2026 yılına damga vuracaktır. Parti programımızı biliyorsunuz; 2025 yılının son günlerinde yaptığımız kurultayla netleştirmiş olduk. Artık halkımızın karşısına, hangi sorunu hangi reçeteyle çözeceğimize ilişkin somut dayanaklar ve somut vaatlerle çıkıyor olacağız. Bence bu, sadece Eskişehir’de değil, tüm Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin en birinci ve asli görevidir.

“81 İL BAŞKANIMIZLA YOL HARİTAMIZI KONUŞACAĞIZ”

10 Ocak günü 81 il başkanımızın katılımıyla Ankara’da, parti programı ve sonraki çalışmalara ilişkin bir il başkanları toplantısı gerçekleştireceğiz. Bu toplantıya Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel başkanlık edecektir. Burada da çok somut çalışma planları ve projelerin ortaya çıkacağını öngörüyorum. Bu anlamda, CHP Eskişehir örgütü olarak bu programı anlatmaya, kapı kapı dolaşarak halkımıza aktarmaya, insanları bu programa ikna etmeye, programı onlarla buluşturmaya ve halkın umudunun CHP’nin parti programı olduğu bilincini kazandırmaya hazır olduğumuzu açıkça ifade etmek isterim.

“ESKİŞEHİR YILI” ESKİŞEHİR’E DAMGA VURACAK

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, 2026 yılını “Eskişehir Yılı” olarak ilan etti. “Eskişehir Yılı”ndan beklentileriniz ve düşünceleriniz nelerdir?

Ayşe Başkan'ın bu hususta çok heyecanlı olduğunu, 2026 yılında, sonraki yıllarda Eskişehir adına damga vuracak, çok ciddi hizmet ve projelerle Eskişehir'lerin karşısında olacağını ve buna ilişkin çok ciddi adımlar atacağını biliyorum. Buna ilişkin açıklamaları da yeri geldikçe kendisi yapacaktır. Ama onun heyecanı 2026 yılında vaat ettiği her şeye, 2026 yılının gerçekten Eskişehir yılı olduğunu, tüm Eskişehir'lerin hissedeceği bir yıl olacağını net olarak, açık yüreklilikle inanmamızı sağlıyor. Bu heyecan olduğu sürece Ayşe Başkan, 2026 yılında çok önemli çalışmalara, hizmetlere ve projelere Eskişehir'lerin unutamayacağı bir biçimde etki edecektir. Bunu da ilerleyen günlerde hep birlikte göreceğiz. 2026 yılı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerimiz açısından net olarak Eskişehir yılı olacaktır ve bunu tüm Eskişehirliler hissedecektir.

2026, ÖRGÜTSEL YAPIYI YENİDEN ELE ALDIĞIMIZ YIL OLACAK

CHP Eskişehir İl Örgütü olarak, mahalle örgütlenmelerini güçlendirme planınız var mı?

CHP’nin Eskişehir’deki üye sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Zaten mahalle bazlıgüçlü ve sayısal olarak yeterli bir örgüt yapısına sahibiz. Ancak çalışma tarzı, çalışma prensipleri ve yöntemlerine ilişkin bazı eleştirilerimiz vardı. Bunları kongre konuşmalarımızda da açıkça dile getirdik. İlk dönemde, bu eksikliklerin giderilmesine ve mevcut yapının daha da güçlendirilmesine yönelik somut adımlar attık. İkinci dönemde ise parti içi çalışmalarda en önemli hedefimiz mahalle örgütlenmelerini eksiksiz şekilde tamamlamak, kurumsallaştırmak ve buna bağlı olarak parti programımızın mahallelerde anlatılmasından, seçim dönemlerindeki mahalle hareketliliğinin planlanmasına kadar pek çok çalışmayı ilçe başkanlarımızla birlikte yürütmek olacak. İlçe başkanlarımız bu konunun bilincinde ve sürece hâkimdir. Bu doğrultuda 2026 yılı örgüt yapımızın yanı sıra, örgütsel çalışma tarzımızın ve prensiplerimizin de kapsamlı biçimde gözden geçirileceği bir yıl olacaktır.

“CHP’DEN BİR KOPUŞ DEĞİL, AKP’YE BİR GEÇİŞ SÖZ KONUSUDUR”

2025 yılında CHP'den çok fazla istifa oldu. İstifaların nedeni nedir?

Hepsini birbirinden bağımsız değerlendirmek gerekir. Öncelikle, çok fazla istifa olduğu iddiası doğru değildir. İşin aslı şudur: Cumhuriyet Halk Partisi’nde söylendiği gibi yaygın bir istifa durumu yoktur.Son istifa olarak örnek verilen Berke Akyel arkadaşımız, CHP’den istifa etmemiştir.AKP’ye geçmiştir. Bu durumun doğru okunması gerekir. Kendisi de açıkça ifade etmiştir ki, bu kararı alırken CHP’yle ya da partiye mensup herhangi biriyle yaşadığı bir sorun etkili olmamıştır. Yani burada CHP’den bir kopuş değil, AKP’ye bir geçiş söz konusudur. AKP’ye geçişin gerekçesi de kendisine sorulmalıdır. Başka bir partiye geçme nedenini bizim araştırmamız söz konusu değildir.Cumhuriyet Halk Partisi bir dava partisidir. Kurtuluş Savaşıyıllarında temelleri atılmış, Kuvayi Milliye ruhunu taşıyan, bu ülkenin kurucu ve kurtarıcı partisidir. Dünya konjonktüründe sosyal demokrat, Türkiye özelinde ise hem sosyal demokrat hem halkçı bir siyaset anlayışıyla yol almaktadır. Kişilerin ayrılmasıyla güç kaybetmeyecek kadar köklü, büyük ve tarihsel bir partidir. Dünyanın en eski ve en büyük partilerinden biridir. Bu nedenle yaşananları “Cumhuriyet Halk Partisi’nden kopuş” olarak değil, başka tercihlere yönelme olarak değerlendirmek daha doğrudur.

-KADIN VE GENÇLİK KOLLARI İSTİFALARI…

Kadın kolları üzerinden gündeme getirilen istifalarda ise partiden ayrılma değil, görevden ayrılma söz konusudur. Görevi bırakan arkadaşlarımızın yerine yedekten gelenler bayrağı devralarak çalışmaya devam etmektedir. Gençlik kolları ile ilgili süreç ise daha önce de defalarca basına ifade edildiği üzere; genel merkez, dönemin il başkanı ve gençlik kolları başkanı arasında yaşanan bir durumdan ibarettir. Bizim bu sürecin içinde olmamız ya da müdahil olmamız söz konusu değildir. Bu tabloyu Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir kopuş olarak nitelendirmek haksız ve gerçek dışıdır.Bazı görevlerde bulunan arkadaşlarımız zamanla yorulabilir ya da kişisel nedenlerle görevlerini sürdüremeyeceklerini düşünebilirler. Kadın kollarında yaşanan bazı görevden ayrılmalar da bu iyi niyetli gerekçelere dayanmaktadır. Özel yaşam koşullarının değişmesi, yeterli vakit ayıramama ve görevin hakkını verememe endişesiyle yapılan bu ayrılıklar son derece doğaldır. Bu durumlarda, görevi daha fazla zaman ayırabilecek arkadaşların devralması tercih edilmiştir.

“ÜYE SAYISI 15 BİNDEN 24 BİNLERE ÇIKTI”

Bu nedenle, yaşanan her durumu tek tek ve kendi bağlamı içinde değerlendirmek gerekir. CHP Eskişehir’de ne güç kaybetmiştir ne de üye sayısında bir gerileme yaşamıştır. Söz konusu ayrılıklar, ya başka bir partiye geçme iradesine ya da görevden ayrılıp CHP çatısı altında siyasete devam etme tercihlerine dayanmaktadır. Hepsini aynı potada değerlendirmek doğru değildir.Sonuç olarak, Cumhuriyet Halk Partisi 2025 yılında istifalarla zayıflamamışaksine üye sayısını 15 binden 24 binlere çıkararak güçlenmiş, kenetlenmiş ve iktidar olma iradesini net biçimde ortaya koyarak yılı geride bırakmıştır.

“YILMAZ HOCA, BİZİM BİLDİĞİMİZ ANLAMDA SİYASET YAPMADI”

Önceki dönem Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yılmaz Büyükerşen, aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. Bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yılmaz Hoca, Eskişehir'e çok önemli hizmetlerde bulunmuş, Eskişehir'i çeyrek asıryönetmişve çağdaş bir Avrupa kenti haline getirmiş çok önemli bir siyasi figürdür. Siyaset öyle “siyaseti bıraktım” demekle bırakılmaz. Şu anda kendisi hala Eskişehir'e hizmete devam etmektedir. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Ayşe Başkanımızın danışmanlığı göreviyle halen daha hizmetlerine devam etmektedir. Yılmaz Hoca bizim bildiğimiz anlamda siyaset yapmış bir insan hiçbir zaman olmadı. Uzun yıllar bir rektörlük görevi, rektörlük görevinden sonra Akademi Başkanlığı, Akademi Başkanlığı'ndan sonra Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi hep hizmete dönük siyaset icra etmiş bir siyasi aktördür. Bu itibarla bu görevine de devam etmektedir. O da siyasete devam ettiği anlamına gelmektedir bizim nezrimizde. Biz böyle okuyoruz süreci.

“VATANDAŞ ERKEN SEÇİM İSTİYOR”

Semt pazarlarına ziyaretlerde bulunuyorsunuz. Pazar ziyaretlerinde neler görüyorsunuz?

Bir kere pazarda Cumhuriyet Halk Partisi’ne ciddi ve güçlü bir umut bağlandığını görüyorum. Pazara gittiğimizde, bir yandan davamıza ve mücadelemize olan motivasyonumuz artıyor. Öte yandan ise bizi derin düşüncelere sevk eden bir tabloyla karşılaşıyoruz. İnsanların yoksulluğunu, ekonomik olarak hangi durumda olduklarını en iyi gözlemleyebileceğiniz yerlerin başında pazarlar geliyor. Her kesim pazarlarda memuru, amiri, emeklisi, emekçisi, yoksulu, varlıklısı… Toplumun adeta bir fotoğrafını çekiyorsunuz. Ancak bu tablo gerçekten içler acısı. Gördüğümüzde bizleri mutlu eden bir manzara değil. Yoksulluğun ve sefaletin, Türkiye sınırları içerisinde, gerek kendi yaş grubumuzdan gerekse ileri yaştaki ağabeylerimizden duyduğumuz kadarıyla, daha önce karşılaştıklarımıza benzemeyen bir boyuta ulaştığını görüyoruz. Burada hâkim olan duygu derin bir umutsuzluk. Bu umutsuzluk, mevcut iktidara yönelik bir umutsuzluk. İnsanların, bu iktidarın herhangi bir sorunlarını çözebileceğine dair inancını neredeyse tamamen kaybettiğini açıkça görüyoruz. Bu durumu doğrudan yaşayan, hatta içselleştiren insanların bile ekonomik sıkıntılar karşısında büyük bir isyan ve serzeniş içinde olduklarına tanık oluyoruz. Üçüncüsü ve bence en önemlisi ise, patlamaya hazır, derin bir sessizliğin hâkim olması. Bu sessizlik, sandığı bekleyen güçlü bir iradeden kaynaklanıyor. İnsanlarda çok ciddi bir erken seçim beklentisi var ve bunu artık yüksek sesle dile getiriyorlar.

“PAZARA ÇIKSINLAR, SAHANIN NABZINI TUTSUNLAR”

Biz pazar gezilerine yeni başlamadık. Yöneticilik dönemlerimizde de pazarlardaydık. O günkü tabloyla bugünkü tabloyu, o zamanki yaklaşım ve serzenişlerle bugünkülerini mukayese etmek mümkün değil; arada uçurum var. Bu nedenle pazar ziyaretlerimize devam edeceğiz. Halkın nabzını tutmayı, onların sesine ses, soluklarına soluk olmayı sürdüreceğiz. Ancak daha önemlisi, iktidarın bunu yapması gerekiyor. Bunu samimi bir şekilde, siyasi bir söylem olarak değil, içtenlikle ifade ediyorum. İktidar mensuplarına, milletvekillerine, il başkanlarına bir Eskişehirli vatandaş olarak rica ediyorum. Pazara, çarşıya çıksınlar; halkın gerçek durumunu yerinde görsünler. Sadece belli bir kesimi gözeten, zengini daha da zengin etmeye yönelik bir anlayışla siyaset yapılmaz. Halkla araya açılan bu uçurumla ülke yönetilemez. Halktan kopuk bir politikanın bu ülkeye katacağı hiçbir şey yoktur. Ben, A’danZ’ye bütün siyasi partilerin siyasetini toplumla, sokakta, sahada yapması gerektiğine inanan bir siyasetçiyim. Bunu da tamamen iyi niyetle söylüyorum. Gerçekten pazara çıksınlar, sahanın nabzını tutsunlar; o zaman siyaseti daha sağlıklı konuşuruz. Önce sorunu kabul etmek gerekir. Oysa bugün iktidarın, sorunu dahi kabul etmediğini görüyoruz. Bu anlamda pazar gezileri, bazen çalışma motivasyonumuzu yükseltirken, gördüğümüz tablo nedeniyle bizi derin bir üzüntüye ve ciddi bir sorgulamaya da sevk ediyor.

“HEPSİ SALON SİYASETÇİSİ OLMUŞ, ONLAR NE ANLAR YOKSULUN HALİNDEN”

İktidar temsilcilerinin, Halk Et ve Halk Berberi gibi sosyal belediyecilik uygulamalarını esnaf zor durumda bıraktığı yönündeki eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Halk berber hizmetini eleştiriyorlar. Oysa hiçbir belediye, durduk yere ve sebepsiz yere böyle bir hizmeti halkına, hemşerilerine sunmaz. Ortada bir ihtiyaç ve bir talep olmasa bu hizmetler hayata geçirilmez. Bugün iktidar, vatandaşları bir tıraş olmayı dahi lüks olarak görebilecekleri bir konjonktüre sürüklemiştir. Halk Et’i eleştiriyorsunuz. Üstelik sanıldığı gibi “çok ucuz” da değil; piyasadaki kasaplara göre sadece bir miktar daha uygun. Belediyelerimiz bu hizmeti tam da bu yüzden sunuyor. İnsanlar bundan yararlanıyor. Bazı aileler ayda bir kez de olsa çocuklarına, torunlarına et yedirebilmenin yolunu buluyor. Siz ise çıkıp bunu eleştiriyorsunuz. Üstelik kolunuzda 10 milyon liralık bir saatle yapıyorsunuz bu eleştiriyi. AKP, özellikle son iki yılda halkla arasındaki mesafeyi korkunç derecede açmıştır. Bugün halkımız ile AKP’ninbürokratları, yöneticileri, milletvekilleri ve il başkanları arasında dağlar kadar fark oluşmuştur. Halktan kopuk bir siyaset yapıyorlar. Hepsi salon siyasetçisi olmuş; halkın yaşadığı gerçekliği anlamıyorlar. Ne düşünecekler? Halk Et’in önündeki kalabalığa bir gidip bak Nebi Hatipoğlu, insanlar keyfinden, bu soğukta kuyrukta beklemiyor. Daha iki-üç gün önce emeklilerle birlikte yürüyüş yaptık. Hava eksi derecelerdeydi. Yere tükürsen donup düşecek kadar soğuktu. Emekliler torun sevecekleri yaşta insanlar. Emekli olmuşlar ama o ayazda, sokakta, üşüye üşüye neden yürüdüklerini, neden bağırdıklarını merak etmiyorlar. Umurlarında değil. Halktan bu kadar kopmuş, halkın sorunlarına gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, kendisini sarayın ve şatafatlı bir hayatın gölgesine hapsetmiş insanlardan bunları anlamalarını beklemiyoruz. Ama en azından saygı duymalarını bekliyoruz.

“HATİPOĞLU, KUYRUKTA BEKLEYENİN HALİNDEN ANLAMAZ”

Nebi Hatipoğlu, Halk Et’in önünde kuyrukta bekleyen yurttaşın hangi ruh haliyle orada olduğunu da, o ayazda yürüyen emeklilerin hangi sıkıntılarla sokağa çıktığını da anlayamaz. Anlamasını beklemiyoruz ama en azından saygı duysun. Biz ne yapıyorsak aynen yapmaya devam edeceğiz. Halktan kopuk siyaset üretmeyeceğiz. Halkımızın neye ihtiyacı varsa, ona yönelik hizmetler sunmayı sürdüreceğiz. Bunu buradan açık yüreklilikle ifade ediyorum. Eleştiriler kendilerini bağlar. Biz yapılanları da, eleştirileri de halkımızın takdirine sunuyoruz. Bir tarafta şatafatlı bir hayatın gölgesinde, belediyelerin sunduğu ucuz et ve tıraş hizmetlerini küçümseyen, aşağılayan bir siyasi figür var. Diğer tarafta ise gecesini gündüzüne katarak halkın refahı için çalışan, iktidarın yarattığı sorunlara rağmen yurttaşın hayatına dokunmaya çalışan özverili belediye başkanlarımız var. Halkımız bu iki anlayış arasında tercihini yapacaktır. Ya salonu, lüksü, şatafatı ve halktan kopuk bir hayatı seçecekler, ya da kendi refahı ve yaşam standardı için mücadele eden belediye başkanlarımızı. Ben Eskişehir’in bu konudaki iradesinin ne olduğunu çok iyi biliyorum.

Kaynak: Alperen Ata