Hacı Bektaş-i Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin 17. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nda konuşan CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, Alevi Bektaşi inancının yıllardır görmezden gelindiğini belirterek hem iktidara hem de Alevi kurumlarına yönelik dikkat çeken mesajlar verdi. Arslan, konuşmasında eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve Cem evlerinin ibadethane statüsü başlıklarını öne çıkardı.

Aleviler Bu Süreçleri Daha Zor Yaşıyor

Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirten Arslan, Alevilerin bu süreci daha ağır yaşadığını vurgulayarak, “Zor günlerden geçiyoruz. Zorluk elbette hepimizi kapsayan bir şey ama Aleviler olarak biraz daha zor geçiyor bizim için süreçler. Çünkü iktidar bize şaşı bakıyor” dedi.

Üç Kuruş İçin Yüzyıllık Mücadele Feda Edilemez

Alevi Bektaşi inancının taleplerinin uzun yıllardır yok sayıldığını ifade eden Arslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Başkanlığına da eleştiri getirerek şunları söyledi:

“Uzun yıllardır ne yazık ki Alevi Bektaşi anlayışının, inancının taleplerini görmezden geliyor. Bazı derneklerimizin başkan ve yöneticilerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın altında kurulan Alevi Bektaşi Başkanlığı gibi bir kuruma tamah etmesine benim gönlüm asla razı gelmiyor. Oradan alınacak üç kuruş, beş sandalye, on masa için yüzyıllardır yürüttüğümüz mücadelenin ayaklar altına alınmasına asla razı değilim.”

Bütçeler Ayrımcılığın Açık Göstergesi

İktidarın Alevi Bektaşi inancına yaklaşımını bütçe rakamlarıyla örnekleyen Arslan, şu ifadeleri kullandı:

“Bizim derdimiz devlete yakınlaşmak değil, devletin Alevi Bektaşi inancına yakınlaşmasını sağlamak olmalıdır. 2026 yılı merkezi idare bütçesinde Diyanet İşleri’ne ayrılan bütçe 174 milyar lira. Peki Alevi Bektaşi Başkanlığı’na ayrılan bütçe ne kadar biliyor musunuz? 673 milyon lira. Diyanet’e ayrılan pay, Alevi Bektaşi kurumuna ayrılan payın tam 271 katı.”

İki Bin Cem Evi’ne Çöp Bile Veremezler

Çamlıca’da temeli atılan Cem Evi üzerinden yapılan açıklamalara da değinen Arslan, bütçenin yetersizliğine dikkat çekerek, “Alevi kurumuna ayrılan bütçeyle Türkiye’de varlığını sürdürmeye çalışan iki bin Cem Evi’ne çöp bile veremezler. Kimse kimseyi kandırmasın” şeklinde konuştu.

Alevi Bektaşi İnancı Kültür ve Turizm Meselesi Değildir

Alevi Bektaşi inancının Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında değerlendirilmesine itiraz eden Arslan, bu durumu kabul etmediklerini söyledi ve şunları kaydetti:

“Alevi Bektaşi inancı ne kültürdür ne turizmdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın altında bizim ne işimiz var? Buna itiraz etmeyecek miyiz, sesimizi yükseltmeyecek miyiz?”

Kimlik Üzerinden Siyaseti Reddediyoruz

Son dönemde yapılan kimlik temelli siyasi tartışmalara ilişkin de konuşan Arslan, eşit yurttaşlığın altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir siyasi partinin genel başkanı çıkıp ‘Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Alevi, biri Kürt olmalı’ dedi. Burada denmek istenen şudur: Aleviler cumhurbaşkanı olamaz. Biz bu anlayışı tümüyle reddediyoruz. Biz eşit yurttaşlık, anayasa ve hukuk devleti temelinde mücadele ederiz.”

Cem Evleri İbadethane Sayılmalıdır

Cem evlerinin ibadethane statüsü konusundaki mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirten Arslan, Meclis’e şu çağrıda bulundu:

“Cem evlerinin ibadethane sayılmasıyla ilgili mücadeleyi sürdürmek zorundayız. Mecliste bu konuda verdiğim en kapsamlı kanun teklifi hâlâ duruyor. Hodri meydan diyoruz; Cem evlerinin ibadethane sayılmasıyla ilgili yasayı gelin oy birliğiyle geçirelim.”

Bu İnancın Bedelini Boşa Çıkarmaya Hakkımız Yok

Bazı kurumların maddi çıkarlar uğruna geri adım attığını söyleyen Arslan, “Üç kuruş için boyun eğildiğine tanıklık etmekten utanıyorum. Eğer bunu yaparsak, Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da ödediği bedel, Pir Sultan’ın meydan okuyuşu anlamsız kalır. Buna ne hakkımız var ne de haddimiz” dedi.

Mesele Binayı İnsanla Doldurmak

Örgütlenme vurgusu yapan Arslan, Eskişehir’deki Alevi nüfusuna rağmen dernek üye sayısının düşüklüğüne dikkat çekerek şu açıklamada bulundu:

“Eskişehir’de on binlerce Alevi var ama derneğin üye sayısı iki bin civarında. Mesele sadece bina yapmak değil. Cem evimizi, kültür merkezimizi insanla doldurmamız lazım. Çünkü bizim anlayışımız insanı Kâbe olarak gören bir anlayıştır. Toplumla bütünleşmek zorundayız.”

Kaynak: Yusufhan Toraman