Kaya, Küba’nın ağır bir kuşatma altında olduğunu belirterek, Avrupa Birliği hükümetleri ve bazı Latin Amerika ülkelerinin tutumunu da “sessizlik yoluyla suç ortaklığı” olarak nitelendirdi. Kaya, “Küba halkı bugün ağır bir kuşatma altındadır. Savaş suçlusu Donald Trump’ın başını çektiği emperyalist güçler; Avrupa Birliği hükümetlerinin suç ortaklığı ve Latin Amerika’daki birçok hükümetin sessizliğiyle Küba’ya karşı vahşi bir saldırı yürütmektedir. Bu sessizlik, suç ortaklığıdır. Bu tablo karşısında direnen az sayıdaki ülke ise halkların onurunu temsil etmektedir” dedi.

“Bir halkı açlığa ve karanlığa mahkum etme politikasıdır”

Venezuela’ya yönelik müdahaleler ve petrol ticaretine getirilen kısıtlamalar nedeniyle Küba’nın enerji kaynaklarına erişiminin ciddi biçimde azaldığı vurgulayan Kaya, Küba’ya yönelik ekonomik ve enerji alanındaki baskıların halkı doğrudan hedef aldığını ifade etti. Kaya, Emperyalizm yalnızca saldırmıyor aynı zamanda da boğmaya çalışıyor. Venezuela’ya yönelik müdahaleler ve petrol ticaretinin kontrol altına alınmasıyla birlikte Küba’ya enerji akışı kesilmiştir. Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yaptırım tehdidi savrulmakta, halk doğrudan yakıt üzerinden cezalandırılmaktadır. Açık konuşalım: Bu, bir halkı açlığa ve karanlığa mahkum etme politikasıdır” ifadelerini kullandı.

“Bu bir kriz değil planlı bir kuşatmadır”

Kaya, su ve iletişim altyapısının da ciddi zarar gördüğünü ifade ederek, yaşananların “bir kriz değil, planlı bir kuşatma” olduğunu söyledi. Kaya, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Küba’da üretim durma noktasına gelmiş, ulaşım aksamış, elektrik kesintileri yaygınlaşmış, hastaneler risk altına girmiş, su ve iletişim altyapısı ağır biçimde tahrip olmuştur. Bu bir kriz değildir; bu, planlı bir kuşatmadır. Üstelik mesele yalnızca enerji de değildir. Ekonomik abluka ve finansal boykot nedeniyle Küba, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hâle getirilmektedir. İlaç, gıda, hammadde ve temel yaşam araçları engellenmektedir. Bugün Küba’nın elindeki kaynaklar tükenme noktasına sürüklenmiştir.”

Küba ile Uluslararası Eylem ve Dayanışma Haftası

Kaya, Dünya Sendikalar Federasyonu’nun 6–12 Nisan tarihlerini “Küba ile Uluslararası Eylem ve Dayanışma Haftası” ilan ettiğini vurgulayarak, bu çağrının uluslararası işçi dayanışmasının büyütülmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, “Dünya Sendikalar Federasyonu da 6–12 Nisan tarihlerini kapsayan haftayı, dünya genelinde Küba ile Uluslararası Eylem ve Dayanışma Haftası ilan etmiştir. Bu çağrı, sınıf dayanışmasının lafta değil, fiiliyatta büyütülmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır” diye konuştu.

“Küba halkı yalnız değildir”

İşçileri, emekçileri ve demokratik kitle örgütlerini birlikte hareket etmeye davet eden Kaya, sokaklarda ve meydanlarda ses yükseltmenin tarihsel bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kaya, “Bu saldırı yalnızca Küba’ya değildir. Bu saldırı tüm halklara, tüm işçilere, tüm bağımsızlık iradesinedir. İşçiler, emekçiler, gençler ve demokratik kitle örgütleri; sınıf dayanışmasını büyütmek zorundadır. Sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde; emperyalist saldırganlığa karşı sesimizi yükseltmek tarihsel bir sorumluluktur. Küba halkı yalnız değildir. On milyonluk bir halk; onuruyla, direnciyle, kararlılığıyla ayaktadır. Halklar yalnız kaldığında değil, örgütlü olduğunda yenilmez olur. Küba yıllarca dünya halklarıyla dayanışma içinde olmuştur. Şimdi sıra bizdedir. Ya sessiz kalacağız ya da tarihin doğru tarafında yer alacağız” dedi.

Kaynak: Alperen Ata