Eskişehirliler tarafından "Eskişehir'in Eniştesi" olarak anılan Cindoruk'un Eskişehir'e bıraktığı miras, Tepebaşı ve Odunpazarı merkez ilçelerinin kurulmasından raylı sistem yatırımlarının zeminine kadar uzanıyor.
Hüsamettin Cindoruk Eskişehir'de Hangi Dönemde Milletvekilliği Yaptı?
Hüsamettin Cindoruk, 14 Kasım 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda 19. Dönem Eskişehir Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Doğru Yol Partisi (DYP) listelerinden seçilen Cindoruk, bu görevini 4 Aralık 1995 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdürdü. Milletvekilliği dönemi, aynı zamanda TBMM Başkanlığı görevini üstlendiği yıllara denk geldi.

Milletvekilliği süresi boyunca Eskişehir'in şehirleşme sürecini hızlandırmaya yönelik pek çok kararın arkasında durduğu, Eskişehir'in siyasi hafızasında yer aldı.
"Eskişehir'in Eniştesi" Hüsamettin Cindoruk
Hüsamettin Cindoruk, Eskişehir halkı tarafından "Eskişehir'in Eniştesi" olarak anıldı. Bunun nedeni, Cindoruk'un eşi Dilek Cindoruk üzerinden Demokrat Parti döneminin sembol isimlerinden merhum Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın ailesine kurduğu bağdı. Eskişehir yerel basını ve kamuoyu nezdinde merhum Hasan Polatkan'ın kızıyla evli olduğu algısı üzerinden "Eskişehir'in Eniştesi" olarak konumlandırıldı.

1991 yılındaki seçim kampanyası döneminde Cindoruk Eskişehir'e geldiğinde sokaklarda "Hoş geldin Enişte" yazılı pankartlarla karşılandı.
İlerleyen dönemlerde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın eşinin Tatar kökenli olması nedeniyle "Eskişehir'in Eniştesi" olarak kabul edilmesi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun eşinin ailesinin Eskişehir'de ikamet etmesi ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın oğlunun Eskişehirli bir aileyle sözlenmesiyle "Eskişehir'in Kayınpederi" unvanını alması bu geleneğin parçası oldu.
Eskişehir'in Büyükşehir Belediyesi Statüsüne Geçişi
Eskişehir'in şehirleşme tarihindeki en kritik eşik, büyükşehir belediyesi statüsüne geçişidir. 1993 yılında Türkiye genelinde nüfus ve gelişmişlik kriterleri dikkate alınarak büyükşehir statüsüne kavuşturulacak yeni illerin listesi hazırlanırken, Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanan kararname taslağının onay aşamasında Eskişehir'in bu listeye dahil edilmediği ortaya çıktı.
TBMM Başkanlığı makamının sahip olduğu stratejik önemi kullanan Hüsamettin Cindoruk, ilgili mevzuat tasarısı önüne geldiğinde net bir bürokratik duruş sergiledi.Cindoruk, taslağı hazırlayan makamlara yönelik olarak "Bunun içine Eskişehir'i koymazsanız imzalamam" şeklinde kesin bir ifade kullandı ve bu çıkışı sayesinde Eskişehir'in büyükşehir yapılacak iller listesine derhal eklenmesini sağladı.
Eskişehir'in idari sınırlarının yeniden çizilmesini, Tepebaşı ve Odunpazarı'nın kurulmasını ve Eskişehir'in önündeki 30 yıllık süreçte hayata geçirilecek kentsel dönüşüm, raylı sistem ve çevre düzenlemesi projelerinin hukuki ve finansal altyapısının oluşturulmasını temin etti. Cindoruk'un meclis başkanı olarak sahip olduğu imza yetkisini seçim bölgesi lehine kullanması, Eskişehir yerel yönetim tarihinin kırılma noktalarından biri olarak kayda geçti.
Eskişehir'in Doğalgaza Geçişinde Cindoruk'un Rolü
Cindoruk'un Eskişehir milletvekilliği dönemindeki bir diğer temel icraatı, kentin enerji ve çevre altyapısını değiştiren doğalgaz projeleridir. 1990'lı yılların başında Türkiye'de doğalgaz kullanımı henüz Ankara ve İstanbul'un belirli bölgeleriyle sınırlıydı. Bu dönemde Eskişehir, Türkiye'de doğalgaza ilk geçen şehirlerden biri oldu. Yerel basının ifadesiyle "ilk geçen şehir olmamız", Cindoruk'un merkezi yönetim projelerini Eskişehir'e yönlendirme kabiliyetinin bir sonucuydu.
Eskişehir'de kömür kullanımından kaynaklanan yoğun hava kirliliğinin azaltılması, sanayi bölgelerinin daha ucuz ve temiz bir enerji kaynağına erişmesi ve hanelerin modern ısınma teknolojileriyle tanışması süreci, Cindoruk'un Ankara'da yürüttüğü siyasi lobi faaliyetleri sayesinde hızlandırıldı. Şehrin cadde ve sokaklarında doğalgaz dağıtım şebekesinin örülmesi süreci bu dönemde merkezi hükümet yatırımları arasına alındı. Eskişehir, iklimsel soğukluk gibi coğrafi dezavantajlarına rağmen ısınma problemini modern yöntemlerle çözen öncü Anadolu kentlerinden biri haline geldi.
Türk siyasi tarihinin önemli aktörlerinden Ahmet Hüsamettin Cindoruk, 11 Nisan 2026 tarihinde İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 92 yaşında hayatını kaybetti. Cindoruk'un sağlık durumunun kritik bir aşamaya geçmesi, 25 Aralık 2025 tarihinde evinde istirahat ettiği sırada fenalaşmasıyla başladı.
Akut solunum yetmezliği ve düşen satürasyon değerleri üzerine Cindoruk, İstanbul'daki Koç Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi. Hastaneye kabul edildiği andan itibaren uzman hekim kadrosu tarafından takibi sürdürülen eski Meclis Başkanı, durumunun ciddiyetini koruması nedeniyle yoğun bakım servisine alındı. Yoğun bakım ünitesinde yaklaşık dört ay boyunca kesintisiz olarak devam eden tedavi sürecinde uygulanan tüm tıbbi müdahalelere rağmen Cindoruk, 11 Nisan 2026 Cumartesi günü yaşamını yitirdi.
Cindoruk'un Üstlendiği Üst Düzey Devlet Görevleri
Hüsamettin Cindoruk'un siyasal yaşamındaki en üst düzey görevler, devletin yasama ve yürütme erklerinin zirvesinde bulunduğu 1991 ile 1995 yılları arasındaki periyoda denk geldi.

20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinin ardından kurulan 19. Dönem Parlamentosunda, 16 Kasım 1991 tarihinde TBMM Başkanı olarak seçilen Cindoruk, bu görevi Kaya Erdem'den devraldı. Genel Kurulun 14 Eylül 1993 tarihli kararıyla meclis başkanlığına yeniden seçilerek güven tazeledi. 1 Ekim 1995 tarihine kadar sürecek olan bu görevinde parlamentonun siyasi ağırlığını yürütme erki karşısında korumaya odaklandı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 17 Nisan 1993 tarihindeki ani ölümü, devletin zirvesinde beklenmedik bir kriz yarattı. Anayasa'nın amir hükümleri gereğince, cumhurbaşkanlığı makamının ölüm nedeniyle boşalması durumunda yeni cumhurbaşkanı TBMM tarafından seçilinceye kadar TBMM Başkanı cumhurbaşkanlığına vekalet etti.

Bu anayasal mekanizmaya göre, Hüsamettin Cindoruk 17 Nisan 1993 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vekili sıfatını üstlendi. Vekâlet süreci, yeni Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in meclis tarafından seçildiği 16 Mayıs 1993 tarihine kadar, 29 gün boyunca devam etti. Cindoruk bu süreçte Milli Güvenlik Kurulu'na başkanlık etme, yasaları onaylama, üst düzey atamaları gerçekleştirme ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanlığını temsil etme gibi anayasal yetkileri kullandı.
Cindoruk'un Siyasi Kariyerinde Hangi Partiler Yer Aldı?
Hüsamettin Cindoruk'un siyasi özgeçmişi, Türkiye'deki çok partili hayatın bir haritası niteliğindedir. Demokrat Parti saflarında başlayan siyasi hayatı, dönemin çalkantılarıyla sürekli yeni mecralara taşındı. Üye olduğu, kuruculuğunu yaptığı veya genel başkanlığını yürüttüğü partiler arasında Demokrat Parti, Hürriyet Partisi, Adalet Partisi, Demokratik Parti, Büyük Türkiye Partisi, Doğru Yol Partisi, Demokrat Türkiye Partisi ve yeniden Demokrat Parti yer aldı.
14 Mayıs 1985 tarihinde DYP Genel Başkanlığı görevini Yıldırım Avcı'dan devralarak partinin başına geçti. 1987 yılında yapılan halkoylamasıyla siyasi yasakların kalkmasının ardından, 24 Eylül 1987 tarihinde verdiği sözü tutarak genel başkanlık koltuğunu Süleyman Demirel'e devretti. 7 Ocak 1997 tarihinde Demokrat Türkiye Partisi'ni kurdu ve 20 Nisan 1999 tarihine kadar genel başkanlığını sürdürdü. 16 Mayıs 2009 tarihinde 76 yaşındayken Demokrat Parti Genel Başkanlığına seçildi ve bu görevi 15 Ocak 2011 tarihine kadar yürüttü.
Hüsamettin Cindoruk'un Biyografisi
Ahmet Hüsamettin Cindoruk, 8 Haziran 1933 tarihinde İzmir'de dünyaya geldi. Anne ve babası, Mustafa Vasfi Cindoruk ve Fatma Zehra Ganimet Cindoruk'tur. Ailesinde Türk basınının tanınmış simalarından yazar Emin Çölaşan, Cindoruk'un kuzeni olarak yer aldı. Dilek Cindoruk ile yaptığı evlilikten üç çocuk babası oldu.
Hem özel yaşamında hem de siyasi kariyerinde kurduğu bağlarla, özellikle 1991-1995 yılları arasında vekillik yaptığı Eskişehir'in modernleşme sürecine sunduğu katkılarla tanındı. Eski Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı Vekili sıfatlarını taşıması nedeniyle devlet protokolü kurallarının işletileceği cenaze törenine dair ayrıntıların, defin yerinin ve cenaze namazının kılınacağı caminin bilgileri, ailesi ve ilgili devlet yetkilileri tarafından kamuoyuyla paylaşılmak üzere bekleniyor.





