Organize Sanayi Bölgesi’nin başında Nadir Küpeli adına bu dönem artık ustalık dönemi diyebilir miyiz?
Nadir Küpeli: Ustalık lafı bence iddialı olur. 2013 seçimlerinde Savaş Bey’in ekibinde yer almıştık. Ciddi de bir mücadelemiz oldu. Seçim bitti. Bazı aksaklıklar falan vardı. Onlarla ilgili de ben hep ön plandaydım. Savaş Bey beni çağırdı ve “Çok emeğin var bu işte. Ya Sanayi Odası başkanlığını ya da Organize Sanayi Bölgesi başkanlığını al.” dedi. Ben de “Koltuk istemiyorum, sadece sanayicilerin daha uygun şartlarda, mükemmel bir altyapıyla işlerine odaklanacakları bir Organize Sanayi Bölgesi hayalim var.” dedim.
Zaten o zamanlar Organize Sanayi Bölgesi’nde üç beş aylık yönetim kurulu üyesiydim ama yedekten gelmiştim. O da başkan vekilliğini almam için ısrar etti, ben de “Tamam.” dedim. İyi ki de öyle yapmışım. Yani Savaş Bey’in ilk teklifinde, o koltuk hırsıyla, bir yerlere gelme ihtirasıyla Organize Sanayi Bölgesi başkanlığını kabul etseydim sanıyorum bu yakaladığımız başarıyı yakalayamazdık. Çünkü orada ben çok şey öğrendim. Özellikle başkan vekili sıfatıyla 2013’ten 2017’ye kadar dört yıl boyunca Savaş Bey’le beraber çalışınca hem onun tecrübelerinden hem de kurumun işleyişinden çok şey öğrendim. Sağ olsun, önümüzü açtı. Benim çok faydalandığım üstadım, hocamız, ağabeyimiz oldu.
O günkü Nadir Küpeli’yle bugünkü arasında elbette fark var. Ancak ustalık çok iddialı bir laf. Evet, 2017’deki kişi ben değilim. Oradaki tecrübeyle bugünkü arasında fark var ama hâlâ gidecek çok yolumuz olduğunu, yapılacak çok işimiz olduğunu biliyorum. Ustalık değil bu. Ancak tecrübesizlik de değil. Ustalık gerçekten çok ağır bir şey. Kimler ustadır ya da kendisini usta olarak görenler gerçek bir usta mıdır? Bilmiyorum.

Türkiye’de özellikle son dönemlerde üretim adına sancılı bir süreç var. Eskişehir sanayisi bu ortalama içerisinde ne durumda?
Nadir Küpeli: Öncelikle sanayiciler önünü görmek istiyor. Yani üç ay, bir yıl sonraki yatırımlarını planlamak istiyor. Ödemelerini bir şekilde garanti altına almak istiyor. Ama maalesef böyle bir ortam yok. Çok büyük bir kısmı günü kazasız belasız atlattığı zaman şükrediyor. Özellikle son yıllarda finansman tarafında çok sıkı bir politika izleniyor. Sanayicilerimiz bu sıkı para politikasının maalesef kurbanı oldu. Aslında yüksek enflasyonun müsebbibi de sanayiciler değil. Ama hizmet sektöründeki ve diğer taraflardaki yüksek enflasyonun faturasını da maalesef sanayiciler ödemek durumunda kalıyorlar.
Ne demek istiyorum? Şimdi milletin morali yok, sanayicinin morali yok. İş gücüyle alakalı ciddi sorunlarımız var. Maalesef yerli insanımız sanayide çalışmak istemiyor. Kimisi paraları beğenmiyor, kimisi işi beğenmiyor, kimisi de maalesef istikrarlı bir şekilde çalışmıyor. Personel ihtiyacı hâlâ var. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde ciddi miktarda Hindistanlı, Pakistanlı yabancı işçi var. Şimdi bunu duyduğu zaman bazı arkadaşlar bizi eleştiriyor. İşte “Biz burada işsiziz, onlar çalışıyor.” diyorlar. Ben onu kabul etmiyorum. Bana göre Eskişehir’de şu anda işsizlik negatif. Yani işçisizlik problemi var.
Evet, İş ve İşçi Bulma Kurumuna kayıtlı işsizimiz vardır. Ancak verilen işi yapmıyorlar. Beğenmiyorlar, parasını beğenmiyorlar ya da başka bir şeyi beğenmiyorlar. Yani ben çok yüksek rakamlarla maaş var demiyorum. Ama asgari ücretli olan iş de vardır, onun iki üç katı yüksek rakamlı işler de vardır. Ama hiç kimse bulunduğu rakamı beğenmiyor. Şimdi işverene bu rakamlar ağır geliyor, rekabet edemiyor. Çalışana bu rakam yetmiyor, geçinemiyor. Herkes haklı. Maalesef böyle bir sarmalın içerisindeyiz. Bunların hepsini bir araya getirdiğimiz zaman da maalesef sanayicinin morali yerinde değil. Herkes para arıyor şu anda.

Bu bir ara çok gündeme gelmişti. Türkiye’deki pek çok kurumsal zincir işletme bile yatırımlarını artık yurt dışına yönlendiriyor. Eskişehir bundan etkileniyor mu?
Nadir Küpeli: Bire bir tanıdığım yakın arkadaşım yok ama çok duyuyoruz. Özellikle Bursa’da tekstille uğraşanlardan çok giden var. Otomobille alakalı yan sanayide olanlar da gitmişler. Sonuçlarını görmek için şu anda erken. Ama ben her şeye rağmen onların da bir risk olduğunu düşünüyorum. Yani oralara gitmiş olmak bütün sorunları çözecektir diye bir garanti yok. Nereye giderseniz gidin, yabancısınız. Türkiye’deki gibi olmaz.
Bizim ülke olarak bunları görüp insanımızın oralara çare aramaya gitmesinin önüne geçmemiz gerekiyor. Bence çare buradadır diyerek mutlaka bir yolu açmak gerekiyor. Bugün Mısır’da ya da bir başka yerde çok ucuza işçilik varmış. Doğrudur ama buradaki bir kişinin yaptığını orada üç kişiyle yapıyormuşsun falan diye söylüyorlar. Bu da doğrudur. Buna rağmen ucuza geliyormuş. Bunu da anladım. Ama her şeye rağmen Türkiye’nin coğrafi konumu, vizyonu ve ürünlerdeki kalite anlayışı da o bölgelerden daha farklıdır. Dünya rekabetinde artık işçilik çok önemli. Enerji maliyetleri çok önemli. Dünya ile rekabet edebilmek için bunlar çok önemli.
Biz tutturduk, “Kurlar düşük, ihracat yapamıyoruz.” Hiç alakası yok. Bu tamamen kolaycılığa kaçmak demektir. Siz inovasyona, Ar-Ge’ye yatırım yapmıyorsanız ya da yapamıyorsanız geleneksel yöntemlerle, ürettiğiniz ürünlerle dünya ile rekabet edebilme imkânınız yok.
Otomotiv herkesin ilgisinin olduğu bir sektör. Avrupa’nın önemli markaları Çin’e karşı çok zor durumdalar. Çin herkesin önüne geçmiş durumda. Daha ucuza mal ediyor, ucuza veriyor. Kaliteli araçlar üretiyor. Çok ciddi donanımlar yapmaya başladı. Eski anladığımız Çin yok şu anda. Bu adamlar bununla rekabet edemezken biz hâlâ 60-70’lerdeki dedelerimizin yaptığı metotlarla Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım yapıp da bununla Avrupa’yla, Çin’le, Amerika’yla rekabet etmek istiyorsak yapamayız. Yani sadece kura dayalı, “İhracat yapamıyoruz.” diye şikâyet etmek kolaycılık olur.

Organize sanayi bölgelerindeki üretim ve depolama faaliyetlerinin yasal düzenlemesi konusundaki görüşleriniz nelerdir?
Nadir Küpeli: Uzunca bir yıldan beri organize sanayi bölgelerinin üretimin ve istihdamın dışına itilmemesi, amacının dışında kullanılmaması adına Bakanlığımız tarafından getirilmiş bir yasa vardı. Eskiden toplam alanın yüzde 8’inden daha fazlası depolama amacıyla kullanılamaz diyordu. Doğrudur. Çünkü organize sanayi bölgeleri niçin yapılıyor? İstihdam için, üretim için, ülke kalkınması için.
Ama siz burada 20-50 bin metrekare yeri kapatıp içine bir tane ampul sallayıp depo olarak kullanırsanız bu iş amacının dışına çıkmış olacak. Ancak üretilen ürünlerin de belli bir miktar depolanmasına ihtiyaç var. Bunun da önüne geçmemiş, yani belirli bir rakam vermiş.
Şu anda Organize Sanayi Bölgesi’nde depolama kapasitesi dolu. Yeni bir depolama ihtiyacı için de biz ruhsat vermiyoruz. Bunun önüne geçebilmek için organize sanayi bölge yönetiminin önderliğinde Lojistik ve Depolama Merkezi adında bir kooperatif kurduk. Yine Organize Sanayi Bölgesi’ne yakın bir yerde arazi arayışımız var. Orada depolamayı ve lojistiği biz yapalım. Hem yasayı çiğnememiş oluruz hem de sanayicilerin böyle bir ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Buna da derman olalım, merhem olalım diye bir çalışmamız var. Şu anda 30 civarında ön başvuru var. 100’ü geçeceğini tahmin ediyoruz.

Peki, Hasanbey’le ilgili son durum nedir?
Nadir Küpeli: Hasanbey’le ilgili orada birkaç tane parsel var. Tahsis yaptığımız bir firma vardı. Orada akıllı vagon yapacaklar. Onun dışında sekiz tane daha uzunlamasına parsel oluşturduk. Vagon girdiği zaman ya da birden fazla vagon veya tren girdiği zaman içerisinde imalatı yapılacak, tekrar çıkacak.
Bununla ilgili Devlet Demiryollarıyla süreç biraz uzadı. İmar planları sanıyorum bugün yarın onaylandı ya da onaylanmak üzere. O da biterse Hasanbey bölgesinde ağırlıklı olarak orayı raylı sistemler bölgesi olarak düşünüyoruz. Aslında orası karma bir OSB’dir. Kuruluşu öyle ama Devlet Demiryollarının ana hattına, konvansiyonel hatta bitişik olduğu için biz orayı raylı sistemlere ayıralım diye düşünüyoruz. Çünkü Eskişehir aynı zamanda bir demiryolu şehri.
Böyle bir çalışmamız var. Sanıyorum başarılı olacak. Şu anda bize birkaç tane ön başvuru da var. Çok kısa zamanda oradan tahsis yapabiliriz. Hatta elektrik ve gazı da biz oraya kadar getirdik.

Yaşam Park hizmete girdikten sonra çalışanlardan ve vatandaşlardan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? Kullanım yoğunluğu ve memnuniyet düzeyi beklentilerinizi karşıladı mı?
Nadir Küpeli: Biz ihtiyaç olduğu için erken açtık. İyi ki de açmışız. Orada birkaç tane eksiğimiz kaldı. Şu anda bir restoran binası var. Büyük ölçüde tamamlandı. Yaza kalmadan açarız diye tahmin ediyorum.
Bir de orada henüz bitmemiş olan müze var. Fakat müzeyle ilgili biraz fikir değişikliği var. Binası yapıldı ancak içinin donanımıyla alakalı proje değişti. Eskişehir’in 1890 yılında ilk sanayi kültürüyle tanışmasından 2026 yılına kadar olan dönemi, o teknolojiyi kullanarak canlı bir şekilde anlatalım istiyoruz.
Onun dışında hiç eksik yok. Hatta buradaki ticari birimlerle ilgili özellikle “Başka yer yok mu? Biraz daha şurada yer yapın.” diye çok talepler alıyoruz. Kreş çok oturdu. Ciddi talebi var. Çok başarılı. Ben de seviniyorum. Orası bizim evladımız gibi. Bu, Eskişehir için çok ihtiyaçmış.
Biz insanların sadece fabrikalarına altyapı hizmeti yapalım diye uğraşmıyoruz. Onların sosyal ihtiyaçlarını da görmek istiyoruz.

Sanayici çevre yoluyla ilgili eskiden çok fazla şikâyet ediyordu. Şimdi çok fazla duymuyoruz. Sanayici şikâyet etmekten bıktı mı?
Nadir Küpeli: Hayır, bize söylüyorlar. Sanayicilerin çok şikâyeti var. Ben de İl Koordinasyon Kurulu toplantısında bunların hepsini tek tek anlattım. Herhâlde en çok konuşan da belki ben oldum. Sayın Valimiz de bize çok destek veriyor. Bunları orada anlattık.
Emniyet Müdürlüğünden Organize Sanayi Bölgesi’ne kadar en azından bir yan yol yapalım. İkişer şeritli bir yol, bizim yolumuzdaki yoğun trafiğin ciddi bir kısmını alır diye söyledik. Ayrıca alternatif yollar üretelim. Çünkü çevre yolu yapılsa bile bizim transit trafiğimizden daha fazla şehir içi trafiği var. Bu yoldaki yükü hafifletmemiz için yan yollara ihtiyaç var. Köprülerin bağlantılarını da söyledim.
Osmangazi Üniversitesi’nin içerisinden geçen transit bir yol kullanılıyormuş. Üniversite orayı yasaklayınca gördük ki aslında bu yol bayağı bir yük alıyormuş. Şu anda sabahları o bölgede trafik başlıyor. Bu durum bence üniversitenin kendi personelinin de işe geç kalmasına neden oluyor. Çünkü onlar da oraya gelip üniversiteye giremiyor.
Karayollarına oraya iki şerit daha açın diye söyledim. “Seni niye ilgilendiriyor?” diye sordular. İlgilendiriyor tabii ki. Bizim özellikle Çamlıca, Sazova ve Büyükdere tarafından OSB’ye gelen çok fazla insan var.
Ama çevre yoluyla ilgili benim bildiğim, şu an için somut bir iş yok. Yani çok sık açıklama duyuyoruz. Siyaseten başladı, başlayacak, ihale yapılacak falan diyorlar ama benim bildiğim bir şey yok.

Odalarda başkan adayı çıkmıyor artık. Bunun nedeni sizce ne? Çok başarılı olduğu için mi, yoksa mevcut durumda yarış ve rekabet zor mu geliyor?
Nadir Küpeli: İnsanların şu anda seçime ayıracak enerjisi yok. Özet bu. Herkes işini takip etmek istiyor. Tabiri caizse buzun üzerinde araç kullanıyor. Herhangi bir artistik harekete gerek duymuyor.
Şimdi insanlara bakıyorsunuz. Borcunu ödemeye çalışıyor, istihdamını korumaya çalışıyor. Çünkü çalışanlar bizim ailelerimizdir. Oradakilerin hepsi bizim evlatlarımız gibi. Onların işsiz kalmalarını istemiyoruz. Sanayicilerin hepsi aynı zamanda bir anne, bir babadır. Bizi böyle görüyoruz. Herkesin önceliği bu olduğu için “Seçimde neymiş?” diyorlar.
Yoksa bu dönemde ciddi miktarda talep vardı. Yani Ticaret Odası’nı bilmem ama bizim tarafta vardı. Ama o günkü konjonktür onların bu seçimde mücadele etmelerine uygun değildi. Bundan sonraki seçimlerde de adaylar olur diye tahmin ediyorum.
2026 yılı bitiyor, 2027’yi nasıl görüyorsunuz? Yatırım için yeni başvurular var mı?
Nadir Küpeli: Şu anda herkes bekliyor. İnsanlar biraz önünü görürse, umut veren bir açıklama ya da bir haber gelirse erteledikleri taleplerini yerine getirecekler. Ama kimse bir şey yapmıyor.
Organize Sanayi Bölgesi’nde eksi tahsisteyiz. Ne demek bu? Geri aldık. Geçen sene örneğin üç tane satmışız, ondan önceki sene beş tane satmışız, önceki sene 20 tane satmışız. Bugün değişik nedenlerle yapamamışlar. Biz de geri aldık.





