Günaydın, 5 Nisan’ın Avukatlar Günü’nü kutlayarak, avukatların hak ve özgürlüklerin savunucusu, adalet arayışının rehberi olduğunu vurguladı. Günaydın, “5 Nisan biz avukatlar için sadece bir takvim günü değil. Bugün, adaletin sesi olmayı seçenlerin günü. Öncelikle hukuku ve adaleti cesaretle savunan tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum. Yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcisi avukatlar, yalnızca bir mesleği icra etmez; aynı zamanda mülkün temeli olan adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü ve hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüdür” ifadelerini kullandı.
“Güçlü savunma yoksa adil yargılanma olmaz”
Savunma makamının hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olduğunu belirten Günaydın, güçlü ve bağımsız bir savunma olmazsa adil yargının da olmayacağını ifade etti. Günaydın, “Bağımsız ve güçlü bir savunma makamı, hukuk devletinin en temel güvencelerinden biridir. Avukat bireyin hakkını savunurken yalnızca bir dosyayı değil, aynı zamanda adaletin kendisini ayakta tutar. Savunmanın zayıfladığı bir yerde adalete erişim hakkı zedelenir, hak arama özgürlüğü anlamını yitirir ve açıkça söylemek gerekirse güçlü bir savunma yoksa adil yargılanma hakkı sadece bir temenniden ibaret kalır” diye konuştu.
“Yargının siyasallaştığı algısı güveni sarsıyor”
Yargıya olan güvenin zedelendiğini vurgulayan Günaydın, yargının siyasi tartışmaların parçası haline gelmesinin toplumda ciddi bir güvensizlik oluşturduğunu ifade etti. Günaydın, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün gelinen noktada sadece mesleki sorunları değil, yargı sisteminin bütününü etkileyen daha derin bir meseleyi de konuşmak zorundayız: Yargıya olan güvenin zedelenmesi. Bu güven kaybının en önemli sebeplerinden biri de yargının tarafsızlığına gölge düşürecek şekilde siyasallaştığına dair oluşan güçlü toplumsal algıdır. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum; adalet hiçbir gücün gölgesinde var olamaz. Adalet tarafsız olduğu kadar güçlüdür, tarafsızlığını kaybettiği anda ise gücünü de kaybeder. Yargının siyasi tartışmaların parçası hâline gelmesi, kararların hukuktan ziyade farklı saiklerle verildiği yönündeki kanaatlerin güçlenmesi, biz hukukçuları değil doğrudan toplumu yaralar. Çünkü yurttaş için mesele şudur: "Benim hakkım gerçekten korunacak mı?" Bu soruya tereddütsüz "Evet" diyemediğimiz her an hukuk devleti yara alır.”
Tutuklama tedbirine eleştiri
Günaydın, tutuklama tedbirinin istisna olması gerekirken ölçüsüz şekilde uygulandığını belirterek, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hayata geçirilmemesinin de yargıya olan güveni zedelediğini kaydetti. Günaydın, “Bu çerçevede tutuklama tedbirinin istisna olması gerekirken zaman zaman, genelde de çoğu zaman ölçüsüz şekilde uygulanması, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hayata geçirilmemesi, avukatların mesleki faaliyetlerinin yargılamaya konu edildiği izlenimini doğuran uygulamalar yargıya olan güveni zedeleyen başlıca sorunlardır” dedi.
Eğitim ve mesleki sorunlara dikkat çekti
Hukuk eğitiminde kalite sorunlarına da değinen Günaydın, kontenjanların azaltılması ve başarı sırasının yükseltilmesi gerektiğini ifade etti. Günaydın, “Bunun yanı sıra tabii ki eğitimle ilgili de sorunlarımız var; kontenjanların azaltılması ve başarı sırasının yükseltilmesi gerekiyor. Eğitimde kalite ve akreditasyon için aynı şekilde stajyer avukatların ekonomik ve mesleki güvenceleri, kamu avukatlarının özlük hakları, serbest çalışan avukatların sosyoekonomik koşulları da ivedilikle güçlendirilmelidir” ifadelerini kullandı
“Adaleti inşa eden bir mesleğin mensuplarıyız”
Sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini belirten Günaydın, çözüm iradesinin korunmasının önemine dikkat çekti. Avukatların umudu kaybeden değil, adaleti inşa eden bir mesleğin mensupları olduğunu söyleyen Günaydın, “Hukukun gücü, onu her koşulda savunabilenlerin cesaretinde saklıdır” dedi.






