Türkiye’nin dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer aldığını belirten Cihan, bu gerçekliğin, depremi kaçınılmaz bir doğa olayı haline getirdiğini ancak afetlerin insan eliyle ortaya çıktığını söyledi. Cihan, “Ülkemiz, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer almaktadır. Anadolu coğrafyası; kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı, doğuda Doğu Anadolu Fayı ve batıda Ege graben sistemi gibi diri fay zonlarıyla çevrilidir. Bu gerçek, depremi bir kader değil, bilimsel olarak yönetilmesi gereken bir doğa olayı haline getirmektedir” ifadelerini kullandı.
Afet, kamusal yarar yerine rantın öncelendiği koşullarda ortaya çıkar
Cihan, afetlerin bilimin ve mühendisliğin göz ardı edildiği koşullarda ortaya çıktığını vurgulayarak, yetersiz ve yanlış mühendislik hizmetleri, eksik denetim, plansız kentleşme ve kamusal yarar yerine rantın öncelenmesinin yıkımı büyüttüğünü belirtti. Cihan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Deprem, bir doğal afet değil, bir doğa olayıdır. Yer kabuğunun dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur. Afet ise bilimin yok sayıldığı, yeterli ve doğru mühendislik hizmetlerinin alınmadığı, planlama ve denetim mekanizmalarının işletilmediği, kamusal yarar yerine rantın öncelendiği koşullarda ortaya çıkar. Yakın tarihimiz bunun acı örnekleriyle doludur. 1999’da yaşanan Gölcük Depremi, Düzce Depremi, 2011 Van Depremi, 2020 Sivrice ve İzmir Depremleri ve 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş Depremleri, yalnızca yer kabuğundaki kırılmaların değil; ihmalin, denetimsizliğin ve yanlış kentleşme politikalarının da yıkıcı sonuçlarını gözler önüne sermiştir.”
Fay hatları pazarlık konusu yapılamaz
Cihan, imar aflarının ve plan tadilatlarının depremleri afete dönüştürdüğünü vurgulayarak, bir ülkenin afetlere karşı direncinin, bilimsel veriye dayalı kentleşme politikalarıyla mümkün olacağını belirtti. Cihan, “Jeoloji, jeofizik, inşaat ve şehir planlama disiplinlerinin uyarıları göz ardı edilerek; kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna uzun vadeli toplumsal riskler büyütülmemelidir. Fay hatları pazarlık konusu yapılamaz, yerleri değiştirilemez, haritalardan silinemez” dedi.
İmar affı benzeri uygulamalardan vazgeçilmeli
Cihan, yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar tüm karar vericilere şu çağrılarda bulundu:
- Mikro-bölgeleme çalışmalarının tamamlanması,
- Zemin etütlerinin titizlikle yürütülmesi,
- Riskli yapı stokunun tespit edilerek dönüştürülmesi,
- İmar affı benzeri uygulamalardan vazgeçilmesi,
- Deprem erken uyarı sistemlerinin kurulması,
- İl Afet Risk Azaltma Planı kapsamındaki eylemlerin hayata geçirilmesi,
- Yerel yönetimlerde yeterli sayıda jeoloji mühendisi istihdam edilmesi,
- Meslek odaları ve üniversitelerle eşgüdüm içinde çalışılması.
Afet yönetimi kriz anında değil, krizden önce başlar
Deprem Haftası’nın yalnızca bir anma haftası olmaması gerektiğini ifade eden Cihan, aynı zamanda hesaplaşma ve sorumluluk haftası olması gerektiğini belirtti. Cihan, “Deprem Haftası; yalnızca anma değil, hesaplaşma ve sorumluluk haftası olmalıdır. Kaybettiğimiz on binlerce insanı anmanın en gerçek yolu, aynı acıları tekrar yaşamamak için mesleki etik çerçevesinde sistemimizi değiştirmektir. Unutulmamalıdır ki afet yönetimi; kriz anında değil, krizden önce başlar. Bilimle yönetilen kentler, güvenli yarınların teminatıdır” ifadelerini kullandı.
Doğal olan depremdir, afet değil
Cihan, Türkiye’nin jeolojik gerçekliğiyle uyumlu, doğal çevreyi ve tüm varlıkları gözeten ulusal bir Deprem Risk Yönetim Sistemi’nin bir an önce kurulması gerektiğini belirtti. Cihan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“İhtiyacımız olan sadece insanın değil, doğal çevrenin ve tüm varlıklar için deprem zararlarını azaltmaya odaklanan, jeolojik gerçekliğimizle uyumlu bir Ulusal Deprem Risk Yönetim Sisteminin bir an önce kurulması ve işlevsel hale getirilmesidir. 1–7 Mart Deprem Haftası vesilesiyle; tüm yetkilileri bilimin ışığında, kamusal yararı esas alan, şeffaf ve denetlenebilir kentleşme politikası izlemeye davet ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki. Doğal olan depremdir, afet değil."





