90’lı yıllarda Eskişehir, Türkiye’nin mobilya devlerinden bir şehirdi. Ancak zamanla mobilya sektörü gücünü kaybederek yerini Bursa, Ankara ve Kayseri’ye bıraktı. Konuya ilişkin Eskişehir Marangozlar ve Mobilyacılar Odası Başkanı Mustafa Köroğlu, yaşanan sıkıntıları Eskişehir Haber Ajansı’ndan Buse Kuşcu’ya anlattı.

Buse Kuşcu: Eskişehir bir dönem mobilya da güçlü bir üretim merkeziydi. Bugün bu gücün zayıflamasının temel nedenini nedir? Ankara İnegöl, Kayseri gibi illerden niçin geride kalındı?

Mustafa Köroğlu: İşin açıkçası bizim bu sektörden para kazanan büyüklerimiz, önde gidenlerimiz bu işe para yatırmadılar, makinalaşmadılar, işi geliştirmediler. Öylelikle bu işin ucunu kaçırdık. İnegöl'e kaptırdık diyebiliriz.

“Ustalarımızın bir kısmını da İnegöl'e de kaptırdık”

Biz mobilya imalatında 90'larda çok hızlıydık. Her sokaktan 2-3 tane kamyon mal dolup çıkıyordu. Ama zamanla bu işe yatırım yapılmayınca yavaş yavaş köreldi. Ustalarımızın bir kısmını da İnegöl'e de kaptırdık. Buradaki ustalar o tarafa kaydılar. Ondan sonra bir daha yavaş yavaş derken zamanla mobilyacılarımızı kaybettik.

“Gitgide de kan kaybediyoruz”

Bir de şimdi eleman sıkıntısından dolayı gitgide de kan kaybediyoruz. Gerçi şu son 2 senedir çıraklık eğitim merkezinde sınıf açmaya başladık. Geçen sene 25 talebe kaydoldu. Bu senede 26 talebe kaydoldu. Yani 2 senedir mobilya bölümü olarak sınıf açıyoruz. Daha önce, lerde sınıf açılmıyordu.

“Her üniversiteden çıkan beyaz yakalı olmaya çalışınca işsiz kaldılar”

-Usta çırak ilişkisi şu anda bitiyor mu? Nitelikli eleman bulmakta zorluk çekiyor musunuz?

Sıkıntı var ama şu son 2 senedir üniversiteden çıkanlar işsiz kalmaya başlayınca artık veliler de birazcık bilinçlendiler. Yani çocuğun geleceği olmuyor. Her üniversiteden çıkan beyaz yakalı olmaya çalışınca işsiz kaldılar. Çocuk devam ettiği zaman lise bittiğinde aşağı yukarı kalfalık bitirmiş ustalık statüsüne varmış oluyor. Yani kendini geliştiriyorsa, güzelse, kabiliyetliyse bu işte ilerliyor. Arada askerlik var. Askerliğini yapıp geldiği zaman kendi dükkanını açacak statüye eriyorlar. Bir nevi hayata atılmış oluyorlar. Ama üniversite dediğimiz zaman 28-30 yaşına geliyor. Bir iş bulup askerliğini bitirip hayata atılmaları uzuyor. Ama şimdi veliler bilinçlendi. Çocuklarını okutmak yerine bir zanaat sahibi yapmaya çalışıyorlar. Bir işe sokmaya çalışıyorlar. Yani bir bizim mobilya sektörü için değil. Her sektör için bu şey yapılmaya başlandı. Mesela organizede açılan okulda çocuklar yer bulamıyorlar. Oraya yüksek puanlarla girmeye başladılar. Çünkü oradan çıkan hiç işsiz kalmıyor. Orada fabrikaların isteklerine göre öğrenci yetiştiriyorlar. Üretici, “bana siyasi operatör lazım, bana kaynakçı lazım” diyor. Kaç taneyse ona göre sınıf çıkarıp ilerliyorlar. O yüzden biraz daha bu kalifiye eleman işini çözmeye çalışıyoruz. Ama çözülecek inşallah. Benim temennim ve görünen o gibi geliyor yani.

“Kalfa, usta, çırak yoksa bir yerden sonra mobilya işi ilerlemiyor”

-Eskişehir'deki mobilya sektörünün en büyük kırılma noktası ne zamandı? Üreticinin “tamam ben artık bırakıyorum” dediği bir nokta var mı?

Mobilya üreticisi yaşlandığı zaman eğer arkasından gelen yoksa, yanında onu götürecek kalfası, ustası, çırağı yoksa bir yerden sonra bizim mobilya işi ilerlemiyor. Çünkü bizim iş ağır bir iş, bedenen olması gereken bir iş. Bazıları bu sebeplerden ötürü bırakıyorlar ama yanında çocuğu olan varsa veya arkadan gelen sürükleyici bir ustası, ona destek olan kalfası varsa o şekilde devam ediyor. Patronluk statüsüne çıkıyorlar. Elemanlar işi götürüyor. Eleman yetişmemesinden kaynaklı çoğu kısımlar bırakmaya başladı.

“Dükkan kiraları çok yüksek”

-Eskişehir’deki mobilya sektöründe kaç kişi bu işi yapıyor? Kapanan iş yeri sayısında bir artış var mı?

Bizim 500 küsür tane üyemiz var. Eskiden 390'lara kadar inmiştik. Ama bir hareketlenme var. Dediğim gibi herkes üniversiteli olup beyaz yakalı olmak yerine artık bir şeyler yapmaya başladı. Kendi tercihlerini, kendi hayat çizgilerini çizmeye çalışıyorlar. O yüzden biraz hareket var. Esnaflar dükkan açmaya başladı. Şu dönemde biraz zor. Niye zor? Vergiler, KDV‘ler çok yüksek. Dükkan kiraları çok yüksek. Mesela bizim Baksan'da ve EMKO'daki kira oranları çok arttı. O yüzden biraz zorlanıyorlar ama gene de bir ilerleme, bir açılma, çoğalma var.

“Böyle giderse biraz daha yükselecek”

-Son yıllarda ham madde fiyatlarındaki artış, sektörü nasıl etkiledi?

Akaryakıta gelen zamlardan kaynaklı her şeye zam geliyor. Bir de bizim oturma grubu dediğimiz sünger kısmı tamamen petrole dayalı bir ürün. O çok daha hızlı hareket etti şu sezonda. Yani %30'luk bir zam geldi bile. Böyle giderse biraz daha yükselecek. O yüzden dolayı ham madde dediğimiz ürünlerde fiyat arttıkça bizim fiyatları da arttırıyor ama ihtiyacı olan almak zorunda da kalıyor. Biz birazcık kar marjlarından feragat ediyoruz. Kar oranlarını düşürüyoruz. Bir şekilde düzen kurup uğraşıyoruz.

“Arge’yi geliştirmede talep bulunmadı”

-Vatandaşın alım gücü mobilya sektörünü ne kadar etkiliyor? Bir de İnegöl bir marka oldu biliyorsunuz, artık ismini de sıkça duyuyoruz. Peki Eskişehir niçin bir marka olamadı?

İnegöl bir markalaşmaya gitti. Arge'yi çok güzel yaptılar. Arge'de geliştirdiler kendilerini. Biz zamanında Organize Sanayi Bölgesinde MESEM'de tasarım bölümleri açtık. Yani üniversiteyle ortaklaşa yapılan bir şeyler vardı. Bizim arkadaşlar orayı değerlendiremedi. “Oradaki öğrencilerle diyaloğa girip Arge'yi geliştirme konusunda bir şeyler yapalım” dendi ama o talep bulunmadı. Ama İnegöl onu çok iyi değerlendirdi. Tasarımlarında öne geçerek piyasayı güçlendirdiler. Bir de dediğim gibi bizim sektördeki büyük firmaların bu işe yatırım yapmamasından kaynaklı olarak biz biraz durakladık.

“Yaz sezonundan da umutluyuz”

Tüketicinin de alması açısından baktığımız zaman ise biraz lükse girmeye başladı. Mobilya artık lüks oldu. Çünkü ilk baş ısınma ve gıda ve çocukların okulları önde gelmeye başladı. Onları hallettikten sonra arta kalan da bize bakmaya başladı. Ama yine de biraz satışımız oluyor işin açıkçası. Yaz sezonundan da umutluyuz bu sene güzel geçecek diye bekliyoruz.

“Hedefimiz üyeler arasında birliği sağlamak”

-Oda Başkanı olarak Eskişehir'deki mobilya sektörünü canlandırmak açısından neler yapmayı planlıyorsunuz?

Benim en büyük hedefim mobilyacı arkadaşları, üretici arkadaşları bir araya getirebilmek. Yani çok dağınık bir camiamız var. Ben seçim zamanında bunu söylemiştim. En büyük hedefim üyeleri bir araya getirebilmek. Yani biz bir araya gelip bir konuşmaya başlasak inanıyorum ki çok farklı yerlere gideceğiz. Bu sektörü geliştireceğiz. Bir araya gelmemiz çok önemli. Biz toplantılar yapmaya çalışıyorum. Ayda bir üyeleri odaya çağırıyoruz. Çok az üyemiz geliyor. Ama şu üyeler bir gelmeye başlasalar, birbirleriyle konuşmaya, tanışmaya başlasalar, birbirinin tecarikçisi olacak olan üyelerimiz var. Birinin ürettiği ötekinin ham maddesi oluyor. Yani o tarzda yapılan çok şey var aslında. Onu getirirsek Allah'ın izniyle mobilya da bir yerlere gelecek Eskişehir'de.