Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, EHA Yazı İşleri Müdürü Ayşe K. Uçak’ın sorularını yanıtlayarak, belediyenin son iki yıllık performansını, tamamlanan ve planlanan projeleri, ekonomik durumu ile yerel siyasette yaşanan tartışmaları değerlendi.
“Belediyeyi borçla devraldık, şimdi rahatız”
Odunpazarı Belediyesi’nde üçüncü döneminiz. Son yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti. Bu iki yılı; önceki iki döneminizle kıyasladığınızda nasıl değerlendirirsiniz? Özellikle projeler ve ekonomik koşullar açısından farkları nasıl yorumlarsınız?
7 Nisan’da, 2025 yılına ait faaliyet raporumuzu “hesap veriyoruz” toplantısıyla kamuoyuna sunacağız. Her zaman olduğu gibi 2025 yılında yaptıklarımızı ve yapamadıklarımızı halkımıza anlatacağız. İlk 10 yıl ile son iki yılı kıyasladığımızda ise önemli farklar olduğunu söyleyebilirim. İlk yıllarda ekonomik zorluklar vardı. Belediyeyi devraldığımızda bütçemizin üçte ikisi kadar borç vardı.150 milyon lira bütçeye karşılık yaklaşık 130 milyon lira borç bulunuyordu. Bu nedenle sıkıntılı bir dönem geçirdik. Sistem kurmakta zorlandık. Mevcut memurlar ve müdürlerle çalışırken bazı konularda uyumsuzluklar yaşadık. Ancak son dönemde bu bürokratik uyumsuzluklar ortadan kalktı. Odunpazarı Belediyesi’nde başkana göre bir çalışma mantığı oluştu. Bir düşünme tekniği gelişti. Olaylar karşısında nasıl davranacağımıza dair güçlü bir kurumsal refleks oluştu. Bu nedenle son iki yıl bana göre daha rahat geçti.

“2024’te 25 ana projeden yarısını hayata geçirdik ya da başlattık”
Ekonomik sıkıntıları büyük ölçüde aştık. Büyük borç yükünü geride bıraktık. Cari borçlar dışında önemli bir borcumuz kalmadı. Bu durum yatırımlarda daha istekli hareket etmemizi sağladı. Kreş, halk merkezi ve halk market gibi projelerin büyük çoğunluğunu tamamladık. Bu nedenle artık daha çok nokta ve vizyon projelere yöneldik. 2024 yılında verdiğimiz sözler kapsamında 25 ana büyük projemiz vardı. Bunların 12-13 tanesini 2024 yılında ya gerçekleştirdik ya da başlattık. 2025 yılı ise bu projelerin tamamlandığı yıl oldu. Yeni dönemde yapmak istediklerimizin bir kısmına da başlamış olduk. Son iki yıl daha rahat ve daha başarılı geçti. Ancak bu dönemin bazı zorlukları da oldu. Siyasi ve hukuki baskılar arttı. Ülkedeki genel siyasi ve ekonomik durum bizi de etkiledi. Örneğin, geçtiğimiz hafta yaptığımız asfalt yama ihalesinde beklediğimiz fiyatı alamadık ve ihale iptal oldu. Bu tür belirsizlikler önümüzdeki yıl işimizi biraz daha zorlaştıracak gibi görünüyor.
“Hizmet binası için belediyeden tek lira çıkmayacak”
Odunpazarı Belediyesi’nin yapmayı planladığı yeni hizmet binasıyla ilgili meclisten alınan yetki kamuoyunda tartışma yarattı. Bu proje hangi modelle hayata geçirilecek? Yap-işlet-devret iddiaları doğru mu? Ayrıca bu süreçte CHP’li Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik’in çekimser oy kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hizmet binamızın yapım modeli kat karşılığı inşaat modelidir. Yap-işlet-devret modeli değildir. Çünkü burası belediye hizmet binası olarak kullanılacaktır. Planlama kapsamında arsanın yarısını ticari alana dönüştürdük, diğer yarısını ise belediye hizmet binası olarak planladık. Belediye hizmet binasını inşa edecek olan firma, ticari alanı alacak ve orada kendi planlamasına göre bir yapı yapacaktır. Bu model, hem devletin hem de birçok kurumun uyguladığı yaygın bir yöntemdir. Üstelik Odunpazarı Belediyesi’nin kasasından para çıkmayacak. Buna karşılık bir buçuk ila iki yıl içerisinde tamamlanmış bir hizmet binasına sahip olacağız. Bu bina, belediyenin önümüzdeki 50 yıllık ihtiyacını karşılayacak nitelikte olacaktır. Bu nedenle karşı çıkılmasını doğru bulmuyorum. AKP’lilere anlatamadık ve ikna edemedik. Çünkü onlar yararlı bir iş çıkacağı zaman karşı çıkıyorlar. Ne garip tesadüf ki, bu tartışmadan iki gün sonra, bizim arsanın hemen yanındaki devlet hastanesine ait olan arazi Özelleştirme İdaresi’ne devredildi. Söz konusu alanda hastane yapılacaktı, ancak şimdi özelleştirilerek ticari amaçlı kullanılacak. Bu durumda onların çelişkisidir.

“Bu konuların konuşulacağı yer sosyal medya değildir”
Meclis üyemizin çekimser oy kullanmasının kamuoyu önünde tartışılmasını doğru bulmuyorum. Bu, parti içi bir sorundur. Partinin ilgili kurullarında konuşulur ve tartışılır. Bu nedenle bu konuda kamuoyuna açık bir değerlendirme yapmam. Biz bu süreçte sessiz kaldık ve bazı konularda açıklama yapmamayı tercih ettik. Ancak bu arkadaşımız, çekimser oy kullanmakla yetinmeyip bunu sosyal medyada da paylaştı. Bu tür davranışlar partiye zarar verir. Bu konuların konuşulacağı yer bellidir; sosyal medya bu yer değildir. Biz de bu nedenle sosyal medya üzerinden bir cevap vermeyiz. Parti hafızası bu tür durumları not eder ve gerektiğinde ilgili yerlerde değerlendirir.
“Klasik çelişki içerisinde olan bir kafanın ürünüdür”
Grup kararına uymamak bir parti suçu mudur?
Değil midir? Bu arkadaşımız komisyonda olumlu oy kullanmış. Biz de mecliste komisyonda alınan kararı uyguluyoruz. Komisyonda böyle bir itiraz söz konusu değildi. Bu durum, klasik çelişki içerisinde olan bir kafanın ürünüdür. Bu konunun muhatabı belediye başkanı değil, partidir. Parti organları, il ve ilçe yönetimleri, yapılacak bir işlemle ilgili karar verecek yetkiye sahiptir. Ben bu konuda herhangi bir yorum yapamam.
“İktidar il başkanı, şehirde ne olduğunu bilmiyor”
AK Parti’ye yönelik “çadırlara sıkıştı, çarşıya pazara çıkamıyorlar” sözlerinizin ardından, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın “Kazım Kurt her şeye bir kulp takıyor, artık adı Kazım Kulp” şeklindeki açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siyasette bir üslup sorunu var mı sizce?
Bu açıklamayı çok siyasi ve çok ilmi buluyorum (gülüyor). Arkadaşımızı tebrik ederim; gerçekten etkilendim. Siyaset bir kültür işidir; bilgi ve birikim işidir. Siyasetçi, bilmediği konularda konuşmamalıdır ve her konuda ahkam kesmemelidir. Biliyormuş gibi yaparak daha büyük yanlışlar yapmamalıdır. Eskişehir’de iktidar partisinin il başkanı, iktidarın şehirde ne iş yaptığını bilmelidir ve konuşurken bilerek konuşmalıdır. Devlet hastanesinin Özelleştirme İdaresi’ne devredildiğini resmi gazeteden öğrendi. Ama bu beyefendiye sorarsanız, Eskişehir’i o idare ediyor. Oysa öyle bir durum yok. Bu nedenle siyaset, kültür, bilgi ve birikim gerektirir. Bu arkadaş kendi yoluna, ben kendi yoluma…
“Benim dünyamda artık yeri yok”
Yılmaz Büyükerşen’in sizi “taklitçi” olmakla eleştirmesi ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın çalışmalarının diğer ilçe belediyelerine örnek olması yönündeki açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hoca ile ilgili hiçbir şey söylemeyeceğimi daha önce ifade ettim. Söylemem… Kendi bilir. Onu dünyasıyla baş başa bırakıyorum. Benim dünyamda artık yok. Hiçbir değerlendirme yapmam, doğru da bulmam.
“Mihalıççık’ta aday çıkarsaydık, Haydar Bey’in şansı sıfırdı”
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ile DSP’li Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum arasında yaşanan “Çakma CHP’li” tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
2024 seçimleri ve ondan önce gelişen bazı olaylar var. İki başkan arasındaki tartışmalarda ben aktif olarak bulunmadım, dolayısıyla detayları bilmiyorum. Ancak 31 Mart seçimlerinden önce, biz bütün Türkiye’de seçimleri kazanma iddiasındayken Mihalıççık’ta aday çıkarmadık.Mihalıççık’ta aday çıkarmamamız, orada aday bulamayacağımız anlamına gelmez. Biz orada, “solcuyum” diyen bir belediye başkanının kaybetmesine tahammül edemeyeceğimiz için aday çıkarmadık. Bu durum, Cumhuriyet Halk Partisi’nin acizliğini değil, büyüklüğünü gösterir.Eğer biz Mihalıççık’ta aday çıkarsaydık, Haydar Bey’in kazanma şansı sıfırdı. Seçildikten sonra Haydar Bey’in bazı arkadaşlarımıza ve bana partiye geleceğiyle ilgili sözü vardı. Bunu yerine getirmeliydi, getirmemesi doğru olmamıştır. Şu anki tavrını da doğru bulmuyorum. Belediye meclisinde yaptığı konuşmayı da şık bulmadım. Tercihini yapmıştır, kimseyi zorlayacak halimiz yok.
